Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/536 E. 2023/53 K. 25.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/536 Esas
KARAR NO: 2023/53
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/07/2022
KARAR TARİHİ: 25/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu tarafların aleyhlerine başlatmış olduğumuz——– icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve söz konusu icra takibinin durmasına sebep olarak müvekkili zarara uğrattıklarını, davalılardan —– markasının lisans/kullanım hakkını; davalılardan ——– hisselerini, müvekkile devir yönünde müvekkil ile anlaşma sağladığını, İşbu husus, davalılardan —— yapılan ——- görüşmeleri ile sabit olduğunu, müvekkil tarafın,—- markasının lisansı/kullanım hakkı ve ——— devri için; borçlulardan —–olmak üzere toplam —- davalı/borçlu ——şube numaralı ——- ödeme yaptığını, ———– tutarında kapora ödenmesini ve tüm şifahi görüşmelere rağmen halen “…” markasının—- müvekkile devredilmediğini, davalı/borçlular toplam —— kapora bedelini de müvekkile iade etmediklerini, davacı/borçlulardan —- gönderildiğini, davalı/borçlu ———- kısmından sorumlu olduğunu, bu hususun takip talebi ve ödeme emrinde de belirtildiğini, —–haklarının ve şirket hisselerinin devrine ilişkin kapora ödenmesine rağmen devir işlemi gerçekleştirilmemesi ve kaporanın iade edilmemesi sebebiyle, davacı/borçlular aleyhine ———-dosyasından icra takibi başlatılmışsa da, davalı/borçlular tarafından dava konusu icra takibine itiraz edildiğini, dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, taraflar arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşmaya varamamış ve arabuluculuk son tutanağının —— tarihinde anlaşmama ile sonuçlandırıldığını, ayrıntılı izah olunan sebeplere binaen, —– dosyasına yapılmış olan itirazın iptalini ve haksız itiraz sebebi ile davalı borçlu tarafların aleyhine %100’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini belirterek dava ve taleplerimizin kabulünü, davalı tarafların —– sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı/borçluların ayrı ayrı %100’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile karşı başlatılan ———– icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edildiğini,——-başvuru ve tescil numaralı —-markasının lisans/kullanım hakkı, müvekkil ——-hisselerinin devri için anlaşıldığını, bu anlaşma neticesinde müvekkil ——– gönderildiğini, yapılan ödemeye rağmen marka lisans hakkı ve şirket hisselerinin devredilmediğinin iddia edildiğini, davacı tarafın her iki müvekkille alakalı olarak dayanmış olduğu vakıalar ve iddiaların gerçek dışı olduğunu, şöyle ki davacının da ortağı bulunduğu —— müvekkil —– tarafından kurulduğunu, bir diğer müvekkil —— ise bu şirkette hiçbir ortaklığı ve yetkisi söz konusu olmadığını, müvekkil——- ise aşçı olduğunu, çorba yapımında usta olması sebebiyle söz konusu şirkette çalışmış ve bu şirketin belirli bir seviyeye gelmesinde en az eşi kadar katkısı bulunduğunu, her şirkette olduğu gibi bu şirkete de belirli ortakların dahil olduğunu, bunlardan birisinin de davacı olduğunu, davacının —— tarihinde şirket paylarının ——- oranına denk gelen kısmını devraldığını, davacının şirketten pay devraldığı tarihten itibaren şirket ortağı olan müvekkil —– ve şirkette çalışan müvekkil ——-sürekli zorluklar çıkardığını, kendilerini tehdit ettiğini ve üstlerinde baskı kurmaya çalıştığını, müvekkil davacının tüm bu baskılarına rağmen işlerini doğru bir şekilde yapmaya çalıştığını ve şirketin, işletmenin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için ellerinden geleni yaptıklarını, fakat her geçen gün davacının baskılarının ve tehditlerinin daha da fazla artması sebebiyle müvekkil —– orana tekabül eden paylarını satmak istediklerini, müvekkil —— şirketteki hisselerini satmak istediğini öğrenen davacının müvekkile “kendisinden habersiz bu hisseleri devredemeyeceğini, bu hisseleri devredebilmesi için kendisinin rızasının olması gerektiğini, hisseleri kendisinin söylediği kişilere devretmek zorunda olduğunu” söylediğini, davacının baskılarından ve tehditlerinden çekinen, aynı zamanda hisselerini devredebilmesi için şirketteki payların ——- kısmına sahip olan davacının imzasının gerektiğini bilen müvekkilin istediği bedelin ödenmesi karşılığında davacının belirttiği kişilere hisselerini devredeceğini davacıya söylediğini, bunun üzerine davacı müvekkil ——devretmesi gerektiğini bunlar dışında kimseye devredilmesine onay vermeyeceğini söylediğini, yalnızca istediği bedelin ödenmesi ve bir an önce davacının baskılarından kurtulmak kaygısında olan müvekkil ——– davacının belirttiği kişilere hisselerini devretmeyi kabul ettiğini, söz konusu anlaşma neticesinde davacı tarafından dava dışı —— adına şirket hisselerinin devri için ——hesabına —— yine müvekkil—- şirketteki hisselerinin devri amacıyla —– müvekkil——– hesabına gönderildiğini, belirttiğimiz hususlardan da anlaşılacağı üzere davacının dava dilekçesindeki iddialarının hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, davacının en başından beri kendi istediği kişilere hisselerin devredilmesi yönünde müvekkil ——- baskılar yaptığını, kaldı ki müvekkilin hisselerini devrettiği kişileri daha önceden tanımadığını, bu kişilerle hiçbir zaman bir araya gelmediğini, telefonda dahi görüşme gerçekleştirmediğini, davacının isteği doğrultusunda hisselerini belirtilen şahıslara devrettiğini, davacı tarafından yapılmış olan ödemelerin de bu kişiler adına gerçekleştirildiğini, davacının profesyonel bir dolandırıcılık gerçekleştirmeye çalıştığını, kendi istediği kişilere devrin yapılması konusunda müvekkile baskı uyguladığını ve istediği kişilere devrin gerçekleştirilmesine rağmen, hisselerin devredildiği kişiler adına yapmış olduğu ödemeyi sanki kendi adına yapmış gibi göstererek müvekkilden haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, tabiri caizse müvekkilinin yasal yolları kullanarak dolandırmaya çalıştığını, biraz önce de belirttiğimiz gibi müvekkilin hisselerin devredildiği kişileri tanımadığını ancak davacı —— ise hisselerin devredildiği kişilerle yakından tanışıklığı olduğunu, hisselerin devredildiği şahıslardan ——- davacı — yakın olduğunu ——- ne kadar yakın olduklarını gösteren fotoğraflarda yer aldığını, davacının ve müvekkillerin —– incelendiğinde, hisselerin devredildiği ——-davacının sürekli görüştüğünü, müvekkillerin ise bu kişilerle hiçbir telefon görüşmesi gerçekleştirmediğinin ortaya çıkacağını, davacı —- devri gerçekleşmeden önce müvekkil —— hisselerin dava dışı kişilere devredilmesine onay verdiğini, açıklamış olunan tüm hususlar neticesinde davacının müvekkillere yapmış olduğu ödemelerin dava dışı kişiler adına olduğunun net bir şekilde ortaya çıktığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ödemelerin —- tarihinde yapıldığını ifade ettiğini, ancak dekontlarda görüldüğü şekilde ——– tarihlerinde ödemelerin gerçekleştirildiğini, tüm bu durumlardan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın yaratmış olduğu senaryoyu bir kılıfa sığdırmaya çalışırken bocaladığını ve büyük bir çelişki meydana getirdiğini, Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil —— başvuru ve tescil numaralı—- lisans/kullanım hakkı konusunda anlaşma sağlandığını ve müvekkil ——olmak üzere toplam ——– gönderildiğini iddia ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi marka kullanım hakkının devrine ilişkin bir anlaşmanın hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, ifade edildiği üzere, davacı tarafından müvekkil —– yapılmış olan ödemelerin dava dışı kişiler adına diğer müvekkil —— şirketteki hisselerinin devri için gönderildiğini, bu durumun davacı tarafından sunulmuş olan dekontların açıklama kısmından da net bir şekilde anlaşılmadığını, davacı tarafından müvekkil—– yapılmış olan ödemelere ilişkin dekontların açıklamasında —— yazdığı net bir şekilde görüldüğünü, yalnızca dekontlardaki bu açıklamaya bakıldığında bile müvekkil —- açısından davanın reddi gerektiği, davacı tarafından müvekkil —– yapılan ödemelerin müvekkil —— şirketteki hisselerinin devri için dava dışı kişiler adına gönderildiği net bir şekilde ortaya çıktığını, belirtilen sebeplerle müvekkil —— yönünden davanın reddine karar verilmesini, hisselerin devredildiği dava dışı kişilerle yakın ilişkisi olan ve müvekkillere hisselerin bu kişilere devredilmesi için sürekli baskı uygulayan ve tehdit eden, yapmış olduğu ödemelere ilişkin dekontların hepsinde ——— açıklaması yazan, aynı zamanda hisse devrine ilişkin karara imza atan davacının yapmış olduğu ödemelerin dava dışı kişiler adına müvekkil ———- hisselerinin devri için olduğunun ortada olduğu, bu nedenle takibe girişmekte ve dava açmakta kötü niyetli olan davacının davasının reddini, aynı zamanda %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini, dava açmakta ve takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu açıkça anlaşılan davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle;Davalı cevap dilekçesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) m.1420 hükmü gereği huzurdaki davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını iddia ettiklerini, Oysa Davalı tarafından ileri sürülen iddia huzurdaki dava gerçekleri ile uyuşmadığını, bu başlık altında öncelikle Davalı’nın zamanaşımı itirazını dayandırdığı maddi vakıalar üzerinden açıklama yapılacak daha sonra TTK m. 1420 ve 1482 düzenlemeleri çerçevesinde zamanaşımının uyuşmazlıkta hangi tarihte işlemeye başladığının belirtileceğini, Davalı’nın bu itirazı hem kendi gerekçesi hem de TTK’nın zamanaşımına ilişkin uygulanacak hükümleri çerçevesinde yerinde olmadığını, davalı, zamanaşımı süresinin TTK m. 1420 gereğince iki yıl olduğunu ve Davacı tarafından ——— tarihinde, yani zamanaşımının son gününde arabuluculuğa başvurduğunu ve zorunlu arabuluculuk süresinin akabinde uyuşmazlığın zamanaşımına uğradığını iddia ettiğini, davalı’nın zamanaşımını işlemeye başlattığı tarih bile göz önünde tutulduğunda zamanaşımı itirazının yerinde olmadığının aşikar olduğunu, dava konusu hadisenin ——– tarihinde meydana gelmiş olduğunu, Davalı’nın iddiasına göre zamanaşımının dolacağı tarih olan ——- tarihinden ——— başvurulduğunu, bilindiği üzere 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A (15) hükmü ———— başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.” hükmünün haiz olduğunu, bu nedenle, arabuluculuk yoluna başvurulan —– tarihinden Arabuluculuk Son Tutanağının imzalandığı——– tarihine zamanaşımı süresinin işlenmediğini, Zira, huzurdaki dava da davalı’nın zamanaşımı süresinin başlangıcına dair iddiası göz önünde tutulsa bile ———tarihinde yani zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiğini, davalı’nın zamanaşımının başlangıcına ilişkin dayandığı tarih kanun gereği gerçeği yansıtmadığını, davacı müvekkilin talebi sigorta tazminatı alacağı olduğunu, davalının zamanaşımı süresinin rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başladığını ileri sürerek Sayın Mahkeme’yi yanıltmak istediğini, Hâlbuki TTK m. 1420 ve m. 1427 birlikte değerlendirildiğinde, sigorta tazminatı istemi bakımından zamanaşımı süresinin başlaması için bu istemin muacceliyet kaybetmesi gerektiğini, sigorta tazminatının muaccel hâle gelmesi için de şu koşulların birlikte karşılanması gerektiğini, davalının ——– tarihli cevap dilekçesi ile; Poliçe’nin ——- tarihinde tanzim edildiğini, Müvekkil Şirket talimatları doğrultusunda geçmişe etkili olarak ——- itibaren geçerli olacak şekilde başlatıldığını ve rizikonun Poliçenin düzenlendiği tarihte çoktan gerçekleşmiş olduğunu iddia ettiğini, davalı bununla da kalmayıp huzurdaki uyuşmazlığa sebep olan hadisenin ——– tarafından sigorta tazminatı alınması adına kasten gerçekleştirildiğini ve bu nedenle geçmişe etkili sigorta poliçesi tanzim edildiğini de iddia ettiğini, Davalı’nın bu iddialarının gerçeklikten çok uzak olduğunu, öncelikle sigorta sözleşmesini ispat eden poliçenin hangi tarihte düzenlendiğini tespit etmek için uyuşmazlığa konu sigorta poliçesine bakmanın yeterli olduğunu, davacı’nın diğer iddiaları gibi poliçenin geriye etkili biçimde tanzim edilmiş olduğu iddiası da tamamen gerçek dışı olduğunu, poliçe Davalı’nın iddia ettiği gibi geçmişe etkili sigorta poliçesi olsaydı, poliçe düzenlenme tarihinin——– tarihi sigorta teminatının başlangıç tarihi ise ——- olarak gösterilmiş olduğunu, sigorta poliçesini düzenleme yükümlülüğü sigortacıya ait olduğunu, sigortacının poliçeyi bilgisayar ortamında düzenlediği de göz önünde tutulduğunda kendi belirttiği düzenleme tarihinin gerçeği yansıttığının aşikar olduğunu, bunun yanında, Davalı’nın rizikonun ———- gerçekleştirildiği ve bu nedenle dava konusu zararın teminat dışında olduğu iddiasının da varsayımdan öteye gitmediğini, sigortalının rizikoyu kasten gerçekleştirdiğini iddia eden sigorta şirketinin bu iddiasını ispatlamasının gerektiğini, kaldı ki bir iddiayı ileri süren tarafın iddiasını ispat zorunluluğu olduğu usul hukukunun en ——— ilkesi olduğunu, Oysa Davalı sigorta “kast” iddiasını ileri sürmesine rağmen, yine aynı dilekçede “aşırı yükleme ile bağlantılı olarak meydana” geldiğini ifade ettiklerini, sırf bu beyan dahi olayda bir kastın olmadığının açık ikrarı olduğunu, davacı’nın poliçe içeriğine ilişkin bir diğer hayal ürünü iddiası ise; ——– hadise vuku bulmadan önceki haftalarda —— mukim Davacı Şirket’e devredildiği ——— olarak değiştirilmiş olması nedeniyle teminatın geçersiz olduğu, Ne var ki, Poliçe’nin ilk sayfasına bakıldığında Müvekkil Şirket’in sigorta ettiren olmasının yanında riziko bilgilerinde ———-ibaresi yer aldığını, davalı’nın iddiasının aksine Müvekkil Şirket sigorta şirketini bilgilendirme yükümlülüğüne tamamen uymuş ve Poliçe somut şartlara uygun olarak düzenlendiğini, davalı bu iddiasını her ne kadar; ——— düzenlenen “Teminatımız tekne malikinin ve/veya işletenin Türk olması şartıyla geçerlidir” klozuna dayandırsa da —— yer alan “Aksi açıkça ve yazılı olarak sigortacı tarafından kabul edilmediği sürece, teminat özel şartları ve istisnalar, poliçenin düzenlendiği tarihte güncel olan ———klozunun açık hükmü gereğince teminat kapsamını belirleyebilmek adına bakılması gereken özel şartlar; ——-cevap dilekçesinde —— Şartlarına değindiğini ne de dilekçe ekinde bütün iddialarının aksini kanıtlayan Poliçe’yi dilekçe ekinde sunmadığını, Davalı’nın neden dilekçe ekinde Poliçe’yi sunmak yerine sadece ———- Sertifikası”nı sunmuş olması, Davalı’nın kötü niyetle Sayın Mahkeme’yi yanıltma çabasının açık ispatı olduğunu, Davalı’nın cevap dilekçesinde atıfta bulunduğu özel şartların hatalı olması nedeniyle; sigorta teminatının geçersiz olduğuna veya gerçekleşen rizikonun teminat dışında olduğuna ilişkin bütün iddiaları da gerçek dışı olduğunu, müvekkil Şirket’inin Moritanya ülkesinde kurulu bir tüzel kişilik olduğunu, ——–poliçesinde ise sigortalı sıfatı yine bu yabancı şirkete ait olduğunu, davalı tarafından, poliçedeki açık yükümlülüğe rağmen bir sörvey yaptırılmasına müsaade edilmediği ve ——- elverişli olmadığı iddia edildiğini, poliçe —- tarihinde tanzim edilmiş olduğunu söz konusu hadisenin ise —- tarihinde meydana geldiğini, bu nedenle, aradaki ——içerisinde——— yaptırılmasına müsaade edilmemesi” iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğu, uyuşmazlıkta dosyaya sunulan belgeler çerçevesinde sigortalının mülkiyetindeki —– denize elverişli olduğu, deniz kazasının —— elverişsizliğinden kaynaklanmadığını, TTK m. 1449 açık hükmü çerçevesinde sözleşme ile yüklenen bu yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı takdirde sigorta tazminat ödeme borcundan kurtulamadığını, Davalı tarafından geminin geçerli bir denize elverişlilik belgesinin bulunmadığını ve bunun Müvekkilimizce sunulmadığı iddiası da tamamen gerçek dışı olduğunu, dava dilekçemizde de bahsedildiği üzere hadise meydana gelir gelmez Davalı’nın yetkili acentesine konu ivedilikle bildirilmiş olduğu fakat ne ——- bir inceleme yapılması talep edildiği ne de ———- tarafından konuya ilişkin bir girişimde bulunulduğu, müvekkilin dava konusu masrafların giderilmesi ve enkazın kaldırılması için acente ile uzun süren yazışmalar yapmış olsa da bu konuda Müvekkil Şirketçe hiçbir geri dönüş alınamadığı, söz konusu hadisenin meydana geldiği ——çok kısıtlı imkanlara sahip olmasının yanında Covid-19 pandemisi nedeniyle sıkça sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar söz konusu olduğu, normal bir zamanda dahi, ihtiyaç olunanın bulunamadığı veya bulunsa dahi çok fahiş fiyatlarla tedarik edildiği bir ortama bir de pandeminin yarattığı kısıtlamalar ve kaos eklendiğini, açıklanan nedenlerle, Davalı’nın ——– görevlendirilerek —- giden hangi yeterlilikleri haiz olduğu —-olarak adlandırdığı dava dışı —— ortamda davalı sigortacının sorumluluğunu yerine getirmemesi üzerine—– bu işi yapacak bir firma bulunamaması sebebiyle Müvekkil Şirket tarafından görevlendirilmiş bağımsız bir şirket olduğu, diğer taraftan, hadisenin meydana gelmesini müteakip —– görüşmeler yapılmış,—— kurtarılamaz olduğunun ——– ile de sübut bulduğunun —– bildirildiği, muhtemel bir deniz kirliliği ve kazasının önlenmesi amacıyla denizin altında bulunan enkazın ivedilikle kaldırılması gerektiğini ——— çok defa bildirildiği, bununla da yetinilmeyip, aslında Davalı sigortacının sorumluluğunda bulunan ancak bu sorumluluktan açıkça kaçınan sigortacı yerine, müvekkilin ——–tarihine kadar yaklaşık 8 ay boyunca yapılan harcamaların tamamını kendisinin karşıladığı, bu nedenle Davalı’nın rizikonun ağırlaştırılma yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesini fesih hakkı doğduğu iddiasının da yerinde olmadığını belirterek Öncelikle Davalı’nın usuli itirazlarının reddini, davalı’nın esasa ilişkin tüm haksız itirazlarının reddi ile Davanın kabulüne, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin de davalı’dan tahsiline, karar verilmesini vekil sıfatı ile arz ve talep etmişlerdir.
İcra Dosyası: Davaya konu —– sayılı dosyası incelendiğinde, davacı / alacaklı —- tarihinde borçlular ——–üzerinden ilamsız takip yapıldığı ve asıl alacağın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren asıl alacağa ——-değişen oranlarda işleyecek Ticari İşlerde Temerrüt Faizi, İcra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, takibin sebebinin ——– şirkete ait marka patent devri için verilen kaporanın iadesi gösterildiği, davalılar / borçluların itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Taraf delillerinin toplandığı ve gerekli incelemelerin yapıldığı anlaşılmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, kaparo olarak verildiği iddia edilen bedelin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafın, dava dışı ——- devredileceği ve marka patent devri yapılacağından bahisle davalılara banka kanalıyla para gönderdiği ancak davalı —- devretmediği, davalı —— markasının lisans hakkını devretmediğinden bahisle icra takibi yaptıkları ve itiraz üzerine işbu davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında gerek hisse devri gerekse lisans devrine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Dosyaya sunulu dekontlar incelendiğinde; —- saatli dekontta gönderenin ——- alıcının —- olduğu, havale tutarının —– olup, açıklamasında “——-yazdığı,—– dekontta gönderenin —— olduğu, havale tutarının ——– olup, açıklamasında ——- yazdığı ve —- saatli dekontta gönderenin ———- olup, açıklamasında ——— yazdığı görülmüştür.
—–tarihinde hisse devrinin kabulü ve devrin şirket pay defterine işlenmesi için toplanan—- davacı —— başkanlık ettiği, davalı —–hissesini dava dışı —-hissesini dava dışı ——– devrederek ortaklıktan ayrıldığı, hisse devrinin kabulü ve devrin şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği, şirketin yüzde 66 hissesinin sahibi olan davacının karara muhalif kalmadığı ve onayladığı, toplantıda davacının münferit imzalı müdür seçildiği görülmüştür.
Davalı tarafın savunma olarak, hisselerini satmak istediğini davacı tarafa söylediği, davacı tarafın da kendisinden habersiz satış yapamayacağını söylediği, satış yapılan —— isimlerini davacı tarafın söylediğini, davalı tarafın da devri kabul ettiğini, bunun üzerine de davalı tarafın üç ayrı seferde toplam —- gönderdiğini, davalı tarafında bunun üzerine hisselerini devrettiği, hisseleri devralan ——tanımadıklarını ancak davacı tarafın onları tanıdığını söylemiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Esas sermaye payının geçişi hâlleri Devir başlıklı 595 nci maddesi “(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.
(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.
(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.
(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.
(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.” hükmünü düzenlemiştir.
Davacı tarafça son para gönderim tarihinin ———– olup ortaklar genel kurulu toplantısının da bu tarihte yapıldığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi hisseleri kendi adına alması halinde ortaklar genel kurulu toplantısında bunu dile getirmesinin bekleneceği, çoğunluk hissesini elinde bulunduran davacının bilgi, izin ve onayı olmadan hisse devrinin gerçekleşemeyeceği, iddia edildiği gibi davacı taraf adına satın alma olması halinde de devrin gerçekleşmeyeceği, her ne kadar parayı davacı taraf göndermiş ise de hisseleri devralanlar adına gönderdiğinin kabulü gerekeceği aksinin kabulünün hayatın olağan akışına, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olacağı anlaşıldığından davanın reddine, yukarıdaki kabule göre davacı tarafın alacaklı olmadığını bildiği halde takibi yapmakta kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2—— %20’si olan ——– kötü niyet tazminatının davacı taraftan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 179,90 TL karar harcının davacı tarafından yatırılan peşin harç olan 10,265,88 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 4.250,00 TL harç olmak üzere toplam 14.515,88‬ TL’den mahsubu ile fazla alınan 14.335,98‬‬ TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 219,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 111.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-HMK’nin 333.maddesi gereğince bakiye gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ——— bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde———–Adliye Mahkemesi’nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/01/2023