Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/69 E. 2023/248 K. 15.03.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/69 Esas
KARAR NO : 2023/248
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2023
KARAR TARİHİ : 15/03/2023

Mahkememizde görülen Alacak davasında yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
Müvekkilinin İran asıllı Türk vatandaşı olup vatandaşlık hakkını 30 yıl önce 1993 yılında elde ettiğini,1993 yılından beri Türkiyede yaşadığını, davalı … ise İrandan Türkiye’ye gelerek ticaret yapmaya başladığını,
Müvekkili ile davalı … arasında davalının tek ortağı olduğu … Limited Şirketi ve … Ticaret Limited Şirketinde yapılacak işler karşılığı müvekkilinin şirkete iş sağlamak, Türkiyede bulunan çevresini, dilini kullanmak karşılığı kar payı ortaklık sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenini konusu; ” şirketlerden alınacak olan satış önerisindeki yazılı bilgilere göre yabancı ülkelerden ürün ithal etmek ve satışını yapmaktan ” ibaret olduğunu,
Sözleşmenin taraflarının uygun fiyata ürün temin etmek, göndermek ve ürünü çekmek ile yükümlülüklerinin olduğunu, sözleşmenin bedelinin müvekkilinin satış ve alış fiyatları dikkate alınarak harcamalar ve maliyetlerden sonra arda kalan net karın % 10 olup ,kar oranı ve kar alımı oranının hesaplanması sözleşmenin yapıldığı tarihden sonraki her 6 ayda bir olduğunu, sözleşmenin süresinin 01/09/2020 tarihinden itibaren 1 yıl olduğunu,
Müvekkilinin davalı ile bu sözleşmeyi imzaladıktan bir süre sonra … kendi el yazısı ile … Ltd. Şt. Nin karlılık durumunu hesaplayarak hesaplama yaptığı kağıdı müvekkile verdiğini ancak müvekkilinin hep bugün yarın diye oyalayarak sözleşmeden doğan % 10 luk kar payı alacağını alması engellendiğini
Müvekkilinin gerek … Limited Şirketi ile gerekse … Ticaret Limited Şirketi ile çalışmalar yapmış ve şirketin karlılığının artmasına büyük katkı sağladığını, müvekkilinin yıllardır davalı şirketlere çalışmış gerek karlılıklarını gerekse mali yönden itibarlarını artırmış olmasına rağmen bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, belirterek;
Müvekkilinin fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ,müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi açısından davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasına fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 000 USD alacaklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;
Davada delil olarak gösterdiği sözleşme, dava dışı … ve davalılardan sadece … arasında imzalandığını, diğer davalılar olan … Tic. Ltd. Şti. İle … Tic. Ltd. Şti. Firmalarının taraf sıfatlarının olmadığını ,davalı müvekkilinin …’e ait başkaca firmalar da mevcut olduğunu,
Davacı … Ltd. Şti. Firmasında 14.03.2020-14.03.2022 tarihleri arasında … Tic. Ltd. Şti. Firmasında da 14.03.2022-31.03.2022 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını ve çalıştığı süreler içinde de maaşını aldığını,
Sözleşmenin tarafları arasında kararlaştırılan, yapılması öngörülen ve yapılması halinde de kar sayılacağı düşünülen işler yapılmadığını, her ne kadar ortada bir sözleşme var ise de bu sözleşme üzerinden yapılması öngörülen hiçbir iş yapılmadığından ortada bir kar veya alacaktan bahsetmek de mümkün olmadığını, Zaten sözleşmenin tanzim edilmesinden sonra davacı sigortalı olarak davalılar yanında maaş karşılığı çalıştığını, Kendisini ortak olarak göstermeye çalışan davacı, işbu ortaklık sözleşmesi üzerinden kesilen ne bir fatura ne de kazanç elde edildiğine dair bir evrak sunamadığını,
Davaya konu alacağın ilgi tutulduğu sözleşme üzerinden hiç bir ticari faaliyet yapılmadığı ve dolayısıyla kazanç elde edilmediği içindir ki sözleşmenin yenilenmediğini, Sözleşmenin 3. Maddesi ”işbu sözleşmenin süresi 01.09.2020 tarihinden itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir ve bu sürenin sonunda şirketin performansına göre ve her bir tarafın muvafakatine istinaden uzatılabilir veya feshedilebilir.” şeklinde olduğunu,
Sözleşme bitiş tarihi olan 01.09.2021 tarihinden sonra herhangi bir yenileme ya da süre uzatımı yapılmadığı gibi bu tarihten sonra davacı, davalı firmalarda sigortalı çalışan olarak çalışmaya devam ettiğini,
Sözleşme … ve davalı müvekkili … ‘ce sözleşmenin sadece imza altına alındığı şekliyle kaldığını, sözleşme içeriğindeki hiçbir faaliyet konusu ve kararlaştırılan ticari hedeflerin yapılmadığını, dolaysıyla sözleşmedeki kar payı vb. Borçların hiç bir zaman doğmadığını, sözleşmedeki ortaklığın ticari anlamda hiç bir zaman faaliyet göstermediğini ve birbirlerinden bu sözleşme kaynaklı hiç bir alacak hakları olmadığı kabul ve beyan ederek imza altına aldığını,
Davalıların sadece SGK’lı çalışanı olan davacı Şehram …’in hiçbir zaman yürürlülüğe girmemiş söz konusu sözleşme davalı şirketlerden bağımsız dört gerçek kişinin imzalanmasından doğan ve davalı şirketlerle illiyet bağı kurulamayacak bir sözleşme olup kötüniyetli olarak açılan hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın Mahkemece iddia edilen alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir.
12.10.2017 tarihli, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesindeki görev düzenlemesi ile iş mahkemelerinin görev alanı düzenlenmiş ve mülga 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinden farklı olarak, İş Kanunu kapsamında kalmayan ve sadece TBK’nın hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da iş mahkemelerinin görev alanına alınmıştır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesinde iş mahkemelerin 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; Davacı … ile davalı … arasında yapılan sözleşme ile davacı gerçek kişi … in kendi mesleği olan mimarlık dışında “Türkiyede bulunan çevresini ve konuştuğu dili/lisanı kullanarak davalının tek ortağı olduğu … Limited Şirketi ve … Ticaret Limited Şirketine iş sağlayacağının kararlaştırıldığı”
Her iki tarafında kabulündedir. Bu kabul gereğince davacı ve davalı tacir sıfatıyla hareket etmemektedir. Ayrıca davalının sunduğu SGK kayıtlarına göre; davacı … in davalı şirketlerde anlaşma süresi içinde maaş karşılığı çalıştığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce davacı … ile davalı … nin tacir sıfatları olmadan yaptıkları sözleşmenin ücret karşılığı hizmet/iş akdi olduğu sabit bulunmuştur. Dava dosyasında mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesi gereğince İş Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce görev dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HÜKÜM /
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK’nun 115/2. Maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulen REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK’nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İSTANBUL İŞ MAHKEMELERİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar serileceğinin İHTARATINA,
3-HMK’nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi’ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu’na GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK’ nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içinde … Mahkemesi İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/03/2023

Başkan …
¸e-imzalıdır

Üye …
¸e-imzalıdır

Üye …
¸e-imzalıdır

Katip …
¸e-imzalıdır