Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/479
KARAR NO : 2019/169
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2018
KARAR TARİHİ : 06/05/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Avrupa Birliği nezdinde İngilizce eğitim veren bağımsız bir kuruluş olduğunu, …’ta bulunan … Üniversitesi’nin müvekkili kuruluşa ait olduğunu, …’nın kurucusunun müvekkili … olduğunu, müvekkilinin “…” markasını uzun yıllardır, … ve tüm dünyada eğitim hizmetleri alanında, son derece yoğun ve kesintisiz bir şekilde markasal olarak kullandığını, markanın ilk yaratanı ve önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, davalının eğitim hizmetine ilişkin olarak markasına seçebileceği yüzlerce ibare varken müvekkilin yıllardır kullandığı markasının aynısının kötü niyetli olarak tercih edildiğini, müvekkiklinin “…” markasına büyük bir yatırım yaptığını, yoğun ve etkin bir şekilde kullandığını, markanın müvekkili kuruluş ile bütünleştiğini, davalı firmanın haksız bir şekilde dava konusu … başvuru numaralı “…” markasını Türk Patent nezdinde 18.04.2014 tarihinde ve … başvuru numaralı “…” markasını 12.05.2014 tarihinde tescil ettirerek markadan haksız bir şekilde yararlandığından bahisle, davalıya ait Türk Patent nezinde tescilli … başvuru numaralı “…” ibareli marka ile, … başvuru numaralı ” …” ibareli markanın devirlerinin ve markalar üzerinde lisans verilmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinlerine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1985 senesinde …’ın ilk üniversitesi olarak faaliyete başladığını, yüksek kalitede sunduğu eğitim ile dünya çapında tanınırlık elde ettiğini, dünyadaki tanınmış akreditasyon kurumlarından onay alan …’nin ilk üniversitesi olduğunu, müvekkilinin … kod numaralı “…” ibareli, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 16. ve 41. sınıflarında tescilli olan 18.08.2014 tarihinde tescil edilmiş olan marka,… kod numaralı “ …” ibareli, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 16. ve 41. sınıflarında tescilli olan 12.05.2014 tarihinde tescil edilmiş olan markaların sahibi olduğunu, markaların tescil tarihleri üzerinden beş yılın dolmak üzere olduğunu, beş yıl boyunca sessiz kaldığını bu nedenle davacı yanın hükümsüzlük talebinin kötü niyetli olduğunu, ayrıca … Kesimi’nin ülkemiz tarafından tanınmadığını, ülkemizce tanınmayan bir yerde yapıldığı iddia edilen kullanımlar ile Türk Patent ve marka kurumu nezdinde tescilli markaların hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafa ait markanın ülkemiz sınırlarında ayırt edici hale gelmiş olduğunun iddiasının teknik olarakta kabul edilemeyeceğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığını, Marka Hukukunda ülkesellik prensibinin geçerli olduğunu, “…” ibaresi bakımından davacının ülkemizde herhangi bir kullanımının söz konusu olmadığını, marka tescilinde öncelik ilkesi gereği müvekili firmanın TPMK’ya ilk başvuran kişi olması nedeniyle “…” ibareli markanın müvekkili adına tescil edilmesi bakımından herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığından bahisle, müvekkili aleyhine açılan davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine, bu talebin kabul edilmemesi halinde esas bakımından hukuki dayanaktan yoksun haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacı …’in … yönetiminde bulunması nedeni ile ülkemizde dava açıp açamayacağına ilişkin Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Adli Yardım Şube Müdürlüğü, Mütalaa ve Görüş Bürosu’na görüş sorulmuş olup, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün 01.05.2019 tarih ve 2019 E.826/48718 sayılı cevabi yazısında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), ülkemiz tarafından tanınmadığı ve diplomatik, siyasi, hukuki ve ekonomik herhangi bir ilişkimizin bulunmadığı, GKRY şirketinin yargı makamlarımız önünde hukuki bir kişiliğe sahip olmadığının, bu nedenle taraf ehliyetine sahip olmadığının takdirinin mahkemede olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK Madde 114 dava şartlarına ilişkindir. ” Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması” dava şartı olarak öngörülmüş olup, Madde 115 ” Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. ” hükümlerine amirdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50.maddesi uyarınca medenî haklardan yararlanma ehliyeti, usul hukukunda taraf ehliyeti olarak yansımaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde yerleşik bulunan davacı şirketin bildirilen görüş yazısı da dikkate alındığında yargı makamlarımız önünde hukuki bir kişiliğe sahip olmadığı, bu nedenle taraf ehliyetine de sahip olmadığı anlaşılmakla, davacı … tarafından davalı … aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şeklide hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacı … tarafından davalı … aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gerekli 44,40 TL harçtan peşin yatırılan 35,90 TL’nin mahsubu ile bakiye kalan 8,50 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’sine göre tespit olunan 3.931,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 06/05/2019
Katip …
¸
Hakim …
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır