Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/275 E. 2019/216 K. 22.02.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/275 Esas
KARAR NO : 2019/216

DAVA : Alacak (Ticari SatımSözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/03/2018
KARAR TARİHİ : 22/02/2019
K.YAZIM TARİHİ : 14/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekil dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle;müvekkili…… Tic. Ltd. Şirketi’nin, ……. Satış isimli işyerinin internet üzerindeki ikinci el araç satışına ilişkin ” sahibinden.com” adresindeki ilanlarını inceledikten sonra bu yerden, araç satın almak istediğini ,telefon ve mail yolu ile yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili şirkete mail yolu ile araç ruhsatlarının gönderildiğini, müvekkilinin ön ödeme yapmasından sonra istenilen nitelikteki araçların satışa hazır edileceğinin bildirildiğini, müvekkil şirket çalışanı ….. ‘ün 13.06.2017 tarihinde … isimli işyerinin “İkitelli ….. Merkezi …. Blok No: …. Başakşehir/İSTANBUL” adresine giderek işyerinde bulunan POS cihazından müvekkil şirket yetkilisi müvekkil …’a ait kredi kartı ile 5.000,00 TL ödeme yaptığını, … isimli işyeri yetkililerince istenilen araçların satışa hazır olduğunun bildirilmesi üzerine şirket çalışanının ikinci kez İstanbul’a gittiğini hazır edilen araçlar incelediğinde, bu araçların ilandaki araçlardaki vasıfları taşımadığını gördüğünü ,bu nedenle söz konusu aracı satın almaktan vaz geç- tiklerini ve … yetkililerinden yapmış oldukları ön ödemenin iadesini istediklerini, ancak … isimli işyeri yetkililerinin iadeye yanaşmadıklarını, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları şikayet ile ilgili olarak Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini beyanla davalı tarafa yapılan 5.000,00 TL tutarındaki ödemenin 13/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle,davacının iddiasına göre ödemenin …’a ait kredi kartından yapıldığını, ayrı bir tüzel kişilik olan davacı şirket adına yapıldığına ilişkin bin anlaşma bulunmadığını, davacının iş bu davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafça yapılan ödemenin bir avans değil borç ödemesi olduğunu, aksi yöndeki iddianın yazılı delil ile ispatının gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Dava, davacı şirket ile davalı arasında araç satımına ilişkin ön görüşmeler sırasında davacı şirketin temsilcisine ait kredi kartından çekilen 5.000,00 TL tutarındaki ön ödemenin iadesi talebine ilişkindir.
Davacı ve davalı tarafın beyanları ile dosyaya ibraz edilen delillere göre ;davacı…… Tic. Ltd. Şirketi’nin, … İkinci El Satış isimli işyerinin internet üzerindeki ikinci el araç satışına ilişkin ” ……..” adresindeki ilanlarına göre satın almak istediği araçlar hakkında davalı taraf ile telefon ve mail yolu ile irtibat kurduğu, satın alınacak araçların netleşme- sinden sonra mail yolu ile araç ruhsatlarının gönderildiği, davalının “ön ödeme yapılmasından sonra istenilen nitelikteki araçların satışa hazır edileceği”ni bildirmesi üzerine davacı şirketin yasal tem- silcisi olan dava dışı …’ın…… bank ‘taki hesabına tanımlı kredi kartından pos cihazıyla 13/06/2017 tarihinde 5.000,00 TL çekildiği, bu tahsilatın komisyon düşüldükten sonra 4.805,38 Tl olarak davalının banka hesaplarına ve ticari defterine aynen geçtiği, ancak ( ödemenin şirket yetkisilinin kredi kartından yapılması nedeniyle) davacı tarafın defterlerine kaydedilmediği taspit edilmiştir.
Davacı şirket vekili iş bu davada, müvekkili şirket yetkilisinin kredi kartından yapılan tahsi latın iadesini talep etmekte, davalı ise aktif husumet ehliyeti itirazında bulunmaktadır.
Yargıtay…… HD’nin ……. Esas,……. Karar nolu 23/06/2015 tarihli ve Yargıtay ….. HD’nin ……. Esas, …… karar nolu 30/05/2015 tarihli emsal nitelikteki ilamlarında da vur- gulandığı üzere ;
“6100 sayılı HMK’nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehli- yetine de sahiptir.
Aynı Kanun’un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir. (HMK 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı halde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukuki konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin taraf dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örneğin hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK’nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK’nın 51) Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, “sıfat” yerine “husumet” terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. “
Somut uyuşmazlıkta , satışa konusu araçlar için kararlaştırılan ve davacı tarafça ödenmesi gereken dava konusu 5.000,00 TL tutarındaki ödemenin esasen satış ilişkisinin tarafı olmayan , – davacı şirketin yasal temsilcisi olsa bile- şirket tüzel kişiliğinden ayrı/başka bir kişi olan ……. tarafından yapıldığı, böylelikle … ile davalı şirket arasında BK 196 md anlamında Borcun Dış Üstlenilmesi şeklinde bir ilişki kurulduğu, borcu dış üstlenen tarafından yapılan bu ödeme tutarının iade edilip edilemeyeceği hususunun ödemeyi gerçekleştiren … tarafından usulüne uygun olarak açılacak bir davada değerlendirilmesinin gerektiği , davacı şirketin iş bu davada husumet (taraf ) sıfatının bulunmadığı tespit edilmiş olmakla davanın reddine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Husumet (taraf) sıfatı yokluğundan davanın reddine,

2-Harçlar Kanunu’na göre hesaplanan ve tahsili gereken 44,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 85,39 TL harçtan mahsubu ile Hazine’ye irat kaydına, bakiye 40,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

3- Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça sarf olunmuş yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına,
Sarf olunmayan gider/delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine ,

4-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine red olunan dava değerine göre hüküm tari- hinde yürürlükte bulunan Av. Kan. ve AAÜT gereğince takdir olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa ödenmesine dair,

5235 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360’ncı madde hükümleri gereğince, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/02/2019

Katip …

Hakim …