Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1044 Esas
KARAR NO : 2023/230
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2022
KARAR TARİHİ : 06/03/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.04.2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin …. Mahallesi …. Bulvarı No:… Büyükçekmece İstanbul adresinde ….. unvanı ile kağıt basım ve matbaa işi ile iştirak ettiğini, 12/06/2022 tarihinde meydana gelen şiddetli yağış neticesinde lağım atık su rögarının geri tepmesi ve karşı tarafın kusur ve ihmali ile Müvekkilinin işyerini su bastığını, işyerinde bulunan eşyaları atık ve pis su nedeniyle zayi olduğunu, caddede meydana gelen su basmasının davalı idarenin sorumluluğunda bulunan rögar kapaklarının beton ile örtülmesinden kaynaklandığı ve yol yapım ve bakım işinin davalılar …. İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ve …. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. tarafından oluşturulan iş ortaklığı tarafından yapıldığının öğrenildiğini, müvekkilinin, olay tarihinde işyerinin kapalı olması nedeniyle 14.06.2022 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığına başvuru yaparak su baskınının tespitini talep ettiğini, bu hususta düzenlenen …. tarihli, …. sayılı itfaiye raporu ile “… Mahallesi … Bulvarı No:…. Büyükçekmece adresinde bulunan bodrum üzeri 3 katlı binanın bodrum katında , cadde üzeri lağım atık rögarının geri tepmesi sonucu lağım suyunun işyerinin içinde takriben 50 cm kadar yükseldiği görüldü” denilmek suretiyle müvekkilin işyerinde meydana gelen su taşkınının tespit edildiğini, yine aynı raporda müvekkilinin işyerinde zarara uğrayan ürünlerin belirtildiğini, baskı makinası, lazer kesim makinası, klima, masa, sandalyenin, ofis mobilyalarının atık su ile ıslanmak ve pislenmek suretiyle zarar gördüğü tespit edildiğini, söz konusu zarar tespitine ilişkin itfaiye tarafından fotoğraf ve video kayıtları alındığını, itfaiye raporunun tanzim edilmesinin akabinde, müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi için ilgili idareye başvuru yapıldığını, müvekkilinin başvuruları ve tazmin talebinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin zararının karşılanmadığını, davanın kabulü ile, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek zarara artırım hakları ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 70.000- TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek, müvekkiline ödenmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve kötüniyetli olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dilekçesinde “Caddede meydana gelen su basmasının davalı idarenin sorumluluğunda bulunan rögar kapaklarının beton ile örtülmesinden kaynaklandığı” şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, davacı tarafın, söz konusu su baskınında davalı idarenin sorumlu olduğunu açıkça kabul ve beyan etmiş olmasına rağmen işbu davayı müvekkiline yöneltmesinin açıkça hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, olay tarihinde işyerinin kapalı olması nedeniyle 14.06.2022 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı’na başvuru yaparak su baskınının tespitini talep ettiği beyan ettiği, 12.06.2022 tarihi pazar gününe; 14.06.2022 tarihi de salı gününe denk geldiğini, bu nedenle davacı tarafın pazar günü meydana gelen olaya ilişkin 2 gün sonra salı günü iş yerine giderek zarara uğradığı yönünde beyanda bulunması haksız ve kötü niyetli olduğunu, zira davacı tarafın, pazar günü meydana gelen yağıştan haberdar olduğu ve BODRUM katta bulunan iş yerini en kısa sürede kontrol etmeyerek meydana gelen zararın artmasına kendisinin sebebiyet verdiği açıkça ortada olduğunu, bu nedenle davacı tarafın meydana geldiğini iddia ettiği zararda kendisinin de kusuru bulunduğu hususunun göz önünde bulundurulmasını talep ettikleri, öncelikle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine; mahkeme aksi kanaatte olması halinde ise de haksız ve kötü niyetli davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, dilekçesinde “Caddede meydana gelen su basmasının davalı idarenin sorumluluğunda bulunan rögar kapaklarının beton ile örtülmesinden kaynaklandığı” şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu su baskınında davalı idarenin sorumlu olduğunu açıkça kabul ve beyan etmiş olmasına rağmen, bu davayı müvekkiline yöneltmesinin açıkça hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın, olay tarihinde işyerinin kapalı olması nedeniyle 14.06.2022 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı’na başvuru yaparak su baskınının tespitini talep ettiğini beyan ettiği, 12.06.2022 tarihi pazar gününe; 14.06.2022 tarihi de salı gününe denk geldiğini, bu nedenle davacı tarafın pazar günü meydana gelen olaya ilişkin 2 gün sonra salı günü iş yerine giderek zarara uğradığı yönünde beyanda bulunması haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca davacıya ait iş yeri bodrum katta bulunmakla birlikte bodrum katının pis su basmasının muhtemel olduğunu, yine taşınmaz sahibinin, parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri alması; cadde ve kabarma seviyesinden aşağıda olan sıhhi tesisatı için geri tepmeye karşı önlemleri alması ve kabarmayı önleyecek şekilde bağlantı yapmasının gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise de haksız ve kötü niyetli davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İSKİ vekilininin cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu hasarın, müteahhit firma tarafından verilen zararlardan idarenin sorumlu olmayacağı muhtelif mahkeme ilamları ile de teyit edildiğini, dava konusu iddia haksız fiil iddiası ve tarih itibariyle ihtilaf söz konusu olduğundan, hak kaybı oluşmaması açısından zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K m.49’a göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartları oluşmadığını, dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabı müvekkili İdare olmadığını, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar olmadığını, hukuken sorumluluğu da bulunmadığını, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada da, idaremizin dava konusu zararda herhangi bir kusuru bulunmadığını, ayrıca idari eylem veya işlem arasında illiyet bağı da (neden-sonuç ilişkisinin) olmadığını, davacının müvekkili idareden talep ettiği harcama kalemlerine itiraz ettiklerini, davanın öncelikle husumeten, esasa girilmesi durumunda da esastan reddine, mahkeme giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Somut olayımızda davadaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davacının tacir olmadığı, dolayısıyla davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı, uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK’nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK’nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK’nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK’ nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360’ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı İski vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.06/03/2023
Katip ….
¸e-imza
Hakim …
¸e-imza