Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1087 Esas
KARAR NO : 2022/1219
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/12/2021
KARAR TARİHİ : 29/12/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10.01.2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin kendi alanında tanınmış saygın bir iş adamı olup bir çok şirkette kurucu ortak ve/veya yönetici olduğunu, bu kapsamda bir çok personeli de istihdam etmiş ve 20 yılı aşkın süredir de ticaretle iştigal etmiş ve ülke ekonomisine de verdiği vergilerle ve istihdama olan katkısıyla da çok ciddi faydaları bulunmuş ve bulunmaya da devam ettiğini, müvekkilinin bir toplantı sırasında tanıştığı davalının, kendisini müvekkiline ve herkese Amerika …com’da satıcı olarak tanıttığını, Amerikada, Hongkong’ta ve Çin’de şirketlerinin olduğunu anlatarak kendisinin ticaret, lojistik, e-ticaret konularında çok profesyonel olduğunu belirtmiş ve müvekkili de bu konuda ikna ettiğini, müvekkilinin l, davalının yoğun hileli hareketlerini ve başından beri var olan kötü niyetini fark edemediğini, , davalı ile birlikte …. Ticaret A.Ş.’yi kurduklarını, davalının kendisini gerçeğe aykırı olarak tanıttığı zamanla ortaya çıkmış olup kötü niyetli olarak hareket ettiği ve müvekkilini , şirketi ve diğer kişileri zarara uğrattığı ortaya çıktığını, davalının …. şirketini münferiden temsile yetkili kişi olmasını ve müvekkilin güven ve iyi niyetini kullanarak bu zararları meydana getirdiğini, davalı yönetim kurulu üyesinini şirket adına ve hesabına hareket ettiğini söylerek yaptığı usulsüz işlemlerle hem şirketi hem de şirket müşterilerini kötü niyetli olarak zarara uğrattığını, davalının 05.04.2021 tarihinde 2.000,00-USD ve 14.04.2021 tarihinde de 14.075,00-USD’yi şirket hesaplarından kendi şahsi hesabına müvekkilden habersiz olarak göndermiş ve iade etmediğini, şüpheli 14.075,00-USD’yi Amerika’da bulunan kendi şirketi …. şirketine gönderdiğini, davalının …. isimli kişiden Amerika’da 6.000,00-USD fatura keserek ödeme aldığı ve işi yapmadığı müvekkilce öğrenilmiş ve mağdur parayı müvekkilinden talep ettiğini, davalının yönetim kurulu başkanı ve şirket temsilcisi olması nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumluluğu bulunmakta olup bu zararların tazmin edilmesi gerektiğini belirterek HMK 107. Maddesi kapsamında Belirsiz alacak davamızın kabulü ile, Davalıdan şirketi uğrattığı maddi zararlar için HMK m. 107 uyarınca alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-USD maddi tazminatın harcama tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte şirkete ödenmesine, müvekkilinin ve şirketin uğradığı zararlar nedeniyle 1.000,00-USD manevi tazminatın zararın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilerek şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Usulüne uygun tebligata rağmen davalı davaya cevap vermemiş duruşmalara katılamamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, TTK 553.madde ve devamı uyarınca Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirket yetkilisinin yöneticisi olduğu şirketi ve diğer ortak olan davacıyı zarara uğratıp uğratmadığı, şirketin uğradığı manevi zararlar nedeniyle manevi tazminat alacağı bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil kayıtlarının celp edildiği, incelenmesinde; … sicil nolu ….m Şirketi’nin …. Mahallesi …. Caddesi …. Merkezi No:10/2/382 Bakırköy/İstanbul adresinde sicilde kain olduğu, 18/06/2020 tarihinde kurulduğu, şirket yetkililerinin … ile … oldukları anlaşılmıştır.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün … sicil nosunda kayıtlı dava dışı … ANONİM ŞİRKETİ’nin kuruluş işlemleri ….
tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin … sayılı nüshasında ilan edilmiştir. Şirket kurucuları davacı
… ve davalı … olup, ortaklar 50.000,00 TL sermaye ile kurulmuş olan dava dışı
şirkette %50’şer oranda pay sahibi konumundadır.
Dava dışı şirketin kuruluş sicil gazetesinde; şirket ortakları … ve …’nun ilk 3 yıl
için temsile yetkili olarak yönetim kurulu üyesi seçildikleri ve her iki yönetim kurulu üyesinin de münferiden
temsile yetkili oldukları görülmüştür. Ayrıca, dava dışı şirketteki görev dağılımında ilk 1 yıl için davalı
…’ün yönetim kurulu başkanı seçildiği görülmüştür.
Mahkememizin 10/02/2022 tarihli ön inceleme ve tahkikat duruşmasında: Dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde şirketler konusunda uzman, icra uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak kurula inceleme yaptırılarak dava dışı … ANONİM ŞİRKETİ yetkilisi davalının şirketi kötü yönetip yönetmediği, şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğratmış ise zarar miktarının tespiti davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti, şirketin uğradığı manevi zararlar nedeniyle manevi tazminat alacağı bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli rapor alınmasına mahkememizce karar verilmiş olup dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Bilirkişi Heyeti 07/10/2022 havale tarihli raporunda özetle; ”Tarafların ortak olarak kurmuş oldukları davaya konu firmayalşirkete ait olduğu belirtilen “www…com” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 12.02.2020 tarihinin kayıt olunduğu, İnternet sitesinin içerikleri incelendiğinde genel olarak Dünya çapınca Global ağı bulunan ….com internet sitesinde veya benzeri Global ağı bulunan E-ticaret sistemleri üzerinden satış yapmak isteyen kişi/kurum/kuruluşlara danışmanlık başta olmak üzere “… Satış Paneli Eğitimi, … Hesap Yönetimi, Lojistik & Tedarik Zinciri Yönetimi, … Hesap Açılışı & Ürün Listeleme, Yurtdışında Şirket Kurulumu & Tüzel İşlemler, Ürün & Pazaryeri Analizi, Pazar Analizi ve Girişi, Uluslararası Lojistik ve Depo Yönetimi” vb. alanlarda hizmet verildiği internet sitesi içeriklerinden anlaşıldığı, Dava dışı …. ANONİM ŞİRKETİ’nin kurucularının davacı … ve davalı … olduğu, ortakların dava dışı şirkette 9650’şer oranda pay sahibi oldukları, Dava dışı şirketin ortakları … ve …’nun ilk 3 yıl için temsile yetkili olarak yönetim kurulu üyesi seçildikleri ve her iki yönetim kurulu üyesinin de münferiden temsile yetkili oldukları, ilk 1 yıl için davalı …’ün yönetim kurulu başkanı seçildiği, Dava dışı şirketin; Varlıklar içerisinde Ortaklardan Alacaklar hesabında 129.698,47 TL, Gelecek Aylara Ait Gider ve Gelir Tahakkukları hesabında 150.041,85 TL bakiye gösterdiği, Sermayesi 50.000,00 TL olan şirketin 12.500,00 TL’lik kısmının ortaklarca ödendiği, kalan 37.500,00 TL’lik kısmın henüz ödenmediği, dolayısıyla ortakların 37.500,00 TL sermaye taahhüt borcunun bulunduğu, 31.12.2020 itibariyle (-) 17.132,31 TL ve 31.12.2021 itibariyle (-) 301.922,16 TL öz kaynak büyüklüğüne sahip olduğu, Dava dışı şirketin hem 31.12.2020 hem de 31.12.2021 itibariyle kaydi değerlere göre Borca Batık Durumda olduğu, Dava dışı şirketin 2020 ve 2021 yılı finansal tablolarına göre; 2020 yılında 29.632,31 TL ve 2021 yılında 284.789,85 TL olmak üzere dava dışı şirketin toplamda 314.422,16 TL zarara uğratıldığı, Dosya kapsamında yapılan hukuki inceleme ve değerlendirme neticesinde; Davalı’nın Şirket hesaplarından kendi hesaplarına para aktarması işleminin hukuka aykırı olduğu ve aktarılan tutarların zarar kalemi olarak talep edilmesinin mümkün olduğu; Davalı’nın, Şirket hesaplarından ….a aktardığı tutara ilişkin olarak; Şirket’in genel kurulunda alınmış bir karar olmadığından, Davalı …’ı temsilen hareket etmiş ise bu işlemin TTK 395’e aykırı olacağı; Şirket’in uğramış olduğu zararı tazmin etme hakkının mevcut olduğu; herhangi bir hizmet ya da mal almaksızın ödeme yapılmış ise yapılan para transferinin tamamıyla talep edilmesinin mümkün olduğu; Davalı’nın kira borcunun Şirket tarafından ödenmesinin hukuka aykırı olduğu; bu iddianın Sayın Mahkeme’ce kabul edilmesi halinde, Davalı’nın ev sahibine ödenen tutarın tamamının zarar kalemi olarak Şirket’in zararı olarak değerlendirilmesi ve tazmin edilmesi gerektiği; … isimli kişiye Şirket’in logosu ve bilgileri ile kesilen faturada dava dışı …’a ait banka hesap bilgilerinin bulunmasının TTK 369 uyarınca özen borcunu ihlal eder nitelikte bir davranış olduğu, meydana gelen zararın Davalı tarafından tazmini gerektiği; Davalı’nın ….’dan aldığı iddia edilen paraya ilişkin olarak tahsilatın yapılıp yapılmadığının ve yapılmış ise de Şirket’in iş ve işlemleri için yapılıp yapılmadığı hususlarının ispata muhtaç olduğu; ancak Sayın Mahkeme’ce aksi yönde bir kanaat oluştuğu takdirde Davalı’nın meydana gelen zarardan sorumlu olacağı; Şirket herhangi bir tazminat ödemek zorunda kalmasa dahi ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunulabileceği; Davalı tarafından elden tahsil edildiği öne sürülen paralara ilişkin iddiaların ispata muhtaç olduğu; bu ödemelerin yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi sorumluluk davasına konu edilebilmesi için ödemelerin Şirket’in iş ve işlemleri kapsamında alındığının da ispat edilmesi gerektiği; Davalı’nın Davacı’dan ortaklık ilişkisine dayalı olarak aldığı iddia edilen paranın huzurdaki sorumluluk davasına konu edilmesinin mümkün olmadığı” tespit ve görüşleri mahkememize bildirilmiştir.
Bilirkişi Heyeti’nin raporu usûlüne uygun biçimde taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup mahkememizin 24/11/2022 tarihli celsesinde: gelen rapor kapsamı ve sunulan deliller dikkate alındığında; davacı tarafın yeniden bilirkişiden ek rapor alınması talebinin reddine, ıslah dilekçesini sunması ve harcını yatırması için davacı vekiline 1 haftalık yasal kanuni kesin süre verilmesine aksi takdirde ıslah dilekçesi sunmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve ıslah hakkının kullanılmış sayılacağının ihtarına, karar verilmiş ve ihtar edilmiştir.
Bunun üzerine, davacı vekili 01/12/2022 tarihli dilekçesi ile şirketin uğramış olduğu maddi zararlar için 23.075,00-USD ile bu zararların ortaya çıkış tarihlerinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca belirtilen mevduat ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, şirketin uğramış olduğu manevi zararları bakımından da yine 1.000,00-USD miktarın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı taraftan tahsil edilerek davadışı … TİCARET A.Ş.’ye verilmesini talep ederek davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Somut olayda, yöneticinin dava dışı şirketi zarara uğratıcı eylemlerde bulunup bulunmadığı şirkette dönem itibariyle meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadıkları noktasındadır.
Konuyu düzenleyen 6102 sayılı TTK m. 553.madede yöneticilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde doğacak zarardan ötürü sorumluluğunu düzenlenmiştir. Genel anlamda vazifelerin yapılmamasını sorumluluğa gerekçe gösteren 6762 sayılı TTK’nın 336/1-b.5 hükmü karşısında, sorumluluk için yükümlülüklerin ihlal edilmesi şartını arayan 6102 sayılı TTK m. 553/1 hükmünün kısmen farklılaşmıştır. Özellikle 6335 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ile, TTK m. 553/1’deki “kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça” kısmı fıkra metninden çıkarılmış ve bu fıkradaki “yükümlülüklerini” ibaresinden sonra gelmek üzere “kusurlarıyla” ibaresi eklenmiştir.
Hükmün son hali itibariyle, genel hükümlerin sözleşmeler için öngördüğü kusur karinesine dayalı sorumluluk sistemi yerine, kusurun ispatını davacıya yükleyen, haksız fiil hükümlerine paralel bir sorumluluk sistemi kabul edildiği anlaşılmıştır.
Nitekim güncel Yargıtay kararlarında da, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davasında kusuru ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu vurgulanmaktadır.
Yargıtay …. HD. 6.2.2019 tarihli, E. …., K. … sayılı kararında, “… 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesinin 1. fıkrasının ilk halinde, ”Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurları bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” şeklinde düzenlenme yapılmış ve kusur bir karîne olarak kabul edilerek, ispat yükü yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanlara yüklenmişti. Söz konusu maddenin 26.06.2012 tarih ve 6335 Sayılı Kanun’un 28. ve 41. maddeleri ile düzenlenmiş son hali ise, ”Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmekdikçe sorumlu olmadıkları düzenlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında ihtimalli değerlendirmeler yapılmış ve vergi beyannamelerinin verilmemesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurları davacı yanca kesin olarak ispat edilememiştir. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir…” denilerek uygulama kusurun ispatının davacı üzerinde olduğu sabittir.
Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olu söz konusu olay bakımından toplana deliller ve yapılan yargılama sonunda, Dava dışı şirketin 2020 ve 2021 yılı finansal tablolarına göre; 2020 yılında 29.632,31 TL ve 2021
yılında 284.789,85 TL olmak üzere dava dışı şirketin toplamda 314.422,16 TL zarara uğratıldığı
dosya kapsamında bilirkişilerinde tespit ediliği üzere, davalı’nın şirket hesaplarından kendi hesaplarına para aktarması işleminin hukuka aykırı
olduğu ve aktarılan tutarların zarar kalemi olarak talep edilmesinin mümkün olduğu, davalı’nın, Şirket hesaplarından ….’a aktardığı tutara ilişkin olarak da bu hususta şirket’in genel kurulunda alınmış bir karar olmadığından davalı yönetici …’ı
temsilen hareket etmiş olduğu anlaşıldığından bu işlemin TTK 395’e aykırı oluşu da dikkate alınarak dava dışı şirket’in uğramış olduğu
zararı tazmin etme hakkının mevcut olduğu; anlaşılmış olup herhangi bir hizmet ya da mal almaksızın
ödeme yapıldığı şirket kayıt ve defteri esas alınarak karşılığı olmadan söz konusu paranın transfer edildiği kanaatine varıldığından yapılan bu para transferinin tamamıyla talep edilmesinin mümkün
olduğu dikkate alınarak Davalı’nın kira borcunun Şirket tarafından ödenmesinin hukuka aykırı olduğundan davalı’nın ev sahibine ödenen tutarın paranın zarar kalemi olarak Şirket’in zararı olarak değerlendirilmesi ve tazmin edilmesi
gerektiği sabit olup dava dışı
…. isimli kişiye Şirket’in logosu ve bilgileri ile kesilen faturada dava dışı ….’a ait banka hesap bilgilerinin bulunmasının TTK 369 uyarınca özen borcunu
ihlal eder nitelikte bir davranış olduğu kanaatine varılmakla meydana gelen zararın Davalı tarafından tazmini
gerektiği görülmüştür. Yine
davalı’nın ….’dan aldığı iddia edilen paraya ilişkin olarak tahsilatın yapılıp
yapılmadığının ve yapılmış ise de Şirket’in iş ve işlemleri için yapılıp yapılmadığı hususlarının ispata muhtaç olduğu dikkate alınarak bu talep yerinde görülememiştir. Şirket herhangi bir
tazminat ödemek zorunda kalmasa dahi ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle tazminat
talebinde bulunulabileceği;
davalı tarafından elden tahsil edildiği öne sürülen paralara ilişkin iddiaların ispata muhtaç
olduğu; bu ödemelerin yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi sorumluluk davasına konu
edilebilmesi için ödemelerin Şirket’in iş ve işlemleri kapsamında alındığının da ispat
edilmesi gerektiği;
Davalı’nın Davacı’dan ortaklık ilişkisine dayalı olarak aldığı iddia edilen paranın bu dava konusu edilemeyeceğinden bu kalemler yönünden de zarar gördüğü ispat edilemediğinden maddi tazminat yönünden kısmen yerinde görülmüştür. Davacı her ne kadar yabancı para üzerinden ıslah talebinde bulunup harcını yatırmış ise de dava dosyası kapsamı incelene kayıt ve belgeler sunulan bilirkişi raporuna göre yabancı para bakımından bir zarar tespit edilemediği gibi davalının yabancı para üzerinden borçlanmadığı anlaşıldığından zarar TBK 99.madde kapsamında şartları taşımadığından yabancı para üzerinde tahsil talebi yerinde görülmeyerek ikmal ettiği harç miktarı esas alınarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile davacının USD cinsinden alacak talebinin reddi ile; 314.422,16-tl’nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak dava dışı …. A.Ş.’ye verilmesine şeklinde hüküm kurmak gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi bakımından ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58.(mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49) maddesinde yer alan yasal düzenlemeye göre” Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” anılan madde uyarınca manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukukuna aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. Somut olayda, davanın niteliği itibariyle davacının ya da şirketin manevi kişisel haklarına ilişkin bir saldırı söz konusu değildir. Bu durumda manevi tazminatın yasal şartları oluşmadığının kabulü gerektiği dikkate alınarak hal böyle olunca bu gerekçeyle manevi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmesi gerektirmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE;
-MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
Davacının USD cinsinden alacak talebinin REDDİ İLE; 314.422,16-TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak dava dışı …. TİCARET A.Ş.’YE VERİLMESİNE,
Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE,
-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 21.478,17-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 7.526,00-TL harçtan mahsubuna, bakiye 13.952,17-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 426,12-TL peşin harç ile 7.100,00- TL tamamlama harcının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına tayin ve takdir olunan 47.019,10-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve müzekkere ve bilirkişi ücretleri olan toplam 3.443,10-TL yargılama giderinin kabul ret oranlarına göre hesaplanan 2.626,41-TL’sinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, kalan tutarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra DAVACIYA İADESİNE,
7-HMK’nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.’nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma yolu ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/12/2022
Başkan …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Katip …
¸e-imza