Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/742 Esas
KARAR NO : 2019/420
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 23/09/2014
KARAR TARİHİ : 07/05/2019
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme gereğince taraflar adi ortaklıkla %50 hisse sahibi olduğunu kar ve zarar hisseleri oranında bölüşecek işletme ile ilgili kararlar birlikte oy birliği ile alınacağını davacının bir beyan olarak ortak olduğu işletmede davalının eşin gelsin sürekli erkek müşteri geliyor demesi üzerine eşini işletmeye yolladığını işletmenin kapanış saatlerinde işletmeye gittiğini ve günlük hasılattan payını ilk başlangıçlarda aldığını davalı oraklık üzerinden bir ay geçtikten sonra kasadan kafasına göre para aldığını ortaklık zarar görmesin diye 25/08/2011 günü ortaklıkta çalışan eşini de alarak tatile gittiğini davacının tatil gelişinde davalı ortağının kendisine … Noterliğinin 06/09/2011 gün … yevmiye nolu ihtarı ile sanki işçisini işe çağırır gibi ihtar çektiğini davalının anlaşmaya yaklaşmaması nedeni ile vekil sıfatı ile … Noterliğinin 03/01/2012 gün … yevmiye nolu ihtarı ile ortak işletmenin değişen anahtarları davacıya verilmediğini işletmeden elde edilen %50 gelirin davacıya verilmemesi ve ortaklığın feshi yönünde dava açacaklarını bildirdikleri ihtar davalıya tebliğ edildiğini belirterek fiilen devam etmesi mümkün olmayan adi ortaklığın feshi ile ortaklık payı olarak 32.500 TL bedel ile davacının fiilen ortaklığa alınmadığı 25/08/2011 gününden itibaren elde edilen gelirin %50 oranında davacı hissesine düşecek olan kazancından davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine masraf ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu davanın hukuk kurallarına aykırı olduğunu, davacının adi ortaklık sözleşmesinin 4.maddesinden anlaşılacağı üzere 5.000,00TL ortaklık için tevdii ettiğini, ayrıca 2.500,00TL malzeme alım parası verdiğini, davacının 30.000,00TL yi ortaklığa kabul ve hava parası olarak ödediğini bildirdiği para hakkında makbuz almadığı gibi, bu paranın ticari hayatta hava parası olarak belirtilen para olup, vaat edildiği halde ödenmediğini, ayrıca davacının ….Noterliği’nin 06/09/2011 tarihli ihtarnamesi ile de işe başlamadığını, davacının gerçeği yansıtmayacak şekilde borçlanma yaptığını, … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyası ile takip başlatılarak, dükkandaki nominal değeri 10.000,00TL olan malların haczedilerek dükkanın boşaltıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir:
DELİLLER VE GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; iş bu dava dosyasına ilişkin olarak … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde … Esas ve … Karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı ve … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce de … Esas ve … Karar sayılı ilamı ile de karşı yetkisizlik kararı verilmiştir. Yargıtay … Hukuk Dairesi’ne dava dosyası merci tayini için gönderilmiş olup, Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … Esas ve … Karar sayılı ilamında belirtilen; “Dosya kapsamındaki, taraflar arasında imzalanan …. Noterliğinin 17.05.2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağına dair yetki sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda uyuşmazlığın … Asliye Ticaret Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.” ifadeler ile merci tayini yapılmıştır.
HMK’nın 22/2. maddesinde “İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir, HMK’nun 23/2. maddesinin, “kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Görev, kamu düzenine ilişkin bir hükümdür ve mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulmaktadır.
Y.H.G.K., 12.09.1956, 47187/185 karar sayılı ve 20.10.1954, 3/129 E. 130 K. sayılı;Y.4.HD., 30.11.1955, 6516/5269 sayılı kararlarında, yerel mahkeme tarafından verilen kararların, Yargıtay tarafından görev hususu dışında başka bir sebep ile bozulmasından ve dosyanın yerel mahkemeye iade edilmesinden sonra mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği bildirilmiştir. Y.4.HD., 28.05.1957, 360/3636 sayılı kararında ise dava devam ettiği sürece mahkemece görev hususunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ve bozmaya uymanın görevsizlik kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği bildirilmiştir. Kararlar arasındaki uyuşmazlık sebebi ile Yargıtay Büyük Genel Kurul, 04.02.1959, E. 1957/13, K. 1959/5 sayılı kararı ile içtihatlar arasındaki aykırılığın giderilmesi için görev hususunda usulî kazanılmış hakkın olup olmayacağına ilişkin bir karar vermiştir. 04.02.1959 tarihli içtihadı birleştirme kararı ile görev konusunda usulî müktesep hakkın kayıtsız, şartsız uygulanması halinde mutlak hükmün değiştirilmesi sonucunun doğacağını ve bu nedenle kural olarak usulî kazanılmış hakkın görev konusunda tatbik edilmeyeceğini ve bozmaya uyma neticesinde de her zaman görevsizlik kararı verilebileceği içtihat edilmiştir.
Dava konusu somut olay açısından Yargıtay ilgili dairesince yapılan merci tayini yetki yönünden yapılmıştır. Görev hususu kamu düzeninden olup HMK’nin 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Mahkememizce tarafların adına kayıtlı olan bir ticari işletme olup olmadığı hususu araştırılmış, taraflar adına kayıtlı bir ticari işletme bulunamamıştır. Davaya konu adi ortaklığa ilişkin kayıtların incelenmesi sonucunda adi ortaklığın ticaret sicil numarası olmadığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.” hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK’nın 620(e.TBK md. 520 ve devamı) ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.
Somut olayda taraflar tacir olmadığından, adi ortaklık da TTK’da düzenlenmediğinden, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden (bu doğrultuda olan kararlar için bkz. Yargıtay 20. HD. 2018/5955 Esas ve 2019/322 Karar) mahkememizce görevsizlik kararı verilmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-1-HMK 6100 Sayılı 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE
2-İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu tespitine,
3-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi uyarınca görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde davacı tarafın müracatı halinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi uyarınca görevsizlik kararı kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde davacı tarafın müracat etmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağına,
5-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne, davalı vekilinin yokluğunda karşı kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/05/2019
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır