Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/807 E. 2018/399 K. 26.04.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2014/807 Esas
KARAR NO : 2018/399
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2014
KARAR TARİHİ : 26/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davacı vekili dava dilekçesinde özette; Müvekkili şirketin 1980 yılından beri Türkiye’de lens piyasasında faaliyet gösterdiğini, … Limited ile müvekkili şirket arasında 08.10.1999 tarihinde, anılan şirketin ingiltere’de ürettiği ürünlerin Türkiye’de müvekkili şirkete satılması ve müvekkili şirketin tek yetkili satıcı olması konusunda Distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesinde, müvekkilinin … ve …ürünlerinden l.yılın (1999) sonuna kadar 60.000 adet lens ve 2. yılın (2000) sonuna kadar 100.000 adet lens satın alması hedefini gerçekleştirmesi halinde Türkiye’de yetkili tek satıcı sıfatını kazanacağının kararlaştınldığını, müvekkilinin bu hedefi gerçekleştirdiğini, bu sırada davalı …şiriketinin davalı şirket tarafından devir alındığını ve distribütörlük sözleşmesinin bir değişiklik olmaksızın devam ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen 29.07.2008 tarihli yazıda bu hususun bildirildiğini, Distribütörlük sözleşmesinde iki adet ürün konu olsa da taraflar arasında devam eden tek satıcılık ilişkisi içersinde müvekkilinin 11 adet ürünün de tek satıcılığını yaptığtro, ürünlerin Türkiye’de pazar payını artırdığını, buna mukabil davalı şirketin 2012 yılının son aylarından itibaren distribütörlük sözleşmesine aykırı davranışlar içine girdiğini, e-mail yazışmalarda ürünlerini Türkiye’de bizzat ve 3. şahıslar aracılığı ile satacağını bildirdiğini, ayrıca Türkiye’de … Şti.’ni kurduğunu öğrendiklerini, müvekkiline gönderdiği 11.07.2013 tarihti ve diğer mailler ile bu gelişmeleri açıkça dile getirdiğini, bu ihlallere son vermesi konusunda müvekkili tarafından gönderilen 20.08.2013 tarihli yazıya rağmen ihlallerin devam ettiğini, daha sonra davalı şirketin müvekkiline … Noteiliği’nden keşide ettiği 22.08.2013 tarihli ihtarnamede distribütörlük sözleşmesini 1 yıllık fesih ihbar süresine riayet etmeksizin feshetmek istediğini, buna karşı… Noterliği’nden gönderdikleri 05.09.2013 tahhli ihtarnamede itiraz ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin siparişleri yerine getirilmeyecek davalının ürün satışiannı durdurduğunu, ürünleri Türlyye’de bizzat ve 3.şahıslar vasıtasıyla sattığını, davalının distribütörlük sözleşmesini haksız olarak feshetmesi üzerine müvekkili tarafından…Notertiği’nden gönderilen 14.03.2014 tarihli ihtarnamede, 277.027,36 TL denkleştirme (portföy) tazminatı, 379.254,31 TL kar kaybı ve diğer zararları için şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat talep edildiğini, ihtarnamenin cevapsız kaldığını, Davalı şirketin müvekkilinin 08.101999 imza tarihli sözleşmeden ve taraflar arasında süregelen ticari ilişkiden doğan münhasırlık hakkını ihlal ettiğini, taraflar arasında süregelen 15 yıllık ticari ilişki kapsamında sözleşmedeki markalarla başlayıp gelişen teknoloji, taraflar arasındaki tican mutabakat ve teamüllerle 10 markadan fazla ürününü satması için müvekkili şirkete Türkiye sınırları dâhilinde münhasır satış hakkı verildiğini, Böylece tek satıalık ilişkisinin …ürünlerinin yanı sıra … ürünlerini de kapsadığını, Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … E. – … K. numara ve 11.10.2001 tarihli kararında, “Tek satıcıhk sözleşmesi ite yaptma (davalı) memüllerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede inhisari olarak satmak üzere tek satıcıya gönderme yükümlülüğünü üstlendiğinden, aksi kararlaştırılmadıkça davalının, tek satıcı olan davacının sözleşme bölgesinde doğrudan satış hakkı yoktur. Davacı, satış yapmama yükümlülüğünü ihlal eden davalıdan tazminat isteyebilir.” denildiğini, buna rağmen davalı şirketin müvekkilinin rızası hilafına Türkiye’de şirket kurduğunu, nitekim ticaret siciline kayıtlı merkez adresi “…” olan … Şirketi’nin davalı tarafın bilgisi ve onayı dahilinde kurulduğunun öğrenildiğini, bu şirketin faaliyet alanı “Kontakt lens ve kontak lens solüsyonlarının distribütörlük işinin yürütülmesi olarak belirlendiğini, böylece davalı şirket ürünlerinin Türkiye’de doğrudan pazarlaması ve satışı için şirket kurduğunu. Şirket kuruluşuyla birlikte davalı tarafından Türkiye’de kontak lens işiyle uğraşan kişi ve firmalara e-mailler gönderildiğini, telefon aramaları yapıldığını, bu e-mail ve görüşmelerde… şirketinin kurulduğu ifade edilerek va şirketin Türkiye pazarında faaliyet gösterip doğrudan satışlar yapılacağının ve daha ucuz ürün sağlanacağının bildirildiğini, bu durumun müvekkilinin müşterileri üzerinde olumsuz etki yarattığını, müşterileri müvekkilinin pazardan çekildiğini ve faaliyetlerine son verdiğini düşünerek sipariş vermediklerini veya siparişlerini iptal ettiklerini, davlı şirketin 08.10.1999 tarihli Distribütörlük Sözleşmesini haksız bir şekilde ve sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık fesih ihbar süresine uymadan feshettiğini, … Noterliği kanalıyla … yevmiye numara ve 22.08.2013 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, feshin dayanağı olarak aşağıda sıralanan haksız gerekçelerin belirtildiğini, ‘Tek satıcının sözleşme konusu ürünlerin sürümünü artırmak için bir çaba göstermemesi”, “Pazann istikrarlı büyümesine rağmen satışlarda artış sağlamaması’, “Sözleşmeye konu ürünlerle rekabet halinde olan ürünlerin satışını yapması”, “Müvekkile sözleşmeye konu ürünler ve piyasanın durumu hakkında yeterli bilgi vermemesi” “Müvekkilinin menfaatlerini korumaya yönelik bir çaba göstermemesi”, “Sözleşmeye konu mallan korumaya yönelik bir çaba göstermemesi ve Türkiye’de süregelen marka ihlalleri hakkında müvekkili bilgilendirmemesi”, “Sözleşmeye konu markalara ilişkin idari yükümlülükleri yerine getirmemesi” Oysaki bu gerekçelerin afakî ve haksız olduğunu, somut uyuşmazlıkta 2013 yılı Mart ayından sonraki e-mail yazışmaları, üretici… tarafından artık Türkiye’de faaliyette bulunulacağına dair fuarlarda yapılan tanıtımlar, müşteri çevresini oluşturan doktor ve optikçilere yönelik açıklamalar ve taraflar arasındaki yazışmalar, … Türkiye şirketinin kurulması davalı şirketin doğrudan sattşlar yaptığını gösterdiğini, bu hususları desteklemek amacıyla …şirketinin internet sitesi çıklılannı dilekçenin ekinde sunduklarını, üretici davalı şirket tarafından müvekkilinin tek satıcılık hakkının ihlal edileceği ve distribütörlük sözleşmesinde de ilk iki yılı ( 1999 ve 2000 yılları ) hariç asgari satm alma yükümlülüğü kararlaştırılmadığı gerçeği karşısında; müvekkilinin satış hedeflerine ulaşamadığı gerekçesiyle sözleşmenin feshedilebilmesinin mümkün olmadığını, dahası davalı şirketin ihlallerine rağmen müvekkilinin satışları artırmak için tüm çabayı göstermesi ve satış rakamlarını artırması sebebiyle de bahse konu fesih gerekçesinin haksızlığının aşikâr olduğunu, sözleşmeye konu ürünlerle rekabet halinde ürünlerin müvekkilimiz tarafından satıldığı iddiasının da asılsız olduğunu, bu iddiayı kanıtlayan herhangi bir uyan ve belgenin bulunmadığını, Türkiye’deki kontak lens piyasası hakkında yeterince bilgilendirilmediği, marka ihlallerine göz yumulduğu ve marka ihlallerine karşı gerekli idari yaptınmların uygulanmadığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, davalının bu konuda herhangi bir ihtarı veya delili bulunmadığını, tüm bunlara ilaveten davalı şirketin fesih ihbar öneline de uymadığını, Distribütöriük Sözleşmesinin 8. maddesinde sözleşmenin feshi için bir yıllık ihbar süresi zorunluluğu getirildiğini, dolayısıyla davalı şirketin sözleşmeyi haksız ve sözleşmeye aykırı bir şekilde feshettiğini, müvekkiline denkleştirme tazminatı, kar kâybı tazminatı ödemesi ve müvekkilinin diğer zararlarını tazmin etmesi gerektiğini, davalı şirketin müvekkiline denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 122. Maddesinin aynen; “Denkleştitme istemi: MADDE 122- (1 ) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkili acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilere yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa, c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir, Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yılltk komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Müvekkilin, feshi hakli gerektirecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Denkleştiıme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır. ” şeklinde olduğunu, bu kanun maddesine paralel olarak Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … E. -… K. numara ve 21.03.2003 tarihli kararında; “Tazminat davasında, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi imzalandiğı ve sözleşmenin davalı tarafından faks ite feshedildiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişleten tek satıcının sözleşmenin hakli bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödemesi hakkaniyet gereğidir. Portföy tazminatının davacı şirketin son beş yılın ortalama yıllık kazancı, son yılın kazancı ve son iki yılın ortalama kazancına göre belirleneceği belirtilmiş ise de, davacının talep edebileceği portföy tazminatı miktarı mahkemenin takdirine bırakılmıştır; Bu durumda mahkemece geciktirici nedenleri irdelenmek suretiyle bilirkişi raporunda belirtilen seçenekler gözetilerek hüküm kurulması, bilirkişi raporu yeterli görülmezse oluşturulacak yeni bir uzman bilirkişi kurutundan rapor alınmalıdır. ” Davalı tarafın Distribütörlük Sözleşmesini haksiz bir şekilde feshettiğini, müvekkilinin satış rakaminı artırarak Türkiye’deki satışların çok yüksek seviyelere ulaşmasını sağladığını ve ciddi müşteri çevresi oluşturduğunu, fesih ile müvekkil şirketçe sağlanan müşteri portföyü ağının ve müşterilerin tamamıyla davalı tarafa geçtiğini, davalının söz konusu ürünleri sattığını ve halen de satmaya devam etmekte olduğunu, müşteri portföyüne sahip olmak suretiyle menfaat elde ettiğini, bu durumda müvekkiline denkleştirme tazminatının ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, söz konusu denkleştirme tazminatının müvekkilinin Distribütörlük Sözleşmesi kapsamında son beş yıl içinde elde ettiği karın ortalaması miktarında olacağını, müvekkinîn davalı şirket ile arasındaki sözleşmesel ilişki uyarınca son beş yıl içinde yaptığı satışlardan elde ettiği karın yıllara göre şu şekilde olduğunu: 2009 yılı karı 180.268,27-TL, 2010 yılı karı 161.635,89-TL, 2011 yılı karı 278.103,60-TL, 2012 yılı karı 365.824,74-TL ve 2013 yılı karı 379 254.31-TL, bu kar miktarlarının 5 yıllık ortalaması olan 277.027,36 TL’nin müvekkili şirketin davalıdan talep edebileceği denkleştirme tazminatı olduğunu, Distribütörlük sözleşmesini haksız bir şekilde ve fesih öneline uymadan fesheden davalı şirketin müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı kar kaybını tazmin etmesi gerektiğini, Tek satıcılık sözleşmesinin taraflardan birinin haksız bir şekilde feshedilmesi durumunda diğer tarafın uğradığı zararlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 112. ve devamı maddeleri uyarınca tazmin edilmesini talep edebileceğini, Burada tazmini talep edilecek zararın, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle bulunulan ekonomik durum ile sözleşme gereği gibi ifa edilseydi bulunulacak olan ekonomik durum arasındaki fark olduğunu, bu farktan, yani müspet zarar kalemlerinden, bir tanesinin de kar kaybı olduğunu, Davalının 22.08.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile Distribütörlük Sözleşmesini feshettiğini ve müvekkiline ürün göndermediğini dolayısıyla davalı tarafın müvekilinin bir yıllık fesih öneli içinde elde etmesi gereken karı müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkile şirketin, ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu üzere, bahse konu Distribütörlük Sözleşmesi kapsamında 2013 yılında 379.254,31 TL kar elde ettiğini, sözleşme devam etmiş olsaydı müvekkilinin en az 2013 yılında elde edilen kara eş miktarda kara sahip olacak olduğunu, Distribütörlük sözleşmesini haksız bir şekilde fesheden davalı şirketin müvekkilinin uğradığı müspet zararlarını tazmin etmesi gerektiğini, Tek satıcılık (distribütörlük) sözleşmesinin üretici tarafından haksız bir şekilde feshi halinde; tek satıcının kar kaybının yanı sıra haksız fesih nedeniyle uğradığı diğer zararlarında da tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin uzun yıllar boyunca yatırım yaptığı çalışanlarını Distribütörlük Sözleşmesinin feshi nedeniyle kaybettiğini, bu çalışanlarına tazminatlar ödemek zorunda kaklığını, müvekkilinin Distribütörlük Sözleşmesi ile bağlı olarak yaptığı, ancak amorti edemediği yatırımları bulunduğunu, Tüm bu zararların nihai hesaplamasının bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecek durumda olduğunu, denkleştirme tazminatı ve kar kaybı hariç olmak üzere, müvekkili şirketin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve şimdilik olmak kaydıyla, 1.000,- TL maddî tazminatın müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, dava konusu ihtilaf İle ilgili olarak HMK madde 293 uyanca alınan uzman görüşünün de davalarının haklılığını kanıtladığını, dilekçeleri ekinde yer alan uzman görüşünün yukarıda açıklanan iddia ve taleplerinin haklılığını teyit etmekte olduğunu, mütalaada davalı şirketin; müvekkilinin Türkiye’deki tek satıcılık hakkını ihlal ettiği, Distribütörlük Sözleşmesini haksız ve fesih ihbar süresine uymadan feshettiği, müvekkiline denkleştirme tazminatı ve kar kaybı tazminatı ödemesinin gerektiği ve müvekkilinin diğer zarar ve ziyanlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu belirterek davanın kabulüne, Tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve fesih ihbar süresine aykırı bir şekilde feshedilmesi ve ayrıca müvekkilinin tek satıcılık hakkının davalı tarafça ihlal edilmesi nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı katmak ve şimdilik olmak kaydıyla davalının müvekkiline 277.027,36 TL denkleştirme tazminatı, 379.254.31 TL kâr kâybı tazminatı ve yine şimdilik olmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatı TCMB tarafından ilan edilen ve ticari ıştere uygulanan en yüksek faiz oranında her bir zararın vuku tarihinden itbaren işlemiş/işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, ödemesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kontakt lens üretimi faaliyetinde bulunan ve ürünlerini “…* markaları altında piyasaya sürmekte olan … Limited’i 29 Temmuz 2008 tarihinde devralarak bu şirketin tüm alacak ve borçlarına halef olduğunu, müvekkilince devralınan …Limitedin, üretmekte olduğu kontakt lenslerden, …’in %38 ve %55 su ihtiva eden türlerini Türkiye pazarında satması için davacı taraf ile 8 Ekim 1999 tarihli (Müvekkilince devralınmadan 9 yıl önce) tek satıcılık sözleşmesini imzaladığını, … Limitedin, 29 Temmuz 2008 tarihinde Müvekkili Şirketçe devralınmasıyla birlikte, müvekkil Şirketin bu sözleşme’nin tarafı haline geldiğini, müvekkil Şirketin davacı taraf ile akdedilen Tek Satıcılık Sözleşmesinin kapsamında yer almayan, farklı özellikleri haiz ve markalar attında pazarlanan kontak lenslerin de üretimini gerçekleştirmekte olduğunu, Müvekkil şirketin 2012 yılı sonunda, davacı tarafa tekel hakkı vermediği ürünleri (kontakt lens solüsyonları ve temizleme aparatları vb.) Türkiye pazannda bizzat satmak amacıyla istanbul Ticaret Sicili’ne 840130 sicil numarasıyla kayıtlı … şirketi’ni (“…”) kurduğunu, … kurulduktan bir süre sonra, Müvekkili Şirketin, Pazar’ın yapısını ve kendisinin bu Pazar içerisindeki konumunu daha yakından gözlemleme fırsatı bularak, davacı tarafın Tek Satıcılık Sözleşmesinden doğan borçlarına uzun bir süredir aykırı davrandığı sonuç ve bilgisine ulaştığını, uzun yıllar menfaatleri zarara uğratılan müvekkili şirketin,…Noterliği’nin 22 Ağustos 2013 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ile arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshettiğini, akabinde davacı tarafın huzurdaki davayı açtığını, davacı taleplerinin dosya gerçeklerine ve hukuka tamamen aykırı olup reddi gerektiğini, Müvekkili Şirket ile Davacı Taraf arasında kurulmuş olan “Tek satıcılık” ilişkisinin, sadece Sözleşme’de açıkça ve ismen belirtilen Biomedics 38 ve Edge III markalı kontakt lenslerin %38 ve %55 su içeriğine sahip olan türleri ile sınırlı olduğunu, Bu hususun Tek Satıcılık Sözleşmesi’nin 2. ve 5. maddelerinde açıkça ifade edildiğini, sözleşmenin başka ürünleri de kapsadığı yönündeki davacı iddiasının tümüyle asılsız ve ispattan yoksun olduğunu, Tek Satıcılık Sözleşmelerinde satış tekeli hakkının zaman, yer ve konusu olan mallar bakımından sınırlandırıldığını, Üreticinin başka ürünleri tek satıcılık sözleşmesinde gösterilmemişse, bunların kapsam dışında bırakıldığının kabul edildiğini, müvekkil şirketin Tek Satıcılık Sözleşmesinin akdedilmesinden sonra üretmeye başladığı kontak lenslerin de sözleşme kapsamında yer aldığına yönelik iddiaların hukuki dayanağı olmadığını ve gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketçe tek satıcılık sözleşmesi akdedildikten sonra yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde tek satıcılığa konu ürünlerle rekabet halinde bulunan başka ürünler üretmesinin bu ürünlerin doğrudan tek satıcılık kapsamına girdiği anlamına gelmediğini, Sözleşmede bu anlama gelebilecek ne açık ne de dolaylı herhangi bir ifade veya hüküm bulunmadığını, tekel hakkı belirtilen ürünler dışında, daha sonra üretilmeye başlanan ürünlerin doğrudan tekel hakkı kapsamına girmeyeceği hususu konuya ilişkin bilimsel eserlerde ittifakla kabul edildiğini, Davacı tarafın iddiasının aksine, Sözleşme akdedildiği sırada Sözleşme kapsamında isimleri zikredilmeyen “….” markalı kontakt lenslerin ise, zaten markaları itibariyle Biomedics ve Edge III ailesine ait kontakt lenslerden olmadığını, üstelik bu kontakt lenslerin üretim teknolojileri ve kullanım amaçlarının da, davacı tarafın tekel hakkına sahip olduğu kontakt lenslerden tamamen farklı olduğunu, bu sebeple anılan ürünlerin Sözleşme kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Ayrıca, bu markalar altında pazarlanan ürünlerin, Tek Satıcılık Sözleşmesi kapsamı dışında, tamamen baska satış sözleşmeleri ile davacı tarafa satıldığını, bu ürünlerle ilgili olarak davacı tarafın, tekel hakkına sahip olmayan herhangi bîr alıcıdan farklı olmadığını, Müvekkili Şirket’in tekel hakkına aykırı davrandığı iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, Davacı tarafın, dava dilekçesinin (3) numaralı eki olarak sunduğu e-postayı delil olarak göstermek suretiyle müvekkil şirketin ürünlerini bizzat ve üçüncü şahıslar aracılığıyla satacağını bildirdiğini iddia ettiğini, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, bahse konu e-postada Müvekkili Şirketin, ürünlerini bizzat ve üçüncü şahıslar aracılığıyla satacağı gibi bir ifade (hatta “ima” dahi) bulunmadığını, söz konusu e-postanın müvekkil Şirketin; Davacı taraf ile ürünlerin marka farkındalığını ve pazar payını artırmak amacıyla bir araya geldiği bir toplantıdan sonra, tarafların birlikte üzerinde mutabakata vardığı noktaları özetlemek amacıyla gönderildiğini, yani davacı tarafça iddia edildiği gibi müvekkili şirketin ürünlerini bizzat ve üçüncü şahıslar aracılığıyla satılacağını bildirmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı dilekçesinin Ek-3’ünde yer alan …’nin kurulduğunu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi suretini delil olarak göstermek suretiyle kendisinin tekel hakkının ihlal ediküğini de iddia ettiğini, öncelikle müvekkili şirketin Türkiye’de şirket kurmasının, davacı tarafın haklarını hiçbir şekilde ihlal etmediğini, zira müvekkili şirketin kurmuş olduğu şirketin Tek Satıcılık Sözleşmesi kapsamında yer almayan diğer ürünlerinin pazarlanması için kurulduğunu, söz konusu şirketin hiçbir surette davacı tarafın tekel hakkını ihlal edecek şekilde… markalı lenslerin satılmasına yönelik bir featiyet de sürdürmediğini, müvekkili şirketin, davacı tarafın tekel hakkına sahip olmadığı diğer ürünleri ile ilgili faaliyet ve planlamalarını yaparken davacı taraftan izin alması gerekmediğini, bu nedenle, …’nin kurulmasının tek başına davacı tarafın tekel hakkını ihlal etmediğini, Davacı tarafın “Tekel hakkının ihlal edildiği” hususunu müvekilli şirkete defalarca bildirildiği iddiasıyla 20 Ağustos 20013 tarihinde Müvekkili Şirkete gönderilmiş yazıyı delil olarak sunduğunu, oysa söz konusu yazının müvekkil şirket tarafından davacı tarafa borca aykırı faaliyetler sürdürdüğünü bildirmek amacıyla gönderilmiş olan e-postaya cevaben hazırlanıp gönderildiğini, tekel hakkı veya onun ihlali iddiası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin, Sözleşme’nin feshedileceğine dair iradesini ortaya koyana dek bir kez dahi Sözleşme’yi ihlal etmediğini, bir kez bile buna benzer sebeple iddia edilen konularda ihtar edilmediğini, Davacı tarafın, müvekkil Şirketin ürettiği ürünleri Türkiye’de kurduğu şirket (…) aracılığıyla satmak niyetinde olduğu ve bu nedenle kendileriyle Sözleşme’nin feshedilmesinden sonra hiçbir satış sözleşmesi gerçekleştirmediği iddiasında olduğunu, oysa bu iddianın gerçek olmayıp, müvekkili Şirketin sözleşme’nin feshinden sonra da davacı tarafa ürün sağlamaya devam ettiğini, bunu belgeleyen faturaların delilleri arasında sunulduğunu, Davacı tarafın dilekçesine Ek-10 olarak sunulan ve …’nin Ülke Müdürü Kaan Hakan tarafından gönderilmiş bulunan e-postada, iddia edilenin aksine, hiçbir surette Davacı Tarafın tekel hakkının konusunu oluşturan ürünlerin (…) … tarafından satılmasının planladığına dair bir ifade içermediğini, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa sadece iki ürün için tekel hakkının tanınmış olmasının, müvekkil Şirketin Türkiye’de hiçbir faaliyet yürütemeyeceği anlamına gelmediğini, tekel hakkının ihlalinin, ancak fiilen bir ‘satış’ yapılması ile mümkün olacağını, bu şekilde bir gerçekleştirilmiş satışın olmadığını, Davacı tarafın dilekçesinde atıf yapılıp Ek-11 olarak sunulan, …’nin internet sitesinde yer alan ilanların, müvekkil Şirket tarafından sözleşmenin feshedilmesinden sonraki bir tarihte yayınlandığını, Davacı taraf, dilekçesinde 2013 yılında Sözleşme’nin feshi sebebiyle, üçüncü şahıslarla akdettiği sözleşmelerin feshedildiği, başkaca sözleşme yapma imkânının kalmadığı iddiâsını ileri sürdüğünü, oysa bu beyânın davacı tarafın dilekçesinde ileri sürdüğü yıllık kâr miktarılarıyla çelişmekte olduğunu, zira 2013 yılında elde ettiği kârı 379.254,31 TL olan davacının son 5 yılda elde ettiği en yüksek kâra ulaştığını iddia ettiği noktada, satışlarının düştüğünden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, Davacı Tarafın Beyanlarının Aksine, Sözleşmenin Haklı Sebeple Feshedildiğini, Davacı tarafın, müvekkili Şirket tarafından kendilerine gönderilen 22 Ağustos 2013 tarihli ihtarnamede Sözleşmenin feshini haklı kılan nedenlerden bazılanna cevap verdiğini, bazılarına ise cevap vermeyerek haklı nedenleri kabul ettiğini, Davacının Sözleşme’den doğan rekabet etmeme borcuna aykırı davrandığını, tek satıcının rekabet etmeme borcunun temelinde yatan sebebin üretici ile tek satıcının arasındaki güven esası ve her iki tarafın ekonomik menfaatlerinin ancak bu surette korunabileceği fikrî okluğunu, tek satıcının tekel hakkı olup da rekabet yasağı olmaz ise, üretici kendi rakiplerinin mallarını de satma hakkını tek satıcıya sağladığından üreticinin ekonomik geleceği tek satıcının keyfine bırakılmış olacağından, bu durumun ticaretin temel kurallarına aykırı olduğunu, davacının müvvekili Şirket ile olan sözleşme ilişkisi devam ederken, müvekkili Şirket’in rakiplerinden … Limited’e (“…”) ait kontakt lenslerin reklam ve pazarlamasına giriştiğini, bu hususun davacı tarafın satış faaliyetlerini sürdürdüğü ürünlere ilişkin bastırmış olduğu katologda açıkça gözüktüğünü, davacı tarafın sadece rekabet etmeme borcuna aykırı davranmakla kalmayıp aynı zamanda sadakat ve sürümü arttırma borcunu da ihlâl ettiğini, rekabet etmeme borcuna uymadan, üreticinin ürünleriyle rekabet halinde bulunan başkaca ürünlerin de tek satıcı tarafından satılması durumunda, tek satıcının diğer borçları olan sürümü artırma, özen ve sadakat gibi diğer borçlarına uygun hareket edebilmesinin de zaten düşünülemeyeceğini, davacı tarafın …’a ait kontakt lensleri satmak suretiyle müvekkili şirkete karşı yüklendiği rekabet etmeme borcuna aykırı davrandığı şu durumda, sözleşme’nin müvekkil Şiıketçe haklı nedene dayanılarak feshedildiğinin de sabit olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001 tarihli kararında başka Armaya ait malın bir kez bile satılmış olması, sözleşmeyi haklı sebeple fesih nedeni olarak görüldüğünü, (Yargrtay Hukuk Genel Kurulu, E…., K….); Yine, Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin 5 3.2002 tarihli kararında, (Yargıtay … HD. E. 2001/4568, K 2002/1473, 5.3.2002; Aynı yönde: Yargıtay 19, HD, E. 2007/5093, K. 2008/1785, 28 2.2008) rakip firmanın ürünlerini çağrıştıracak şekilde reklam yapılmasının dahi haklı fesih sebebi sayıldığını, “Davacı taraf, Sözleşmede başka firmanın mallarının satılamayacağı konusunda bir hüküm bulunmadığını ileri sürmüş ise de bu iddianın tek satıcılık sözleşmesinin ruhuna aykırı olduğunu, zira tek satıcılık sözleşmelerinde alıcı, bayii olduğu firmanın malları dışında bir malı pazarlayamaz. Hatta başka mallarının reklamını çağrıştıracak tavır ve davranışlarda dahi bulunamayacağını, bu durumda, davacının sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle davalının akdi feshetmekte hakli olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm usul ve yasaya uygun olup onanması gerekmiştir. ” şeklinde olduğunu, Davacı tarafın ileri sürdüğü Rekabet Kurulunun 2002/2 Grup Muafiyeti Tebliği’nde düzenlenen rakip malların en fazla 5 yıl süreyle sınırlandırılabileceği hükme dayanak rekabet etmeme borcunun ortadan kalktığı iddiasının ise üretici açısından, tek satıcının tekel hakkının teminatı niteliğindeki rekabet etmeme borcunun ortadan kalktığı iddiasının kabulü halinde, tek satıcının tekel hakkının da ortadan kalktığını kabul etmek gerektiğini, şayet davacı tarafça iddia edildiği üzere rekabet etmeme borcunun ortadan kalktığı kabul edilirse, Tebliğ gereği sözleşmenin bütününün ortadan kalktığının kabul edilmesi gerektiğini, Zira, Tebliğde de belirtildiği üzere, rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün kendisi sözleşmenin tamamından ayrılamıyorsa, tüm sözleşmenin hukuken batıl olacağını, tek satıcılık sözleşmesinde, rekabet etmeme borcu, tekel hakkından ayrılamayacağına göre, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin tamamen ortadan kalktığının kabul edildiğini, aksinin kabulünün, ne ticaret hayatının gerçekleri ile tek satıcılık sözleşmesinin mantığına ne de ilgili düzenlemenin kendisine uygun olacağı, ayrıca rekabet etmeme borcunun ortadan kalktığının kabulü halinde, 1999 tarihinde akdedilen Sözleşme’nin hukuken geçerliliğinin 2004 yılında sona ermiş olacağını ve davacının sözleşmesel bir hak ve talebinin de söz konusu olamayacağını, Davacı tarafın Sözleşme den doğan sürümü arttırma borcuna aykırı davrandığını, gerek asgari alım yükümlülüğü gerekse sürümü artırma borcu, tek satıcılık sözleşmesinde ekonomik kaderi tek satıcının ellerine teslim edilmiş üreticiyi korumak amacıyla getirilmiş kurumlar olduğunu, yıllarca Türkiye’de yerleşik olmayan müvekkili şirketin Türkiye pazarının durumunu net olarak bilmeden, davacı tarafça menfaatlerinin korunduğunu düşünmüş, ancak … kurulduktan sonra Türkiye Pazarına yakından temas edildiğinde; Pazar’a ilişkin detaylı bilgilere birinci elden ulaşabilmiş, böylelikle Pazar’ın her yıl yaklaşık olarak %20-40 oranında bir büyüme gerçekleştirmesine rağmen, müvekkil Şirket’in Pazar payının, satış miktarının aynı kalması nedeniyle sürekli düştüğünü gördüğünü, Davacı tarafın dilekçesinde ilk iki yıl için üstlenmiş olduğu asgari alım yükümlülüğünü, sonraki yıllarda da yerine getirmiş olduğunu belirterek sanki sonraki yıllar için sürümü artırma borcu yokmuş gibi, müvekkil Şirket’in ürünlerinin satışını artırmak zorunda olmadığına dair bir tablo çizmeye çalıştığını, ancak bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, Davacı tarafın müvekkili Şirketin ürünlerine ait markaların üçüncü kişilerce tescil edilmelerine göz yumduğunu, Müvekkili Şirketin, davacı tarafa tekel hakki verdiği ve yurtdışında kendi adına tescil edilmiş markası …’i Türkiye’de tescil etmek için gerekli prosedürel işlemleri başlattığını, fakat… markasının Ek-6’da yer alan belgede de açıkça görülebileceği üzere … Şirketi tarafından tescil edildiğini öğrendiğini, müvekkili Şirketin menfaatlerini korumakla yükümlü olan davacı tarafın, müvekkili Şirkete ait markaların üçüncü kişiler tarafından tescil edilmelerini bizzat engellemesi gerekirken, hiçbir usulü başvuruda bulunmadığı gibi müvekkil şirkete de ilgili tescil işlemlerine ilişkin hiçbir bilgi vermediğini, Sözleşme’nin feshedilmesi için Sözleşme’de kararlaştırılan ihbar süresine uyulmamasının müvekkili Şirket’in haklı sebebe dayanan feshini geçersiz kılmadığını, Davacı Tarafın dilekçesinde talep ettiği portföy tazminatı, kâr yoksunluğu tazminatı ve müspet zarar tazminatının hiçbir surette kabul edilemez talepler olduğunu, tek satıcının portföy tazminatı isteye bilmesi için; Taraflar arasında geçerli bir tek satıcılık sözleşmesi olması, Tek satıcılık sözleşmesinin üreticinin haklı bir nedenle sözleşmenin feshi haricindeki bir nedenle sona erdirilmesi, Tek satıcının, sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürtlnün markasının yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresini oluşturması veya önemli ölçüde geliştirmesi, Tek satıcının, hakkaniyet gereği, sözleşme sonrasında, kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde genişlettiği müşteri çevresinden artık yararlanmaması gerektiğini, buna göre, davacı tarafça müvekkili Şirketten portföy tazminatı talep edilmesinin hiçbir surette mümkün olmadığını, davacı tarafın, portföy talebine hak kazandığı kabul ediıse bile, hükmedilebilecek miktarın ttk 122’de belirtildiği üzere, tek satıcılık sözleşmesinin tekel hakkına konu olan kısmına ilişkin ürünlerle sınirlı olarak hesaplanabileceğini, davacı tarafın, neredeyse müvekkili şirketin rakiplerinin ürünlerini de portföy talebinin hesabına katmak istediğini, davacı tarafça talep editen kâr yoksunluğu tazminatına hükmedilmesinin hiçbir surette mümkün olmadığını, ayrıca, davacı tarafın 2013 yılına ilişkin elde edildiğini iddia ettiği 379.254,31 TL kârın, geçmiş yıllarda elde edildiğini iddia ettiği kâr miktarından oldukça fazla olduğunu, bunun gerçekçi olmadığını, davacı tarafça talep edilen 1.000 TL’lik maddi tazminatın kâr yoksunluğu/müspet zarar tazminiyle aynı anda talep edilmesinin çifte tazminat talep edilmesi anlamına geldiğini bunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın tümden reddine. yargılama giderlerini ile vekâleî ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3-Taraf vekilllerince davaya ilişkin tüm delilleri belge ve dayanakları ile birlikte dosyaya sunulmuştur.
4-Mahkememizce verilen ara kararı gereğince dosya bilirkişiye tevdii edilmiş olup dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda; Taraflar arasında akdedilen Yetkili Tek Satıcılık Sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haklı nedenlere dayanmadığı; Mahkemenin takdirlerinin de aynı yönde olması halinde, davacı yanın talep edebileceği; Denkleştirme tazminatının 82.036,36 TL olabileceği, Kâr kaybı tazminatının 106.369,60 TL olabileceği, Davacı yanın diğer zarar talepleri ile ilgili olarak davacı yanın bu konuda somut bilgi ve dayanak belgeler sunmaması nedeniyle herhangi bir inceleme ve tespit yapılmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, taraf vekillerince rapora itirazları sunulmuştur.
6-Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi açısından dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş olup, dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda; Taraflar arasında akdedilen Yetkili Tek Satıcılık Sözleşmesi’nin davalı tarafından feshinin haklı nedenlere dayanmadığı; Mahkemenin takdirlerinin de aynı yönde olması halinde, davacı yanın talep edebileceği, Denkleştirme tazminatının 170.415,87 TL olabileceği, b-) Kâr kaybı tazminatının 106.369,60 TL olabileceği, Davacı yanın diğer zarar talepleri İle ilgili olarak bu konuda somut bilgi ve dayanak belgeler sunuimamış olması nedeniyle herhangi bir inceleme ve tespit yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
7-Dava; Davacının, taraflar arasındaki Tek Satıcılık sözleşmesini davalı tarafın haksız feshettiği iddiasıyla denkleştirme kar kaybı ve maddi tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
8-Dosyaya sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki 08.10.1999 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesi ile kurulmuş ve bu sözleşmenin ” Tek satıcılık ” sözleşmesi niteliğinde olduğu açık olmakla birlikte taraflarında kabulündedir. Sözleşmenin 2. Maddesinde davacıya Türkiye sınırları içerisinde tekel hakkı tanınmıştır. Tekel konusu ürünlerin Edge III ve Biomedics marka kontak lenslerin %38 ve %55 su ihtiva eden ürünler olduğu belirtilmiştir. Davacı, davalının tekel hakkkı tanınan ürünlerinin dışındaki ürünlerini Türkiye’ye de sattığı anlaşılmakla birlikte, bu ürünler sözleşmede belirtilmediği için davacının bu ürünler içinde tekel hakkı olduğunun kabulü mümkün değildir.
Davalı … Noterliği’nin 22 Ağustos 2013 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ” Davacı, tek satıcının sözleşme konusu ürünlerin sürümünü artırmak için çaba göstermediği, pazarın büyümesine rağmen satışların artmadığı, sözleşmeye konu ürünlerle rekabet halinde olan ürünlerin satışının yapılması, ürünler hakkında bilgi verilmemesi, sözleşme konusu ürünlerin kullanılmasına yönelik eylem içerisinde olmadığından bahisle ” sözleşmenin feshedildiğini bildirmiştir.
Davalının fesih sebepleri değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşme uzun süreli olduğundan, davalının haklı ve sözleşmeyi sürdürmenin davalı için çekilmez hal alması, taraflar arasındaki güveni ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir. Ayrıca taraflar arasında 1999 ve 2000 yılları için ürün satışında bir hedef öngörülmüşse de sonraki yıllarda davacıya bir hedef öngörülmemiştir. Davacının ürünlerin satışı için bir çaba göstermediğine ilişkinde dosyada mevcut bir delil söz konusu değildir. Yine davacının tek satıcılık sözleşme konusu olan ürünlerle rekabet oluşturacak ürünlerini sattığı da davalı tarafından ispatlanamamıştır. Bu itibarla davalının taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesini haksız olarak feshettiği anlaşılmaktadır.
Davamızın konusu, davalının tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan denkleştirme kar kaybı ve maddi tazminatın 21.12.2016 tarili bilirkişi raporundaki … uzmanının belirttiği ” … ve … markalarının %38 ve sul %55 su oranına sahip kontak lensleri, … ” ürünlerin taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi kapsamında olduğu, davacının belirttiği diğer ürünlerin tek satıclık kapsamında kalmadığı da Mahkememizin kabulündedir. Tarafların 21.12.2016 tarihli bilirkişi raporuna itirazları sonucu TTK’nun 122 maddesinde davacının gerçek satış rakamları, kayıtları, belgeler üzerinde yapılan inceleme ve 29.12.2017 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama denetime elverişli ve TTK’nun 122. Maddesindeki hesaplama yöntemine uygun olduğu kabul edilerek 29.12.2017 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar Mahkememizce kabul edilmiştir. TTK’nun 122 maddesinde belirtildiği gibi taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinden ve bu sözleşmenin taraflar arasında uzun bir süre yürürlükte kalmasından dolayı, davalı, tek satıcı davacının bulduğu müşteriler, tanıtım, reklam, müşteri memnuniyetinden faydalanacağı açık olduğundan denkleştirme tazminatının istenebilmesi için, haksız fesih bile aranmazken, sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi bile yeterliyken olayımızda davalı tarafından tek satıcılık sözleşmesini haksız olarak feshedildiği anlaşılmakla davacının, TTK’nun 122/2. Maddesindeki hesaplama yöntemine göre bilirkişilerin 29.12.2017 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama miktarı üzerinden, denkleştirme ve kar kaybı talebinin kabulünün gerektiği, ancak davacı diğer zarar kalemlerini ispat edemediğinden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
170.415,87 TL denkleştirme tazminatı, 106.369,60 TL kar kaybının, davacının ihtarının tebliğinden 5 gün sonraya tekabul eden, temerrüt tarihi olan 15.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp DAVACIYA VERİLMESİNE,
2-Davacının diğer maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 18.907,22 TL harçtan peşin alınan 11.224,75 TL nin mahsubu ile eksik kalan 7.682,47 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 11.253,75 TL ( 25,20 TL BH, 11.224,75 TL PH, 3,80 TL VH ) harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacının yaptığı bilirkişi ücreti 9.200,00 TL, tebligat gideri 123,85 TL toplam 9.323,85 TL nin red ve kabul oranına göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 3.926,33 TL nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi asgari avukatlık ücret tarifesi hükümleri gereğince red ve kabul oranına göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 22.557,13 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7-Davalının yaptığı 350 TL masrafın red ve kabul oranına göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 202,61 TL’nin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi asgari avukatlık ücret tarifesi hükümleri gereğince red ve kabul oranına göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 28.779,77 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
9-Taraflarca yatırılan avanstan bakiye kalan kısmın kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan …
Üye …
Üye …
Katip …