Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/731 Esas – 2023/87
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/731 Esas
KARAR NO : 2023/87
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/12/2021
KARAR TARİHİ : 07/02/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ile davalı arasında, 14/02/2008-28/02/2014 tarihlerini kapsayan dönemler içerisinde cadde sokak ve pazar yerlerinin süpürülmesi , ve katı atıkların çöplüğe nakliyesi” işine ilişkin ihale yolu ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığını dava dışı …’ün davalı şirketin çalışanı olduğunu 28/02/2014 tarihinde iş akdini feshettiğini bunun üzerine kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti bayram tatil ücreti ve fazla mesai ücretlerinin alacaklarının tarafına ödenmesini talep ettiği ve Ankara 11. İş Mahkemesinin 23/03/2016 tarih, 2014/512 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, hükme bağlanan alacaklann tahsili amacıyla, … vekili tarafından, Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/1544 sayılı dosyası üzerinden müvekkiline ve diğer davalı … Tekstil Turizm İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’ne Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2018/1544 sayılı dosyasına 06/02/2018 tarihinde toplam 22.591,57 TL müvekkil tarafından icra dosyasma ödeme yapıldığını, bu ödemelerin dışında … tarafından açılan dava nedeniyle müvekkili tarafından muhtelif tarihlerde toplam 1.627,70 TL yargılama gideri harcaması yapıldığını, 4857 sayılı İş Kanunun 2/6. maddesine dayanarak müvekkilinin davalı şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuşsa da İş Kanununun söz konusu maddesi işveren karşısında zayıf konumda olan işçinin haklarını güvence altına almak için konulmuş bir madde olduğunu, Kanundaki böyle bir maddenin bulunması İhale sözleşmesi ile yüklenici şirkete yüklenilmiş olan şirket işçilerinin kanundan doğan tüm alacaklarının müştereken ve müteselsilen müvekkili tarafından ödeneceği anlamına gelmediğini, İş Kanunun 2/6 maddesi sözleşme hükümlerinin uygulanmasına ve şirket işçisine ödenilen paranın tamamının davalı şirketten talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, fazlaya İlişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 24.219,27 TL’nin ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI : Davalı vekili Asliye Hukuk Mahkemesinde cevap dilekçesinde özetle; öncelikle Zaman aşımı itirazlarının olduğunu davanın Yetkisiz ve Görevsiz mahkemede açıldığını dava dışı işçinin belirtilen işçi alacaklarından davacı asıl işveren olduğundan salt olarak sorumlu olduğunu, yine diğer işçi alacaklarını kabul anlamı taşımamakla birlikte …’ün 10.036,92 TL olarak belirlenen kıdem tazminatından davalı şirket sorumlu olmadığını, işçilerin çalışma koşulları ve denetimleri davacı tarafından yürütüldüğünü, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde davacının işçilerinin alacaklarının davalı şirket tarafından ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, keza şirketin işçisi kabul edilemeyecek bir işçinin alacaklarından davalı şirketin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, mahkemenizin aksi kanaati taşıması halinde ise davalı şirket dava dışı işçinin alacaklarından sadece kendi dönemi ile sınır olmak üzere asıl işverenle birlikte yarı oranda sorumlu olduğunu, davalı şirketin de davalı sıfatı olarak katıldığı rücuya alacak bakımından yapılan masrafların hem usul sebebi ile hem de esas bakımından davalıdan talep edilmesi kanunen mümkün olmadığını, davanın yetkisizlik sebebi ile yetkili mahkemeye gönderilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Dava ; Dava, asıl işveren davacının, davalı şirketler nezdinde çalıştırılan dava dışı işçi … ‘e ödediği işçilik alacaklarının rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin Davanın kabulü ile 24.219,27TL ‘nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline dair verdiği karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20 . Hukuk Dairesinin 11.11.2021 tarihli 2021/1365-1433 sayılı karar ile ” Davanın, taşıma ve hizmet edimlerini bir arada içeren karma nitelikteki, ilçe sınırları içerisinde katı atıkların toplanması, nakli, cadde ve sokakların el ve makine ile süpürülmesi ve yıkanması işlerine ilişkin hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.’nın 3. maddesi uyarınca, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Aynı Yasa’nın 4/1-a maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. 6102 sayılı TTK’nın 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 5/3. maddesi uyarınca, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Göreve ilişkin kurallar ise dava şartıdır (HMK. m. 114) ve mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK. M.115). Taşıma işleri hakkındaki maddi hukuk normları ile ilgili düzenlemeler de TTK’nın 4. Kitabında yer aldığından, taşıma sözleşmelerden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari iş ve ticari dava sayılır. Bu durum karşısında, içinde taşıma işinin de yer aldığı karma nitelikteki dava konusu sözleşmeden kaynaklanan somut uyuşmazlığı görüp incelemeye de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durumda, HMK’nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK’nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir ” gerekçesi ile kaldırılmış ve dosya mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizin dava açılmadan önce davacı tarafında Arabuluculuk Başvurusu Yapılmadığından dava şartı yokluğundan reddine dair verdiği karar davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2022 tarihli 2022/1613- 1407 sayılı karar ile “06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesinde, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 3. maddesi uyarınca, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari iş olduğu, aynı Yasanın 4/1-a maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı, taşıma işleri hakkındaki maddi hukuk normları ile ilgili düzenlemelerin de TTK’nın 4. Kitabında yer aldığı, taşıma sözleşmelerden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkların, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari iş ve ticari dava sayılacağı, davanın ticari dava olması ve bir miktar paranın ödenmesini içermesi nedeniyle, 6102 sayılı TTK’nın 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu anlaşılmaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde de, “İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmü bulunmaktadır. Ancak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2610 Esas, 2022/2541 Karar ve 09/05/2022 Tarihli ilamında aynen; “5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Gelecek yıllara yaygın hizmet yüklenmeleri” başlıklı 67. maddesinde “Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kapsamda Belediyenin asli işleminden olan temizlik işi ile ilgili taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı ve uygulandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin taşıma edimini içerdiği belirtilerek arabuluculuğa tabi olduğu yönünde karar verilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edim Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımıdır. Bu halde dava konusu uyuşmazlık arabuluculuğa tabi olmadığından işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır….” şeklinde karar verilmiştir. Bu itibarla, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2610 Esas, 2022/2541 Karar ve 09/05/2022 Tarihli ilamına göre, somut uyuşmazlık açısından da, mahkemece her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin taşıma edimini içerdiği belirtilerek arabuluculuğa tabi olduğu yönünde karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğu, bu halde dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı, bu durumda da mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile kaldırılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2022 tarihli kararında mahkemece her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin taşıma edimini içerdiği belirtilerek arabuluculuğa tabi olduğu yönünde karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğu, bu halde dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı gereğine değinilmiş ise de davanın niteliği ve taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı mahkememizce değil Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20 . Hukuk Dairesinin 11.11.2021 tarihli 2021/1365-1433 sayılı karar ile belirlenerek 16 Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya ticaret mahkemeleri görevli olduğundan mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkememizin 07.06.2022 tarihli kararında dava alacak davası olarak nitelendirilmiş ve bu husu gerekçeli karara yazılmıştır.
Dava Mamak Belediye Başkanlığı tarafından açılmış olup Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2610 Esas, 2022/2541 Karar ve 09/05/2022 sayılı karında da belirlendiği şekilde taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edim Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı işidir ve Belediye bu bağlamda tacir niteliğini taşımamaktadır. Bu nedenle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Ancak 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın esası hakkında verdiği karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20 . Hukuk Dairesinin 11.11.2021 tarihli 2021/1365-1433 sayılı karar ile görev yönünden kaldırıldığından ve dava ticari dava olarak nitelendirilerek dosya mahkememize gönderildiğinden , HMK 362/c maddesi gereğince de bu tür kararların temyizi kabil olmayıp ilk derece mahkemesini bağladığından mahkememizce dava ticari dava olarak kabul edilmiştir.
Bu durumda ticari davalarda TTK 5/A maddesi gereğince ” konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”
Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24.219,27 TL’nin ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olduğundan dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talebine ilişkindir. Dava tarihi olan 10/11/2022 tarihinden önce davacının zorunlu arabulucuya baş vurulmadığı anlaşılmış olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesinin 1. Fıkrası ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23. Maddesi ile eklenen 18/A-2 maddesi gereğince bu husus mahkememiz acısından özel dava şartı olduğundan ve dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından HMK 114 ve 115. Maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan, red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. Maddesi gereğince taktir edilen 9.200,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK’nın 333.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK’nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/02/2023