Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/1405 E. 2018/1237 K. 19.12.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2012/1405 Esas
KARAR NO : 2018/1237
DAVA : Hisse Devir Sözleşmesinin Geçersizliğinin ve Davacının Ortak ve Yetkili Olduğunun Tespiti İstemli
DAVA TARİHİ : 26/11/2012
KARAR TARİHİ : 19/12/2018
Mahkememizde görülmekte olan Hisse Devir Sözleşmesinin Geçersizliğinin ve Davacının Ortak ve Yetkili Olduğunun Tespiti İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olup davalı … ile davaya konu 22/09/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki mevcut hisselerini davalıya devrettiğini, ana sözleşme gereği hisse devrinin yönetim kurulu iznine tabi olmasına rağmen izin almadan yapıldığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, devir senedinde bedelin reel değerin altında gösterilmesi konusunda davalının müvekkilini hataya düşürmek suretiyle ve bu yöndeki hileli davranışlarıyla müvekkilinin iradesinin davalının hilesi ile sakatlanıp müvekkilinin hataya düştüğünü, gerçekte müvekkilinin davalı ile sözleşmeyi imzalama iradesinin olmadığını, yalnız taahhüt sözleşmesi imzalamak iradesi olmasına rağmen devir sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin ihtarname ile sözleşmeyi iptal ettiğini, davalının cevabi ihtarnamede devrin usulüne uygun yapıldığını ve geçerli olduğunu bildirdiğini belirtmiş, müvekkilinin davalı şirketin halen ortağı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın gerçekten uzak ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, sözleşmenin hile sebebi ile iptali istemi yönünden zaman aşımı süresinin dolduğunu, devir sözleşmesinin şirket ana sözleşmesinde aranan şekil şartlarına uygun olarak yapıldığını, hisse devrinin yönetim kurulu kararı ile kabul edilip pay defterine kaydedildiğini, bedelin 18/10/2011 tarihinde banka havalesi yolu ile ödendiğini, davacının başından beri sözleşmeyi kötü niyetli olarak inkar ettiğini bildirmiş, davanın zaman aşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından —— tarihli resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketteki payının davalı gerçek kişiye gerçekte devir iradesi olmadan taahhüt amacıyla yapıldığı, davalı gerçek kişi tarafından davacının hile yolu ile hataya düşürüldüğü ve sözleşme iradesinin sakatlandığı, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiası ile davacının davalı şirketteki devir öncesi yönetici sıfatı ile ortak olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı tarafça zaman aşımı süresinin dolduğu iddia edilmiş ise —— tarihli duruşmada belirlendiği üzere hak düşürücü süre itirazı yönünden olay tarihinde uygulanması gereken 818 sayılı BK.31.maddesinde ön görülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde 22.09.2012 tarihli noter ihtarıyla fesih iradesi açıklanmış olup bir yıllık süre içerisinde dava açılması zorunlu olmaması nedeniyle hak düşürücü sürenin oluşmadığı, feshe dair irade açıklamasından sonra kısa bir süre içinde BK.125.maddede ön görülen süre içinde dava açılmış olduğundan zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan ve bildirilen tüm deliller toplanmış, şirkete ait defter ve kayıtlar ile toplanan deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında davaya konu hisse devir sözleşmesinin şirket ana sözleşmesine ve yasaya uygun şekilde yapıldığını bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı, mahkememizce usul ve yasaya uygun, denetime elverişli nitelikteki bilirkişi rapor ve ek raporları, tanık beyanları ve toplanan tüm delillerle birlikte davacının davalı şirketteki payını 22/09/2011 tarihli noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile davacıya devrettiği, yönetim kurulu kararından sonra hisse devrinin pay defterine işlendiği, devre ilişkin tüm prosedürün ana sözleşme ve yasaya uygun olarak yerine getirildiği, devir senedinde bedelin 991.150,00 TL olarak gösterildiği, bedelin ödenip ödenmediği konusunun dava konusu olmayıp dava dilekçesinde bedelin tahsiline ilişkin bir taleptu bulunulmadığı, yalnız satışın hile ve aldatılma iddiasına dayalı olarak geçersizliği iddia edilerek davacının ortaklığının ve yönetici sıfatının devam ettiğinin tespitinin talep edildiği, bu nitelikteki isteme bağlı olarak davacının davalı ortak tarafından aldatıldığını, hileye düşürüldüğünü, kanıtlamak yükümlülüğünde olduğu, bu yükümlülüğe rağmen davacı tanıklarının görgüye dayalı bir bilgileri olmadığı gibi davacının bu iddiaları konusunda davasını kanıtlayacak başkaca bir delil de sunmadığı, resmi senette yazılı devir bedeli bulunduğundan davacının gerçekte hissenin bedelinin daha büyük miktar olduğu iddiasının dinlenmesinin mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde davacı davasını kanıtlayamamıştır.
Bilirkişi raporuna ve ek raporlarına itirazlarının reddine karar verilmesinden sonra davacı vekili, hisse devri miktarının hayatın olağan akışına aykırı şekilde düşük olduğu yönünden davayı ıslah etmek üzere süre talep etmiş, mahkememizce bu dava sebebinin dava dilekçesinde bildirildiği, bu nedenle ıslaha gerek olmadığı belirtilerek istemin reddine karar verilmiş, davacı vekili aynı duruşmada davalı …’na yemin teklifinde bulunmuş, yemin metnini hazırlayarak dosyaya sunmuş, yemin teklifi davalı tarafından kabul edilmiş, ——- tarihli duruşmada davalı yemin etmiş, yeminden sonra davacı vekili yeniden ıslah için süre talep etmiş, ——– tarihli dilekçe ile ıslah talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesinde dava dilekçesindeki talep konusu olan müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başka yardımcısı olduğunun tespiti istemi yanında terditli olarak devir nedeniyle müvekkilinin zararının tazmini suretiyle denkleştirme uygulanarak hisselerin reel değeri ile bilanço değeri arasındaki —– TL farkın ticari faizi ile birlikte davalı gerçek kişiden tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26/09/2011 tarih 2011/1-364 esas 2011/453 karar ilamında dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine, yasal açıdan olanak bulunmadığı ilkesi benimsenmiştir. Yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte olanığı bulunmamaktadır, tamamen ıslahla dava konusu değiştirilebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Somut olayda yukarıdaki ilamın ışığında ———– tarihli duruşma ara kararında da ayrıntılı açıklandığı üzere gerek davanın tamamen ıslahı gerekse kısmen ıslahı durumunda usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şart olup yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağının HMK’nun 176 ve devamı maddeleri uyarınca mümkün olmadığı, dava konusu olmayan bir talebin dava kapsamına alınmasının ve bu kapsamda dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacağın ıslah dilekçesi ile istenilmesinin mümkün bulunmadığı, davanın devir sözleşmesinin hata ve hile nedeniyle ve şirket ana sözleşmesine aykırılığı nedeniyle iptal edildiğinin davacının halen şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup dava dilekçesinde devredilen payın bedelinin talep edilmediği gibi ıslah dilekçesinin önceki davadaki taleplerin öncelikle karşılanması kabul edilmediği takdirde devir bedeline ilişkin farkın tahsili talep edilerek sunulmasının mümkün bulunmadığı, bu nitelikteki bir ıslahın gerek kısmi ıslah gerekse davanın tamamen ıslahına ilişkin usul kurallarına uygun olmadığı dikkate alınarak ıslah istemi reddedilmiş ve açıklanan gerekçelerle davacı tarafça kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 35,90 TL harcın peşin yatırılan 21,15 TL+ 16.926,40 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 16.947,55 TL toplam peşin harçtan indirilmesi ile geriye kalan 16.911,65 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf yararına AAÜT’nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 10.042,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2018