Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/827
KARAR NO : 2022/1257
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 15/09/2017
KARAR TARİHİ : 21/12/2022
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/01/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile 16.06.2017 tarihinde maliki …, sürücüsü … olan … plaka sayılı aracın … Mh. …. Sokakta geri geri giderken müvekkili …’e çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili …’in …. Hastanesi’ne sevk edildiğini, müvekkilinin vücudunun muhtelif yerlerinde kırıklar meydana geldiğini, platinler takıldığını ve derisinde doku nakilleri yapıldığını, … Hastanesi’nde de tedavi gören müvekkilinin tüm operasyon ve tedavilerine rağmen daimi maluliyete uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur mevcut olmadığını, kazanın …’ın sevk ve idaresinde bulunan …. plaka sayılı minibüsün park etmek için geri manevra yaptığı esnada müvekkili …’in üzerinden iki defa geçmesi suretiyle gerçekleştiğini, … plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı …. Sigorta A.Ş tarafından …. poliçe numarasıyla tanzim edildiğinden, davalı sigorta şirketinin ortaya çıkan maddi zararlardan teminat limitleri dahilinde diğer davalılarla müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne, ek dava açma ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi (geçici ve sürekli iş gücü kaybı) tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin yaşadığı acıyı bir nebzede olsa hafifletmek için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP: Davalı … Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile Davacının müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde …. numaralı hasar dosyası açılmışsa da sürekli sakatlık tazminatı talebi için 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik çerçevesince düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, hak sahibi gerçek kişiler için T.C Kimlik no, kaza raporu, mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi, hak sahibine ait banka hesap bilgilerinin bu sayılan ibrazı zorunlu evrakların eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını, müvekkilinin hak kaybına uğramaması açısından esasa ilişkin itirazları davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, poliçeye müşterek ve müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber masraf, vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağı, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığı, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu kazanın 16.06.2017 tarihinde meydana geldiği kaza tarihi üzerinden henüz 12 ay geçmediğinden davacı vekilinin daimi sakatlık iddialarının reddi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi 26.09.2016 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan bu poliçenin 01.06.2015 tarihli trafik sigorta poliçesi genel şartlarına tabi olduğunu, bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydı ile 01.06.2015 tarihli trafik sigorta poliçesi genel şartları ve ilgili mevzuat gereği maluliyet tazminatına ilişkin hesaplamanın güncel … kadın-erkek hayat tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, kaza nedeniyle davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete geçerli bir başvuru yapılmadığını, dolayısıyla başvuru şartı yerine getirilmediğinden müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP: Davalı …. vekili cevap dilekçesi ile Dava dilekçesinde gerçeklerin tamamen çarpıtılarak kaleme alındığını, kusur durumunun müvekkili … aleyhine değiştirilmek amacıyla değiştirildiğini ve gizlendiğini, davacı küçük …’in ebeveynleri … ve … ’in olayın meydana gelmesinde müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, 4 yaşındaki bir çocuğu bir anne ve babanın tek başına İstanbul gibi bir şehirde tek başına dışarı korumasız bıraktıklarını, ebeveynlik görevleri hakkında ihmali davrandıkları için söz konusu kazanın meydana geldiğini, müvekkilin geri geri gitmesi veya çocuğun bacağından iki kere geçmesinin kesinlikle söz konusu olmadığını, müvekkilin hiçbir kusuru olmaksızın normal araç hızıyla seyrederken yapayalnız 4 yaşındaki bir çocuğun iki aracın arasından yola fırlamasıyla sebep olmuş dahi olsa olaydan zarar görmüş küçük … adına çok üzüldüğünü, ambulans çağırarak aileyle birlikte … ’ya gittiğini, sonrasında ziyaretlere gittiğini, ihtiyaçları olup olmadığını sorduğunu, maddi olarak önemsemeksizin ailenin isteğiyle farklı farklı tarihlerde toplamda 1.000,00 TL’nin üzerinde sırf çocuk için üzüntüsünden dolayı biran önce iyileşmesi için elden nakit para yardımında bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığının babanın ifadesi doğrultusunda olayda kusuru olmayan müvekkili … hakkında 25.08.2017 tarihinde takipsizlik kararı verdiğini, söz konusu trafik kazasında kusurun …’de olduğunu, iki araç arasından aniden yola fırladığını, müvekkilinin normal hızda olduğunu, asıl kusurun ise …’i tek başına sokağa bırakan anne ve babasında olduğunu, müvekkilinin davalı …’ın hiçbir kusuru olmadığını, müvekkili … ise araç sahibi ve aynı zamanda diğer davalı …’ın babası olup olayın meydana gelmesinde hiçbir etkisi bulunmadığını, kusursuz olduğunu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı,… Hastanesi, …. Eğitim ve Araştırma Hastanesi, …. Müdürlüğü müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
07/08/2018 tarihli ATK raporunda … kızı … doğumlu …’in 16.06.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve ileride ihraz edeceği meslek ve mevkii bilinmemekle Grup 1 kabul olunarak Gr 1 XII (32a…….1) A %5, E cetveline göre %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
28/06/2019 tarihli ATK raporunda … kızı, … doğumlu …’nin 16/06/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflaması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında Kas-İskelete Sistemi Tablo 3.11 %2, Tablo 3.3 % 15 Balthazard formülüne göre %16,7 (alt ekstremite), Tablo 3.2’ye göre tüm vücut engellilik oranının %9 olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
23/05/2021 tarihli Bilirkişi …. tarafından sunulan raporda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Yayaların uyacakları kurallardan Madde 68 “Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır. Ancak, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler.” maddesini ihlal ederek, yolu kendi güvenliği açısından kontrol etmeden taşıt yoluna çıkan yaya …’in (yayanın kaza tarihinde 4 yaşında olduğu göz önüne alındığında ebeveyninin) meydana gelen kazanın oluşumunda %75 oranında asli kusurlu olduğu, Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak kurallarından Madde 52/b “Sürücüler; Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” kuralını ihlal ederek, mahalle içinde, dar ve araçların park etmiş olduğu sokakta seyrederken yeterli özeni ve dikkati göstermeyen … plaka sayılı araç sürücüsü …’ın meydana gelen kazanın oluşumunda %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
12/10/2021 tarihli ATK raporunda 1.durum Davalı sürücünün düz seyir halindeki iken kazanın gerçekleştiğinin kabulü halinde; Davalı sürücü …’ın %25 oranında kusurlu, … doğumlu yaya …’in davranış faktörlerinin %75 oranında etken olduğu, 2.durum Davalı sürücünün geri geri manevra halindeki iken kazanın gerçekleştiğinin kabulü halinde; Davalı sürücü …’ın %75 oranında kusurlu, …. doğumlu yaya …’in davranış faktörlerinin %25 oranında etken olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
08/03/2022 tarihli ATK raporunda 1.durumda; Davalı sürücü …’ın % 25 oranında kusurlu, … doğumlu davacı yaya …’in davranış faktörlerinin sonuç üzerine % 75 oranında etken olduğu, 2.durumda; Davalı sürücü …’ın % 75 oranında kusurlu, 2012 doğumlu davacı yaya …’in davranış faktörlerinin sonuç üzerine % 25 oranında etken olduğu olduğuna, oy birliği ile karar verildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
03/04/2022 tarihli Bilirkişi … tarafından sunulan raporda önceden teknik olarak belirlenmiş önemli ve emredici yayaların uyması gereken (KTK 68. Md.)- trafik kurallarını açıkça ihlal eden, trafikte “en basit uyanıklık ve özeni” göstermeyerek hareket eden. kaza anında 4 yaşında olan yaya …’ in (ebeveyninin) %75 oranında asli kusurlu olduğu, dikkatli bir sürücünün göstermesi gereken özeni göstermediği ve hızını koşullara uyarlamadığı anlaşılan, zarar gören yayanın ihlalini ve yarattığı tehlikeyi öngörmesine ve önlemesine firsat ve olanak bulunan … plakalı aracın sürücüsü …’ın %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
22/09/2022 tarihli Bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda Davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 1. seçenekte: olayın meydana gelmesinde davacının davranış faktörünün %75 olduğu durumda 105.214,86 TL olduğu, 2. seçenekte: olayın meydana gelmesinde davacının davranış faktörünün %25 olduğu durumda 315.644,58 TL olduğu, Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 11.07.2017 tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 16.06.2017 kaza tarihi ve faiz nev’inin avans faiz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinden ibarettir.
Türk Borçlar Kanunu 49/1. madde, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
Türk Borçlar Kanunu 58/1. madde, “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. “
Türk Borçlar Kanunu 74/1. madde, “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. hükmünü içermektedir.
Türk Borçlar Kanunu Madde 56 hükmü; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklindedir.
Borçlar Yasası’nın 56. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru-doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi ( fonksiyonu ) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum ( tatmin ) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel ( objektif ) ölçülere göre uygun ( isabetli ) bir biçimde göstermelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi) uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hâkimini bağlayacağı kabul edilmektedir.
Davacının maddi tazminat talebi bakımından dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat bakımından sulh olamaları nedeni ile maddi tazminat bakımından dava konusuz kaldığından açılan davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, feragat sebebiyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.(Yüksek Yargıtay 17 nci Hukuk Dairesinin 23/06/2020 gün ve 2018/5619 esas,2020/3841 karar sayılı ilamı)
Davacının manevi tazminat talebi bakımından dava konusu olayın gelişim biçimi ve tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetildiğinde; Davacı vekili davacının uğradığı manevi zararlarının tazminini de dava etmiştir. Manevi tazminat, mal varlığı dışındaki hukuksal değerlere yapılan saldırılar sonucu meydana gelen eksilmenin giderilmesidir. Hukuksal değerlerde meydana gelen ve para ile ölçülemeyen eksikliklerin doğrudan karşılanmasının imkansızlığı, bunların zarar kavramı dışında tutulması için bir gerekçe olamaz. Manevi zarar karşılığında paraya hükmedilmesi, bu zararın doğrudan giderilmesinin olanaksızlığındandır. Zarar verenden belirli bir meblağın alınarak zarar görene verilmesi suretiyle yaşanılan acıları dindirmek, ruhsal dengeyi sağlamak, böylece zedelenen yaşama sevincini yeniden temin etmek amaçlanmakta olup tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluş şeklinde birden fazla rapor alındığı, kazanın oluş şeklinin tam anlamıyla netleştirilememesinden kaynaklı raporlarda seçenekli kusur belirlemesi yapıldığı, davacının aracın düz seyir halinde iken kazanın gerçekleştiğini ispat edememiş olması nedeni ile davalını oluşan kazada %25 kusurlu olduğunun kabulü ile davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı lehine 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2017 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Maddi tazminat davasının tarafların sulh beyanları da dikkate alınarak konusuz kalması nedeni ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacının Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,
3-Davacı lehine 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.06.2017 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Alınması gerekli 2.049,30 TL harçtan peşin alınan 174,20 TL peşin harcın mahsubu ile 1.875,10 TL’nin davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
5- Davacı tarafından yatırılan 31,40- TL başvuru harcı, 174,20-TL peşin nispi harç, 4,60-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 210,20- TL harcın davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
6-VEKALET ÜCRETİ
A-Maddi Tazminat Yönünden
a-Davacılar vekilinin feragat beyanının ödeme nedeniyle olup hakkın özünden feragat olmaması,esasen davanın konusuz kalması ve davalıların davanın açılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
b-Davacılar vekilinin davanın konusuz kalması ve davalıların davanın açılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle reddedilen dava nedeniyle davalı tarafa vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
B-Manevi Tazminat Yönünden
a-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT gereğince 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
b- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden AAÜT gereğince 9.200,00- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı … ile …’a verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 582,55 TL tebligat müzekkere gideri, 2.700 TL bilirkişi ücreti, 3.775,30 TL ATK Rapor gideri toplamı 7.057,85- TL’nin kabul ve red oranı göz önüne alındığında 4.234,71 TL’nin davalı … ile …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye 2.823,14-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/12/2022
Katip …
¸
Hakim ….
¸
“iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır.”