Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/359 E. 2022/355 K. 29.03.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/359 Esas
KARAR NO : 2022/355

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/04/2018
KARAR TARİHİ : 29/03/2022

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın aleyhine Küçükçekmece …. icra Müdürlüğü’nün …. esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlu tarafından itiraz dilekçesinin icra dosyasına sunulması ile vaki icra takibinin durduğunu, davalı tarafından icra takibine yapılan haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle itirazın iptali ile icra takibinin devamı için huzurda görülmekte olan davayı açmak zarureti hasıl olduğunu; müvekkili ile davalı taraf arasında 16.10.2015 tarihinde …. Gayrimenkul Danışmanlığı (Bağımsız Müteahhit) sözleşmesinin imza edildiğini, davalının gayrimenkul danışmanı olarak gayrimenkul sektöründe …. olarak bilinen müvekkilinin sahibi olduğu kurumda hizmet vermeyi kabul ettiğini, iş bu sözleşmenin 7-e hükmünde rekabet yasağı hükmüne yer verildiğini, buna rağmen davalının Ticaret Sicil Gazetesinin 17/07/2017 tarih ve … sayılı gazetesinde de tespit edildiği …Gayrimenkul ekibinden ayrıldıktan hemen sonra işbu maddeyi ihlal ederek müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği binada, üstelik hemen üst katında home plus gayrimenkul isimli ofisi açtığını ve iş yeri sahibi ve gayrimenkul danışmanı olarak işbu … gayrimenkul ofisinde faaliyet göstermeye başladığını, davalı tarafa Bakırköy …. Noterliğinin 10.08.2017 tarihli … yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, haksız rekabete aykırı eylem ve işlemlerine son vermesi, sözleşmedeki taahhüdün ihlali sebebiyle de cezai şartın ödenmesinin talep edildiğini, davalıya ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir cevabın verilmediğini, davalı tarafın müvekkili ile arasında imzalanan sözleşmeye açıkça aykırı hareket ettiğini” belirterek yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle “müvekkilin davacı ile yapmış olduğu iş sözleşmesi gereğince çalıştığı iş gayrimenkul danışmanlığı olup, niteliği itibarıyla rekabet yasağı kapsamında yer alamayacağından sözleşmede yer alan bu düzenlemenin geçersiz olduğunu; müvekkilin davacı işverende yapmış olduğu iş özel teknik bilgi gerektiren başkaları tarafından bilinmesi mümkün olmayan olgular içermemekle birlikte, gayrimenkul sektöründe çalışma aleni yapıldığını; yani çeşitli platformlardan ilan edildiğini, Gizli/sır kalacak bir özelliği bulunmadığını, aksi durumun zaten işin yapılamaması anlamına geldiğini; Ayrıca davacının … gibi bir dünya markasını temsil ediyor olması, hemen her platformda gayrimenkul portföyünü/müşterilerini ilan etmesi ve herkesçe ulaşılabiliyor olması kaşsısında işçilerine bu yönde bir sözleşme hükmü getirmesi rekabet yasağının gerekçesine aykırılık teşkil ettiğini; … gibi dünyaca ünlü bir gayrimenkul markasının temsilcisi olması ve uzun yıllardan beri bu işi yapıyor ve tanınıyor olması, yapılan işin özel teknik bir bilgi gerektirmemesi, hemen herkes tarafından yapılabilen bir iş olması, müvekkilin davacının müşterileriyle çalışma ihtimalinin dahi olmaması, müşteri bilgilerinin yukarıda açıkladığımız üzere işin niteliği gereği gizli olmaması, bu zamana kadar da hiçbir müşterisiyle çalışmamış olması, söz konusu çevrede davacı ve müvekkil dışında elliye yakın gayrimenkul danışmanı/emlakçının olması, dolayısıyla müvekkilin davacıya ciddi bir zarar verme ihtimalinin dahi olmadığının; bu talebin haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, davacının yapmış olduğu sözleşmede açıkça müvekkilin emlak işini hiçbir şekilde yapamayacağının hüküm altına alındığını, bu haliyle de hükmün yasa gereği geçersiz olduğunu; bu düzenlemenin müvekkilin ekonomik geleceğini tamamen engellediğini, hakkaniyet gereği de işin niteliği gereği bu sektörde rekabet yasağı mümkün olmadığını, belirlenen 20.000 USD fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
DAVACI TANIĞI …: ” Ben davacı iş yerinde 2012 yılından beri çalışmaktayım ve gayrimenkul danışmanlığı yapıyorum, davalı ve eşi …. da aynı şekilde aynı iş yerinde gayrimenkul danışmanlığı yapıyorlardı, her ikisi yaklaşık 4 yıl kadar önce bir gün sebep belirtmeksizin işten ayrılmak istediklerini beyan ettiler, hatta bir planlarının olup olmadıklarını sorduğumuzda olmadıklarını söylediler, ancak işten ayrıldıktan sonra yaklaşık 2 ay kadar sonra davacı iş yerinin bulunduğu aynı binada üst katta gayrimenkul emlak ofisi niteliğinde iş yeri açtılar, halen iş yeri faal olarak devam etmektedir, çalıştığım şirkette gayrimenkul danışmanları sözleşme imzalarken 3 yıl süreyle sözleşmede belirtilen alan içerisinde aynı sektörde iş yeri açmamayı ve böyle bir iş yerinde çalışmamayı taahhüt ederek işe başlamaktadır, davacı şirket çalışanlarının şirketin tüm bilgi havuzuna ve bu suretle müşteri portföyne erişim imkanları bulunmaktadır, dolayısıyla işten ayrıldıktan sonra davacı şirketin müşteriline erişebilmesi mümkündür. Biz davacı şirketin sigortalı çalışanı değiliz, kendi şirketimiz bulunmaktadır, şirketimiz adına onların bilgi havuzunu ve markasını kullanıyoruz, bunun karşılığında kendilerine ödeme yapıyoruz, sistem tümüyle bu şekilde işlemektedir, davalının da aynı şekilde kendi şirketi vardı, aynı sistem üzerinden iş yapıyordu.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gayrimenkul Uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda; taraflar arasında yapılan sözleşme, davalının çalışmış bulunduğu ofiste edindiği müşteri portföyü bu bilgileri kullanması ve kazanç elde etmesi, davalının basiretli bir tacir olarak çalıştığı iş yerine vereceği zarar, dikkate alındığında davalının davacıya cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiği , cezai şart tazminat bedelinde indirim yapılıp yapılmayacağının takdirinin Sayın Mahkeme ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporda; taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla dava konusu cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiği, cezai şart tazminatının fahiş olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak işçi-işveren arası bu gibi sözleşmelerde, bu miktarda cezai şartın yüksek olmadığı taahhüdünden ziyade, Sayın Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmasının sözkonusu olduğu, davacı açısından, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ek raporda; kök rapordaki görüş ve kanaati değiştirecek yeni bir bulguya rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Uyuşmazlık konusunun ; taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak rekabet yasağı kapsamında davacının davalıdan cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığı, mevcut ise miktarının tespiti hususunda toplandığı görülmüştür.
Taraflar arasında akdedilen 16/10/2015 tarihli … Gayrimenkul Danışmanlığı (Bağımsız Müteahhit) Sözleşmesinin sözleşmenin sona erdirilmesi başlıklı 7. maddesinin haksız rekabet ve cezai şart başlıklı e maddesinde, bu sözleşmenin geçerli olduğu sürede ve sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesinden itibaren 2 yıl için davalının sözleşme sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin yarı çapı 10 km olan alanda ve ilçe sınırlarında benzer bir iş ya da rekabet halinde olan bir iş yapamayacağından bahisle rekabet yasağı kaydı ve ihlali halinde 20.000,00-USD cezai şart kaydı bulunmaktadır.
Davalının 02/07/2017 tarihi itibariyle görevinden ayrıldığı ve akabinde hemen davacı ile aynı binada ve hemen üst katında …. Gayrimenkul isimli aynı faaliyeti gösteren ofiste çalışmaya başladığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmedeki haksız rekabet kaydı süre, yer ve işlerin türü yönündeki sınırlamalar nedeniyle TBK md. 445/1 hükmünde öngörülen sınırlamalara uygun olup, haksız rekabet kaydının geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
TBK’ nun 441. maddesine göre haksız rekabet kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi ve üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte ise geçerlidir.
Davalı, davacının iş yerinde yaklaşık 2 yıl süreyle çalışmış olup, bu süreçte bir kısım eğitimler aldığını, gayrimenkul danışmanı olarak çalışmış olup, çalışması sonucu işin yapılması tekniğini iyi tanıyan ve dolayısıyla da davacı firmanın iş sırlarını öğrenen bir kişi olduğu, buna göre davacıya zarar verebilme ihtimalinin bulunduğu, bu haliyle haksız rekabet nedeniyle cezai şart talep etmesi için aranan şartların mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmede 20.000,00-USD cezai şart bedeli kaydı bulunmakta ve davacının talebi bu miktar üzerinden ise de; miktar itibariyle cezai şartın fahiş olduğu takdiren değerlendirilmekle mahkememizce takdiren cezai şart bedeli %50 oranında indirime tabi tutularak davanın 10.000,00-USD üzerinden kabulüne, davalının davadan önce temerrüte düşürüldüğü anlaşılmakla, işlemiş faiz ve ihtarname gideri talebinin de kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu talep tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yargılamayı gerektirdiğinden, tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.(Yargıtay 11 H.D.nin 2007/3767 esas 2008/5874 karar sayılı ve 1.5.2008 tarihli ilamıda bu yöndedir. ) Buna göre icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce ispatlanan alacağa takdiri indirim uygulandığından yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ve davalı üzerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE,
-Küçükçekmece …. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 10.000,00 USD asıl alacak, 177,20 TL ihtarname gideri ve 172,60 USD işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden aynen devamına,
-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-İcra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2- Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.496,47 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 873,36 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.623,11 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
– Davacı tarafça sarf edilen toplam 914,46 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.704,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
– Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.481,94 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

Dair; 6100 sayılı HMK.’nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/03/2022

Katip …
¸e-imza

Hakim …
¸e-imza