Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/312 E. 2019/174 K. 16.05.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/312 Esas
KARAR NO: 2019/174

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/12/2018
KARAR TARİHİ: 16/05/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile …A.ş. Arasında Güneş Paneli Satış Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme uyarınca 16.534 adet fotovoltaik güneş panelinin tedarik edilerek ve üretilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini söz konusu satış sözleşmesi uyarınca müvekkilin yalnızca 10.045adet panel tedarik edilerek teslim edilidiğini geri kana 6489 adet panel ücreti ödendiği halde müvekkile teslim edilmediğini, dava dışı borçlu şirketten müvekkilin alacağı için davalı yan söz konusu 15.01.2018 vade tarihli çekin bankata sunulmasının son günü olan 24.01.2018 tarihinde imzaladığı protokol ile borcun ödeneceği yönünde adi yazılı senetle taahhüt vererek çekin bankaya ibraz edilmemesi ve borcun dava dışı borçlu şirket tarafından ödenmemesi durumunda borcun kendisi tarafından ödeneceği kabul ederek dava dışı şirketin borcunu üstlendiğini ve müvekkil bu sebeple çeki bankaya sunmamış icra işlemine dava dışı şirkete karşı başlamadığını,davcalı yanca İstanbul …İcra Müdürlüğünün…Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz ve usul ve yasaya aykırı olup itirazın iptaline takibin devamına borçlunun borca itirazının iptaline, icra takibine haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminata hükmedilmesine yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde İstanbul …İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemiyle ikame edilen huzurdaki davaya ilişkin cevaplarını sunduklarını, korkutma ve baskı altında imzalanan saikte sakatlık ile imzalanan davacı tarafından dayanılan taahhüt(adi kefalet) ilişkisine istinaden asıl borçluya başvurulmaksızın ve eş rızası bulunmaksızın verilen kefaletin geçerli olmadığı yönündeki itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini müvekkil lehine alacağın %20’sinden aşağı olmayacak kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

DELİLLER;İstanbul …cra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası,… Vergi Dairesi Müdürlüğü, …Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, …Ticaret Sicil Müdürlüğü, …bank … Şube Müdürlüğü yazı cevabı ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.

YARGILAMA VE GEREKÇE;
Dava, borcun nakli sözleşmesine dayanılarak başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali takibin devamı, icra inkar tazminat talebine ilişkindir
Taraflar arasında imzalanan belgenin baskı altında imzalanıp imzalanmadığı, belgenin geçerli olup olmadığı, belgenin niteliği itibari ile borcun üstlenilmesi/ adi kefalet sözleşmesi mahiyetin de olup olmadğı, takip tarihi itibari ile davalının borçlu olup olmadığı var ise miktarı, itirazın iptalinin şarlarının oluşup oluşmadığı, icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında ihtilafın bulunduğu tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasını girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. Mahkemelerin görevine ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-c)
6102 sayılı TTK’nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Dava konusu olayda Davalı … gerçek kişi olup tacir olmadığı vergi dairesine, ticaret sicil müdürlüğüne, esnaf ve sanatkarlar odasına yazılan müzekkere cevaplarının anlaşıldığı gibi taraflarca da tacir olduğu iddia edilmediği, davalının borcu üstlenmesinin de ticari nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından bu uyuşmazlık yönünden davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesinde olduğu değerlendirildiğinden; Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle açılan davanın USULDEN REDDİNE, HMK 20.maddesi gereğince; dosyanın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ASLİYE

HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle açılan davanın USULDEN REDDİNE,
HMK 20.maddesi gereğince; dosyanın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine ,
Süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde HMK 331/2 maddesi gereğince talep edilmesi halinde dosya üzerinden bu durumun tespiti ile, HMK 20.maddesi gereği davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilerek davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine,
Süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde HMK. 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize ya da mahkememize verilmek üzere bir başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemeleri İSTİNAF yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Katip …
¸e-imza