Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/441 Esas
KARAR NO : 2019/520
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/04/2018
KARAR TARİHİ : 13/05/2019
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan farklı tarihlerde farklı fatura bedelleri ile likra-spandex iplik aldığını, 10/07/2017 tarihinde 184 kg ve 19/07/2017 tarihinde 132 kg olmak üzere toplam 316 kg almış olduğu likrayı elinde bulunan 6.5 ton kumaşa karıştırdığını, bu kumaşın farklı partiler halinde ….şirketine satıldığını, kumaşın üretim hattına girdikten sonra istenilen özelliklerde olmadığının anlaşıldığını, …. müvekkili şirkete 140.000,00 TL’den reklamasyon faturası düzenlediğini, ayıplı likra dolayısıyla kullanılamaz hale gelen kumaşı kendisine iade ettiğini, bu kayıp dolayısıyla ….ile protokol tanzim edilerek zararının 141.584,00 TL olduğunun taraflarca imza altına alındığını, durumun hemen davalıya ihbar edildiğini, zararın giderileceğinin bildirilmiş olmasına rağmen giderilmediğini, kumaşın tamamının müvekkilinin deposunda hazır bekletildiğini, bu kumaşların tekstil sektöründe kullanımının kalmadığını, müvekkili tarafından ihbarda bulunulduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bahsi geçen kumaşların ayıplı olduğuna ilişkin rapor alındığını belirterek davalıdan alınan ayıplı mal bedeli olan 6639,00 TL’nin ayrıca bu mal sebebiyle uğramış olduğu 30.000,00 TL’nin ve ticari faizin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 36639,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin aracı konumunda olduğunu, müvekkilinin kendisinden talep edilmedikçe ürünün nerede kullanılacağı konusunda bilgilendirme yapmakla yükümlü olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ürünlerin ayıplı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının tüm teknik gereklilikleri bildirip uygun ürünü alması gerektiğini, sunulan raporları kabul etmediklerini, zararın tazmini gerekmekte ise ürünlerin üretimini yapan Huafon şirketinin sorumlu olmasının gerektiğini, davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, ayıplı mal bedeli ve uğranılan zararların tazmini talebine ilişkin Alacak davasıdır.
Davacı vekili, ayıbın süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin yemin deliline dayanmış olmakla; davalı şirket yetkilisinin yemini yaptırılmak üzere duruşmada hazır edilmesine karar verilmiş olup; davalı şirket yetkilisi …’ün 28/01/2019 tarihli celsede yemin eda etmek üzere hazır bulunduğu görülmüş olup; kimlik tespiti yapılarak yemin edası için huzura alındı. Davalı asile yemin icrasından önce hangi konuda yemin edeceği açıklandı. Yeminin anlamı ve önemi anlatıldı. Yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı hususunda dikkat çekildi. Davalı şirket yetkilisi: “bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum” dedi. davalı şirket yetkilisinden soruldu: “benim şirketim şahıs şirketidir. İplik satıyorum. Davacı şirkete de iplik sattım. Temmuz ayının ortalarında ipliği sattım. Ağustos’un ortasından sonra davacı şirket bana ayıp ihbarında bulundu. Telefonla ve sözlü olarak bulundu. Ancak arandığım tarihi tam olarak hatırlayamıyorum. 03/08/2017 tarihidir diyemem. Üzerinden bir süre geçmişti. Ben Ağustos’un ortası diye hatrılıyorum. Daha sonra gidip yüz yüze de görüştüm. Kendileri araştıracaklarını söylediler. Ben de malı aldığım firmaya bildirdim. Ben aracıyım dedi.” beyanı okunup imzası alınmıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyetine bakıldığında, davalı tarafça, davacıya ürünlerin imalinde kullanılması için iplik satıldığı, sipariş üzerine imalat bulunmadığından, dava konusu olayda satım sözleşmesinin bulunduğu dikkate alınarak muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüğünün Ticaret Kanuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesi uyarınca ticari satışlarda; “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK’nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
TBK’nun 223. maddesinin 2. fıkrası ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” şeklidedir.
TBK’nın 225. maddesi gereğince ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacaktır.
Satıcının ağır kusurlu olmadığı durumlarda tacirler arası satış sözleşmelerinde ayıp ihbarının yapıldığının ispatı ise TTK 18. maddesinin 3. fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde, sözleşme konusu ipliklerin teslim edildiğinin çekişme konusu olmadığı ancak davacı yanca ayıp iddiası bulunmakla davacının ayıba bağlı haklardan yararlanmak için önce ayıbın varlığının sonra süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kanıtlaması gerektiği, taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde bir sözleşmenin bulunmadığı, ipliklerin sipariş üzerine üretilmediği, satışının yapıldığı, taraflar arasında ticari alım satımdan kaynaklanan ticari ilişki söz konusu olup, Ticaret Kanununda yer alan ayıp hükümlerinin uygulanması gerektiği, tarafların her ikisi tacir olup TTK’nın 23/son maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içerisinde, açıkça belli değil ise sekiz gün içerisinde karşı tarafa bildirilmesi gerektiği, ayrıca tacirlerin bildirimlerini TTK’nın 18/3 maddesi gereğince yerine getirmeleri gerektiği, davacı taraf satılan malın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda belirtilen yasa hükümnleri gereğince süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığı, davalı tarafça yapılan yemin ile de, Ağustos ayının ortalarından sonra bildirimin yapıldığının anlaşıldığı bu sebeplerle davacının ayıplı ifadan kaynaklanan haklarını kullanamayacağı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 44,40 TL harçtan peşin alınan 631,87 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 587,47 TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince 4.380,29 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair davacı vekilinin, davalı … Hefateks, ihbar olunan Huafon vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda 35 sayılı Kanunun geçici 2’inci maddesine göre Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kurulmasına ve 20/07/2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360’ıncı madde hükümleri uyarınca, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veye istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2019
Katip …
¸
Hakim …
¸
İş bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümleri uyarınca imzalanmış olup HMK Yönt. 8/5 maddesi gereği fiziki olarak imzalanmayacaktır