Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/108 Esas – 2023/113
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2023/108 Esas
KARAR NO : 2023/113
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR: 1-
2-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/10/2021
KARAR TARİHİ: 30/01/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 31/01/2023
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ; dava dışı işçi … (T.C.No:…) tarafından, Ankara Batı … İş Mahkemesi’nin … Esas ve …Karar sayılı dosyası ile davacı Belediye aleyhine ikame edilen davada; davacı işçinin 2014-2017 yılları arasında müvekkili Belediyede ve taşeron şirketler nezdinde çalıştığı beyan edilerek, ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı alacağının müvekkili Belediye’den tahsiline karar verilmesi talep edildiğini, iş bu davada husumetin davacı Belediye ile son alt işveren olan davalı … ..AŞ.’ye yöneltilmiş ise de işveren konumunda bulunması sebebiyle davanın diğer davalı şirket olan … …Ltd.Şti.’ne ihbar edilmesinin talep edildiğini ve bu suretle kendilerine hak ve menfaatlerini koruma imkânı sağlandığını, Ankara Batı … İş Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne karar verildiğini, iş bu ilama dayalı olarak dava dışı işçi vekili tarafından Ankara … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasıyla Müvekkili Belediye ve … ..A.Ş, aleyhinde başlattıkları takip dolayısıyla, Müvekkili Belediye tarafından icra dosyasına toplam 20.226,07-TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı Şirketlerin, hizmet alımı amacıyla gerçekleştirilen ihaleler kapsamında davacı Belediye ile farklı tarihlerde sözleşme imzalayan “yüklenici’ler olduklarını, mahkemece, davacı Belediyenin işçilik alacaklarından “üst işveren’ olarak müştereken ve müteselsiler sorumlu tutulmuş ise de, gerçekte ‘işveren” sıfatı -dava dışı personeli istihdam ettikleri sürelerle sınırlı olmak üzere- davalı Şirketlere ait olduğunu, davalı şirketlerle yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, hizmet alım ihalelerinin davalılar tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicilerin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğu, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın davacı belediyeden tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da, davacı belediye tarafından ödendiğini, davalı şirketlerin çalıştırdığı personelin İş Kanunu’ndan doğan tüm hak ve alacaklarından sorumlu olacağı, bu nedenlerle -fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla- Ankara Batı … İş Mahkemesi’nce verilen … E. ve … K.sayılı ilamı uyarınca Ankara … İcra Dairesi’nin … E. Sayılı icra dosyasına müvekkili belediye tarafından ödenmek zorunda kalınan 20.226,07-TL’nin, davalıların tespit edilecek tam sorumlulukları oranında ve dava dışı işçiye ödeme tarihinden işleyecek 6183 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak faizleri ile birlikte rücuen tahsiline, yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davaldara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı İdare ile müvekkili şirketler arasında hizmet alım sözleşmeleri akdedildiğini, dava dışı personelin de bu hizmet alımı sözleşmeleri kapsamında müvekkili şirketler bünyesinde istihdam edildiğini, davalı idarenin müvekkili şirketlere rücu hakkı bulunmadığını, 6552 sayılı Kanun 8. Maddesine göre davacı … Belediye Başkanlığı’nın müvekkili şirketlere rücu hakkının olmadığı kanaatinde olduklarını, mahkeme tarafından – davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte- yapılacak olası bir hesaplamada, işçilik alacakları hesaplanırken müvekkili şirketlerin çalıştığı süre ve ücret ile sınırlı sorumluluk hesabı yapılması gerektiğini, davacı şirketler ile davacı idare arasında ” müteselsil sorumluluk” ilkeleri uygulanması gerektiğini, mezkur sözleşmelerde, iş hukukundan doğan işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle, dava dışı personele ödenen tazminat ve diğer alacaklardan, müvekkili şirketler gibi davacı idarenin de yarı oranda sorumlu olacağını, bu sebeplerle, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı … İş Mahkemesi’nce verilen … Esas sayılı dosyası, Ankara … İcra Dairesinin … esas sayılı dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, dava dışı işçinin SGK kayıtları, bilirkişi raporu,
Bilirkişi 16/03/2022 tarihli raporu ile özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme,ekleri (teknik ve idari şartname vs) Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları uyarınca davacının davalılardan; … A.Ş & … Şti İş Ortaklığı’ndan 1.977,02-TL, … A.Ş’den 18.249,05-TL talep edebileceği bildirilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, taşıma ve hizmet edimlerini bir arada içeren karma nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce 26/05/2022 tarih, … esas … karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi’nin … tarih … esas … karar sayılı ilamı ile özetle; “5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 4. ve 5’inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK’nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun’un 5’inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, asıl işveren ve alt işverenler arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalılar ticaret şirketi olup, tacir iseler de, davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olup olmadığının incelenmesine gelince;
Her ne kadar mahkemece, dava konusu sözleşmenin taşıma ve hizmet edimlerini içeren karma sözleşmeden kaynaklandığı ve taşıma sözleşmesinin de TTK’nun 4. kitabında yer alması nedeniyle olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, “evsel atıkların toplanması, nakli, cadde, sokak, meydan ve pazar yerlerinin insan ve makina marifeti ile süpürülmesi işi” olup, asıl edimin, davalı kurumun, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince görevi kapsamında olan (ve yine aynı Kanun gereğince ihale ve sözleşme yoluyla üçüncü şahıslara da yaptırabileceği) temizlik hizmeti olduğu anlaşılmaktadır. Temizlik hizmetinin ifası sırasında toplanan çöp ve atıkların başka yere taşınması, temizlik işinin gereği olup, sadece bu durum sözleşmenin “taşıma” sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Nitekim benzer bir olayda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de … tarihli, … esas ve … karar sayılı kararında, “taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğunu” belirterek, sözleşmenin “taşıma” değil, “hizmet sözleşmesi” olduğunu kabul etmiştir. O halde taraflar arasındaki sözleşmede, “evsel atıkların… nakli” konusunda bir taşıma edimi olsa da, baskın olan edim, Belediyenin asli işi olan temizlik hizmet alımına ilişkin olmakla, somut olayda, TTK’nın 4. maddesinde sayılan sözleşme türlerinden olan “taşıma” değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki “hizmet sözleşmesi” bulunduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. O halde 6100 sayılı HMK’nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, “evsel atıkların toplanması, nakli, cadde, sokak, meydan ve pazar yerlerinin insan ve makina marifeti ile süpürülmesi işi” olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İş bu sebeple asıl uyuşmazlık konusunun hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatine varılarak görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 Sayılı HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-6100 Sayılı HMK’nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren 6100 Sayılı HMK’nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin ilgili kararı dikkate alınarak kesin olmak üzere karar verildi.30/01/2023
Katip Hakim
E-imzalıdır. E-imzalıdır.