Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/977 Esas
KARAR NO : 2020/94
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2018
KARAR TARİHİ : 06/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin———— harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile davalı Şirket arasında cari hesaba dayalı ticari ilişki olduğunu, davacı şirketin davalıya gıda ve——– satılan ürünlerin davalı tarafından alındığını ancak bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine davalıya karşı İstanbul Anadolu——. icra Dairesi,— Esas sayılı icra dosyası ile takip yapıldığını, haksız ve kötü niyetli itiraz ile takibin durduğunu belirterek davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkartazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıya icra takip dosyasında belirtilen ve bu davada talep edilen miktarda borcunun bulunmadığını, açılan davada yalnızca soyut iddialada bulunulmuş ve kesilen faturanın muhteviyatının ne olduğu hangi mal ve hizmete ilişkin alacak talep edildiği taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığına ilişkin açıklma yapılmadığını, davacının iddiasını detaylandırarak açıklaması aksi takdirde tarflarına savunma hakkı tanınmamış olacağını, hiçbir dayanağı olmayan söz konusu alacak talebinin taraflarınca kabul edilmediğini haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava ödeme emrine yapılan itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.Ödeme emrinin borçluya 18/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği,yasal süresi içerisinde 21/05/2018 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiği görülmüştür.
13/11/2019tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 11/12/2019 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle ”Davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,davalı tarafın 02/10/2017 ve takip tarihinde davacıya —– borçlu olduğu,bu tutarın davalı tarafça 31/12/2018 tarihinde——— aktarılarak uygun olmayan bir şekilde kapatıldığının görüldüğü,Davalı ve Davacının ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle HMK 222. madde gereğince delil niteliğinde olduğu;Takip tarihi olan 15.05.2018 tarihinde ve güncel tarih itibari ile —- —- alacaklı olduğu;Davacı yanın 1.719,08 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden İcra takip tarihi olan 15.05.2018 tarihinden 28.06.2018 tarihine kadar %9,75 29.06.2018 tarihinden İtibaren ise %19,50 oranında avans faizi talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı ” belirtilerek rapor düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ”Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır”.TTK’nın 21/2.(6762 sayılı TTK’nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporu ile uyuşmazlığa konu faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmekle taraflar arasında ticari ilişki olduğu anlaşılmış,fatura içeriğinin aksini iddia eden davalı tarafın bu yönde bir delil sunmadığı görülmekle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,— Numaralı kararında; ”Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır.Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek,alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay —-. Hukuk Dairesi’nin —- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle yüzde 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Tarafların tacir olduğu görülmekle takipte talep edilen faizin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında ,uyuşmazlığa konu faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olması ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu ——. İcra Müdürlüğünün —————- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, asıl alacak miktarı olan 1.719,08 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 117,43 TL harçtan, peşin yatırılan 35,90 TL harcın düşümü ile geri kalan 81,53 harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 77,00 TL harç , 851,20 TL (bilirkişi ücreti ve posta gideri) olmak üzere toplam 928,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan ———– 13/2.maddesi uyarınca——- vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair;gerekçeli mahkeme kararı HMK’nın 341/2.maddesi uyarınca kesin olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.