Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/923 Esas
KARAR NO : 2018/115
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 11/09/2015
KARAR TARİHİ: 30/01/2018
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi ile 29.08.2015 tarihinde …’ın sevk ve idaresinde bulunan… plakalı aracın yaya haldeki müvekkili …’ın eşi müteveffa …’a çarparak ölümüne neden olduğunu, dava konusu kaza sonucu yaralanan ve hastaneye kaldırılan … 30.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, kaza sonucu ölüm ile müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, …’ın apartman ve evlere gündelik temizlik işlerine giderek eşine destek olup çocuklarının eğitim masraflarını karşıladığını, aylık gelirinin 2.000-TL olduğu, çalışılan sektör itibariyle sigorta kaydı olmasa da emsal ücret araştırması ve tanık beyanları ile gelirin ispat edileceğini, …’ın üç çocuk annesi olmakla beraber eşine ve çocuklarına karşı maddi desteği ile beraber manevi desteğinin de inkar edilemeyeceğini beyanla 10.000-TL destekten yoksun kalma tazminatı 230.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 240.000-TL’nin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiz uygulanarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı … vekili yanıt dilekçesi ile kazaya karışan… plakalı aracın 26.08.2015-26.08.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere … numaralı ZMMS poliçesi ile … adına ölüm halinde kaza tarihi itibariyle şahıs başına 290.000-TL ‘sine kadar azami sorumluluk hadleri ile sigorta ettirildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların dava tarihinden önce herhangi bir başvuruda bulunmadığını, vekil edenin davacılara karşı temerrüde düşmediğini, kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebi ile davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … ile … davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkememizce ön inceleme yapılmış, deliller toplanmış bu kapsamda, kaza yapan aracın kaza tarihi itibari ile trafik kaydı getirtilmiş, davacılar ile gerçek kişi davalıların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması için müzekkere yazılmış, sigorta şirketine müzekkere yazılarak kazaya ilişkin başvuru olup olmadığı sorulmuş, müteveffanın kazadan evvelki ekonomik durumu araştırılmış, tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi raporu alınmıştır.
Davacılar vekili 15/01/2018 tarihli yazılı beyanı ile davalı … şirketi ile sulh olduklarını, maddi tazminat alacaklarını tüm ferileri ile birlikte tahsil ettiklerini, davalılardan maddi tazminat alacakları kalmadığını, manevi tazminat taleplerinin ise aynen devam ettiğini beyan etmiş, maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 30/01/2018 tarihli oturumda, davalıların ekonomik ve sosyal durumları tespit edilemediğinden asgari ücret kabul edilerek manevi tazminat miktarının tayin edilmesini, davalılar Esat ve İlknur’dan haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, dava, trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine dairdir.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Yasa gereğince işleten, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmakla, Yasanın 3.maddesinde tanım çerçevesinde, sürücü ve şoför aracı sevk ve idare eden kişi; araç sahibi araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi; işleten ise araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Buna göre, kural olarak zarar gören, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda Borçlar Kanunu’nun 49.maddesine göre sürücüye, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesi hükmünce de motorlu araç işletenine karşı dava açabilecektir. Sürücü ile araç işletenin sorumluluğu BK md 61 anlamında dayanışmalıdır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10, Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa’nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa’nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Manevi zarar haksız eylem sonucu kişinin manevi cephesinde meydana gelen zararı ifade eder. Burada kişinin duygu yaşamında uğradığı bir kayıp söz konusu olup kişinin haksız fiil sonucu acı ızdırap ve elemi nedeni ile duygu yaşamında uğradığı bu kaybın giderilmesi bir borç kaynağı oluşturur. Manevi zararın, maddi zarardan farklı olarak, somut olarak kanıtlanması mümkün değildir. Zira kişinin duygu yaşamında uğradığı zararın elle tutulur gözle görülür kanıtlara dayandırılması düşünülemez. Bu nedenle ancak duygu yaşamındaki kaybın dışa yansıyan görüntülerine dayanılarak kanıtlanabilir. Haksız fiil nedeni ile manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiilin tüm unsurlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Ancak burada haksız fiilin zarar unsuru manevi zarar olarak gerçekleşmektedir. ( Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 5. Baskı)
Manevi zarar tazminatı uğranılan haksız bir eylemden doğan maddi ölçüsü bulunmayan manevi üzüntülerin,duyulan keder elem ve açıların giderilmesini veya dindirilmesini,bozulan ruhsal düzenin dengelenmesini ve yaşama bağlılığı tazelemeyi amaçlayan şahsi menfaatlere yapılan haksız saldırı eyleminin karşılığı olan bir para tutarıdır. BK 47.(6098 sayılı Yasanın 56.maddesi) maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.Burada amaç zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. BK 47.(6098 sayılı Yasanın 56.madesi) maddesi hükmü özel bir hüküm olup fiziki kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiştir.Sosyal fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldıraya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türü olup amacı kişinin hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi,kişinin duygusal olarak tatmin edilmesidir.Manevi tazminat kişinin çekmiş olduğu manevi acıları dindirmeyi,hafifletmeyi amaçlar.Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. HGK 01/03/2006 tarih ve 2-14/26 sayılı kararı. Ancak böyle bir karşılığın söz konusu olabilmesi için öncelikle kişinin gerçekten manevi tatmin ihtiyacı doğmuş bulunmalıdır.Bu madde kapsamında manevi tazminata kusursuz sorumluluk hallerinde de hükmedilebilir. Hükmedilecek bu para zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminat benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır bir ceza olmadığı gibi mamelet hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Zekeriya Yılmaz, Tazminat Sigorta ve Rücu Davaları, 2. Baskı) Manevi zarar tek başına manevi tazminatı gerektirmeyip manevi zarar yanında manevi tazminatı haklı kılan özel durumların bulunması gerekir. Manevi zararın niteliği, zarar gören nezdinde meydana getirdiği ruhi çöküntü, olayın özelliği ve diğer durumlar tazminatı gerektirmelidir. (Hasan Tahsin Gökcan, Tazminat Hukuku, 3. Baskı)
Bu yasal çerçevede tekmil dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirilmekle, davalı … adına kayıtlı olan… plaka sayılı araç davalı … sevk ve iadesinde iken davacılar desteğine çarpmış, davacılar desteği kaza sonucu vefat etmiştir. Bilirkişi eli ile tespit edildiği üzere kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü tam kusurlu olup müteveffaya atfı kabil kusur bulunmamaktadır. Davacıların ve desteğin yaptırılan ekonomik sosyal durum araştırmalarına göre maddi zararları hesaplanmış ancak bu kalem istek yönünden tarafların sulh olmaları nedeni ile uyuşmazlık bu şekilde son bulmuştur. Yargılamaya konu kısım manevi tazminat istemine dairdir. Yukarıda belirtilen ilkelere manevi tazminatın tayin ve takdirinde dikkate alınmak üzere davalıların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması amacı ile müzekkere yazılmış ancak bila ikmal dönmüştür. Davacı vekili davalıların ekonomik durumunun asgari ücret olarak esas alınmasını ve tazminatın bu şekilde tayin edilmesini talep etmiş olmakla ve davalıların en azından asgari ücret düzeyinde gelirleri olduğu kabulü hayatın olağan akışına uygun bulunmakla, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları, kazanın oluş şekli, müteveffa ile davacılar arasındaki ilişki ve tüm hususlar birlikte değerlendirilerek, davacıların duymuş oldukları manevi acıların bir nebze de olsa telafisini sağlamak amacı ile manevi tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacının maddi tazminat konusu olan davasının sulh ile sonuçlandığı nazara alınarak talep gereğince, esas hakkında hüküm tesisine mahal bulunmadığına,
2-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı eş … ile takdiren 25.000-TL ve davacı çocuklar .., …, …’nın her bir için ayrı ayrı 15.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
3-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan alınması gerekli 4781,70 TL harçtan peşin alınan harç ve ıslah sureti ile yatırılan harcın mahsubu ile bakiye kısmın davalılar … ve …’tan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 819,72 TL peşin harç, 5,54 peşin harç, 27,70 TL başvuru harcı ve 883,00 TL ıslah harcının davalılar … ve …’tan tahsili ile davacılara verilmesine,
5-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 8050,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalılar … ve …’tan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat istemi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10/2.maddesi gereğince belirlenen 8050,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara verilmesine,
7-Davacılar tarafından karşılanan 1525,00 TL yargılama giderinin davalılar … ve …’tan tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm tesisine mahal bulunmadığına,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.maddesi ile Yönetmeliğin 207.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 30/01/2018
Katip …
Hakim …