Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2016/411
KARAR NO : 2018/353
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 04/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: DAvacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle: Davacı ile davalı arasında 13/08/2010 tarihinde belirsiz süreli acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafça tek taraflı ve haklı bir sebep olmaksızın iş bu sözleşmenin 08/12/2015 tarihi itibariyle feshedildiği, bunun sonucunda davacının davalı taraftan tazminat alacak hakkının doğduğunu, davacı tarafça Bakırköy … Noterliği vasıtasıyla davalı tarafa ihtarname keşide edildiği, iş bu ihtarnamenin 03/03/2015 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafça da 15/03/2016 tarihinde cevabı ihtarname gönderildiği, iş bu ihtarnamenin davacıya 18/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirketin davalı tarafa ciddi anlamda müşteri kazancı sağladığı ve ayrıca davalı … şirketinin davacı tarafın müşterilerinin her türlü bilgisine sahip olduğu bu yüzden de müşterilere ulaşılabilirliğinin arttığı böylece acentelik sözleşmesinin feshedilmesinden dolayı davacının komisyon hakkından mahrum kalacağı ve davalının maddi anlamda menfaatinin devam ettiğinin ortada olduğu bu nedenle davacı şirketin mahrum kalacağı komisyon hakkı ve portföy tazminatının ödenmesinin hakkaniyete uygun olduğu belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.00 TL portföy tazminatı ve 500,00 TL komisyon hakkı tazminatının avans faiz ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle:
Mahkememize açılan iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya uygun olmadığı, davalı şirket ile davacı arasında imzalanan 13/08/2010 tarihli sözleşme uyarınca davacının davalı şirket tarafından uyarılmasına rağmen prim üretimlerini artırmayarak davalı şirketin zararına yol açacak şekilde özensiz davranıldığı ve sözleşmeye aykırı hareket edildiği bunun sonucunda Kadıköy …. Noterliği vasıta kılınarak davalı tarafça acentelik sözleşmesinin sona erdirildiğini, …. sayılı yasanın 26/16 maddesi, TTK’nın 122. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinin 4.2 maddesinin davacı tarafça ihlal edildiğini, 3.5.1 maddesine aykırı olarak da davacının çoklu acentelik şeklinde çalıştığını belirterek davanın reddine, HMK 329 maddesi uyarınca davacı tarafın disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce taraf vekillerinin sunmuş olduğu deliller dosyamız arasına alınmış, ilgili birimlere yazılan müzekkere cevapları incelenmiş ve davalıyla akdedilen acentelik sözleşmesi ve acente aracılığıyla düzenlenen poliçe örnekleri mahkememizce incelenmiştir.
Sigorta ve mali müşavir alanlarında uzman bilirkişi heyetince düzenlenen … tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle davalının, davacının acenteliğini feshinde acentelik sözleşmesinin 3/5.1.a ve 10/2.4 maddeleri uyarınca haklı bir fesih olduğu ve dolayısıyla TTK ve 5684 sayılı yasa kapsamında tazminat veya bakiye alacak hesaplanmasına gidilmesine gerek bulunmadığı, davacının fesih sonrasında portföyünün davalıdan devam etmediği, bunun neticesinde önceki üretimlerden davalının bir menfaatinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3/5.1.a maddesinde ‘ acente mevcut şirketler dışında yetkili/yetkisiz oldukları herhangi bir sigorta branşında doğrudan veya (varsa şubeleri vasıtasıyla diğer bir sigorta şirketi ile acentelik tesis etmek istemesi halinde, durumu …. yazılı olarak bildirir. Acentenin … nun onayı olmaksızın diğer bir sigorta şirketi ile acentelik tesis etmesi iş bu sözleşmenin ihlali anlamına gelir).’
Sözleşmenin 10/2.4 maddesinde ise ‘ sözleşmenin süresi, fesih ve yetkilerin sınırlandırılması başlıklı maddede ” … tarafından yapılan performans değerlendirmesi sonucunda acentenin ve/veya çalışanlarının yetersizliğine karar verilmesi” maddelerinin düzenlendiği ve sözleşmenin bu maddeden de fesih nedeninden belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
5684 sayılı yasanın 23/15 maddesinde “Sigorta acentesi acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde sigorta ettirenler ile yaptığı veya kısa bir süre içerisinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanır” ve yine 23/16 maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi acentenin portföyü sayasesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı üzere taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 10/2.4 maddesinde performans ( üretim yetersizlik halinin fesih nedeni olacağı kararlaştırılmıştır. Dosya içerisindeki bilgilerden ve gerekse dosya kapsamına uygun ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporundan da anlaşılacağı üzere davacının hedef portföyünde büyük düşüş yaşandığı ortadadır. Taraflar arasında devam eden ve 5 yılı aşkındır devam eden sözleşmenin devamı sorasında davacının dava dışı sigorta şirketleriyle de çalıştığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere taraflar arasında düzenlenen … maddesi uyarınca davacının …. tarihinde dava dışı …… Sigorta şirketinden acentelik almasının bu madde uyarınca sözleşmenin ihlali anlamına geldiği ve davalı tarafça alınan hükme dayalı olarak acenteliğin feshinin haklı olduğu sonucuna varılmasını gerektirmiştir.
Hükme esas alının bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere mahkememizce taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3/5.1.a ve 10/2.4 maddeleri uyarınca davalının feshinin haklı bir fesih olduğu, bu kapsamda 5684 sayılı yasa ve 6102 TTK kapsamında tazminata hak edilmediği, aynı zamanda davacının acenteliğin feshi sonrasında portföyünün davalıdan devam etmediği anlaşılmakla davacının mahkememize açmış olduğu iş bu davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafça HMK 329 maddesi uyarınca davacının vekalet ücreti ve disiplin para cezası ödemeye mahkum edilmesi yönündeki talebin ise iş bu maddedeki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-HMK 329 maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından davacının vekalet ücreti ve disiplin para cezası ödemeye mahkum edilmesi yönündeki davalının talebinin de REDDİNE,
3-Harçlar Kanuna göre Tahsili gereken 35,90 TL harçtan, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile kalan 6,70 TL nin davacıdan tahsiline,
4-Karar tarihindeki avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 1.000 TL ‘nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı..