Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/427 E. 2023/62 K. 24.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/427 Esas
KARAR NO: 2023/62
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/06/2022
KARAR TARİHİ: 24/01/2023

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi.

DAVA: Davacı vekili 13/06/2022 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ile ticari ilişki kapsamında fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğini ancak fatura bedellerinin tahsil edilemediğini, ——-dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli itirazının takibin durmasına neden olduğunu, arabuluculuğa başvuru yapıldığını ancak davalı ile anlaşma sağlanamadığını, davalının başlatılan takibin faiz oranına itiraz etmesinin hakkın kötüye kullanımı çerçevesinde değerlendirilmesi ve reddedilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin yargılamada müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlar ile fatura ve cari hesap ekstresi üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde takibin haklı, alacaklarının likid olduğunu belirterek——–Sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazların iptaline, takibin devamına, davalının kötüniyetli olması ve itirazlarının haksız olması nedeniyle müvekkili lehine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettikeri ile dilekçeleri ekindeki———- Vekaletname görülmüştür.

CEVAP: Davalı vekilinin —– tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın işbu davayı her ne kadar müvekkili —– açmışsa da müvekkilinin konuyla hiçbir alakası bulunmadığını, davacı şirketin bu malları müvekkili şirketinde hiçbir alım satım yetkisi olmayan hiçbir ortaklığı bulunmayan kendi işini yapmak için bu malları almak isteyen dava dışı müvekkilinin amcası —– satttığını, davacı şirketin ilgili faturayı hangi sebeple müvekkiline kestiğini anlamadıklarını, müvekkilinin şirketinde çalışan müvekkilinin babası —- davacı şirket yetkililerini arayıp —-paranızı almadan mal satmayın diye ikaz ettiğini, dava öncesi süreçte —- asıl borç sahibi olduğu davacı şirkete söylendiğini, —- o dönemde borcu üstlendiğini, — malları kendisine mi aldığı yoksa—– şirketine alıyorum mu dediğinin taraflarnca bilinmediğini, her iki durumda da müvekkilinin sorumluluğu olmayacağını, —- kendisine aldıysa borç ilişkisinin — kurulmuş olacağını, —-müvekkili adına aldıysa ——- müvekkili adına hiçbir işlem yapma yetkisinin bulunmadığından ilgili satışın yine taraflar arasında olacağını müvekkilinin yine sorumluluğunun bulunmadığını, İlgili satışa ait fatura irsaliyelerde bu malların kime ve ne zaman teslim edildiğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, ilgili satıştan müvekkilinin icra takibi sürecinde haberi olduğunu kendi şirketi adına hiçbir mal satın almadığını, satışın konusu olan bu malların dava dışı——- teslim edildiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden reddine, dosya esasına girilmesine karar verilirse davanın esastan reddine, haksız ve kötüniyetli başlatılan icra takibi sebebiyle müvekkil lehine %20 den az olmamak koşuluyla tazminata hükmedilmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı ——– sayılı ilamsız takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
—- sayılı icra dosyasının —-üzerinden celp edildiği görüldü.
—– yılında yapmış olduğu satışlara —–formlarının celp edildiği görüldü.
—Dairesinden; Davalı —- ekte gönderilen —– ait faturalardaki dönemlere ait—- çıkarılarak, bu faturaların davalı şirketçe ilgili yıl —- indiriminde kullanılıp kullanılmadığı veya vergi idaresine herhangi bir nedenle sunulup sunulmadığı hususunda müzekkere yazıldığı görüldü.
Mahkememizin 13/10/2022 celse tarihli duruşmasında “Taraflara ait tüm defter ve kayıtlar ile tüm evrakların 04/11/2022 günü saat 10:30’da bilirkişi incelenmesine esas teşkil etmek üzere mahkememizde hazır etmeleri hususunda ” ihtarat yapıldığı, belirlenen gün ve saate davacı tarafın sunulan ticari defterlerini hazır ettiği ve bilirkişi tarafından bu sunulan ticari defterlerin incelendiği, davalı tarafın ise belirlenen gün ve saate defterlerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığına ilişkin tutanak tutulduğu görülmüştür.
13/10/2022 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 16/11/2022 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi kök raporunda özetle;
“1.Sayın Mahkemenizin 13.10.2022 tarihli, 1. celsesinin 2 numaralı kararında, taraflara ait tüm defter ve kayıtlar ile tüm evrakların hazır edilmesi istenen inceleme günü olarak tayin edilen 04.11.2022 günü saat 10:30’da davalı —- hazır bulunmamış, defterlerini dosyaya ibraz etmediği, dava dosyasında ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, Kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları, karşı tarafın delllerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında TTK 83,84, 85 ve HMK 219-222 maddelerinin uygulanacağı hussundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu;
2.Davacı —–incelenen defterlerinin, TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu;
3.Davacı —— incelenen defter ve kayıtlarına göre, takibe konu edilen 3 adet faturanın resmi defter kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafın hiç ödeme yapmadığı, 29.07.2021 tarihinden itibaren davalıya 21.075,98 TL borçlu olduğu, davacı —-davalı —– alacaklı olduğu;
4.Davaya konu edilen davacı tarafından davalıya düzenlenmiş 3 adet e- Arşiv faturanın davacının incelenen ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ile söz konusu bu faturanın e-arşiv kapsamında elektronik ortamda davalıya iletildiği;
5.—- sunduğu —– cevap yazısı ekindeki davalıya ait Gider Tablosunda davaya konu edilen davacı tarafından davalıya düzenlenmiş —- faturanın davalının kayıtlarında yer aldığı;
6.Davacı yanın, davalı tarafından düzenlenmiş söz konusu faturalara 8 gün içinde itiraz ettiğine dair veya iade faturası düzenlediğine dosyada mevcut belge ya da bilginin bulunmadığı;” şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.
Taraf ticari defterlerinin incelenmesi için alınan raporda davacı kayıtlarına göre davalının 21.075,98 TL borçlu göründüğü anlaşılmıştır. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için yapılan tebliğe rağmen davalı tarafın kayıtlarını sunmadığı görülmekle 7251 sayılı kanunla değişik HMK 222.maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtların davalı tarafından eksiksiz sunulmadığı görülerek davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılarak ayrıca davalıya ait ——- davaya konu edilen davacı tarafından davalıya düzenlenmiş 3 adet e-faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı görülmekle davanın —– asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Alacağın likit olması konusunu——- kararında; ”Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. ——- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; ——sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebi doğrultusunda devamına,
2-)Alacak belirli ve likit olduğundan kabul edilen asıl alacak miktarı olan 21.075,98 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.439,70 TL harçtan, peşin yatırılan 254,55 TL harcın düşümü ile geri kalan 1.185,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 254,55 TL Peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı 1.200,00 TL bilirkişi ücreti ve 99,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.634,75‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ye göre 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7- 1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/01/2023