Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/413 Esas
KARAR NO : 2019/487
DAVA :İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 14/05/2019
DAVA :
Davacı vekili Mahkememize sunduğu ———- havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; davacı sigortacının dava dışı ———— firmasının yurt içinde muhtelif bayilere dağıtımı yapılan oto yedek parçaları emtialarının taşımacılık risklerine karşı sigorta güvencesi verdiğini, davalı taşıyıcı tarafından taşıma sürecinde vaki hasarlar için davacının sigortalısına vaki itirazının haksız olduğunu, hasarın davacı şirkete ihbarı üzerine sigorta ekspertiz çalışması yaptırılarak rapor alındığını, ödemenin rapor uyarınca yapıldığını, 19 parça emtia hasarı bakımından davalı ——–firmasının sürücüsünün de imzaladığı tutanak bulunduğunu, davacının ödemesinin %20 bedel artışı ile 17.03.2016 tarihinde 4.312,42 TL olduğunu, taşıyıcıya rücu edilebilir miktarın ise 3.593,42 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise sorumluluk sigortacısı sıfat ile müteselsilen sorumlu olduğunu beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davacı vekili 14/05/2019 tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı ——— vekili Mahkememize sunduğu 03/05/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: davacının aynı konuda farklı tarihlere ilişkin onlarca dava açtığını, bu davaların birleştirilmesini, TTK m.855 gereği 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı ödemesinin bir taşıma işine değil, birden çok taşıma işine ilişkin belli bir dönemde gerçekleşen tüm hasarların tazmininden kaynaklı rücu olduğu, zaman aşımının her bir münferit taşıma için ayrı hesaplanması gerektiğini, her bir taşıma süreci sonunda hasar tespiti yapılması ve bunun bildirilmesi bakımından taraflar arası sözleşmeye göre bildirim yapılmadığını, hasar tespitlerinin gereği gibi yapılmadığı, taşıma süreci hasarının belli olmadığı, davalı sorumluluğunun TTK m.882 gereği sınırlı olduğu, brüt zayi-hasarlı emtia kg miktarı bakımından birim kg başına 8,33 SDR tazminat hesaplanmasının tazminatın üst sınırı olduğu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ———- tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ————- vekili Mahkememize sunduğu 16/05/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın davalı müvekkili şirket yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirket sigortalısı Davalı ———–. ile Davacı Sigorta Şirketinin Sigortalısı ———- arasında imzalanan taşıma işleri sözleşmesi gereğince müvekkili şirket ve davalı ———– aleyhine açılan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ——- E. sayılı dava dosyasının konusu ve tarafları aynı olduğunu, davacının rücu talebinin dayanağının davacı Sigorta Şirketinin Sigortalısı——— 2002 Yılında imzalanan “Nakliye Sözleşmesi” ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen ———- nolu Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi olduğunu, Davacı Sigorta Şirketi tarafından açılan davaların konularının da aynı olduğunu, bu nedenle mahkememiz dosyasının ve davacı sigorta şirketi tarafından mahkememizde seri dava olarak açılan tüm davaların HMK 166. Madde gereğince İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ———– E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde davalı sigortalı lehine davacı sigortacı’nın taleplerine konu edebileceği (kabul anlamına gelmemek kaydıya) taşıyıcı mali sorumluluk poliçeleri düzenlendiğini, rücu başvurusuna konu hasarlara ilişkin belgelerin istenmiş olmasına karşın, davacının konuyu araştırmamış ve belgeleri ibraz edememiş olmasına karşın, haksız ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edecek bir şekilde icra takibine geçtiğini, davacı tarafından sunulan hasar tespit tutanaklarında müvekkili şirket sigortalısı’nın imzası ve onayı bulunmadığını, tek taraflı tutulan tutanakların hiç bir delil niteliği bulunmadığını, okunaklı olmayan ve dosyaya sunulan bir takım hasar bildirim formlarının, tutanakların kim/kimler tarafından imzalandığının belli olmadığını, rücu talebine dair davalı Taşıyıcı ——— ve dolayısıyla Sigortacı olarak Davalı Müvekkili Şirketin düzenlediği poliçeler kapsamında sorumluluğunu gerektiren bir hasar bulunmadığını, davacının kendi poliçesi/lerinin süresi ve teminatı kapsamında olmayan lütuf ödemesi sayılabilecek ————- ödemeler yaptığını, bu nedenle rücu talebine konu edilemeyeceğini, davacının sigortalısına ödemiş olduğu zarar tutarının tümünü davalı müvekkili şirket dahil, davalılara rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği sorumluluğun, davalı müvekkili şirket ve diğer davalı şirket açısından her şekilde TTK ve/veya CMR konvansiyonunda düzenlenen şekilde sınırlı sorumluluk olduğunu, davalı asıl taşımacı ve davalı müvekkili şirketin sigorta ettireni durumundaki sigorta ettiren şirketin sorumluluğunun, gerek TTK md. 882 ve gerekse CMR md. 21. Gereğince sınırlı bir sorumluluk olduğunu beyan ederek, mahkemeniz dosyasının İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ————– e. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, davacının haksız olarak başlatmış olduğu İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü’nün ———— sayılı haksız takibin iptaline,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, HMK 329. Maddesi gereğince davacı’nın disiplin para cezasına mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı———– tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Konusu : Taraflar arasındaki ihtilaf, temelde dava dışı ———– ait yedek parçaların davalı taşıma şirketi tarafından taşınması sırasında hasarlanıp hasarlanmadığı, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalılara rücu edip edemeyeceği, rücu hakkının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve davanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ———- esas sayılı dosyasıyla birleştirilip birleştirilemeyeceği, ayrıca mahkememizin ———— Esas sayılı dosyası ile mükerrerlik bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davanın Hukuki Niteliği: Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Davanın Hukuki Sebebi: İtirazın iptalini düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)’nun 67/1. Maddesindeki “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” şeklindeki düzenlemedir.
DELİLLER :
Celp ve tetkik edilen İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün ———– Esas sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından 27/04/2016 tarihli takip talebi ile davalı takip borçluları hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlu ——- —- ye 29/04/2016 tarihinde tebliği üzerine davalı takip borçlusunun süresi içerisinde, borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin ve/veya takibin durdurulmasına ilişkin kararın davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın 1(bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda dosyaya sunulan 18/05/2018 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; dava konusu olayda davacı şirketin sigortalısının haklarına halefiyet şartını sağlamak bakımından TTK m.1472 gereği ödeme ya da TBK m.183 ve devamı hükümlerine göre akdi temlik şartlarının dosyada sabit olmadığı, davacının ödemesi sabit olacak olursa, talep ettiği miktar olan 3.593,68 TL hasar tazminatını rücu edebileceği, ihtilafın kusur-zarar-sorumluluk ve tazminat hususlarında yargılamayı gerektirir niteliğinin gözetilmesi gerektiği, davacının ticari temerrüt faiz bakımından ihtarının, davalı tarafından en geç 04.04.2016 tarihinden itibaren öğrendiği ve 45 gün geçtikten sonra muacceliyet şartı gözetilerek bu nedenle ancak takip tarihinde temerrüde düştüğünün söylenebileceği, davanın zaman aşımı süresinde olduğunun değerlendirildiğini beyan ve rapor etmişlerdir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda dosyaya sunulan 22/02/2019 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davada uygulanması gereken hukukun TTK’ nun taşımaya ilişkin hükümleri olduğu, hasar tespit formlarının bir kısmı imzalı bir kısmı imzasız olmasından ve hasar açıklaması da kurallara uygun şeklide belirtilmediğinden gerçek zararın tespitine ve dolayısıyla taşıyıcının sorumlu olduğu kısmın belirlenmesini mümkün kılmadığı, ithal emteaların hasarları, indirme-depolama-tekrar yükleme ve elleçleme ile taşınmaları sırasının hangi kesitinde, ne şekil ve nedenle meydana geldiği bilinmediğini, davalı taşıyıcının vaki hasarlarda sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varıldığı, davalı taşıyıcıya hasarlardan kusur izafe edilmediğinden onun taşıma sorumluluk sigortacısı olan diğer davalı sigorta şirketinin de sorumluluğuna gidilemeyeceği, hasar gören 19 adet hasar bedellerinin toplam olarak 3.593,68 olduğunu beyan ve rapor etmişlerdir.
Bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :
Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar. Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır(TTK m. 850/1-2). Taşımaya ilişkin bir nüshası gönderene ait olup ve diğeri eşyaya eşlik etmek, üçüncüsü taşıyıcıda kalmak üzere üç özgün nüsha olarak taşıma senedi düzenlenir(TTK m. 856/1). Ancak taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur ve eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir(TTK m. 856/2).
Eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla yükümlüdür(TTK m. 862).
Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür(TTK m. 863).
Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır(TTK m. 863). Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur(TTK m. 876). Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir. Zıya, hasar veya gecikme teslim sırasında bildirilirse, bu bildirimin yukarıdaki hükümlere uygun olarak eşyayı teslim edene yapılması yeterlidir(TTK m. 889/1,2,5).
Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, ticaret sicil kayıtları, Sigorta poliçeleri, ekspertiz raporu, hasar tespit tutanakları, faturalar, emsal bilirkişi raporları, bilirkişi heyet raporları, takip dosyası, taşıma irsaliyesi, tazminat nakliyat makbuzu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; ———-. İle davalı ———-Arasında dava dışı ———- yedek parçalarını muhtelif bayilere taşıma konusunda anlaşma olduğu hususunun taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, ancak taşımaya konu emtianın taşıma sırasında hasarlanıp hasarlanmadığı ve hasar ihbarının yapılıp yapılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, davacı şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesine göre——– sınırları içerisindeki muhtelif bayilere yönelik ——— tarihleri arası muhtelif tarihlerdeki taşımaya ilişkin olarak bazı parçaların hasarlı olduğunun tespit edildiği ve davacı sigorta şirketince hasarın taşımadan kaynaklı olduğundan bahisle sigortalısına ödeme yaparak, sigortalısından nakliyat tazminat makbuzu almış ise de hasarın taşıma sırasında ve taşıyıcının sorumluluğunda meydana geldiği ile usulüne uygun olarak hasar bildiriminin yapıldığı hususlarının ispatlanamadığı, eldeki davaya benzer mahiyette olan Mahkememizin —– Esas——Karar sayılı hükmüne ilişkin ———- Mahkememizin ———- Esas ——– Karar sayılı hükmüne ilişkin ———-olarak davanın reddine ilişkin kararların ilgili istinaf dairesince istinaf talebinin reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği, emsal mahiyetteki bu dosyalar ile aynı yönde olan ve somut olaya uygun gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği, davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısına ödeme yapılmasının tek başına rücu imkanı vermeyeceği, halefiyet(TTK 1472) şartlarının oluşmadığı, bu kapsamda davalı taşıyıcının ve onun sigortasının iddia olunan hasardan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı bu nedenle takibin haksız ve yersiz olduğu sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
3-Başlangıçta peşin olarak alınan 62,01 TL harcın alınması gerekli olan 44,40 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 17,61 TL’nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı———- tarafından yargılama sırasında yapılan bilirkişi ücreti 1.200,00 TL’nin davacı taraftan alınarak davalı ———- verilmesine,
6-Davalı——- tarafından yargılama sırasında yapılan bilirkişi ücreti 1.200 TL ve posta gideri 39,00 TL olmak üzere toplam 1239,00 TL’ nin davacı taraftan alınarak davalı ———-verilmesine,
7-Davalılar yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 2.725,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar’ a verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; artan delil avansının davalı——– iadesine,
9-Karar kesinleştiğinde, İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ——– Esas sayılı dosyasının mercine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kesin olarak açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2019