Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/534 E. 2023/56 K. 25.01.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/534 Esas
KARAR NO : 2023/56

DAVA : Sigorta (Denizcilik Rizikosu Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 06/07/2022
KARAR TARİHİ : 25/01/2023

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Denizcilik Rizikosu Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil——–uğraşan bir firma olduğunu ve maliki olduğu — isimli ——-poliçe numaralı, —- Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigorta güvencesi altına alındığını, ——- tarihinde —- —— yasal olarak tespit edilerek izin verilen—– sahasında —— fazla miktardaki— edilmesi sırasında —- tarafına yatması ve bu sırada güverteye giren su nedeniyle batma tehlikesi karşısında kaptanın —— karaya oturtmak amacıyla yaptığı manevralar sonucunda kıyıya yaklaşmış ancak karaya oturamadan kıyıya yaklaşık ——— mesafede batmış ve bütün —- eksiksiz olarak — kıyısına ulaştığını, bahsi geçen —- birimlerine ve ilgili makamlara gerekli bildirimler yapıldığını, müvekkil —anılan —–sözleşmesine aracılık eden —– ivedilikle paylaşılmış olduğunu,— tarafından talep edilen bilgi ve tüm belgeler elektronik posta yolu ile Müvekkil tarafından temin edildiğini, meydana gelen kazanın rapor ile tespit edilmesi amacıyla —— düzenlendiğini ve anılan bu rapor ile kazanın meydana geldiği ve——— batmış olduğunin tespit edildiğini, müvekkil tarafından—- defalarca iletişime geçilmiş ve — inceleme yapılması talep edilmiş ise de ne —Davalı tarafından konuya ilişkin olarak hiçbir girişimde bulunulmadığını, söz konusu hadisenin meydana geldiği —-mevcut olmasının yanında —gündemde olduğu ve sıkça sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların mevcut olduğu bir dönemde meydana geldiğini, normal bir zamanda dahi,——– hizmet ve ekipman/—- bulunamadığını veya bulunsa dahi çok fahiş fiyatlarla tedarik edildiği bir piyasa ortamına bir de pandeminin yarattığı panik ortamı ve kısıtlamalar eklendiğini, bu nedenle yapılan masraflar ve izlenilen süreçlerin bu durum göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalıdan herhangi bir geri dönüşün alınmaması üzerine ——– durumunu incelemek, kurtarılıp kurtarılamayacağına ve mümkün olduğu durumda kurtarma operasyonunun maliyeti hakkında bilgi almak amacıyla —- anlaşıldığını, bahse konu şirkete ait —–Müvekkil şirket tarafından kiralanan —– dava konusu ——incelendiğini, geçen zaman içinde —– kurtarılamaz durumda olduğu ve enkaz ilan edilerek bırakıldığı taraflarına ———– yetkilisine bildirildiğini, bu maksatla yapılan harcamalar da aynı —- beyan edildiğini, ancak durum defalarca —–yetkilisine detaylı olarak açıklanmış ve girişimde bulunulması talep edilmesine rağmen müvekkilin taleplerinin karşılıksız bırakıldığını, Müvekkilin———— önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması, teknik inceleme ve planlama yaptırılması, —– alınmasında —– görevini yürüttüğünü, müvekkilin bu süre boyunca yapılan harcamaların tamamını —- vasıtasıyla kendisinin karşıladığını ancak anılan masrafların —— karşılanamaz hale gelmiş olması nedeniyle bu faaliyetleri sonlandırılmak durumunda kalındığını, ileride muhtemel bir deniz kirliliği ve/veya kazasının önlenmesi amacıyla 2 yılı aşkın süredir yüzeye çok yakın bir noktada —- bulunan enkazın ivedilikle kaldırılmasının gerekliliği olduğunu———— —— işlemiyle parçalar halinde çıkartılıp en yakın limana ulaştırılması gerektiğini, gerek taraflarına gerekse ——– hem davalı tarafa hem de temsilcisine defalarca açıklandığını; kazanın izin verilen ———– sahasında meydana gelmiş olduğunu, —— ——— nedeniyle ——- karşısında kalan——karaya oturtmak amacıyla karaya doğru ilerlemiş ve yaptığı manevralar sonucunda kıyıya yaklaşmış ancak karaya oturamadan kıyıya yaklaşık 1.7 mil mesafede battığını, Davalı tarafın Gemi enkazının bulunduğu yerin kıyıya son derece yakın olan yasak avlanma bölgesi olduğu bahanesini ihdas etmek suretiyle söz konusu hadiseyi teminat dışında bırakma çabası içinde olduğunu, açıklandığı üzere, müvekkilin sigorta güvencesi altına aldığı—- nedeniyle üçüncü kişilere ve çevreye vereceği zararlara ilişkin tüm önlemleri aldığını, ancak bu durum karşısında Müvekkil tarafından —- tüm bildirimlerin yapılması ve tüm belge ve bilgilerin sağlanmış olmasına karşı sigorta primini tahsil eden ve karşılığında güvence sağlayan —— çeşitli bahaneler üretilerek hiçbir işlem yapılmadığını, Müvekkilin taleplerine dönüş dahi yapılamadığını, açıklanan nedenlerle —– dayanan masrafların tazmini ve enkaz kaldırma yükümlülüğü nedeniyle müvekkilin —-sıfatıyla sorumlu olan Davalı’ya karşı huzurdaki davanın açılması gerektiğini belirterek ek alacak kaydına, fazlaya, faize ve olası hesap hatalarına ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla; enkazın ivedilikle kaldırılmasını, tüm yargılama giderleri ve tercüme ve noter masrafları ile avukatlık ücretlerinin Davalı’dan tahsil edilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ….——- isimli————– yüklenmesi sebebi ile —- çektiği esnada büyük —- ——– —— makine dairesi —–su aldığı ve tüm karaya oturtma çabalarına rağmen kurtarılamayarak battığı iddia edilmiş ve —- meydana gelen huzurdaki dava konusu şüpheli hadisenin Müvekkil Şirket’e bildirildiğini, müvekkil Şirket tarafından —-hadiseye ilişkin araştırmalara başlanmış ve aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere —– iddia edilenin aksine ani bir dalga sebebi ile —–tarafından ———- faaliyetinin sağlanması gerektiğini bildirdiğini, 6. —- tarafından, sigortacının rizikoyu araştırmak suretiyle iddiaya konu —–ile yapılan harcamaların neye ilişkin olduğu ve makul ölçüde olup olmadığını denetlemek amacıyla, Davacı tarafla iletişime geçilmiş olduğunu, davacı tarafından masraflara ilişkin hiçbir belge sunulmadığını ve Müvekkil Şirket’in bu çabaları kabul edilmediğini, meydana gelen hadise bakımından Müvekkil —–poliçesi teminatı kapsamında hiçbir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, TTK m. 1429 kapsamında sigortacının; — fiillerinden sorumlu bulunduğu kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tanzim etmekle yükümlü kılınmış olsa da tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla kasten sorumlu olunan zararlar bakımından istisna getirildiğini, aynı şekilde TTK kapsamında sorumluluk sigortaları başlığı altında düzenlenen m. 1477 uyarınca da sigortacının, sigortalının kasten sebep olması halinde doğan zararlardan sorumlu olmayacağını, bu noktada Kanun Koyucu, genel ilkeyi sorumluluk sigortaları kapsamında da aynen kabul etmiş ve sigortalının sigortasına güvenerek malvarlığında azalma olmayacağı kastıyla başka bir kimseye zarar vermesi engellenmeye çalışıldığını, öğretide, sigorta ettirenin eyleminden sorumlu olduğu kişinin kastının “sigorta parasının ödenmesine yönelik” olduğu takdirde, sigortacının sorumluluktan ilgili hüküm uyarınca kurtulabileceğinin ifade edildiği, Somut olayın incelenmesi ile birlikte huzurdaki dava konusu —–yalnızca ve yalnızca —-tazminatı alınması adına kasten gerçekleştirildiği açıkça anlaşıldığı,—- tarihinde tanzim edilmiş —– yönelik olarak 12.05.2022 tarihinden başlatıldığını, diğer bir deyişle hadisenin gerçekleştiği iddia —— poliçesi tanzim edilmiş ve anlaşılamaz bir şekilde aynı akşam meydana gelen şüpheli hadise sonucunda—- geldiğinin iddia edildiğini, —–kurtarılamaz olduğuna ilişkin hiçbir resmi bilgi ve belge dosyada bulunmamakla birlikte davacı tarafından —- görevlendirilerek —- hangi yeterlilikleri haiz olduğu bilinmeyen bir ———– olduğuna dair kanaat getirildiğini, buna karşın —- kurtarılamaz olduğu hususu kabul edilmeyeceğini, hemen akabinde kurtarılabilecek olmasına karşın hiçbir girişimde bulunmayan —- getirdiği ve yetkili olup olmadığı dahi bilinmeyen bu şirket tarafından yapılan bu tespitin hiçbir doğruluğu olmadığını, bu anlamda hadise baştan başa şüpheli olduğunu, davacı taraf bu 4 ay boyunca hiçbir işlem yapmayarak ve Müvekkil Şirket’in kendilerine ulaşma çabalarını— uğratarak bu zarara ve bu zararın artmasına kasten sebep olduğunu, her ne kadar Davacı tarafından — avlanma esnasında değil — gittiği esnada su almaya başlaması sebebi ile karaya oturtmaya çalışıldığı esnada battığı bildirilse de somut olay bakımından bu iddiaların gerçekliğe uzak olduğu açıkça görüldüğünü, Zira Davacı’nın avlanma sonrasında gidildiğini beyan ettiği —— battığı konumun tamamıyla —- olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerin ışığında huzurdaki davanın haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiği görüldüğünü, bu anlamda öncelikle huzurdaki davanın görevsizlik ve zamanaşımı sebebi ile usulden reddine karar verilmesini, bununla birlikte rizikonun kasten meydana getirilmesi sebebi ile Müvekkil Şirket’in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın esastan reddini ve mahkemenin aksi kanaatte olması halinde hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla makul olmayan tüm giderler ve rizikonun davacı’nın kendi kusuru ile artması sebebi ile tazminatın indirilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinden de anlaşılabileceği üzere, huzurdaki dava Muhatap şirket nezdinde, —— sigorta güvencesi altına alınan Müvekkili Şirket’in maliki olduğu “—– gemisinin batması sonucunda Müvekkil Şirketçe katlanılan masrafların tazmini ve —- talebine ilişkin olduğunu, Davalının cevap dilekçesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) m.1420 hükmü gereği huzurdaki davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını iddia ettiğini, oysa Davalı tarafından ileri sürülen iddia huzurdaki dava gerçekleri ile uyuşmadığını, bu başlık altında öncelikle Davalı’nın zamanaşımı itirazını dayandırdığı maddi vakıalar üzerinden açıklama yapılacak daha sonra TTK m. 1420 ve 1482 düzenlemeleri çerçevesinde zamanaşımının uyuşmazlıkta hangi tarihte işlemeye başladığının belirtileceğini, Davalı’nın bu itirazı hem kendi gerekçesi hem de TTK’nın zamanaşımına ilişkin uygulanacak hükümleri çerçevesinde yerinde olmadığını, davalı, zamanaşımı süresinin TTK m. 1420 gereğince iki yıl olduğunu ve davacı tarafından — yani zamanaşımının son gününde arabuluculuğa başvurduğunu ve zorunlu arabuluculuk süresinin akabinde uyuşmazlığın zamanaşımına uğradığını iddia ettiğini, davalı’nın zamanaşımını işlemeye başlattığı tarih bile göz önünde tutulduğunda zamanaşımı itirazının yerinde olmadığının aşikar olduğunu, dava konusu hadisenin —- tarihinde meydana gelmiş olduğunu, davalı’nın iddiasına göre zamanaşımının dolacağı tarih olan — tarihinden tam dokuz gün önce, —- başvurulduğunu, bilindiği üzere 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A (15) hükmü —— son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.” hükmünün haiz olduğunu, bu nedenle, —- tarihinden —– süresinin işlemediğini, zira, huzurdaki dava da Davalı’nın zamanaşımı süresinin başlangıcına dair iddiası göz önünde tutulsa bile 06.07.2022 tarihinde yani zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiğini, Davalı, zamanaşımı süresinin rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başladığını ileri sürerek Sayın Mahkeme’yi yanıltma çabasında olduğunu, hâlbuki TTK m. 1420 ve m. 1427 birlikte değerlendirildiğinde, sigorta tazminatı istemi bakımından zamanaşımı süresinin başlaması için bu istemin muacceliyet kaybetmesi gerektiğini, sigorta tazminatının muaccel hâle gelmesi için de şu koşulların birlikte karşılanması gerektiğini: Davalı’nın da cevap dilekçesinde de belirttiği üzere; —— gerçekleşmiş olduğunu müvekkil tarafından —– iletildiğini, bilindiği üzere, sigortacının edimine ilişkin araştırmaları için hükümde getirilen süre bu tarihten sonraki kırk beşinci gün olduğunu, açık kanuni düzenleme dikkate alındığında uyuşmazlığın zamanaşımına uğradığı iddiasının yersiz olduğunu, davalının 01.09.2022 tarihli cevap dilekçesi ile; — tarihinde tanzim edildiğini, Müvekkil Şirket talimatları doğrultusunda geçmişe etkili olarak — itibaren geçerli olacak şekilde başlatıldığını ve rizikonun Poliçenin düzenlendiği tarihte çoktan gerçekleşmiş olduğunu iddia ettiklerini, davalı bununla da kalmayıp huzurdaki uyuşmazlığa sebep olan hadisenin —-tarafından sigorta tazminatı alınması adına kasten gerçekleştirildiğini ve bu nedenle geçmişe etkili sigorta poliçesi tanzim edildiğini de iddia ettiklerini, davalı’nın —–gerçekleştirildiği ve bu nedenle dava konusu zararın teminat dışında olduğu iddiası da varsayımdan öteye gidemediğini, sigortalının rizikoyu kasten gerçekleştirdiğini iddia eden sigorta şirketinin bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, —– durumunu incelemek, kurtarılıp kurtarılamayacağına ve mümkün olduğu durumda kurtarma operasyonunun maliyeti hakkında bilgi almak veya enkaz alanını işaretlemek kesinlikle Müvekkil Şirket’in yükümlülüğü olmamasına rağmen —— müzakereler sonucunda herhangi bir geri dönüş alınamayacağının anlaşılması üzerine Müvekkil Şirketçe bu görevin üstlenildiğini, Zira TTK m. 1409 açık hükmü çerçevesinde Sigortacının, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğunu, aynı hükmün ikinci fıkrasında sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya ait olduğunun öngörüldüğünü,——– kendisine bildirilen Davalı ——— kazanın teminat içinde olup olmadığı, zararın miktarının ne kadar olduğunun tespiti yönünde hiçbir girişimde bulunmamış ve kendi yükümlülüğünü sigortalısına bıraktığını, cevap dilekçesinde yer verilen hiçbir iddia rizikonun teminat dışı kalan bir hâlden meydana geldiğini ispat etmemekte olup ———- ibaret olduğunu, rizikonun teminat dışında kaldığını ispat edemeyen Davalı meydana gelen zararı tazmin ile yükümlü olduğunu, diğer taraftan, hadisenin meydana gelmesini müteakip ——— sayısız görüşmeler yapılmış, ———- kurtarılamaz olduğunun ——– ile de sübut bulduğunun ——— bildirildiğini, muhtemel bir —— ve/veya kazasının önlenmesi amacıyla —— bulunan —— ivedilikle kaldırılması gerektiği ——–çok defa bildirildiğini, bununla da yetinilmeyip, aslında Davalı sigortacının sorumluluğunda bulunan ancak bu sorumluluktan açıkça kaçınan sigortacı yerine, —–yaklaşık 8 ay boyunca yapılan harcamaların tamamını kendisinin karşıladığını, bu nedenle Davalı’nın rizikonun ağırlaştırılma yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle sigorta sözleşmesini fesih hakkı doğduğu iddiası da yerinde olmadığını belirterek açıklanan sebeplerle ve müvekkilin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; Davalı’nın usuli itirazlarının reddini, Davalı’nın esasa ilişkin tüm haksız itirazlarının reddi ile Davanın kabulünü, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin de davalı’dan tahsilini talep etmişlerdir.
Taraf delillerin toplandığı ve gerekli incelemelerin yapıldığı anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, rizikonun gerçekleştiğinden——–teminatının tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler başlıklı 5 nci maddesinin 2 nci fıkrası “Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde ——— asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan —– deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.” hükmünü düzenlemiştir.
TTK 5/2 maddesinde bir yerde ticaret davalarına bakan birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde —- asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçını münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirebileceği düzenlenmiş, anılan kanuni düzenlemeye dayalı olarak da — tarafından—– deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakmak üzere denizcilik ihtisas mahkemesi olarak —-Mahkemesi görevlendirilmiştir.
Uyuşmazlık TTK’nın 5. kitabında düzenlenen deniz sigortasından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde ihtisas mahkemesi görevlidir. Bu sebeple, davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 nci maddeleri ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 8. maddesi gereğince görevli mahkeme —- olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli —- gönderilmesine, aksi taktirde mahkememizce re’sen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına ( ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2. Madde birinci cümlesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re’sen ele alınarak, HMK’nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı ve diğer hususların talep halinde HMK’nın 331/2. Madde ikinci cümlesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.