Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/256 Esas
KARAR NO : 2018/1062
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/03/2015
KARAR TARİHİ : 16/10/2018
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davalı firmanın mail yoluyla …, … (birinci sınıf kalite) üretim fazlası stok kağıt ürünü satabileceği yönünde müvekkil firmaya icaba davette bulunduğunu, müvekkilinin icaba davete icapla karşılık vermesi ve davalı firmanın da … Ltd.den aldığı 172 rulo kağıt ürününü, eksik ve ayıplı olarak müvekkil firmaya teslim ettiğini, söz konusu ayıp ve eksikliklerin uluslararası alanda itibarı ve güvenirliliği olan … firmasına yaptırdıkları tespit ile anlaşıldığını, tespit yaptırmadan önce satın alınan malların gümrükte teslim alınıp zilyetliğine geçirdikleri anda taraflarınca kontrol edilerek tespit edilen ayıp ve eksikliklerin müvekkil firma tarafından defalarca davalı firmaya sözlü ve mail yoluyla iletildiğini ancak davalı firmanın kayıtsız kaldığını, ruloların brüt ağırlığı üzerinden fiyatlandırılarak taraflarına teslim edilmiş olmasına rağmen düzenlenen faturada ise net ağırlık olarak fiyatlandırma yapıldığını, müvekkil firma bu eksiklikler karşısında istekleri yerine gelmeyince ihtarname ve özel bilirkişi raporunu davalıya tebliğ ettirerek dava konusu ticaretten zararını talep ettiğini, davalı firmanın hukuksal olmayan gerekçelerle ödemeyeceğini bildirdiğini, davalı firmanın daha sonraki alışverişlerde bu zararları telafi edebileceklerini belirttiklerini, davalı firma ihtarnameye verdikleri yanıtta muhataplarının … firması olduğunu ileri sürdüğünü ve tüm bu nedenlerle dava konusu emtianın gerçek hasarlarının belirlenmesini ve bu alım satım nedeniyle zararlarının tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi, 5.000-TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti. Müdürü … yazılı beyanında özetle; kendilerinin acente olduğunu ve husumet yöneltilemeyeceğini, davacıya ayıplı mal teslim edilmediğinden bahisle davanın pasif husumet yokluğu olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti.’ne izafeten feri müdahil … … Ltd. vekilinin beyan dilekçesi özetle; davanın davalı sıfatıyla yöneltildiği …Ltd.Şti.(…) müvekkil şirket … … Ltd.’nin acentesi sıfatıyla faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin acentesi olan …Ltd.Şti. Muhatap gösterildiyse de 6102 sayılı TTK.nun acenteye hem aktif hem de pasif anlamda müvekkilini temsil yetkisi verdiği göz önünde bulundurulması gerektiği, açılan davada acentenin müvekkili adına taraf olma yetkisini kullanılmayacağını, davayı bizzat müvekkil şirket … … Ltd.olarak takip edeceklerini, davacının satın aldığı ürünlerin stok ürünler olduğunu, bu durumun davacıya gönderilen mail ve faturalarda açıkça yazıldığını, birinci kalite malların satışında brand kısmında kağıdın üretildiği fabrikanın adının yazıldığını, fabrika adı yazmayan malların stok ürünü olduğu anlamına geldiğini, davacının malların birinci kalite olacağının açıkça belirtildiği yöndeki beyanın doğru olmadığını, davacının başta listedeki ürün ve fiyatları kabul etmiş olmasına rağmen daha sonra fiyat konusunda anlaşmazlık çıkararak ürünleri satın almaktan vazgeçmiş ve bunun üzerine kendisine gönderilen ikinci listedeki daha düşük fiyatlı ürünler üzerinden anlaşmaya varılarak satış yapıldığını, davacının ilk listeyi mahkemeye ibraz ederek ürünlerin birinci kalite olarak taahhüt edildiği hususunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, dava dilekçesinde ayıp olarak belirtilen kirlenmiş ve yanları hasar görmüş ruloların nakliyat sırasında veya aradan geçen 3-4 aylık süre boyunca davacının deposunda taşınır, istiflenir veya yer değiştirilirken hasara uğrama ihtimali de olduğunu, bu durumun yalnızca müvekkil şirketin sorumluluğu kapsamındaymış gibi yansıtıldığını, davacının her ne kadar dava dilekçesinde faturalamanın da brüt kilo üzerinden yapılmış olması sebebiyle mağdur olduğunu belirtmiş ise de ticari teamülde kağıt ve ambalaj ürünlerinin faturalandırılması brüt kilonun net olarak kullanılmasıyla gerçekleştiğini, davacının tek taraflı olarak hazırlattığı bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve mahkemece verilecek karara dayanak olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin malların sigortalı olup olmadığını bildirmesi gerektiğini ve tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamında bulunan 27/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda; ”Davacının yasal defterlerinin ilgili kanun hükümlerine uygun tutulduğu, davalının yurtdışı merkezli bir firma olması sebebiyle defterlerinin incelenemediği, davaya konu mallar üzerinde detayları belirtilerek fotoğraflama, tutanak altına alma ve yazılı bildirim gibi hiç bir ciddi işlem yapılmadığı, ilk bildirim olan malın gelişinden yaklaşık 20 gün sonra davacının davalıya gönderdiği mailde yalnız brüt net kilo konusundan bahsedilip hasar konusundan hiç söz edilmediği, 35 gün sonra gönderdiği ikinci mailde de aynı şekilde hasar durumu söz konusu yapılmadığı, malın gelişinden yaklaşık 2 ay sonra yaptırılan … gözetim raporunda yazılı olan ambalaj ve hasar durumu ise malın ilk geldiği andaki durumu hakkında gösterge olmadığı, malın tamamının satılmış olması nedeniyle malın evsafı ile ilgili bir inceleme yapılamadığı, dava dosyasında bulunan ilgili dökümanların incelenmesinde malın evsafının, üreticinin yada aracı firmanın depolarında bekleyen üretim fazlası malların bulunduğu stoktan gönderilen birinci kalite SBS türü kartonlar olduğu, davacı alıcının malı teslim alırken yapması gereken çalışmaların hiç birisini yapmadığı, satıcıya olan zamanında bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, dava dosyasına eklediği malın hurda karton olarak satıldığına dair gerçeği yansıtmayan yanıltıcı fatura, diğer dökümanlar ve ayrıca yine gerçek dışı tanık beyanlarının bulunduğu, rulo halinde yapılan karton satışlarında brüt-net kilo kavramı olmadığı, satışlar ruloların tartılan kiloları üzerinden yapıldığı ve davacının savında haklı bulunmadığı” kanaatiyle rapor etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, maddi ve manevi tazminat istemli tazminat davasına ilişkindir.
Delil olarak; icaba davet yazısı, özel bilirkişi raporu, ihtarname, faturalar, tanık beyanları ve sair belgelere dayanılmış olup, gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu manevi tazminatın belirleme ölçütlerine ilişkin 23/06/2004 ve 13/291-370 sayılı kararında ” Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.” şeklinde hukuki nitelemeye gitmiştir.
Mahkememizce icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı tarafın davalı taraftan stok ürün satın aldığı, daha sonra aldığı ürünlerde hasar, eksiklik ve bozukluk olduğu iddiasında bulunduğu, dava konusu malı 25 Ağustos 2012 tarihinde almasına rağmen ilk hasar bildiriminin yapılan göz kontrolü sonucu 16 Ekim 2012 olduğu, daha sonra 26/11/2012 tarihinde yapılan ağırlık kontrolü sonucuyla ilgili raporunda bildiriminin 26/12/2012 tarihi olduğu, TTK 23/1c madddesi uyarınca ayıp bildirimlerinin süresinde olmadığı, diğer yandan ürünler satıldığından malın evsafının bilirkişiler tarafından kontrol edilemediği yine basiretli bir tacirin yapmayacağı şekilde malın piyasa fiyatının üçte birine satıldığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın söz konusu malın fotoğraflama, tutanak altına alma ve süresinde yazılı bildirimde bulunma usullerine uyarak ayıp bildiriminde bulunmadığı bu suretle malların hasarlı, eksik ve bozuk olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemine yönelik davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 35,90-TL harçtan davacıdan alınan 256,17-TL peşin harç ve 296,55-TL ıslah harcı toplamı 552,72-TL harçtan mahsubu ile arta kalan 516,82-TL harcın davacı tarafa kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Feri müdahil tarafça yapılan 102,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak feri müdahile verilmesine,
6-HMK 333. md. uyarınca taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde taraflara iadesine,
Dair, davacı ve feri müdahil talep eden vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.16/10/2018
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır