Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/605 E. 2018/481 K. 03.05.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/605
KARAR NO : 2018/481

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 06/07/2017
KARAR TARİHİ : 03/05/2018

DAVA:Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle;… A.Ş 2008 yılından itibaren kar etmesine rağmen müvekkili pay sahiplerine kar paylarını kısım kısım dağıttığını, kanundan doğan ödevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmediğini, sunulan temettü ödemesi açıklamalı …bank dekontlarında da açıkça görüleceği üzere müvekkilinin hesabına 22.05.2017 tarihinde her yıl için 2.390.62 TL yatırıldığını, yine aynı şekilde müvekkili …’ın …bank Zekeriyaköy hesabına ise 22.05.2017 tarihinde 2009 ve 2012 yıllarına ait olmak üzere 19.06.2017 tarihinde ise 2013/2014/2015 yıllarına ait kar payı 17.929,69 TL olarak hesaplandığı ve her dönem için bu miktar üzerinden kar payını (2.390.62 TL ve 17.929,69 TL) müvekkillere 2009/2012/2013/2014/ 2015 yıllarına ait olarak dağıtması şirketin her sene aynı miktarda kar yapmasını gerektirdiğini,bu durumda akla ve mantığa uygun olmadığını, şirketin mali durumu incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere dağıtılan bu kar payı hakkaniyete, dürüstlük kuralına ve hukukun temel ilkelerine de aykırılık teşkil ettiğini,11.04.2017 tarihli Genel Kurul toplantısında müvekkili … ile … temsilci aracılığıyla toplantıya katıldığını, işbu genel kurulda alınan kararların hukuka aykırılık teşkil ettiğinden huzurda ikame edilen davada alınan bu kararların iptali talep ettiğini,Genel Kurul tutanağının 5. Ve 6 maddesinde yönetim kurulunun ve denetçinin ibra edilmesi hususu karara bağlandığını, alınan bu karar hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu başkanı olan … ile yönetim kurulu üyesi olan … yönetim kurulunun ve denetçinin ibra edilmesi hususunda kendi paylarından doğan oy hakkını kullandığını, bu oy kullanımının TTK’ nın 436. Maddesinin 2. Fıkrasında açıkça yasaklandığını,İptali talep edilen genel kurulda yönetim kurulu başkanı …’ e aylık 40.000,00 TL, oğlu ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi …’ e ise aylık 20.000,00 TL net huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, Öncelikle şirketin 2016 yılında elde ettiği kar, denetçi …’nin raporunda da açıkça belirtildiği üzere 921.229,80 TL olduğunu, şirketin 2016 yılında elde ettiği kar, ortada iken ve şirketin büyüklüğü, ekonomik durumu ortada iken iptale konu genel kurulda huzur hakkı için yönetim kurulu üyelerine ödenecek olan miktar yıllık 720.000,00 TL’ nin fahiş olduğunu,müvekkil …’e yıllık % 5 kar payı olarak 2.390,62 TL, …’a ise % 37,5 kar payı olarak 17.929,69 TL verildiği, huzur hakkının, kar payından kat kat üstte olduğunu, bunun şirketin kar payı alımını zayıflattığını, örtülü kar payı dağıtılması sonucunun ortaya çıktığını,müvekkillerinin maddi olarak zarara uğramasını önlemek amacıyla şirkete ait ticari defterlerin ve mali tabloların araştırılması ile şirketin gelir gider durumunun incelenmesi gerektiğini, şirketin … Bankasında hesabının bulunması durumunda bu hesabına ihtiyati tedbir konulması gerektiğini,nitekim yönetim kurulunda yer alan ve şirket için önemli kararlar alabilecek yetkiye sahip olan kişilerin müvekkillerini zarar uğratma ihtimali söz konusu olup ödenecek olan huzur hakkından ötürü müvekkillerini zor duruma düşebileceğini, işbu durumdan ötürü davalı şirketin hesabının bulunması durumunda bu hesaba tedbir konulması gerektiğini,açıklanan nedenlerle müvekkillerinin hak kaybına uğramasını engellemek amacıyla davalı şirketin … Bankasında hesabının olup olmadığı araştırılarak bulunduğu takdirde banka hesabına ihtiyati tedbir konulmasını,yine müvekkillerinin zarar uğramasını engellemek amacıyla davalı şirketin uyap üzerinden menkul ve gayrimenkul sorgusunun yapılmasına, menkul veya gayrimenkul bulunduğu takdirde bunlar üzerinde ihtiyati tedbir konulmasını,davalı şirketin ticari defterleri ile mali tablolarının araştırılmasını,huzurda ikame edilen davanın kabulü ile 11.04.2017 tarihli genel kurul kararlarının iptalini, genel kurul kararları iptal edildiği takdirde bugüne kadar ödenen huzur haklarının şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin her dönemde aynı karı yapması söz konusu olmayıp dağıtılan kar payı şirketin 19.03.1971 tarihinde T.T.S yayınlanan ana sözleşmesinin 28/2 maddesi gereği ödenmiş sermayenin %5’i nispetindeki tutara ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin ödenmiş sermayesi 1.250.000,00 TL olup hissedarlara yapılan kar payı ödemeleri hissedarların hisseleri nispetinde bu sermayenin % 5’ ine tekabül ettiğini, bu nedenle dava dilekçesinde yer alan beyanlar gerçeğe aykırı bulunduğunu,2008 – 2016 yılları arasında TTK. Ve ana sözleşme hükümlerine göre kar dağılımı pay sahiplerine yapılmış olup, dağıtılmayan kısmı ise genel kurul kararları doğrultusunda müvekkili şirketin geleceği için, ileride yapılacak yatırımları karşılayabilmek, doğabilecek muhtemel zararları karşı ödeme yeteneğini güçlendirmek veya sermayeye ilave edilmesi düşünülerek olağanüstü yedekler fonunda tutulduğunu,Yönetim kurulu başkanı …, günde 10 saat mesaisini şirketin başında işleri takip ederek şirket merkezi ile fabrika arasında mekik dokuyarak, müşterileri dolaşarak geçirdiğini, bu emeğin ve mali risklerin karşılığında kendisi için kararlaştırılan huzur hakkı miktarı fazla olmayıp tam aksine az olduğunu,193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre “Yönetim ve denetim kuralları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolasıyla ödenen ve sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret olarak telakki edilir” denildiğini, bu nedenle yönetim kurulu başkanı ve yardımcısına ödenen huzur hakkı bu kişilerin çalışmalarına ve yönetim görevlerini icra etmelerine ilişkin olup bu ödeme yasaya aykırılık teşkil ettiğini, ücretler şirketlerin kar yapması ile ilgili olmadığını, zarar dahi edilse ücretlerin ödenmesi zorunlu olduğunu,Genel Kuruldan en az 2 hafta önceden tüm mali ve finansal tablolar tüm ortakların görerek inceleyebileceği şekilde şirket merkezinde hazır edilmiş ve ayrıca davacı ortaklara noter kanalı ile genel kurul çağrısı yapılarak şirketi finansal tablolarını inceleyebilecekleri kendilerine bildirdiğini,bu nedenle halen ortakların şirket ile ilgili mali tabloların hissedarlara incelettirmediği ve azınlığın haklarının kısıtlandığından bahsetmek kötü niyet teşkil ettiğini, dava dilekçesinde yer alan hususların hiçbiri gerçeği yansıtmamakta olup, iptali istenen genel kurul tüm usul ve yasal koşullara uygun olarak tertip edilmiş olup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:Dava genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkindir.
Açılan dava ile davalı şirketin 11.04.2017 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararların iptali talep edilmiştir.
Davalı şirket kayıtları üzerinde incelemesi yapılmış yapılan inceleme ilişkin rapor dosyaya sunulmuştur.
Davaya konu genel kurulu toplantı tutanağı incelendiğinde;
1.maddenin toplantı başkanlığı seçimi, oy toplama memuru seçimi, katiplik seçimine ilişkin olduğu;
2. maddenin yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu okunmasına ilişkin olduğu, herhangi bir karar alınmadığı,
3. madde kapsamında denetçi raporu okunduğu, herhangi bir karar alınmadığı,
4. maddede bilanço ve kar zarar hesaplarının okunduğu, müzakere edildiği, 2875 kabul oyuna karşılık 2125 karşı oyla hesapların tasdik edildiği,
5. maddede yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü, 2875 kabul oyuna karşılık 2125 karşı oyla yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği,
6. madde kapsamında denetçinin 2875 kabul oya karşılık 2125 karşı oyla ibra edildiği,
7. madde kapsamında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı belirlendiği, 2875 oya karşılık 2125 red oyuyla kabul edildiği,
8. maddeyle kar dağıtımı konusunda görüşme yapıldığı, 2875 kabul oyuna karşılık 2125 red oyuyla karar alındığı,
9. madde kapsamında kar payı dağıtımı konusunda yönetim kuruluna 2875 kabul oya karşılık 2125 karşı oyla yetki verildiği,
10. maddenin toplantının kapatılmasına ilişkin olduğu, bu madde kapsamında alınmış bir karar bulunmadığı anlaşılmıştır.
TTK.nun 446. maddesi gereğince toplantıda hazır bulunup karşı oy kullanan ve durumu tutanağa geçiren pay sahiplerinin genel kurulda alınan ilgili kararlara karşı hak düşürücü süre içinde iptal davası açması mümkündür.
Somut olayda genel kurul tutanak ve ekleri incelendiğinde davacıların alınan kararlara yönelik olarak olumsuz oy kullandıkları ancak muhalefet şerhlerini tutanaklara geçirmedikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle kural olarak davacıların genel kurulda alınan kararlara karşı iptal davası açma haklarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
TTK 436 madde gereğince yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada yönetim kurulu üyelerinin oylamaya katılmamaları gerekir. Emsal kararlar da bu yöndedir;
“…Dava, davalı anonim şirketin 26/04/2013 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davaya konu genel kurul toplantısının 6. maddesinde alınan karar ile şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiştir. Davaya konu genel kurul ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nin 436. maddesinde pay sahiplerinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu hükmün emredici nitelikte olması nedeniyle bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olup, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizlikle malul olacaktır. Davaya konu genel kurul toplantısına tüm ortaklar asaleten katılmış olup, genel kurul toplantısının 6. maddesinde yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerinin hiçbirisinin oylamaya katılmaması, ibralarına ilişkin olarak yapılan oylamada oy kullanmamaları gerekirken yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında sahibi oldukları paylardan doğan oy hakkını kullanmayarak her bir yönetim kurulu üyesinin ibrasına karar verildiği görülmüştür. Yapılan oylama ile aslında şirket yönetiminden birlikte sorumlu olan yöneticilerin her birinin diğerinin ibrasına ilişkin karara katılmaları sonucu verdikleri oylar ile birbirlerinin ibrasına karar verdikleri, bu şekilde ibralarını sağladıkları anlaşılmakla oylamada izlenen bu yöntem ile anılan 6102 sayılı TTK’nin 436. maddesinde düzenlenen oy kullanma yasağına aykırı davranılmış olup, bu şekilde yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan karar, karar nisabı bulunmadığından yoklukla maluldür. Bu itibarla, yok hükmünde olan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlara karşı ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsalar bile bu kararlara karşı dava açabilirler. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olarak alınan karar yok hükmünde olduğundan yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile dava konusu genel kurulda 6 numaralı madde ile alınan karara yönelik talebin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün bu yönden bozulması gerektiği….” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/6071- 2018/221 11/01/2018 tarihli kararı)
Davaya konu genel kurulda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü 5. Madde madde kapsamındaki oylamada 2875 olumlu oy kullanılmış olup hazirun cetveline göre 2625 yönetim kurulu üyelerinden …’e, 250 hisse ise …’e aittir. Dolayısıyla yapılan yönetim kurulu üyelerinin oy kullanma yasağı sebebiyle bu kabul oylarının mahsubu yapıldığında kabul oyu kalmamakta, 2125 ret oyu ile genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin edilmemiş olduklarının kabul edilmesi gerekmektedir. Bu gündem maddesi yönünden muhalefet şerhi olmasa dahi alınan ibra kararının butlan ile geçersiz olduğunun tespitine karar vermek, diğer yönlerden ise muhalefet şerhi bulunmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda yazılı nedenlerle;
1- Davanın kısmen kabulü ile,davalı şirketin 11/04/2017 tarihli Genel Kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5.maddenin butlanla geçersiz olduğunun tespitine,diğer gündem maddeleri yönünden taleplerin reddine,
2-Davacı vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 2.180,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
3-Davalı vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 2.180,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 31,40.-TL’sinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 36,00.-TL açılış gideri, 1.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 187,25.-TL tebligat, posta vs. gideri olmak üzere toplam 1.223,25.-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre takdir edilen 611,62.-TL’sinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 48,00.-TL tebligat ve posta giderinin, kabul ve ret oranına göre takdir edilen 24,00.-TL’sinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Bu dava sebebiyle 35,90.-TL Karar harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 31,40.-TL’nin mahsubu ile kalan 4,50.-TL’nin davalıdan alınmasına,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan gider ve delil avansının harcanmayan kısmının iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açıkolmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.03/05/2018

Başkan …
¸e-imzalıdır
Üye …
¸e-imzalıdır
Üye …
¸e-imzalıdır
Katip …
¸e-imzalıdır