Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/713 E. 2019/411 K. 12.06.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/713 Esas
KARAR NO : 2019/411

DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 09/04/2019
KARAR TARİHİ : 12/06/2019

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ———, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ——- ticaret sicil numarasında kayıtlı bir anonim şirketi olduğunu, n TTK’nun geçici 7. Maddesi gereğince ——– kendisine yapılan ihtar ve ————Gazetesinde yayınlanan ilana rağmen süresi içinde bildirimde bulunmadığı gerekçesi İle 09.10.2014 tarihinde Ticaret sicilden resen silinmiş ve bu husus ———– tarih, 8674 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 89. Sayfasında ilan yapıldığını, —– ile ihyasını talep edilen——– arasında 25.12.2003 tarihinde————————-işletmeciliği işi için sözleşme yapıldığını, işletmecinin ———– yılı işletme bedelini ödememesi sebebiyle, ihale sözleşmesi 09.01.2007 tarih——— sıra no’lu Sarıyer ———-. Noterliğince gönderilen ihtarname ile feshedildiğini, bu sebeple Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin —————–. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine tazminat davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, kararın ——- tarihinde kesinleştiğini,——— sayılı dosyanın yargılaması devam ederken —————şirketin yasal süre içerisinde tesisleri boşaltmaması, malzemeleri teslim edecek muhatap bulunamaması, malzemeler bulunduğu yerde muhafaza edilmesi, yeniden ihaleye çıkılamaması sebepleriyle halkın zarara uğramasına sebebiyet veren şirket aleyhine mahrum kalınan karın tahsili talebiyle dava açılması için Muhakemat Müdürlüğü’nden talepte bulunulduğunu, davanın Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ————Sayılı Dosya İle ——— alacağın 14.01.2007 tarihinden İtibaren gecikme zammı ile birlikte tahsili amacıyla dava açıldığını, davanın 16.01.2019 tarihli celsesinde taraflarına davalı şirketin ihyası için davası açılması için süre verildiğini, işbu sebeple ihya davası açma zarureti hasıl olduğunu, bu sebeplerden dolayı davalı ———–.’nin ihya edilerek ————– tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ————–Müdürlüğü’nce verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket yönünden 6102 Sayılı TTK 32. madde ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 34. maddesi hükmü uyarınca işlem yaptığını, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluk şirketin tasfiye memurunda olduğunu; davalı dava açılmasına sebep olmadığından yasal hasım konumunda bulunan davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu sebeplerle cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ——————- 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre daveTiye tebliğ edilmiş ancak davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi gereğince ———– gayri faal olması sebebiyle re’sen terkin edilen şirketin faal olduğunun tespiti ile ihyası istemidir.
——- Müdürlüğünün 22/04/2019 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen 6102 Sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi gereğince müdürlükleri tarafından kendilerine yapılan ihtar ve ticaret sicil gazetesinde yapılan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunmayan şirketin 09/04/2014 tarihinde re’sen terkin edildiği ve ticaret sicilinden silindiği, tasfiye memurunun bulunmadığı bildirilmiştir.
Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin———— esas sayılı dava dosyası üzerinden sicilden re’sen terkinine karar verilen şirket hakkında taraf teşkili sağlanması açısından davacı tarafa şirketin ihyası davası açmak üzere yetki ve süre verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
6102 Sayılı TTK’nın 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 38. maddesi ile değişik 7. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde kanunda yazılı halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerekmektedir.
Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet ehliyeti). Örneğin, bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu sebeple, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Davalı ————-hakkında yapılan yargılamaya göre, şirketin ihyası davalarında ———- Müdürlüğü’nün davalı olması gerekli ve yeterli olup şirkete, ortaklarına ve bu şirketin tasfiye memuruna karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerekmektedir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ———–. Hukuk Dairesinin 2018/593-767 esas ve karar sayılı, 26/06/2018 günlü ilamı). Davacının şirket ihyası davasını sadece yasal hasım olan ————– Müdürlüğüne yöneltmesinin hukuken mümkün bulunduğu, sicilden terkin edilmiş olup hakkında ihya kararı talep edilen şirkete işbu davanın yöneltilemeyeceği, işbu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ”Dava Şartları” başlıklı 114/(1)-hdmaddesine göre, tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır, aynı kanunun 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu sebeplerle davalı ———-. yönünden açılan davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı ———— yönünden yapılan yargılamaya göre, ticaret sicilinden re’sen terkin edilen şirket hakkında ihyası talep edilen şirketin halen devam eden davasının bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, ancak bildirimle yapılan ilana rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğünce başvurusu bulunmadığından tasfiye edilmeksizin resen terkin edildiği anlaşılmıştır. Derdest olan davanın sonucuna göre şirket borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirket hakkında devam eden davanın olması sebebiyle davalı ————- aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı ——- yasal hasım olması sebebiyle davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, davalı —————— aleyhine açılan davanın ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı ———— aleyhine açılan şirketin ihyası davasının, işbu davalının pasif husumet ehliyet yokluğu sebebiyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2- Davacı tarafından davalı ———-aleyhine açılan DAVANIN KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğünün —— sicil nosuna kayıtlı bulunup 09/10/2014 tarihinde 6102 Sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince re’sen sicilden terkin edilen————-, 6102 Sayılı TTK’nın 547. maddesi gereğince Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin ——- esas sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere, terkin edilen şirket hakkında yürütülen davanın sonuçlanması ve infazı bakımından sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE,
3- Kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesine,
4- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j. maddesi gereğince davacı bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
5- Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan davacı tarafından işbu davalı için yapılan yargılama gideri dahil olmak üzere yapılan tüm yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6- Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7- Davalı——————–Müdürlüğü yasal hasım olduğundan davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8- 6100 Sayılı HMK’nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK’nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK’nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK’nın 344. maddesi) suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.