Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/534 Esas
KARAR NO: 2019/1244
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 10/05/2018
KARAR TARİHİ: 12/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; — tarihinde tır parkı istikametinden —- istikametine doğru giden sürücü – idaresindeki – plakalı araç ile sürücü– idaresindeki- plakalı araç ile çarpıştığını, iş bu kaza sebebiyle, — plakalı araçta sürücü konumunda bulunan destek-yaralandığını, yaralı —- kaldırıldığını, fakat kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiğini, söz konusu kazada kendisine arkadan çarpılan — plakalı araç sürücüsü kusursuz bulunduğunu, ölüme sebebiyet veren —- plakalı araç, zorunlu trafik sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, Ölenin desteğinden yoksun kalan ve zarar gören 3. kişi konumunda bulunan Baba … için, destekten yoksunluk zararının tazmini için iş bu davayı açtıklarını, kaza sonrasında davaya konu trafik kazası ile ilgili olarak Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma dosyası açılmış ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiğini, meydana gelen kazaya ilişkin polis memurları tarafından tutulan kaza tespit tutanağında, destek — asli kusurlu bulunmuş, kendisine çarpılan diğer araç sürücüsü ise kusursuz bulunduğunu, Müvekkil ..- doğumlu olup — yaşında olduğunu, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ödeyecek olan, poliçede belirtilen teminat sınırını aşmamak kaydıyla —– konumundaki davalı olduğunu, müvekkilinin trafik kazası sonucu desteği olan oğlunu kaybetmiş olup büyük acı ve üzüntüler yaşadığını, bu nedenle müvekkili için davalı … şirketinden destekten yoksun kalma tazminatını talep ettiklerini, müvekkili adına, kazaya karışan aracın sigortalı olduğunu — poliçeye istinaden — tarihinde başvuru yapılmışsa da, sigorta şirketi başvuruya binaen verdiği cevapta müvekkilin zararını karşılamayacağını belirttiğini, kazaya ve müvekkili …’ın desteği konumundaki — vefatına sebebiyet veren —- plaka sayılı aracın kaza sırasında davalı— sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, bu sebeple maddi tazminat bakımından teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydı ile —-husumet yöneltildiğini, davacıya ödenmesi gereken şimdilik —- TL maddi tazminatın, davalı şirketten dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte alınmasına,( davalının poliçe teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydı ile sorumlu tutulmasına) yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu talepler için uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını, uzamış ceza zamanaşımı süresinin söz konusu olması için, konusu suç teşkil eden, “cezalandırılabilir” bir fiilin mevcut olmadığını, Halbuki dava, davacıların murisinin tek taraflı eylemi ile vefat etmesinden doğmuş olduğunu, bir kişinin kendi kusurlu eylemi ile vefat etmesi, cezayı gerektirir bir fiil olmadığını, bir kişinin kendi eylem ve kusuru ile vefat etmesini cezayı gerektiren bir fiil olarak nitelendirmek, gerek medeni gerek ceza hukukunda yer alan tüm ilkere aykırılık teşkil edeceğini, her ne kadar sürücünün kusuruyla başkaca kişiler yaralanmışsa da; davacıların talepleri yaralanan veya vefat eden başkaca kişilerden değil; bizzat kusurlu eylemiyle vefat eden sürücüden kaynaklandığını, uzamış zaman aşımı, suç konusu bir eylemden ZARAR GÖREN suçun mağdurlarını korumayı amaçladığını, zira ceza zamanaşımı, failin destekten yoksun kalanlarını değil; mağdurları ve mağdurun destekten yoksun kalanlarını amaçlayan bir kurum olduğunu, davacıların desteği ile kendi kusuru ile vefat ettiğini, TCK md.85’te yer alan taksirle adam öldürme suçunun unsurları değerlendirildiğinde görüleceği üzere, bir kişinin kendini öldürmesi “adam öldürme suçu”nu oluşturmaz ve bu nedenle de dava konusu kazada failin murisleri olan davacı taleplerinin TCK md. 85 kapsamında değerlendirilemeyeceğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde araç işleteninin herhangi bir kusuru bulunmadığını, üstelik ne KTK hükümleri ne de genel hükümler çerçevesinde davacı yanın aracın işleteninden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, zira haksız fiil sorumluluğuna dayalı destekten yoksun kalma tazminatı hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı fiil, kusur ve illiyet bağı unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, araç işleteninin hukuka aykırı bir fiili bulunmadığını, üstelik kendisine atfı kabil bir kusur bulunmadığı da davacı beyanları ile sabit olduğunu, öte yandan araç işleteninin kazanın meydana gelmesine etkisi olan herhangi bir eylemi bulunmadığı gibi, mevcut olmayan bir eylemle kaza yahut zarar arasında illiyet bağı da bulunmadığını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi gereği destekten yoksun kalma talebinin reddine karar verilmesini, herhalde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
Davalı vekilinin —- havale tarihli dilekçesiyle davacı taraf ile maddi taminat yönünden sulh olduklarını sözü geçe sulh anlaşması gereği maddi tazminat yönünden davadan ve fazlaya ilişkin haklarından feragat ettiklerini, bu nedenler taraflarca bu hususta anlaşılmış olduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
Davacı vekilinin —- havale tarihli dilekçesiyle davalı taraflar sulh anlaşması yapılmış olduğunu davanın sulh anlaşması gereği yokluğunda karara çıkılmasını mahkememizden talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :
Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan ve görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir(HMK m.313). Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m.314) ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.315).
Sulh halinde Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir(HMK m.315).
Vekilin aracılığı ile sulh halinde, bu konuda vekaletnamesinde özel yetki bulunmalıdır(HMK m.74).
Sulh sözleşmesinde yargılama masrafı ve vekalet ücreti de düzenlendiğinden bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, sulh, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; tarafların yargılama sırasında sulh oldukları ve davanın konusuz kaldığını beyan ettikleri, sulh sözleşmesinin yasal şartları taşıdığı sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi;
1-Sulh nedeniyle KONUSUZ KALAN DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2- Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 44,40 TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 8,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Talep sahibi tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Talebin niteliği gereği talep eden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avansının ve teminatın karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca talep edene iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2019