Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/75 Esas
KARAR NO : 2022/1055
DAVA : Sözleşmeden Dönülmesi Nedeniyle Bedelin İadesi veya Satın Alınanın Yenisi ile Değiştirilmesi, Maddi
ve Manevi Tazminat İstemli
DAVA TARİH İ : …
KARAR TARİHİ : …
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmeden Dönülmesi Nedeniyle Bedelin İadesi veya Satın Alınanın Yenisi ile Değiştirilmesi, Maddi ve Manevi Tazminat İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait … plakalı aracın davalılardan … Otomotiv Tic. A.Ş.’den … tarihinde satın alındığını, aracın davacı şirket üzerine tescil edilmesine rağmen şirket ortağı … tarafından aile aracı olarak kullanıldığını, satış bedeli olan 89.762 Euro’nun … tarihli kur üzerinden 778.237,40 TL olarak davalı … Otomotiv.. Şirketine ödendiğini, … tarihinde aracın trafik kazasına karışması sonrasında servis hizmeti almak amacıyla davalı … Otomotiv.. Şirketine teslim edildiğini, araç kaskosu aracılığı ile müvekkili şirketin işlerinin aksamaması amacı ile ikame araç sağlanmasına rağmen ikame aracın, müvekkilinin satın almış olduğu araç ile emsal olmadığını ve hem teknik hem de lastik ve silecek gibi sürüşe etki edecek aksamlarının hasarlı olduğunu, bu nedenle iki kez kaza tehlikesinin atlatıldığını, … tarihli ihtarname ile bu durumların bildirilmesi üzerine ikame aracın değiştirildiğini, ancak yeni verilen ikame aracın da müvekkilinin satın aldığı araç ile aynı nitelik ve modelde olmaması nedeniyle müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, aracın tamir süresinin asgari sürede tamamlanması çeşitli yollarla bildirilmesine rağmen müvekkilinin onarımın 15 gün içinde bitirileceğinin belirtilerek oyalandığını, son olarak üç ay daha sürebileceğinin belirtildiğini, garanti süresi içerisinde tamir için makul sürenin aşıldığını, beş aylık süre geçmesine rağmen davalılar tarafından herhangi bir adım atılmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin aracı servisin dış tarafında ve kaza ile ilgisi olmayan arka far ve bazı aksamların sökülmüş olduğunu gördüğünü, bu durumu davalı tarafa bildirmesine rağmen davalının bir cevap vermediğini, davalılar açısından aracın gözden çıkarıldığının ve atıl duruma terk edilen bir araç muamelesi yapıldığının belli olduğunu, garanti süresinde makul servis süresi aşılması nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini talep ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, aracın satış bedeli olan 89.762 Euro’nun ticari faizi ile davalılardan tahsiline, seçimlik hak olarak yenisi ile değiştirilerek davacıya teslimine, ikame araç sağlanmaması, geç sağlanması, müvekkilin aracı ile aynı nitelikte olmaması,yeni araçtan faydalanamamanın yarattığı manevi üzüntü nedeniyle oluşan zarara ilişkin olarak 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı … Otomotiv..Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yerleşim yeri itibariyle … Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olmasına bağlı olarak İzmir mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, eksik peşin harcın tamamlanması gerektiğini, davada yöneltilen bütün hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava dilekçesindeki taleplerin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, aracın yenisi ile değiştirilmesi veya bedel iadesi talebi yönünden, satış sözleşmesinin feshinin, ancak ve ancak “üretimden kaynaklı ağır ayıp” durumlarında kısmen söz konusu olabileceğini, esaslı olmayan arızalarda, arızanın giderilebilecek nitelikte olması ve araç bedeline nispeten düşük meblağ teşkil etmesi halinde dahi, hak ve menfaatler dengesi kuralı gereği sözleşmeden dönmenin mümkün olmadığını, davacı tarafa keşide ettikleri aracın tamirinin tamamlanarak en kısa sürede teslim edileceğinin bildirildiğini, ikame aracın lastikleri ve sileceklerinin arızalı olmadığı gibi davacının bu nedenle kaza atlattığı yönündeki iddialarının da gerçeklerden uzak ve kötü niyetli olduğunu, … tarihinde ikame aracın değişiminin yapıldığını, bu nedenle seçimlik hak olarak aracın yenisi ile değiştirilerek teslim edilmesine ilişkin isteminin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, afaki iddialarla maddi tazminat istenememesinin kanun gereği olduğunu, ikame aracın sağlanarak davacının araçsız kalma konusundaki mağduriyetinin önlendiğini, verilen araçların çalışır ve tüm aksamları ile sorunsuz olarak davacıya teslim edildiğini, davacının, kazaya karışan aracının, sırf tamiri, parça beklemesi nedeniyle yurt dışı bağlantılı olmasından sebep, gecikmesini bahane ederek, kazalı ve değeri düşmüş aracını yenisi ile değiştirmek veya ödediği bedelin günümüz karşılığını tahsil etmeye çalışırak kötü niyetli davrandığını, ileri sürülen manevi tazminatın salt haksız kazanç sağlama amacı taşıdığını, dava konusu aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi davacının kişilik haklarının zarar görmediğini, bu nedenle manevi tazminat talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu bildirmiş, davanın yetki, hak düşürücü süre, zamanaşımı nedenleriyle esasa girilmeksizin usul yönünden, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ….Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; olayda uygulanacak olan yönetmeliğin 13/06/2014 tarihli Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği olduğunu, davanın satıcının Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan ayıptan kaynaklanan sorumluluğu ya da bu paralelde bir düzenleme olan Garanti Belgesi Yönetmeliği ile ilgili olmadığını, Garanti Belgesi Hizmetleri Yönetmeliğinin imalattan kaynaklanan bir ayıp nedeniyle servis işlemleri için geçerliyken Satış Sonrası Hizmetleri Yönetmeliğinin garanti dışı olaylardan kaynaklanan durumlarda uygulama alanı bulduğunu, her iki yönetmelik arasındaki en önemli farkın aracını servise bırakan kullanıcıya, servis süresinin yasal süreyi aşması durumunda, ayıpsız misli ile değişim ya da bedel iadesi hakkı tanımaması, ancak koşulları varsa, makul ve yasal süreyi aşan süreler bakımından tazminat hükümlerinin uygulanabilmesi olduğunu, bu açıdan bakıldığında davacının bedel iadesi talebinin ne yasal ne hukuki dayanağı bulunmadığı için reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu aracın satıcı ya da üreticisi değil, ithalatçısı olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca ithalatçının, tüketiciye karşı satıcı ile birlikte müştereken ve mütesilsilen sorumluluğunun bulunmasına rağmen bu hükmün ticari davalarda uygulanamayacağını, buna bağlı olarak davacının tüketicilere sağlanan hak ve ilave korumalardan yararlanamayacağını, müvekkilinin hukuki yükümlülüklerin sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince sadece kendi muhatap olduğu yetkili bayiisine karşı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında doğrudan bir satım ilişkisi ya da başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkilinin yetkili servis ile davacı arasında kurulan eser veya satış sözleşmesine taraf olmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp olmadığı için müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle müvekkili hakkındaki davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki eser sözleşmesine müvekkilini taraf olmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların yetkili servisler tarafından verilen ve ayıplı olduğu iddia edilen hizmete ilişkin olup ayıplı hizmetin ayıplı maldan farklı olduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından verilen herhangi bir garanti taahhüdünün de bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari satışa Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Garanti Belgesi Yönetmeliği düzenlemelerinin uygulanmasının mümkün olmadığını ve müvekkili şirketin garanti belgesi düzenleme zorunluluğunun olmadığının açık olduğunu, bu nedenle müvekkili şirkete sorumluluk atfedilmesi söz konusu olmayacağından davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddinin gerektiğini, hasarın kullanıcı hatası sebebiyle oluşmasına bağlı olarak davacının seçimlik hakları kullanmasının mümkün olmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda aracın müvekkili şirkete, mülkiyet hakkını sınırlayan her türlü rehin ve takyidattan ari olarak teslim edilmesi gerektiğini, terditli taleplerin davacıya açıklattırılmasının gerektiğini ve taleplerin terditli olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, önemsiz ayıplardan dolayı satıcının sorumlu tutulamayacağını, Garanti Belgesi Yönetmeliğinin uygulanmasının mümkün olmamasına ve kullanıcı hatasına rağmen davacıya ikame araç verildiğini, bakım ve collection ürün hediye edildiğini, aracın yeni üretilen bir araç olması, ithalat zincirinde yoğunluk yaşanması ve dünya çapında etkisini göstermeye devam eden Covid-19 salgını nedeniyle yurt dışından yedek parça temin edilmesinin zorlaştığını, buna rağmen davacının mağdur edilmediğini, ikame araç desteği sağlanı ve araçta gerekli inceleme ve kontrollerin yapıldığını, onarım kapsamında arka çamurluk ve tampon boyanırken sol farın zarar görmemesi amacıyla mecburen söküldüğünü ve boyama işleminden sonra yeniden takıldığını, araç üzerinde yapılan işlemlerin fotoğraflanıp kayıt altına alındığını, davacıya durumun açıklanıp aracın atıl durumda veya terk edilmiş şekilde bırakılmadığını, servisin onarım atölyesinde bulunduğunu, satış bedelinin Türk Lirası üzerinden kurulduğunu bu nedenle yabancı para üzerinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının maddi ve manevi zararını ispat eder deliller sunmadığını, ayıp nedeniyle uğradığı herhangi bir maddi ya da cismani zararının da bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu bildirmiş, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; davalı … Otomotiv.. Şirketinden satın alınan aracın onarımına ilişkin makul sürenin aşılması nedeniyle sözleşmeden dönüldüğü gerekçesiyle TBK’nun 227.maddesi uyarınca satış bedelinin tahsili, aracın yenisi ile değiştirilmesi ve onarım süresi içinde davalı tarafça temin edilen ikame aracın geç sağlandığı, aynı nitelikte ikame araç verilmediği, yeni araçtan faydalanamamanın yarattığı üzüntüden kaynaklanan maddi ve manevi zararların oluştuğu iddiası ile TTK, TBK ve TMK’nun ilgili hükümeri uyarınca maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada toplanan tüm delil ve belge örnekleri, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile; davaya konu aracın, davacı tarafça … tarihinde düzenlenen fatura ile davalı … Otomotiv.. Şirketinden satın alınarak kullanılmaya başlandığı, davalı … … Şirketinin aracın ithalatçısı olduğu, davacı tarafça araç bedeli olarak 778.237,40 TL ödeme yapıldığı, … tarihinde şirket ortağı …’nün otoyolda bariyerlere çarpmak suretiyle tek taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası yaptığı, kaza tutanağına göre tek kusurlu olduğu, aracın aynı gün davalı … Otomotiv.. Şirketi işletimindeki servise getirilerek onarımı için bırakıldığı, aracın sol ön ve sol yan kısımlarının hasarlandığı, değiştirilmesi gereken sol ön kapının davalı servis tarafından ithali için siparişinin … tarihli yazıyla talep edildiği ve servis stoklarına … tarihinde girdiği, sol arka çamurluk ve arka tamponunun hasarlanması nedeniyle buraların tamir ederek boyanması esnasında sol arka stop lambasının sökülmesinin gerekmesi nedeniyle sökülüp kazayla ilintili olmayan herhangi bir parçanın sökülmediği, ayrıntıları bilirkişi raporunda gösterilen araç parçalarının bir kısmının değiştirilip bir kısmının onarılmak suretiyle onarımının tamamlandığı, araçta işçilik dahil toplam hasarın 102.272,56 TL tutarında olduğu, aracın … tarihinde onarımının tamamlanarak tam ve eksiksiz bir şekilde davacı tarafa teslim edildiği, onarım sırasında davacı tarafa ilk olarak … tarihinde bir ikame araç verildiği, davacının, davalı … Otomotiv.. Şirketine keşide ettiği … tarihli ihtarnamede ikame araçla iki kez kaza tehlikesi atlatıldığı, aracın tamir süresinin üç ay daha süreceği bilgisinin alındığı, aracın kullanılamaması ve ikame aracın emsal bir araç olarak verilmemesi sebebiyle mağduriyetinin arttığı belirtilerek onarımın asgari sürede tamamlanması, emsal bir ikame araç verilmesi, aksi takdirde sözleşmenin feshinin düşünüleceği ve aracın kullanılmamasından ötürü ortaya çıkan ve çıkabilecek masrafları talep edeceklerini bildirdiği, … tarihinde birinci ikame aracın alınarak aynı tarihte ikinci ikame aracın davacı tarafa verildiği, bu aracın teslim edilmesinden bir gün sonra fren balata ikazının yanması üzerine davacı tarafça servise getirildiği, serviste sensörün değiştirildiği, davacının ikinci ikame aracın lastiklerini değiştirerek davalı … Otomotiv.. Şirketine fatura ettiği, ikinci ikame aracın … gününe kadar davacı tarafından kullanıldığı belirlenmiştir.
Davacı, aracın onarımında makul sürenin aşıldığı iddiası ile sözleşmeden döndüğünü iddia etmiş, satış bedelinin iadesi ile aynı zamanda aracın misli ile değiştirilmesi talebinde bulunmuştur. Bunun yanında ikame aracın geç sağlanması, emsal bir ikame araç verilmemesi ve kendi aracından faydalanamamış olması nedeniyle maddi ve manevi zararının doğduğunu iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, dava dilekçesinde harca esas değeri 100.000,00 TL olarak göstermiş, 100.000,00 TL maddi ve manevi tazminat istemi yanında 89.762,00 Euro satış bedelinin tahsilinin ve beraberinde yenisi ile değiştirilmesinin talep edilmesi nedeniyle davaların yığılmasının söz konusu olduğu dikkate alınarak talep edilen satış bedeli üzerinden eksik peşin harcın tamamlanmasına karar verilmesine rağmen eksik peşin harcın tamamının yatırılmaması üzerine dosya işlemden kaldırılmış, eksik peşin harcın tamamlanması üzerine yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı tarafça sunulan dilekçelerde, davanın hukuki dayanağı gösterilmemiş ve yasal dayanaklar, ilgili yasa ve yönetmelikler gösterilerek açıklanmamış ise de; hukuki tavzifin mahkememize ait olduğu dikkate alınarak dava dilekçesindeki anlatıma ve toplanan delillere göre; davacının, şirket olup her ne kadar dava dilekçesinde davaya konu aracın şirket adına tescilli olsa da ortak … tarafından kullanılan bir aile aracı olduğu iddia edilmiş olsa da davacı şirketin faaliyetleri arasında adına kayıtlı aracı şirket ortaklarının ailelerinin kullanımına tahsis etmesi gibi bir faaliyet konusunun bulunmasının mümkün bulunmadığı, buna göre davacının TTK’nun 16(1) maddesinde tanımlanan ticaret şirketi niteliğindeki özel hukuk tüzel kişisi olup tacir sıfatının bulunduğu, TTK’nun 19(1) maddesi hükmü uyarınca taraflar arasındaki sözleşmenin aksinin bildirilmemiş olması ve bildirilmiş olması halinde dahi tarafların tacir olup aracın şirket adına tescil edilmesi nedeniyle ticari iş niteliğinde olup davacının tüketici olmadığı, taraflar arasındaki araç satımına ilişkin sözleşmenin ticari iş niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak somut dava yönünden uyuşmazlığın çözümü konusunda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 58. ve 84. maddeleri hükümleri uyarınca çıkarılan Garanti Belgesi Yönetmeliği ile Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı, davadaki tüm istemler yönünden Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği kabul edilerek uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının, satın aldığı ve davalı şirketler tarafından ithalatı ve satışı yapılan dava konusu aracın davacı tarafça yapılan tek taraflı trafik kazasında hasarlanmasına bağlı olarak yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde davalı … Otomotiv.. Şirketi tarafından onarımının makul sürede yapılmamış olması nedeniyle sözleşmenin feshinin mümkün olup olmadığı, bu durumun bir ayıp hali sayılıp sayılamayacağı, buna bağlı olarak alıcıya tanınan haklar çerçevesinde davacının, her iki davalıdan aracın misli ile değiştirilmesini ve sözleşme bedelinin iadesini talep edip edemeyeceği, davalı hizmeti veren satıcı … Otomotiv.. Şirketi yönünden; aracın makul süre içinde onarılarak teslim edilip edilmediği, davalı şirketin tamir süresi içinde satılan araçla aynı nitelikte ikame araç verme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, davacının, satın aldığı araçtan makul sürenin aşılması nedeniyle yararlanamadığı gerekçesiyle maddi ve manevi zararlarının oluşup oluşmadığı ve buna bağlı olarak bu zararlarının talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Davalı … Otomotiv.. Şirketi vekili, müvekkili şirketin yerleşim yeri adresinin … olması nedeniyle İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia ederek yetkisizlik itirazında bulunmuş ise de; davadaki tüm taleplerin hukuki sebebinin aracın geç onarımına ve haksız fiil iddiasına dayandığı, HMK’nun 16(1) maddesi uyarınca haksız fiilin işlendiği ve zararın meydana geldiği yer ile birlikte zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin tazminat davasını görmeye yetkili bulunduğu, davacı şirketin yerleşim yerinin İzmir olup HMK’nun 16(1) maddesi uyarınca mahkememizin yetkili olduğu, bunun yanında davalı şirketin İzmir şubesi tarafından davaya konu aracın satışının yapıldığı, buna göre sözleşmenin ifa yerinin İzmir olup HMK’nun 10(1) ve 14(1) maddeleri uyarınca da mahkememizin yetkili olduğu, somut olay yönünden kesin yetki halinin bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın yetki itirazında haklılık görülmemiş ve bu konudaki itiraz ön inceleme duruşmasında reddedilerek dava esastan görülmüştür.
Davalı … Otomotiv.. Şirketi vekili, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi içinde açılmadığı iddiasında bulunmuş ise de; gerek ayıp nedeniyle sözleşmeden dönülmesi ve seçimlik hakkın kullanılması gerekse maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden zararın devamlılığı nedeniyle sonlandığı tarihin … olup buna karşın dava tarihinin …olduğu göz önünde tutulduğunda tüm talepler açısından TBK’nda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin sona ermediği gibi somut dava yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı birlikte değerlendirildiğinde davalı … Otomotiv.. Şirketi vekilinin aksi yöndeki iddialarında haklılık görülmemiştir.
Davalı … Şirketi vekili, müvekkili şirkete husumet düşmediğini iddia etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller ile davalı … Şirketi vekilinin satıcı olmadığı, aracın yalnız ithalatçısı olduğu, servis hizmetleri ile ilgili de bulunmadığı bellidir. Davacı tarafça, aracın üretiminden ve satışından kaynaklanan bir ayıp bulunduğu iddia edilmediğinden TBK’nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca açılacak ayıplı mal iddiası ile seçimlik haklara ilişkin davanın sözleşmeden dönme talebini de içermesi nedeniyle yalnız sözleşmenin tarafı olan satıcı davalı … Otomotiv.. Şirketine yöneltilmesi, yine servis hizmetlerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin de aynı şirkete husumet yöneltilerek davanın açılması yeterli ve gerekli olup, aracın ithalatçısı olan … Şirketine dava konusu talepler yönünden husumet yöneltilemeyeceği dikkate alınarak davalı … Şirketi hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi içeriği ve toplanan delillerle davacı tarafın, dava konusu satın aldığı aracın ayıplı olarak üretilip kendisine teslim edildiği konusunda bir iddiası yoktur. Davacı taraf, aracın makul süre içinde onarımının yapılmamış olmasını ayıplı hal olarak değerlendirmiş, buna bağlı olarak sözleşmeden döndüğünü bildirip TBK’nun 227. maddesinde tanımlanan seçimlik hakları kullanarak satış bedelinin iadesi yanında aracın misli ile değiştirilmesi talebinde bulunmuştur. Türk Borçlar Kanununun 227. maddesi uyarınca davaya konu aracın üretiminden ve satışından kaynaklanan bir ayıbın iddia edilmesi gerektiğinden bu yönde davacı tarafça bir iddiada bulunulmadığı gibi bu taleplerde bulunulabilmesi için bu konuda davalı satıcı şirketin sorumluluğunu gerektiren bir yasal düzenlemenin bulunması veya bir sözleşme ile davalının bu nitelikteki sorumluluğu üstlenmiş olması zorunludur. Aracın makul süre içinde onarılmaması sebebiyle araç sahibinin seçimlik haklarını kullanabilmesi için yalnız tüketiciler için geçerli olan Garanti Belgesi Yönetmeliği hükümleri dışında tacirler yönünden TBK’ndaki ve TTK’ndaki ayıplı mala ilişkin düzenlemeler dışında başkaca bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi davacı tarafça satış sözleşmesinde veya bir başka sözleşme ile davalı satıcının bu nitelikte bir sorumluluk üstlendiklerine ilişkin bir delil sunulmamış, bu yönde bir iddiada dahi bulunulmamıştır. Buna göre; davacının, TBK’nun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanması mümkün olmadığı gibi bu hükme dayanarak sözleşmeden döndüğünü bildirmesinde hukuki bir değer bulunmamakla birlikte dava dilekçesinde seçimlik haklardan ikisini birden kullanması da mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının sözleşmeden döndüğü gerekçesiyle TBK’nun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanmasına yönelik davalı satıcı şirket hakkında açtığı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Maddi ve manevi tazminat talepleri açısından; tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davacının iddia ettiği sebeplerle maddi ve manevi bir zararının doğmuş olması zorunludur. Bunun yanında bu zararın doğmasına davalının kusurlu davranışlarının yol açması gerekir. Dava konusu aracın şirket ortağının yönetiminde iken trafik kurallarına aykırı davranılması suretiyle hasarlandığı tartışmasızdır. Davacı taraf, maddi ve manevi tazminata konu sebepler olarak onarımın makul sürede yapılmadığı, ikame aracın geç verildiği, onarıma konu araçla aynı nitelikte ikame araç verilmediği ve kendi aracından onarım süresince faydalanamadığı iddialarına dayanmıştır. Davacının maddi ve manevi zararını ve bu zararlardan davalının eylemleri ve kusuru nedeniyle sorumlu bulunduğunu ispat etmesi halinde tazminata hükmedilmesi mümkündür. Davaya konu aracın onarımının belli bir sürede yapılması gerektiğine, davalı satıcının onarım süresince davacıya hasarlı araçla aynı marka, model ve özelliklere sahip ikame araç temin etmekle sorumlu bulunduğuna ilişkin TTK, TBK ve TMK’nda yasal düzenlemeler bulunmadığı gibi davacı tarafça, davalının sorumluluğunun bulunduğuna ilişkin bir yazılı sözleşme ve belge dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda ilgili yasalardaki düzenlemeler dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümü gerekmektedir. Her ne kadar Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca çıkarılan Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 14(4). maddesinde malın garanti süresi içinde yetkili servis istasyonunda veya satıcıya tesliminden itibaren arızasının on iş günü içerisinde giderilmemesi halinde üretici veya ithalatçının malın tamiri tamamlanıncaya kadar benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmesinin zorunlu olduğu, tüketici tarafından istenmemesi halinde üretici veya ithalatçının bu yükümlülükten kurtulacağı, buna ilişkin ispat yükümlülüğünün üretici veya ithalatçıya ait olduğu düzenlenmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere davacının tüketici sıfatının bulunmaması ve taraflar arasındaki işin ticari iş niteliğinde bulunması nedeniyle adı geçen yönetmelik hükmünün somut olayda uygulanması mümkün değildir. Davacı tarafın, maddi zararlarının doğup doğmadığı, maddi zarar doğmuş ise servis hizmeti veren davalı satıcının kusurunun bulunup bulunmadığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda dosyada toplanan deliller yanında bilirkişi raporu alınması suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi raporunda makul onarım süresinin aşıldığı ve verilen ikame araçların davacının satın aldığı araçtan daha düşük segmentte olduğu gerekçesiyle ikame araç verilen dönem boyunca araç kiralama bedeli üzerinden hesaplama yapılarak davacı tarafça 135.000,00 TL’lik bir maddi kayıp yaşandığı tespitinde bulunulmuş ise de; bilirkişilerin, davalı … Otomotiv.. Şirketinin, davacıya ait araçla aynı nitelikte ikame araç vermeleri gerektiğine ilişkin kanun ve sözleşme hükmü bulunduğuna ilişkin bir tespitte bulunmadıkları, raporda servisin değiştirmesi gereken sol ön kapı niteliğindeki yedek parça için … tarihinde sipariş yazısını yazdığı, yedek parçanın … tarihinde servis stoklarına girdiği ve aracın onarımının tamamlanarak … tarihinde davacıya eksiksiz ve tam olarak teslim edildiğine ilişkin tespitte bulunmalarına karşın aracın geç tamir edildiğine ilişkin sonuca nasıl ulaştıklarına dair hiçbir gerekçenin bildirilmediği gibi bu konudaki tespitlerin aracın makul süre içinde onarımının yapıldığını gösteren deliller niteliğinde bulunduğu, aracın sol yanında oluşan hasar, değiştirilen yedek parçalar, onarılan bölümler ve aracın sol yanının boyanması ile araçtaki hasarın 102.272,56 TL tutarında bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde … tarihinde servise teslim edilen araç için gerekli hukuki tespit ve işlemlerin yapılmasından sonra yaklaşık on gün içinde … tarihinde yedek parça siparişinin verildiği, sol ön kapı niteliğindeki yedek parça gelmeden aracın tamiratının ve boyanmasının yapılmasının mümkün bulunmadığı, onarım süresinde dünya genelinde meydana gelen salgın nedeniyle ithalat ve ihracat işlemlerinin yapılamadığı veya gecikmelerle yapılabildiği, halen dünyada bu durumun etkilerinin yaşandığı, ithal edilen yedek parçanın Türkiye’ye gelişinde davalıların etkisinin bulunduğu yönünde davacı tarafın bir iddiası olmadığı gibi bilirkişi raporunda da bu nitelikte bir değerlendirmeye yer verilmediği, yedek parçanın … tarihinde servise ulaşıp aracın boyanması dahil bütün onarımının yaklaşık on beş günlük süre içinde tamamlanıp davacıya tam ve eksiksiz olarak … tarihinde teslim edildiği, bu takvime göre onarım süresinin aşıldığından söz edilmesinin mümkün olmadığı, toplanan delillere göre bu durumun açık ve anlaşılır olduğu, bilirkişi raporunda bu gerçekliklere uygun düşmeyen gerekçesiz ve dayanakları gösterilmeyen tespite değer verilmesinin mümkün bulunmadığı gibi maddi tazminata ilişkin hesaplamanın da dikkate alınamayacağı, bu çerçevede bilirkişilerden bu konuda ek rapor alınmasının da dosyaya ve hükme bir katkısının bulunmadığı göz önünde tutularak ek rapor alınması yoluna gidilmemiş, dosyada toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporunda yapılan tespitler dikkate alınarak karar verilmiştir.
Davalı satıcı şirketin aynı zamanda servis hizmetini de sunmuş olması nedeniyle aracın makul süre içinde onarımını tamamlayarak davacıya teslim etmesi yükümlülüğü tartışmasızdır. Ancak davalı satıcının onarım süresince ikame araç sağlamasına ilişkin bir yasal düzenleme ve taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığından davacı tarafından hasar gören araçla aynı nitelikte ikame araç verilmediği iddiası nedeniyle maddi ve manevi zarar gördüğüne ilişkin olarak davalının sorumluluğundan söz etmek mümkün değildir. Davalı tarafın, yükümlülüğü bulunmamasına rağmen, davacı tarafa ikame araç vermiş, ilk araçtan davacının memnun kalmaması üzerine ikinci araç verilmiştir. Her iki araç davacı tarafça kullanılmış, ikinci aracın lastikleri davacı tarafça değiştirilerek davalı satıcıya fatura edilmiştir. Her ne kadar davacı tanıkları tarafından ikame araçlar nedeniyle kaza tehlikesi geçirildiği dile getirilmiş ve davacı tarafça bu yönde iddiada bulunulmuşsa da bu konuda doğmuş bir zarar bulunmadığından bu nedenle tazminat talep edilebilmesinin zarar yönünden yasal koşulu oluşmamıştır. Bunun yanında davacı tarafça hasarlanan aracın servise ait kapalı alan dışında bırakıldığı, onarımla ilgili olmayan araç yedek parçalarının söküldüğü iddia edilmiş ve davacı tanıkları bu yönde beyanda bulunmuş iseler de; bilirkişi raporunda, davacıya ait aracın onarımla ilgili parçalar dışında hiçbir parçasının gereksiz şekilde sökülmediği, araca zarar verecek bir uygulamaya tabi tutulmadığı, onarım sonrasında davacı tarafın imzaladığı belge ile aracın tam ve eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğinin bildirildiği göz önünde tutularak bu iddialar çerçevesinde şirket çalışanı olan davacı tanıklarının bu sıfatları da dikkate alınarak dosyada toplanan delillere uygun düşmeyen beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığı gibi davacıya ait araçta bir hasarın oluşmadığı, iddialarda haklılık bulunmadığı, ortaya çıkan bir zararın bulunmaması nedeniyle bu iddialar yönünden de tazminat istemine ilişkin yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır. Aracın makul süre içinde onarımının yapılmadığına dair iddiada ise yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bir haklılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda yapılan tespitler ve dosyada toplanan delillerle onarımın makul süre içinde yapıldığı, bu sebeple davacı tarafın bir zararının doğmadığı, buna bağlı olarak tazminat talep edilmesi konusunda yasal koşulların oluşmadığı belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf, maddi ve manevi zararlarını kanıtlayamadığı gibi dava dilekçesinde her ne kadar aracın şirket adına tescilli olduğunu, ancak hasarı gerçekleştiren şirket ortağı … tarafından kullanılan aile aracı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda aracın şirket faaliyetlerinde kullanılmayıp şirket ortağının ailesinin ulaşım ihtiyacı için kullanıldığının bizzat davacı tarafça ikrarı karşısında davacı şirketin maddi ve özellikle manevi bir zararının ortaya çıktığından da söz etmek mümkün olmayacaktır. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir zararının bulunmadığı gibi davalı … Otomotiv.. Şirketinin satıcı ve servis hizmeti sunan taraf sıfatıyla sorumluluğunu gerektirecek kanun ve sözleşme hükmü ile kusurunun bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamayan maddi ve manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın REDDİ ile;
Davacı tarafın, dava dilekçesindeki dava konusu tüm taleplerinin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince; sözleşme bedelinin iadesi ve aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi yönünden alınması gereken 80,70 TL harç, maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 80,70 TL harç ile manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 80,70 TL harcın peşin yatırılan 1.707,75 TL peşin nispi harç + 22.361,00 TL + 999,63 TL tamamlama harçları olmak üzere toplam 25.068,38 TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 24.826,28 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-a)Sözleşme bedelinin iadesi ve aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi yönünden;
Davalı … Otomotiv.. Şirketi yararına A.A.Ü.T’nin 13(1)maddesi uyarınca takdir edilen 157.433,52 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan alınarak … Otomotiv.. Şirketine verilmesine,
b)Maddi tazminat talebi yönünden;
Davalı … Otomotiv.. Şirketi yararına A.A.Ü.T’nin 13(1)maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan alınarak … Otomotiv.. Şirketine verilmesine,
c)Manevi tazminat talebi yönünden;
Davalı … Otomotiv.. Şirketi yararına A.A.Ü.T’nin 10(3)maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan alınarak … Otomotiv.. Şirketine verilmesine,
d)Sözleşme bedelinin iadesi ve aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi yönünden;
Davalı … Şirketi yararına A.A.Ü.T’nin 7(2)maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı … Şirketine verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davalı taraflarca yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı, davalı taraflarca başkaca bir yargılama gideri de yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK’nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Davacı vekili ile davalı tarafların vekillerinin yüzüne karşı, HMK’nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. …
Başkan …
Üye …
Üye …
Katip …