Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/319 Esas
KARAR NO : 2023/14
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 27/04/2022
KARAR TARİHİ : 11/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından … 18. İcra Müdürlüğünün … Esas numarasına kayıtlı takip başlatıldığı; yapılan takip açıkça usule aykırı olduğu gibi davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu senet doldurma olup kendileri tarafından oluşturulduğu, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığı, müvekkilinin araç kiralamak için davalı tarafa gittiği, davalı tarafında müvekkilinden araç kiralamak için siciline bakabilmeleri için e devlet şifresini istediği, müvekkilinin de şifresini verdiği, müvekkili hakkında icra takibi oldu için araç kiralayamadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını beyan ettiği, karşı tarafın avukatı tarafından yine aynı avukatın açtığı bir icra olduğunun görüldüğü, müvekkilinin daha önce bir çok kez araç kiralamış olması sebebiyle bu olaydan önce aynı araç kiralama şirketine müvekkilinin boş senet imzalattığı, müvekkilinin aracı süresinde iade etmesine rağmen senetleri alamadığı, davalı firmada kaldığı, müvekkiline araç kiralama şartı olarak senet imzalatıldığı senedin işleme alınamayacağı, bunun bir prosedür olduğunun söylendiği, bu senedin karşı tarafça doldurulduğu, tamamen uydurma tarihler yazıldığı, senette kefil olarak ismi geçen … isimli bir şahsın olmadığı, tamamen hayal ürünü kefil oluşturulduğu, müvekkilinin araç kiraladığı tarih olarak yazılan tarihte zaten şehir dışında olduğu, bunun tanık delili ile de ispatlanacağı, müvekkilinin hayal ürünü olan bir borç sebebiyle borçlu durumuna düşürüldüğü, müvekkilinin davalıyı şahsi olarak tanımadığı ve yaşamı boyunca da davalı ile tek ticari ilişkisi müvekkiline araç kiralama sözleşmesi adı altında, fırsattan istifade ederek senedi de imzalatmış olması olduğu, senet üzerindeki yazıların bilirkişi incelemesiyle incelendiğinde hiçbir harfin müvekkiline ait olmadığı, davalı, müvekkilinin o dönemde hata ve dikkatsizliğinden faydalanarak araç kiralama sözleşmesi altında boş senette imzalattırıldığı, davalı, araç kiralama işini de yasal olarak yapmadığını, davalının her eylemiyle dolandırma ve haksız kazanç saikinde olduğu, davalının senedin düzenlenmesinden takibin işleyişine kadar tüm aşamalarda kötüniyetli ve haksız kazanç amacıyla hareket ettiği, usulsüz kesinleştirilen takip için de şikayet yapıldığı, karar kesinleşinceye kadar takibin durdurulduğu ve halen davanın derdest olduğu, bilirkişilerce senet üzerinde gerekli yazı incelemeleri yapıldığı takdirde senet üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığı, müvekkili araç kira sözleşmesini imzaladığı esnada, senet metnini sözleşmeye ek olarak ve boş imzalattırılma olma ihtimalinin yüksek olduğu, müvekkilinin çok yoğun ve dikkatsiz olması sebebiyle bu durumdan faydalanan ve suça konu boş senedi kötü niyetli bir şekilde elde ederek dolduran şahsın açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle müvekkil tarafından … Cumhuriyet Başsavcılığı’na … Soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğu, tüm bu hususlardan anlaşılacağı üzere bir günlük araç kiralama sözleşmesi sebebiyle tanıdığı … müvekkilin sözleşmeye atmış olduğu imzasını kötüye kullandığı, işbu durumda senedi 10.000 TL bedelle düzenleyerek haksız kazanç elde etme amacı taşıdığı, iş bu somut olay göz önüne alındığında müvekkilinin sadece araç kiralama sözleşmesini imzalama saikiyle sözleşmeyi imzaladığı, fakat tahminimizce sözleşmenin alt kısmına sözleşmenin devamı gibi görünen bir senet yerleştirilmesi sonucu elde edilen boş senedin davalı tarafından usul ve yasaya aykırı bir şekilde doldurularak takibe konulması ve iş bu işlem sonucu icra takibini Tebligat Kanununa aykırı bir şekilde kesinleştirmesi sonucu müvekkilinin tüm taşınır ve taşınmaz mal varlığı ile banka hesaplarına haciz işlemi uygulandığı, müvekkilinin iradesi dışında gelişen usulsüz işlemler sonucu müvekkilinin iş bu borcu ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kaldığı, bu bedeli ödeyemeyeceği için telafisi imkânsız maddi ve manevi zarar görme tehdidi altında olduğu, öncelikle ve ivedilikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında … 18. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı takibin durdurulmasını, … 18. İcra müd. … Esas sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına davanın kabulüne ve … 18. İcra müd…. Esas sayılı icra takibinin iptaline, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine talep ve dava etmiştir.
Cevap : Davalı tarafa dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalının herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Davalı vekili 12/10/2022 tarihli duruşmadaki beyanında ” Öncelikle mahkemenin görevine itiraz ediyoruz, taraflar arasındaki hukuki ilişki kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir, mahkemece göreve yönelik itirazlarımız kabul edilmediği takdirde ticari dava yönünden dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmamış olup bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunarak mahkememize görev yönünden itirazda bulunduğu görülmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
… 18. İcra Müdürlüğü’nün …Esas sayılı takip dosyası, … Cumhuriyet Başsavcılığının … Soruşturma numaralı dosyası celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, araç kiralama sözleşmesi nedeniyle verilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğunun taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
Davalı yargılama sırasında cevap dilekçesi sunmamış ise de; davalı vekili duruşmalara katılmıştır. 12/10/2022 tarihli ilk celsede mahkemenin görevine itiraz ettiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğunu, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu ifade etmiş, aynı yöndeki beyanlarını diğer celsede de tekrarlayarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklanması sebebiyle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının dava dilekçesi incelendiğinde; dava konusu senedin araç kiralama sözleşmesi kapsamında düzenlendiği, davacının araç kiralama sözleşmesinin altında hatasından ve dikkatsizliğinden faydalanılarak senedin boş olarak kendisine imzalatıldığını, senedin daha sonra davalı tarafından doldurularak oluşturulduğunu, senedin kendisine boş olarak imzalatılmış olma ihtimalinin bulunduğunu, senet üzerindeki sonradan yazılan yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür.
Davacı dava dilekçesinin devamında açıkça, taraflar arasında araç kiralamaya ilişkin kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, kira sözleşmesi dışında davalıyı şahsen tanımadığını, hatta tek tek ilişkisinin araç kiralama sözleşmesi ilişkisi olduğunu beyan etmiştir. Davalı taraf da; aynen davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin araç kiralama sözleşmesi ilişkisi olduğunu beyan ve ikrar etmiştir.
Mevcut halde; icra takibine ve eldeki davaya konu senedin araç kiralama sözleşmesi kapsamında alındığı ve uyuşmazlığın temelinin kira sözleşmesinden kaynaklandığı sabittir.
Nitekim, mahkememizce celp edilen … Cumhuriyet Başsavcılığının … Soruşturma sayılı dosyasında davacının şikayeti üzerine şüpheli olarak ifadesi alınan davalı …20/01/2022 tarihli savcılık sorgusunda; davacının kendisinden araç kiraladığını, araç kiraladığında dava konusu senedi de imzaladığını, ancak daha sonra senedi icra takibine konulduğunu söylemiştir.
İddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, dava konusu senedin araç kiralama sözleşmesi ilişkisi kapsamında düzenlendiği, senedin dayanağının ve uyuşmazlığın temelinin kira sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 4/1-a maddesi gereğince kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olduğundan bu davaya bakmakta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin yargı uygulamasına bakıldığında:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/7495 Esas, 2019/3164 Karar sayılı ilamında
“…01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunmakta olup uyuşmazlık bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, 30/04/2015 tarihinde 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir….”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/8954 Esas, 2019/5334 Karar sayılı ilamında
“…01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunmakta olup uyuşmazlık bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, 08/12/2014 tarihinde 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.”
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanın ticari dava olduğu belirtilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru değildir…”
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/3083 Esas, 2017/535 Karar sayılı ilamında
“…Dava, taraflar arasında düzenlenen araç kiralama sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar dava konusu kambiyo senetlerinden dolayı menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, her iki taraf da bu senetlerin kira sözleşmelerinin teminatı olarak verildiğini kabul etmektedirler. Hal böyle olunca somut olayda uyuşmazlık TTK’da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili hükümlerden değil, taraflar arasındaki kira sözleşmelerinde yer alan hükümler çerçevesinde tarafların birbirlerine karşı olan edimlerini yerine getirip getirmedikleri konusunda toplanmaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. ..”
İstanbul BAM. 14. Hukuk Dairesi 2022/456 Esas, 2022/743 Karar sayılı ilamında:
“… dava ve takip konusu bonoların araç kiralama ilişkisi kapsamında kendisine kira sözleşmesi ile birlikte imzalatılan müşteri bilgisi ve kredi kartı ile ödeme talimat formunun alt kısmında yer alıp imzalatılan ve koparılan bonolar olduğunu, bonolardan ötürü davacılara borcu olmadığını ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitini ve maddi manevi tazminat talep etmiştir.
Takip bonoya dayalı ise de iddianın ileri sürülüş biçimine göre takibe dayanak bono, araç kira sözleşmesi nedeniyle düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık bu temel ilişkiden kaynaklanmaktadır.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere kira ilişkisinden doğan davalarda Sulh Hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olup, görev dava şartı olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilecektir…”
İstanbul BAM. 37. Hukuk Dairesi 2021/1862 Esas, 2021/1742 Karar sayılı ilamında:
“…Somut olayda, taraflar arasında 12/06/2019 tarihli oto kiralama sözleşmesi imzalandığı ve taraf beyanlarından söz konusu senedin taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesi uyarınca düzenlendiği sabit olup, sözleşmeye ek olarak yer alan bononun icra takibine konulduğu, uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünde araç kira sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı anlaşıldığından, davanın … 14. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir….” şeklindedir.
Yapılan açıklamalar ve emsal içtihatlar uyarınca; taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunmakta olup uyuşmazlık bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilir. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, (takibe dayanak senet, araç kira sözleşmesi nedeniyle düzenlenmiş olup, uyuşmazlık bu temel ilişkiden kaynaklandığından) uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;)
1-HMK.’nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğunda davanın USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin SULH HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) SULH HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK’nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, HMK 341/2.maddesi hükmü uyarınca miktar itibarile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.11/01/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır