Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/510 Esas
KARAR NO : 2022/172
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 27/06/2020
KARAR TARİHİ : 15/02/2022
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde yönetici olarak 02/02/2018 – 30/06/2019 tarihleri arasında fasılasız çalıştığını, en son net 11.264,30-TL ücret aldığını, ücretlerinin bankadan ödendiğini, davacının iş akdinin davalı işverence haksız olarak sona erdirildiğini, son iki aylık maaşının ödenmediğini, neticede iki aylık maaş alacağını, ücretli izin alacağını, ihbar tazminatı alacağını, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacağını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı firma arasındaki işveren ilişkisi olmadığını, davacının yapmış olduğu çalışmalarının şirketin %50 hissesine sahip gayri resmi ortağı olarak yaptığını, bu nedenle taraflar arasındaki yargılama iş mahkemesince görülmeyip yetkili mahkemece görülmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy ……. İş Mahkemesinin …… esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, tanın beyanları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının davalı şirketten son iki aylık maaş alacağı, ücretli izin alacağı, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Dava; Bakırköy ……. İş Mahkemesinde açılmış olup yapılan yargılama sonucunda mahkemece …… Esas, …… Karar ile Yargıtay …… Hukuk Dairesinin 27.12.2010 tarih, …… Karar sayılı ilamındaki, “davacının limited şirketin icra işlerini yapmak ve ortaklığı temsil etmek üzere atanmış ortak müdür olduğu, organ olmaları nedeniyle, yönetim hakkı, emir ve talimat yetkisine haiz olduğu,işçiye özgü şahsi bağımlılık unsurunun ortak müdürlerde görülmeyeceği, şirketi doğrudan doğruya işveren olarak temsil edeceği, bu nedenlerle ortak müdürlerin konumunun İş Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının sonradan müdürlük sıfatının sona ermiş ise de, ortaklık payının sembolik olmaması, ortaklığın kararlarını etkileyecek oranda olması karşısında, müdürlüğün sona ermesi ile ortağın işçi statüsünü kazandığını kabul etme olanağı olmadığı,ayrıca taraflar arasındaki sözleşme davacının ortak müdür olduğu dönemde imzalanmış olmakla, Müdürlük döneminde genel kurallara göre değerlendirme, Müdürlüğü sona erdikten sonra iş yasası kapsamında değerlendirme yapılarak, aynı sözleşmeyi bölme olanağı da olmadığı, somut olayda davaya bakmanın Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği” gerekçelere gönderme yapılarak yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; SGK kayıtlarına göre, davacının 02/02/2018 – 30/06/2018 tarihleri arasında davalı işyeri üzerinden çalışmasının 1213.20 meslek koduyla proje danışmanı olarak Kuruma bildirildiğinin anlaşıldığı, Ticaret Sicil ve SGK tescil kayıtlarında, yönetici ve ortak olarak ……. ‘un kayıtlı olduğunun anlaşıydığı, hal böyle olmakla birlikte, davacı ve davalı tanıklarına birbirleri ile uyum gösteren anlatımlarından ve dosyaya sunulan tutanak başlıklı belgelerden, davacının ….. ile birlikte davalı işyerinin %50 oranında ortağı olduğu, ancak resmi kayıtlarda yetkili ve ortak olarak ……. ‘un kardeşi olan ……’un gösterildiği anlaşılmakla, davacının gerçekte davalı şirketin ortağı olduğu, ortaklık payının sembolik olmadığı dolayısıyla davacının çalışmasının 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu bakımdan dava konusu olayda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmış ve davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi …… Hukuk Dairesinin ……. dosya no, …… karar nolu 27/04/2021 tarihli ilamı ile tarafların istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, bunun üzerine görevsizlik kararı 27/04/2021 tarihinde kesinleşmiş, dosya 18/06/2021 tarihinde mahkememize tevzi edilmiştir.
Davacı vekili 19/10/2021 tarihli ilk duruşmada yatmayan maaş, kıdem tazminatı, ücretli izin alacağı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücret alacaklarının bulunduğunu, müvekkilinin resmi ortak değil şirket çalışanı olduğunu, kar payına ilişkin ve ortaklığa ilişkin alacaklarının olduğunu ancak bu davada olmadığını açıkça beyan etmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re’sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi heyeti tarafından incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraf vekillerinin iddialarının ve savunmalarının, dosyadaki tanık beyanlarının ve müzekkere yanıtlarının değerlendirilmesi için davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için konusunda uzman mali müşavir ve iş hukuku nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyeti marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
İş hukuku nitelikli hesap uzmanı …… ve mali müşavir …….’den müteşekkil Bilirkişi Heyeti 04/01/2022 tarihli raporunda; tanıkların ortak beyanlarından, yasal düzenleme gereği günlük 1 saat ara dinlenme tenzil edildiğinde günlük net 8 saat, haftalık ise 5 gün – 40 saat çalışma olduğu sonucuna varıldığından fazla mesai alacağı olmadığının hesaplandığı, kesinleşen görevsizlik kararı gerekçesine göre davacı davalı arasında 4857 Sayılı Kanunda tanımlanan işçi – işveren ilişkisi bulunmadığı, dolayısıyla talep konusu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, maaş ve fazla mesai alacağı olmadığı, ancak mahkemece taraflar arasında 4857 Sayılı İş Kanununa tabi hizmet akdi olduğunun kabulü halinde talep edilebilecek işçilik tazminat ve alacaklarının, kıdem tazminatı; 8.437,05 TL, ihbar tazminatı; 14.080,78 TL, yıllık izin ücreti; 5.974,82 TL, ücret alacağı; 22.528,60 TL olmak üzere toplam net 51.021,25 TL olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1 )-a.3 maddesinde, mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esası incelenmeden dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği; aynı şekilde 362/(1)-c maddesinde de, yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun’un 23/2. maddesinde ise, Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar, hükmüne yer verilmiştir. HMK’nin Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisine ilişkin olarak kesin nitelikte karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanıdığı, buna göre anılan Kanun ile görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Davacı, taleplerini iş hukukundan doğan haklarına dayandırmaktadır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere göreve ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının kesin olması nedeniyle davacının davalı şirketin ortağı olduğu hususu da kesinleşmiş bulunmaktadır. Karar gereği davacının işçi statüsünde bulunmadığı, şirketin organı olarak faaliyet göstermesi sebebi ile ücretli izin alacağı, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretleri gibi işçilik hakkından doğan alacakları talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 80,70-TL harcın davacı tarafça yatırılan 1.193,91-TL harçtan mahsubuyla hazineye irat kaydına, bakiye 1.113,21-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 9.888,41-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-İşçilik alacağına ilişkin Arabuluculuk ücreti olan 680,00-TL’nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK’nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/02/2022
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır