Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/392
KARAR NO : 2018/61
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 20/04/2017
KARAR TARİHİ: 30/01/2018
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil bankaya, davalıya gönderilen haciz yazısı 28/03/2017 tarihinde bankaca tebellüğ edildiğini, ancak KEP sisteminden evrakın açılmaması sebebiyle süresi içerisinde itiraz edilemediğini, daha sonra evraklara ulaşılmış olup 07/04/2017 tarihinde süresi geçmiş olmasına rağmen davalı kurumun bu konuda mağduriyet yaşamaması için itiraz edildiğini, söz konusu haciz yazısında 6183 sayılı kanunun 79.maddesi gereğince 206.095,12-TL’ye faiz ve masrafları ile birlikte haciz konulduğunu, müddeti içinde itiraz edilmemesi nedeniyle ilgilli yasanın düzenlenmesi gereğince borç zimmeti sayıldığını, bu nedenle davalı kuruma karşı bu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu, takibin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkil bankanın davalı kuruma borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davasında Ticaret Mahkemelerinin görev alınına girmediğini, nitekim müvekkil kurum 5648 sayılı kanunla kurulduğunu, kamu tüzel kişiliğine haiz bir kamu kurumu olup tacir olmadığını, bununla birlikte işbu dava ticari dava olmadığını, bu nedenle iş bu davanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
Dava; Menfi tespit talebine ilişkindir.
26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi bulunduğu takdirde, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi içinde bulunan ve anılan yasanın 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ve özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı da hüküm altına alınmıştır. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nisbi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nisbi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlık, davacı bankanın, davalı tarafından gönderilen haciz yazısında belirtilen kişilerin davacı nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığından bahisle açılan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, bu nedenle TTK 4. maddesinde belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nisbi ticari dava niteliğinde de değildir. Davalı tarafın tacir sıfatının da bulunmadığı gibi uyuşmazlık da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle; davacı tarafça açılan davada Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, buna ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK’nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar serileceğinin İHTARATINA,
3-HMK’nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi’ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu’na GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK’ nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/01/2018
Katip …
Hakim …