Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/316 E. 2022/788 K. 10.11.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/316 Esas
KARAR NO : 2022/788
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/10/2019
KARAR TARİHİ : 10/11/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait —– plakalı aracın davalı nezdinde —–poliçesi ile sigortalı olduğunu 19/05/2019 tarihinde aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle aracın pert-total işlemine tabi tutulduğunu ancak aracın rayiç değerinin gerçeğe uygun saptanmadığını belirterek aracın gerçek değerinin saptanarak karşılanmayan zarar nedeniyle fazlaya dair haklar saklı tutularak 5.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunduğu görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ettiği araç rayiç bedelinin 68.633,00 TL olarak belirlenmiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, ——tarafından berilenen rayiç bedelinin 90.000,00 TL olduğu, burada yapılan işlemin aracın —— faaliyeti hizmetinde kullanılıyor olduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle fiili kullanıma dayalı olarak alınması gereken prim hesaplandığı ve bu çerçevede—— uygulanarak sigorta tazminatının 68.613,00 TL olarak hesaplandığı, sigortalının aracını —- faaliyeti kapsamında kullanacağını beyan etmediğini,——eksik tahsil edilmesine kendisinin sebebiyet verdiğini belirtmiş ve davanın reddini talep ettiği anlaşımıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava Hukuki niteliği itibariyle tazminat davasıdır.
Eldeki dava,—— Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilerek mahkememiz —— esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi, bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK’nun 4. Maddesi uyarınca TTK’nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK’nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Öte yandan 6335 sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK.’nın 5. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK’nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır.6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ——çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
——- nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
Davacının dava konusu aracı ticari amaçla——kullandığına dair değerlendirme görevli mahkemece yapılmalıdır. Ancak dava konusu aracın ticari amaçla ——- kullanıldığı varsayımında dahi davacının tacir olup olmadığı incelenmeli ve görevli mahkeme buna göre belirlenmelidir. Yukarıda bahsedildiği üzere, işletme hesabına göre defter tutanlardan, esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda az olanlar esnaf sayılmaktadır.Dava konusu uyuşmazlık mutlak ticari dava olmadığından nispi ticari dava şartının mevcut olup olmadığını tartışmak gerekmiştir. Mahkememizce tarafların tacir olup olmadığı araştırılmış ve ——Vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır. —— gelen yazı cevabında davacının tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir. ——-Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş ve işletme hesabı ile ticari kazançlarına ilişkin bilgi ve belgeler göndermiştir. Davalı tarafın incelenen kazanç miktarlarının VUK 177. maddesinin altında olduğu tespit edilmiş, davalının tacir olmadığı anlaşılmış nispi ticari dava koşulları oluşmadığından Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usul yönünden REDDİNE;
2——– Asliye Hukuk Mahkemesinin —— sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş olmakla, taraflarca mahkememiz kararına karşı İstinaf yoluna başvurulmadığı takdirde dosyanın mercii tayini için——-Hukuk Dairesine) gönderilmesine
3-6100 Sayılı HMK’nun 331/2. maddesi gereği yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya görevli mahkemede devam edilmemesi durumunda, tarafların talebi üzerine dosya üzerinden durumun tespiti ile yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, Dair; karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.