Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/904 E. 2019/1145 K. 12.12.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/904 Esas
KARAR NO : 2019/1145

DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 13/04/2012
KARAR TARİHİ : 12/12/2019

Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili ile davalılar arasında imzalanmış olan, 19.03.2009 başlangıç tarihli sözleşme ile davalıların kendilerinden IRAK dan hasta yönlendirmesi mukabilinde alınan ücretin %25 nin davacıya ödeneceğinin hüküm altına alındığını,ancak sözleşme devam ederken 2011 yılı Haziran ayından itibaren akdedilen sözleşmeye aykırı olarak yönlendirilen hastaların komisyon bedelleri davalılar tarafından ödenmemeye başlandıklarını, bu tarihten itibaren ibraz edilen hasta listelerinde adı geçen hastaların tedavileri ve ödemeleri alındığı halde komisyon bedelleri ödenmediklerini, 30.09.2011 tarihli müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasında geçen e-mail yazışmalarında görüleceği üzere, aralarında bu zamana kadar ödenen hastalardan alınan ücretin %25 i yerine %10 oranı teklif edilmekte ve yönlendirilen hasta gruplarının sayısını eksik göstermeye başladıklarını, Haziran 2011 yılından itibaren müvekkili tarafından yönlendirilen hastalardan 4.187.750 USD gelir elde eden davalıların taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ücret ve ödeme başlıklı IV.maddesinin 4.bendi uyarınca 1/4’ü hesaplandığında 1.046.187+KDV komisyon bedelinin ödenmesi gerekeceğini, yine davalıların Irak Sağlık Bakanlığı’ na yazılı ve sözlü bildirimde bulunarak müvekkili Baban ile çalışmayacaklarını bildirdiğini, bu durumu yine e-mail ile müvekkiline bildirdiklerini, bu durum sağlık sektöründe hizmet veren müvekkillerinin Irak Sağlık Bakanlığı ile olan iyi ilişkilerinin zedelenmesine sebebiyet vermiş ve ticari itibarının ciddi kayıplara uğramasına neden olduğunu, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ağır bir kayba uğrayan ticari itibarından dolayı davalıların müşterek ve müteselsilen 500.000 USD nin davalılarca müvekkile ödenmesi gerektiğini beyan ettiği, … A.Ş. 21.07.2011 tarihli sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin taraflarından biri olan … A.Ş ye devredildiğini, Dava devir alan şirkete yöneltildiğini, 19 Eylül 1989 tarihinde imzalanan ve 2 Ağustos 1992 tarih ve 21303 sayılı Resmi Gazete Yayımlanan Türkiye ile Irak arasındaki Hukuki ve Adli İşbirliği Sözleşmesinin 1.maddesine göre Müvekkilinden teminat talep edilemeyeceğini beyan ve ifade ettiğini, Davacı vekili tarafından tanzim edilen 02.12.2011 tarihli … 22.Noterligi aracılığıyla … yevmiye ile gönderilen ihtarnamede yine özetle dava dilekçesinde belirtilen hususlar zikredilmiş ve hasta listesi adı altında eklenen … Irak Sağlık Bakanlığınca verilen USD bedelli paket fiyatlar ile grup sayısının da kayıtlı olduğu tedavi için gönderilen hasta isim ve soy isimlerinin kayıtlı olduğu toplamda 4.184.750 $ davalıların hesaplarına intikalini gösteren exel formatmdaki tablo davalılara gönderilip tebliğ edildiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyle şimdilik 1.234.500,66 Amerikan Doları Komisyon bedeli alacağı ve 500.000 Amerikan Doları Manevi Tazminat olmak üzere toplam 1.734.500,66 Amerikan Dolarının ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmşitir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davanın haksız ve mesnetsiz açıldığını, dava dilekçesindeki bilgilerle sınırlı olarak yapılan incelemede davacı ile herhangi bir sözleşmenin mevcut olmadığını, şirket kayıtlarının incelenmesinden müvekkili işirketlerin temsil ve ilzama havi bu tür bir sözleşmenin mevcut olmadığını , davanın husumet yönünden reddini , ayrıca müvekkillerine ait sağlık kurumlarına Irak’ tan yoğun bir şekilde tedavi amaçlı çok sayıda hasta geldiğinden , söz konusu sözleşme kabul edilse dahi hangi hastaların davacı tarafından yönlendirildiği , hangi resmi makamların aracı kılındığı ve sair hususlarla ilgili dava dilekçesinde herhangi bir açıklık bulunmadığını, davacının delil listesinin tebliğinden itibaren ayrıltılı cevaplarını sunma hakkının saklı kalmak kaydı ile öncelikle davanın husumet yönünden reddine, tüm yarglıama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiş, 26/09/2012 Havale tarihli dilekçede özetle;Müvekkili şirketleri temsil ve ilzama yetkili havi imzalanmış böyle bir sözleşme olmadığından davanın öncelikle husumet yönüyle reddini, taraflar arasında yapılmış bir sözleşme olmamakla birlikte 03.10.2011 tarihli mailde belirtildiği üzere davacıya ödenen %10 luk komisyon yapılan bir uygulama olduğunu, davacının ek 4 delil listesinde belirtildiği üzere davacı tarafından yönlendirilen hastaların %10’u hesaplanmış ve 167.159-USD lik fatura kesilmesi halinde iş bu hastalara ilişkin ödeme yapılacağı da belirttiğini, davacı tarafın fatura kesmediği için mezkur meblağ ödenmediğini, İkrar anlamına gelmemek kaydı ile delil listesinde sayılan e posta 49 nolu hasta grubuna verilen hizmetlerin sona ermesiyle yürürlüğe girecektir dendiğini, bu e-posta taraflar arasında tanzim edilmiş bir yazılı sözleşmenin olmadığının ispatı olduğunu, yine ek 3 başlıklı delilde lisfe halinde isimler sunularak işbu listede belirtilen isimlerin müvekkili hastanelere yönlendirildiğine dair hiçbir evrak, yazışma vb. delil niteliği taşıyan doküman sunulmadığını, Müvekkili hastanelerin uluslar arası platformda tanınmış hastaneler olduğu ve uygulanan gelişmiş tıp teknikleri doktor kadrosunun büyük başarılara imza atması nedeniyle yurtdışından birçok hasta geldiğini, .açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/568-2019/95 E.K. sayılı birleştirme kararı ile birleşen davanın davacısı … vekili tarafından davalı … Sağlık Hizm. Ve Tic. A.Ş:, …. ve … A.Ş. aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 19.03.2009 başlangıç tarihli sözleşme ile, müvekkili şirketin davalılara Irak’tan hasta yönlendirmesinin sağlanmasını, davalıların da sağlık merkezlerinde müvekkili marifetiyle gelen hastaların tedavisini üstlenerek bu tedavi için aldıkları ücretin %25’ini komisyon olarak müvekkiline ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa etmesine rağmen davalıların müvekkiline hak ettiği komisyon bedelini ödememesi üzerine 19.03.2009 tarihli sözleşmeden doğan 1.234.500,66 USD tutarındaki komisyon bedeli alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili hususunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen ve hükme esas alınan 30.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili alacağının 1.434.270,00 USD olarak tespit edildiğini, istem sonucu ıslah edilmediğinden mahkemece dava dilekçesinde belirtilen 1.234.500,66 USD üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanmış olan alacak ile mahkemece hüküm altına alınmış olan alacak miktarı arasındaki 199.769,34 USD tutarındaki farkın tahsili amacıyla … 24. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından icra takibine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu iddia edilerek davalılar tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Birleşen davanın davalıları cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketler arasında imzalanan 19.03.2009 tarhli sözleşmenin müvekkilleri tarafından 30.09.2011 tarihinde feshedildiği, davacı tarafça ödenmediği iddia edilen 1.234.500,66 USD komisyon alacağı ile birlikte sözleşmenin haksız feshedildiği ve bu nedenle Irak Sağlık Bakanlığı nezdinde ticari itibarının zedelendiği gerekçesi ile 500.000 USD manevi tazminat talepli olarak … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı davasını ikame ettiği, davacının sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkillerine kesinlikle hiçbir hasta yönlendirmediği ve sözleşmedeki diğer edimlerini de yerine getirmediği halde bu davada alınan bilirkişi raporunda fesih tarihinden sonra direkt Irak Sağlık Bakanlığından müvekkillerine gönderilen hastaların tedavi giderleri üzerinden de komisyon hesaplaması cihetine gidilerek, 1.434.270 USD komisyon alacağı yönünde görüş bildirildiği, … 3. Asliye Ticaret Mahkemesince de mail ortamında yapılan feshin geçersiz olduğu, yazılı bir fesih bildirimi olmadığı gerekçesi ile davacının talep ettiği 1.234.500,66 USD’nin tahsiline, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verildiği, bu kararın müvekkilleri tarafından temyiz edildiği, huzurdaki dava yönünden temyiz sonucunun beklenmesi gerektiği beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Birleşen davada dava konusu olan … 24. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı … tarafından borçlular …Tic. A.Ş., …, … A.Ş.’yi devralan sıfatı ile ve asaleten … A.Ş. aleyhine “borcun sebebi” (19/03/2009 tarihli sözleşme uyarınca 31/12/2011 tarihine kadar doğmuş olan alacağın … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/105-2015/83 E.K. sayılı 18/02/2015 tarihli kararı ile hüküm altına alınmamış olan 199.769,34-USD’lik bakiyesi) belirtilerek 199.769,34-USD alacağın faizi ile birlikte tahsili talebi ile 12/05/2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlular vekilinin borca ve fer’ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, birleşen itirazın iptali davasının İİK 67. Maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 2012/105-2015/83 E.K. sayılı 18/02/2015 tarihli karar ile “…Davanın KISMEN KABULÜNE, Toplam 1.234.500,66 USD den 1.046.187,00 USD nin temerrüt tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren , bakiye 188.313,00 USD nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine…” karar verilmiştir. İş bu kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/7770-2016/3669 E.K. sayılı 05.04.2016 tarihli ilâmı ile “…1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davalı şirketlere ait hastanelerde tedavi görmek üzere Irak’tan hasta yönlendirilmesine ilişkin sözleşme uyarınca ödenmesi gereken komisyon alacağı ile manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının komisyon alacağı tespit edilirken Irak Sağlık Bakanlığı’nca davalı şirketlere yapılan tüm ödemeler dikkate alınmıştır. Oysa, davacı tarafından davalı şirketlere gönderilen 02.12.2011 tarihli ihtarname ekinde hasta isimleri tek tek belirtilerek isimleri bildirilen hastalara uygulanan tedavi ücretleri üzerinden komisyon alacağının ödenmesi istenilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından gönderilen 02.12.2011 tarihli ihtarname ekinde isimleri belirtilen hastaların tedavi edilmeleri nedeniyle davacının hak kazandığı komisyon miktarının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Öte yandan, davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin 30.09.2011 tarihiyle feshedildiği savunulmuş, mahkemece bu fesih savunması üzerinde herhangi bir değerlendirme yapılmadan 30.09.2011 tarihinden sonra yapılmış tedavi hizmetleri de davacının komisyon alacağının tespitinde dikkate alınmıştır. O halde mahkemece, davalı tarafın sözleşmenin feshedildiğine ilişkin savunması üzerinde durularak feshin geçerli olup olmadığının ve sonuçlarının değerlendirilmesi ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA…” karar verilmiş olup, davacı vekilinin karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/12077-2018/4407 E.K. sayılı 08/06/2018 tarihli ilâmı ile “…Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve taraflar arasındaki ilişkinin e-posta yoluyla yapılan görüşmeler neticesi kurulmuş olmasına, davalıların fesih iradesini taşıyan 30 Eylül 2011 tarihli e-postanın davacıya ulaşmasından sonra davacının da “30 Eylül tarihli e-postanıza cevaben” başlıklı 17.10.2011 tarihli e-posta ile cevap vermiş bulunmasına, davalıların fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuracak olmasına, Dairemiz bozma ilamına uyulduğu taktirde bozma ilamının (3) nolu bendi uyarınca yapılacak incelemede fesih tarihine kadar sözleşme koşullarına göre, fesih tarihinden sonra ise feshin haklı olup olmamasına göre komisyon ve tazminatın değerlendirilecek olmasına göre davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin HUMK.nun 442. maddesi uyarınca REDDİNE…” karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilâmına uyulmuştur. Yargıtay Bozma İlamı doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 24/09/2019 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunun sonuç kısmında “…Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı şirketlerce incelemek üzere sunulan 2009-2010 ve 2011 ticari defter incelemesinden mütevellit 2011 dönem sonu itibariyle hak ediş hesabı heyetimizce yapılmış olup, dosya ve ekleri ile ticari defter kayıtları üzerinde yaptığımız kesin hak ediş sonucunda davacı alacaklı … KDV hariç 1.007.366,20-USD amerikan doları alacağı tespit edilmiş olup, davacı alacaklı …’ın dava dilekçesinde talep ettiği üzere davalılar/borçlular …, …, … A.Ş.’den KDV hariç 1.007.366,20-USD tutarında alacaklı olduğu, davalıların ticari defterlerinin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, dolayısı ile TTK 82, 83, 84, 85 ve 86 maddelerine göre delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasında var olan yazılı sözleşmeden dolayı temerrüdün gerçekleştiği, davacı alacaklı … ile davalılar arasında yapılan 19/03/2019 tarihinde yapılan sözleşme ile davacı …’ın aracı olduğu 16/04/2009 tarihli Irak Sağlık Bakanlığı ile davalılar arasında akdedilen sözleşmelerdeki madde hükümleri edimlerinin taraflarca layıkı ile yerine getirildiği, taraflarca akdedilen sözleşmenin de taraflarca kanunen geçerli bir belge ile feshedilmediği, davacı alacaklı …’ın Irak Sağlık Bakanlığı nezdinde uğradığı ticari kayıptan mütevellit davalı borçlulardan talep ettiği 500.000,00-USD manevi tazminatın mahkemenin takdirlerinde olduğu, davalı borçluların dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü, bu nedenle davacının 1.007.366,20-USD’lik alacağının kabul edilmesi halinde 06/12/2011 noter ihtar tebliğ tarihi itibari ile faiz olarak nihai karar mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasında sözleşme ile belirlenmiş bir faiz oranı bulunmadığının ihtarname tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülebileceği…” yönünde görüş bildirilmiş olup, bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun ve denetime elverişli kabul edilmiştir. Yargıtay bozma ilamı içeriği ile taraflar arasındaki akdi ilişki kesinlik kazanmış olup, taraflar arasında akdedilen 19/03/2009 tarihli sözleşme ile davacının aracı olduğu 16/04/2009 tarihli Irak Sağlık Bakanlığı ile davalı arasında akdedilen sözleşmelere göre, davacı tarafından, Irak’tan davalı tarafın hastanelerine hastaların yönlendirilmesi ve tedavi edilmelerinin sağlanması, daha sonra ödemelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağının hüküm altına alındığı, davacının hak ediş bedellerinin ödenmesi hususunda 2010 yılı dönem başına kadar taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafın gönderdiği faturaların tamamının davalı taraf kayıtlarına alındığı sabittir. Diğer yandan yargılamanın başında davacı ile geçerli akdi ilişki olmadığını savunan davalı taraf yargılama aşamasında ise akdi ilişkinin 30/09/2011 tarihinde e-posta yolu ile sonlandırıldığını öne sürmüştür. Davacı taraf davalının bu yöndeki beyanlarının savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğunu belirterek kabul etmemiş ise de 08/06/2018 tarihli karar düzeltme ilâmında da belirtildiği üzere davalıların fesih iradesini taşıyan 30 Eylül 2011 tarihli e-postanın davacıya ulaşmasından sonra davacının da “30 Eylül tarihli e-postanıza cevaben” başlıklı 17.10.2011 tarihli e-posta ile cevap vermiş bulunmasına, davalıların fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuracak olmasına göre anılan akdi ilişkinin fesih iradesinin davacı tarafa ulaşması ile sona erdiği kabul edilmiş ise de akdi ilişkinin haklı nedenle feshedildiği davalı tarafça ispat edilememiştir. Davacı tarafından davalı şirketlere gönderilen 02/12/2011 tarihli ihtarname ekinde hasta isimleri belirtilerek isimleri bildirilen hastalara uygulanan tedavi ücretleri üzerinden komisyon alacağının ödenmesinin talep edildiği ve ödeme hususunda ihtarnamenin tebliğ tarhiinden itibaren 5 gün süre verildiği, buna göre ihtarnamenin tebliğ tarihi itibari ile temerrüdünün 19/12/2011 tarihinde gerçekleştiği, Yargıtay ilamı doğrultusunda düzenlenen ve mahkememizce benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının 1.007.366,20-USD talebinde haklı olduğu kanısına varılmıştır. Tüm bu sebeplerden dolayı asıl dava yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanısına varılmıştır. Asıl davada davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı tutmak kaydı ile 1.234.500,66-USD komisyon bedeli alacağı ve 500.000,00-USD manevi tazminat talep etmiştir. Yargılama aşamasında alınan 30/12/2013 tarihli bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda davacının davalı taraftan talep edebileceği kesin hak ediş KDV hariç 1.434.270,00-USD olarak hesaplanmış olup, mahkememizce benimsenen, anılan rapor doğrultusunda talep ile bağlılık ilkesi gereği yukarıda yazıldığı üzere mahkememizin 2012/105-2015/83 E.K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, toplam 1.234.500,66 USD den 1.046.187,00 -USD nin temerrüt tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren, bakiye 188.313,00-USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı, anılan bilirkişi kurulu raporunda hesaplanan 1.434.270,00-USD ile hüküm altına alınan 1.234.500,66-USD arasındaki fark tutarı olan (1.434.270,00-1.234.500,66=) 199.769,34-USD’nin tahsili talebi ile … 24. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasında borçlular …Tic. A.Ş., …, … A.Ş.’yi devralan sıfatı ile ve asaleten … A.Ş. aleyhine neticeten 199.769,34-USD alacağın faizi ile birlikte tahsili talebi ile 12/05/2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takibe dayanak gösterilen mahkememizin 2012/105-2015/83 E.K. sayılı kararı yukarıda yazılı olduğu üzere Yargıtayca bozulmuş olup, bu durumda takip dayanağı ortadan kalkmıştır. İtirazın iptali davasında haklılık durumunun takip tarihi itibari ile belirlenmesi gerektiğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında reddedilen dava değeri üzerinden borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacı-alacaklının takibe geçmede ve itirazın iptali davasını açıp yürütmekte kötü niyetli olduğunun davalı borçlu tarafından ispat edilmesi gerekmekte olup, somut olayın yukarıda açıklanan özelliği karşısında davacı-alacaklının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-A)Davacının asıl davada komisyon bedeli talebinin kısmen kabulüne, 1.007.366,20-USD’nin temerrüt tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacının asıl davada manevi tazminat talebinin reddine dair mahkememizin 2012/105-2015/83 E.K. sayılı kararında yer alan hükme karşı yasa yoluna başvurulmayıp kesinleşmiş olduğundan davacının asıl davada manevi tazminat talebi hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığında,
2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 124.063,29-TL nispi harçtan peşin alınan 46.368,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 77.694,89-TL nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 453,95-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 2.853,95-TL üzerinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.328,85-TL ile 46.392,85-TL harç gideri olmak üzere toplam 48.721,70-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 331,18-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, kalan kısmın davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 77.442,71-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 30.330,03-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
B)Birleşen davanın reddine,
Yasal koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44,40-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 7.333,99-TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.289,59-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı taraf vekili lehine hesaplanan 37.444,47-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2019

Başkan …
e-imza
Üye …
e-imza
Üye …
e-imza
Katip …
e-imza