Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/834
KARAR NO : 2018/1249
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 05/03/2018
KARAR TARİHİ: 20/12/2018
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı …Şirketinin resen sicilden terkin edildiğini, 24/09/2013 tarihinde terkin işleminin tescil edildiğini, müvekkilinin 01/01/1992-01/02/1996 tarihleri arasında mezkur şirkette aralıksız çalışmasına rağmen müvekkilinin çalışmasının işveren tarafından sigortaya beyan edilmemiş olması sebebiyle … İş Mahkemesinin … esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti dava açıldığını, açılan bu davada mahkemece yapılan araştırma da şirketin sicilden resen terkin edildiğinin görüldüğünü ve mahkemece şirketin ihyası konusunda dava açılması için kendilerine süre verildiğini, şirket hakkında alınan sicilden resen terkin kararı müvekkilinin haklarına kavuşmasına engel mahiyette olduğunu, müvekkilinin hizmet süresinin tespitine ilişkin açtıkların davanın sonuçlanması ve karara bağlanabilmesi için mezkur şirketin sicilden terkin kaydının kaldırılması ile sona eren tüzel kişiliğinin yeniden canlandırılmasının zorunlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı …Şirketi’nin sicilden terkin kaydının kaldırılması ve yeniden ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı … vekili tarafından Mahkemeye verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TTK geçici 7. Maddesi gereğince işlem yaptığını, davalıya çıkartılan ihtarnameye rağmen süresinde gereğinin yerine getirilmediğini, kendilerininde dava olduğu yönünde bildirimde bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …sicilden terkin edilip tüzel kişiliği son bulduğundan herhangi bir cevap dilekçesi de sunulamadığı anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E /
Davada uyuşmazlığın ticaret sicilden TTK’nun Geçici 7.maddesi uyarınca terkin olunan şirketin ihyası gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, ihyası talep olunan Tasfiye halinde …Şirketi İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün … sicil numarasında kayıtlı bulunmaktadır. TTK geçici 7 maddesi uyarınca tebligat ve ilan prosedürleri de yerine getirilerek şirketin resen sicilden 24/09/2013 tarihinde terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi … Esas, … Karar sayılı ilamla mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş ve süresinde talep üzerine dosya mahkememize intikal etmiştir.
Tasfiye ve terkin olunan ticaret şirketleri bakımından genel olarak yasal durum değerlendirildiğinde; eTTK 447. madde hükmü gereğince, tasfiye halinde bulunan şirketin tüm borçları ödendikten sonra, kalan mevcudu, esas sözleşmede aksine bir düzenleme mevcut değilse pay sahipleri arasında ödedikleri sermaye ve paylara bağlı imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı öngörülmüştür. Keza tasfiye sonu ve dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 543.maddesinde aynı yönde benzer ( borçlar ödendikten sonra önce ödenen pay bedellerinin iadesi yönündeki yeni hükmü dışında) benzer bir düzenleme yapılmıştır. Yine eTTK’nda doğrudan bir karşılığıda bulunmayan 6102 sayılı TTK’nun 547. maddesinde (Ek Tasfiye) başlığı ile; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebiyecekleri hükmüne yer verilmiştir. Anılan 547.madde hükmünün, eski TTK döneminde karşılığı bulunmayıp, ancak eski TTK döneminde uygulama ve içtihat yoluyla gerçekleştirilen ek tasfiye kararları yeni yasa (TTK) ile yasal bir dayanakta kazanmıştır. Keza anılan hüküm ile şirket ortaklarının da ek tasfiye isteminde bulunabilecekleri açıkça hüküm altına alınmıştır. TTK 547.maddesinde ek tasfiyeye dair yer alan bu düzenleme bakımından, kanunun gerekçesi incelendiğinde ilk tesbit edilebilecek olan hususun; öncelikle ek tasfiye kararının geçici bir tedbir kararı olduğu ve yeni bir hukuki durum meydana getirmediği hususlarına yapılmış olan vurgudur. Yine anılan madde gerekçelerinde ek tasfiyeyi gerektiren hallerin neler olabileceği, sınırlı sayıda olmaksızın gösterilmiştir.
Tasfiye; şirketin mal varlığına ilişkin olarak, şirket leh ve aleyhindeki davaların intacı, alacakların tahsili, borçların tamamen ödenmesi ve kalanın son bilanço gereği ortaklar arasında hisseleri nisbetinde bölüştürülmesi işlemlerini zorunlu olarak içerir.
Yine TTK’nun Geçici 7.maddesinde, hükümde yer verilen hallere ilişkin olarak anonim, limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı öngörülmüş ve 15. Fıkrasında ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Davaya konu şirketin sicilden silinme tarihi ve dava tarihine nazaran davanın yasada öngörülen beş yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre limited şirketler, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK’nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re’sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
Tasfiye; şirket leh ve aleyhindeki davaların intacı, alacakların tahsili, borçların tamamen ödenmesi ve kalanın son bilanço gereği ortaklar arasında hisseleri nisbetinde bölüştürülmesi işlemlerini zorunlu olarak içerir.Şirketin yukarda belirtilen gerekçeyle ve TTK Geçici 7.madde kapsamında ticaret sicilinden re’sen terkin edilmiş olmasına karşın, terkin olunan şirketi hakkında Bakırköy …İş Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında derdest dava bulunduğu ve anılan mahkemece, celse ara kararı ile davacı yana, şirketin ihyasını temin bakımından süre verildiği anlaşılmaktadır. Bu dava sonuçlanmadan şirketin sicilden terkini anılan TTK düzenlemeleri ve bu hükümlerle varılmak istenen sonuca uygun düşmemektedir. Ancak ticaret sicil tarafından tasfiye ve terkin yönünden ilgili yasal düzenleme ve ilgili Tebliğ doğrultusunda gerekli ihtarların yapıldığı anlaşılmakla, yasal hasım konumunda bulunan sicilin yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle terkin edilen şirket hakkında yukarda bahsi geçen davanın varlığı ve mahkemece verilen aynı yöndeki ara karar dikkate alınarak, bu hal, şirketin ihyası için TTK Geçici 7/15. maddesinde öngörülen hukuki menfaatin varlığı ve haklı sebep niteliğinde olmakla ve hükümde öngörülen beş yıllık sürede dolmamış olduğundan, yukarda belirtilen bu amaç doğrultusunda (şirket hakkındaki dava ve sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere) şirketin yeniden ihyası gerektiği, Geçici 7.madde kapsamında terkin kararı verilmiş olması karşısında diğer davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı ve aynı terkin nedeniyle tasfiye memuru tayinine de mahal olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı olarak gösterilen Şirket bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Diğer davalı yönünden davanın KABULÜ ile, (Tasfiye halinde …Şirketi)…Müdürlüğü’nün 276236-0 sicil numarasında kayıtlı Şirketin İHYASINA ve ticaret sicilde tescil ve ilanına,
3-Alınması gereken 35,90 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde BIRAKILMASINA,
5-…yasal hasım konumunda bulunduğundan aleyhine harç ve yargılama gideri takdirine YER OLMADIĞINA, Aynı nedenle davacı yararına vekalet ücreti taktirine YER OLMADIĞINA,
6-Tarafların HMK 120 madde gereğince yatırdığı gider-delil avanslarından var ise kalan miktarın karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK’nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip