Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/362 Esas
KARAR NO: 2021/785
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ : 11/02/2008
KARAR TARİHİ: 04/11/2021
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREKÇE : Mahkememizin —- dosyasında,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin sermayesinin çoğunluğunu kaybetmiş olup, borca batık olduğunu,—- tarihli —- şirketin üçüncü kişilere borcunun olduğunu, şirket hakkında takipler yapıldığını, şirketin mali yapısının güçlendirilerek sermaye artışına gidilmesi gerektiğini yönündeki beyanlarının tutanağa geçtiğini, şirket kayıtları ile bilançoların müvekkilinden ve diğer küçük ortaklardan bilinçli olarak saklandığını.—- —- aktiflerinin satış fiyatları üzerinden değerlerinin bilirkişilerce tespitini talep ettiklerini, davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığını sadece sahip olunan markaların yöneltildiğini, bu nedenle sermaye artışına ihtiyaç olmadığını, ancak — tarihli — sermaye artışı yapıldığını, şirketin —- yükseltildiğini, alınan bu kararla aslında var olmayan bir sermaye oluşturulmaya çalışıldığını, bilirkişilerce gerekli tespitler yapıldıktan sonra şirketin borca batık olduğunun açıkça görüleceğini, bu durumda sermaye artırımının kanuna aykırı olduğunu, şirketin sermayesinin artırılmasına ilişkin alınan kararın doğru olduğu kabul edilse dahi bu tür sermaye artırma işleminin pay sahiplerinin taahhütlerinin artırılması şeklinde olabileceğini belirterek şirketin sermaye kaybına uğradığının ve borca batık durumda olduğunun —-günlü davalı şirketin —–artırılmasına ilişkin kararın batıl olduğunun tespitine, olmadığı takdirde kanuni ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline, alınan kararların iptaline ve — gereğince alınan kararların uygulanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın süresinde açılmadığını, toplantıya katılan davacının, dava açma koşullarını yerine getirmediğini, davacının —- muhalefeti ve buna ilişkin şerhi toplantı tutanağına geçirtmesi olgusunun söz konusu olmadığını, davacının genel kurul toplantısında muhalefetini tutanağa yazdırmadığını, dolayısıyla davacının açma hakkının bulunmadığını, müvekkili şirketin ortakları ve davacı dikkate alındığında şirketin bir aile şirketi olduğunu, kanuna aykırılıktan bahsedildiğini fakat hangi fiilin hangi kanun maddesine aykırı olduğuna ilişkin bir iddiaya yer verilmediğini, ayrıca —- hükmüne göre teminat da yatırılmadığını, davacının usulüne uygun yapılmış bir çağrı ile toplanan genel kurula katıldığını ve oy kullandığını, davacının —– istediğini, şirketin kayıtları ve iptali istenen —– alındığında davacının işbu davasının bu davada dikkate alınamayacağını, —– afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı bakımından incelenmesi gerektiğini, ancak — kararının kanuna ve iyi niyeti kurallarına aykırı olmadığını, anonim şirketlerin ihtiyaç duyduklarında iç ve dış kaynaklardan sermaye artımı yapabileceklerini, genel kurulda açıkça ifade edildiğini belirterek, —- dayanan talebin ayrı bir usul ve yargılamayı gerektirmesi, daha önemlisi davacının sadece müvekkili şirket hakkında bir icra takibi olduğu yönündeki belge ile tespit isteminin bu davanın konusu olamayacağını, bu nedenle davanın reddine, sermaye artırımı kararının bir gereklilik olması, kararın kanuna, ana mukaveleye ve afaki iyi niyet kurallarına uygun bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizce,
Dava hukuki niteliği itibariyle; davalı şirketin —-maddesine göre sermaye kaybına uğradığının ve borca batık olduğunun tespiti ile — günü genel kurulda sermaye artış kararının batıl olduğunun tespitine, bu talep kabul görmediği takdirde kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir.
Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemeleri yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Davanın —- dosyasına kayıtlanarak açıldığı, bu mahkemenin — karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verildiği, kararın davalı tarafça temyiz edildiği, —– sayılı ilamı ile yetkisizlik kararının onandığı, süresinde verilen tahrik dilekçesi doğrultusunda dosyanın —— kayıtlanarak yargılamasına devam edildiği, adliyelerin birleşmesi neticesinde şimdiki mahkeme ve esas nosunu aldığı anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketin ——- göre sermaye kaybına uğradığının ve borca batık olduğunun tespiti ile —- günü genel kurulda sermaye artış kararının batıl olduğunun tespitine, bu talep kabul görmediği takdirde kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi talebinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra—- heyetinden detayları raporda gösterildiği üzere dosyada mübrez —- tarihli rapor tanzim ettirilmiştir. Mübrez raporun sonuç bölümünde; —— paraya çevrilme özelliği bulunmadığından Borca Batıklık Bilançosunda aktiften düşülmesi sonucunda —– takip yapıldığı, kararın kesinleştiği ve markaların satılarak paraya çevrilmesine karar verildiği; bu nedenle davalının taşıdığı —– risk için karşılık ayrılmasının —- temel muhasebe kavramı gereği olduğu, bu tutara karşılık ayrılması sonucu davalı şirketin sermaye artırımı tarihi itibariyle —- borca batık durumda olduğu sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi heyetinden —- tarihli duruşmada verilen ara karar ile —– gönderilen tescil belgesindeki bilgilerin değerlendirilmesi ve davalı tarafın rapora karşı itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Dosyada mübrez — raporda özet olarak ; marka değerlenmesine yönelik uygulanacak yöntemler ve bulunacak marka değerin tartışmalı olmasının ötesinde, dava dosyasına sunulan veriler, marka değerine yönelik analitik değerlendirme ve analiz yapılabilmesi için yeterli bulunmadığı gibi marka değerinin tespitinde uygulanacak yöntemlerin tartışmalı olabileceği, davalı şirketin hiç bir faaliyetinin bulunmadığı, sadece sahip olunan markaların yönetildiği, şirketin sermaye kaybına uğradığı ve borca batık olduğu tespit edildiği durumda yani kriz ortamında söz konusu markanın tanınmışlığının ve kabul edilebilirliğinin çeşitli yöntemlere göre hesaplanacak değerinin büyük ölçüde aşınacağının aşikar olduğunun, böyle bir süreçte satılabilir bir markası ve marka değerinden söz etmenin çok güç göründüğünü, şirketin borca batıklık tespitinde dikkate alınabilecek ve objektif denetime elverişli bir marka değeri hesaplanamayacağından kök rapordaki görüşlerini aynen muhafaza edildiği, bildirilmiştir.
Mahkememizin —- tarihi ara kararı ile önceki bilirkişi heyetine marka değerleme konusunda uzman—- tarafların itirazlarının değerlendirilmesi için önceki bilirkişi heyetinden 2. Ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyada mübrez —- havale tarihli 2. ek bilirkişi raporunda özetle;
Marka konusunda uzman bilirkişi tarafından, — davalı şirketin marka değerinin —- olduğunun saptandığı,—- olarak hesaplanan borca batıklık miktarının, marka değerleri de dikkate alınarak tekrar hesaplandığında —- olacağı kanaatine varılmıştır. Bu raporun eki mahiyetindeki — tarihli marka değeri ile ilgili bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirketin mali tabloları ve dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ışığında, açıklanan çeşitli marka değerleme yöntemleri içerisinde me\cut davada kullanılabilecek en uygun marka değerleme yönteminin yeniden oluşturma yöntemi olduğu, bu hesaplama yöntemine göre davalı şirketin sahibi olduğu —– değerinde olacağı, borca batıklığın tespitinin istendiği —- olacağı sonucuna varılmıştır.
Davalı taraf —- tarihli dilekçesi ekinde marka değerlenmesi içeren uzman görüşü ibraz ederek oluşturulacak yeni bir heyetten rapor aldırılmasını istemiştir. Mahkememizin —- tarihli duruşmasında davalı tarafın rapor ve ek raporlara itirazlarının karşılanması ve sunduğu uzman görüşünün değerlendirilmesi için davalı tarafın talebi doğrultusunda yeni bilirkişi heyeti oluşturmuştur. — Heyet tarafından düzenlenen ve dosyada mübrez — tarihli bilirkişi raporu sonuç bölümünde özetle; dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile — incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve de yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, davalı—– ve bu tutar konusunda —- yönünde görüş bildirmişlerdir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen —- bilirkişi heyeti raporlarındaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; davalı şirketin sermaye artırım tarihi itibariyle — borca batık olduğunun tespit ve kabul edildiği, sermaye artış kararının ise ; davalı şirketin —- göre hiç bir faaliyetinin olmadığı, davalı şirketin sahip olduğu markaların piyasa değerini artırmak için yoğun tanıtım faaliyetine başladığını iddia etmesine karşın tanıtım faaliyetleri konusunda herhangi bir kanıt sunmadığı gibi bu tanıtım faaliyetleri sonucunda markalardan ne kadar kazandığı veya kazanacağını ispat edemediği, sermaye artış kararı almasının tamamen 3. Kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu anlaşıldığından, sermaye artışının afaki ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun tespit ve kabul edilerek ve davacının —– maddesi hükümleri uyarınca dava açma hakkı bulunduğu belirlendiğinden;
Davanın KABULÜ ile;
Davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine,
Davalı şirketin —– kurulunda şirket sermayesinin —- –çıkartılmasına ilişkin kararının afaki ve iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline,”
KARAR VERİLMİŞ;
İş bu karar davalı tarafça temyiz edilmiş,
———- sayılı hükmünde;
“1-Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan —-“Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal—– durumu umumi heyete bildirir. Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermâyenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflâsına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflâs kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiş olup, şirket ortakları, borca batıklığı mahkemeye bildirmeye yetkili değildirler. Pay sahipleri ancak genel kurulda, borca batıklığın tespitine karşın harekete geçmeyen yönetim kurulu üyelerinin azlini sağlamak üzere talepte bulunabilirler. Dolayısıyla, dava konusu edilen davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davada ayrıca —- günlü davalı şirketin —– alınan şirket sermayesinin —- çıkartılmasına ilişkin kararın batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istenmiştir. Dava konusu ——- maddesi ile şirketin sermayesinin düzenlendiği ana sözleşmenin —- — sermaye artışına ilişkin dava konusu gündem maddesinin görüşülmesi sırasında sermaye artışına yönelik itirazlarını ileri sürdüğü, muhalefetlerinin şerh edildiği, divan başkanı ve —- şirketin üçüncü kişilere borcunun olduğunu ve şirket hakkında yasal takip yapıldığının ortaklar tarafından öteden beri bilindiğini, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi ve varlıklarını kaybetmemesi için sermaye artışının yapılması gerektiğini söylediği anlaşılmaktadır.
Dava konusu ——– maddesinde, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde —– bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeler ve özellikle sermaye artış kararı alınmasının tamamen 3. kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu gerekçesiyle dava konusu şirket —– alınan şirket sermayesinin arttırılması kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmişse de kural olarak sermaye artış kararı alınmasının —- borcunu ödemeye yönelik olduğu gerekçesi iptal kararının alınması için yeterli değildir. Ayrıca ifade edilen gerekçede yer alan sonuca hangi delillerle ulaşıldığı da açıklanmamış, dava konusu —— yer alan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali şartları yeterince incelenmemiştir. Bu suretle iptali istenen kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda taraf delilleri, şirket kayıt ve defterleri de nazara alınarak, —- maddesinde yer alan —- iptali şartlarının değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
4- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline — günü, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise — tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacı vekili tarafından HUMK 433 ncü maddesinde öngörülen katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra —- süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi,—- maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda —- bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA,”
KARAR VERİLMİŞ;
Mahkememizce dava —— kaydedilmiş,
Bozma ilamına uyulmuş,
—- iptali yönünden davacının başkaca bir delili kalıp kalmadığı yeniden sorulmuş, tüm delillerin toplanmış bulunduğu belirlendiğinden bozma ilamı doğrultusunda, bozmadan önce rapor veren bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş; ek raporun ne şekilde hazırlanacağı açıkça inceleme ara kararında tarif edilmiş;
Ancak, — tarihli ek raporunda —- ilamında işaret edilen hususları tamamen karşılamadığı, mahkememizin —— tarihli görevlendirme ara kararında da istenilen hususları karşılamadığı nazara alınarak ve taraf itirazları da dikkate alınarak, bozma ilamına göre karar verilmesinin ek raporla da mümkün olmadığı görülmüş; bu nedenle mahkememizce bilirkişi kök ve ek raporu yok sayılarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş;
Şirketin borca batık olup olmadığının inceleme kapsamı dışında kaldığı, bu nedenle şirketin —- alındığı tarihte borca batık olup olmadığının tespitine gerek olmadığı, —- yılındaki şirketin faaliyetleri, reklamları, reklam giderleri nazara alınmaksızın; davamızını sadece — iptaline ilişkin olduğu, bu nedenle —- tarihi ve bundan önceki tarih itibariyle bu tarihe kadar olan şirketin ekonomik durumu, bu tarih itibariyle sektörün durumu, şirketin bu genel kurula kadar faaliyetleri, giderleri, gelirleri ve marka değeri nazara alınarak —– genel kurul tarihinde davalı şirketin ekonomik durumunu belirleyip, buna göre eski —– gereğince bu sermaye artırımı kararının şirketin ana sözleşmesine, kanuna ve bilhassa şirketin mevcut durumuna göre afaki iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığının ve bu durumun yani afaki iyi niyet kurallarına aykırılığın davacıyı etkilemişse nasıl etkilediğinin belirlenmesine ilişkin rapor düzenlemek üzere yeni bilirkişi heyeti oluşturulmuş;
Yeni bilirkişi heyeti de —- tarihinde raporlarını ibraz etmişlerdir.
— tarihli rapor hükme esas alınmış; gerekçeleri ve tespitleri yerinde görülmekle, —– ilamı da nazara alınarak yapılan incelemede,
Davacının, davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebinin aktif dava ehliyeti bulunmadığından dolayı reddine karar verilmesi gerektiği,
Ancak, davalı şirketin ——– çıkarılmasına ilişkin kararın incelenmesinde ise, anonim şirketlerde sermaye artırımının kanunla şirkete tanınmış bir hak olduğu, şirketlerin şartları oluştuğunda ve gerekli olduğunda sermaye artırımına gidebilecekleri, bu nedenle mevcut sermayenin ortaklar yönünden bir kazanılmış hak oluşturmayacağı; ne var ki pay sahibinin esas sermaye artırımına katılma yükümlülüğü bulunmadığı gibi sermaye artırımının bazı pay sahiplerini zarara uğratmak amacıyla yapılmasının da mümkün olmadığı; kayıtlı sermaye sistemi bir tarafa bırakılacak olursa sermaye artırım yetkisinin —- gereğince genel kurula ait olduğu; anonim ortaklığı sermayesinin çeşitli amaç ve nedenlerle artırılmasının istenmesinin mümkün olduğu;
Öğretide dış kaynaklardan sermaye artırımının amaç ve nedenleri sınırlı olmamakla birlikte belli başlı hallerinin,
-Ortaklığın büyümek veya teknolojisini yenilemek için yatırım yapmak veya bir işletmeyi devralmak ya da vadesi gelen borçlarını, pahalı gelen banka kredilerini ödemek gibi sebeplerle sermayeye ihtiyaç duyması;
-Anonim ortaklığın diğer bir ortaklıkla devralma suretiyle birleşmesi veya bölünme yoluyla devralınması;
– Ortaklığın vadesi gelen borçlarının, pay sahibi olan ve olmayarı alacaklılarla anlaşılarak sermayeye dönüştürülmesi ve böylece fikidite sıkıntısı yüzünden ödeme güçlüklerinin giderilmesi;
-Mevzuat veya sözleşme ya da anasözleşme gereği zorunlu olması;
-Ortaklığın borca batık olması veya sermayesinin zararlar sonucu kaybı —- hallerinde durumun giderilmesi amacı;
-Halka açık anonim ortaklığa dönüşme amacı ——–
OLDUĞU;
Diğer taraftan sermaye artırımının geçerliliği artırım sebebinin artırım kararında gösterilmiş olmasına da bağlı olmadığı ancak elbette sermaye artırımının hukuken korunan bir nedene dayanması gerektiği; bu nedenin belirlenmesinde şirketin mali yapısının da önem arz ettiği; mahkememizce görevlendirilen mali müşavir tarafından şirketin mali yapısının incelendiği, davalı şirketin aktiflerinin mevcut borçlarını karşılamakta olduğunun belirlendiği, davalı şirket sermayesini koruduğunun belirlendiği, sonuç olarak aktifleriyle pasiflerini karşılayan sermayesini koruyan bunun karşılığında hiç bir faaliyeti ve hasılatı bulunmadığı tespit edilen hiç bir yatırımı bulunmadığı tespit edilen ileriye yönelik bir yatırım projesi dosyaya yansımayan öte yandan vermiş bulunduğu rehinin sadece bir risk olduğu, satılarak paraya çevrilmesi halinde bile davalı şirketin dava dışı ——alacaklı alacağının bir miktarını da bilançonun aktifinde yer alacağının, kaldı ki, iş bu rehin dolayısıyla satılarak paraya çevrilen bir kıymetin dosyaya yansımadığı tüm bu tespitler doğrultusunda sermaye artırımını gerektirecek bir durumun gerçekleşmediği ” tespit edilmiş olduğu; sermaye artırım kararı alınan olağan üstü ——— öncesinde mali tablolar esas alınarak yapılan incelemede de hiç bir faaliyet ve hasılatı ya da yatırımı veya ileriye dönük projesi bulunmayan şirketin sermaye artırımını gerektirecek bir durumda olmadığı halde; davacının azınlık pay sahibi olmamasına etkisi bulunmayan ancak kar payı ve tasfiye payı gibi mali haklarını doğrudan olumsuz etkileyecek olan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği mahkememizce belirlenmiş;
Toplanan tüm bu deliller ve varılan hukuki kanaat gereğince aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
DAVACI YANIN TALEPLERİNDEN BİRİSİ OLAN ” DAVALI ŞİRKETİN BORCA BATIK OLDUĞUNUN TESPİTİ ” TALEBİNİN BU TALEP YÖNÜNDEN AKTİF DAVA SIFATI BULUNMADIĞINDAN REDDİNE,
Davacı tarafın diğer talebinin KABULÜ ile;
Davalı şirketin — tarihli — kurulda şirket sermayesinin —- ilişkin kararın afaki ve iyi niyet kurallarına aykırı olması sebebiyle İPTALİNE,
Davada verilen hüküm maktu harca tabi bulunduğundan maktu harçtan eksik — harcın davalı şirketten alınarak hazineye irat kaydına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan — başvuru ve peşin ilam harcının tamamı ile; bozmadan önceki — yargılama gideri, bozmadan sonraki ——– talebi reddedilip — talebi kabul edildiğinden yarısı olan —- giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının davacıya iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince, davadaki taleplerden biri kabul edilip diğeri reddedildiğinden her iki taraf lehine de —- maktu vekalet ücreti taktirine, birbirlerinden alınmasına,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olarak ve oy birliğiyle verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.04/11/2021