Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/54
KARAR NO : 2023/92
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 20/01/2023
KARAR TARİHİ : 06/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket davasının yapılan incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; …nin usul ve yasaya aykırı olarak yapılmak istenen 02.02.2023 tarih 11.00 saatli olağanüstü genel kurul toplantısının, öncelikle ve acele olarak, ilgili toplantıda alınacak kararla yeni atanan yönetim kurulunun usulsüz eylemlerinin şirket ortaklarına ve şirkete telafisi imkansız zararlar vereceğinden tedbiren durdurulmasını, vefat eden şirket ortağı …’nın şirket hisselerine ilişkin intikal işlemi halen dahi yapılmadığından, şirket hissedarlarının haklarının haleldar olmaması için, ayrıca şirket hisseleri ile ilgili açılan davalar devam ettiğinden, şirket aleyhine usul ve yasaya aykırı işlem ve eylemler yapan ve bu hususta hakkında ceza yargılaması devam etmekte olan … tarafından şirketi zarara sokacak eylemlerinin engellenmesi için olağanüstü genel kurul toplantısı yapılamayacağından, müvekkillerine babalarından intikal eden ve mevcut hisselerine istinaden haklarının haleldar olmaması için tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanmasını, mevcut şirket yönetim kurulu başkanı …’nın şirketin mallarını tüm diğer mirasçılardan kaçırma ihtimaline binaen acele olarak şirket malvarlığının üçüncü kişilere devrinin ve malvarlığı üzerinde ayni hak tesisinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ilgili bankalara, tapu müdürlüklerine, trafik tescil müdürlüğüne, gümrük müdürlüğüne ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davayı inkar eden konumda olup davanın reddini savunmuştur.
Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup bu çerçevede de herbir davacı için davacı vekili başvuru harcını ve peşin ilam harcını depo etmiş, tüm davacılar yönünden vekaletname eksikliğini gidermiştir.
Dava tarihinin 20/01/2023 olduğu, davacının dava dilekçesi ile ise 02/02/2023 günü yapılmak istenen olağan üstü genel kurul toplantısı sonucu alınacak kararların iptalini talep ettiği, davacı vekilinin davaya ilişkin tedbir taleplerinin ise 30/01/2023 tarihi itibariyle reddolunduğu, davanın yasal dayanağının 6102 sayılı TTK m.445 ve devamı hükümlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Tartışmasız olarak kabul edilen hususlar karşısında, dava tarihi itibariyle mevcut olmayan ve ancak 02/02/2023 günü yapılacak olan olağanüstü genel kurul toplantısında alınacak kararların iptalini talep etmek noktasında davacının hukuki yararının olup olmadığı öncelikle irdelenmelidir.
En başta ifade etmek gerekir ki 6102 sayılı TTK m.445 hükmü ve devamı hükümleri bir bütün olarak gözetildiğinde alınmış olan bir genel kurul kararına yönelik bir yaptırım uygulanmasını amaçlamaktadır. Zaten TTK m.445 hükmü dahi dava açma süresinin karar tarihinden itibaren başlayacağını düzenlemekte, TTK m.446 hükmü yapılmış olan toplantı ile ilgili iptal davası açabilecek kişileri düzenlemekte, TTK m.449 hükmü ise dava konusu edilecek kararın geri bırakılmasını düzenlemekte olup hükümlerden dahi bu durum açıkça anlaşılabilmektedir.
Bu noktada hukuki yarara ilişkin genel açıklamalar yapılmasında fayda olup davacının dava tarihi itibariyle bu davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığı irdelenmelidir.
“Medeni Usul Hukuku’nda davacının, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir dava açılabilmesi için, bu davayı açmakta veya hukuki korunma istemekte haklı bir yararının bulunması gerekir. Öte yandan, bu hukuksal yararın, “hukuki ve meşru”, “doğrudan ve kişisel”, “doğmuş ve güncel” olması gerekir (Hanağası, E., Davada Menfaat, Ankara 2009, sh.135).
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart, “dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri” olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Dava açmaktaki hukuki yarar için, hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca, açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez H., Atalay, O. Özekes, M., Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, sh.297). (Yargıtay 22.HD 2015/10625E. 2015/13235K.sayılı kararı)
Hal böyle olunca somut davada, dava tarihi itibariyle henüz yer, zaman, konu, kişi, eylem unsurlarından biri veya birkaçını içerecek şeklinde alınmış herhangi bir genel kurul kararı olmadığı, alınmamış bir kararın iptalini talep etmek açısından davacıların dava tarihi itibariyle güncel ve mevcut bir hukuki koruma talep etmelerini gerektirir meşru yararlarının mevcut olmadığı, henüz ortaya çıkmamış bir kararın herhangi bir hukuki yaptırım türü kapsamında kalıp kalmayacağının dahi belli bulunmadığı dikkate alındığında davacıların dava tarihi itibariyle dava açmakta bir hukuki yararlarının mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
HMK m.115 hükmü uyarınca hukuki yarar dava şartı olup her zaman ve her aşamada ele alınması ve değerlendirilmesi gerekli usuli bir durumdur. Gelinen aşama itibariyle dava şartına ilişkin bu eksiklik Mahkememizce tespit edilmiş olmakla davanın hukuki yarar yokluğundan ve usulden reddolunması gerekir. Söz konusu dava şartına ilişkin eksiklik giderilebilir bir nitelik ise taşımamaktadır.
Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle ayrı ayrı harç eksikliği giderilmiştir. Böylece davacı sayısı kadar aslında dava vardır. Bu nedenle her bir davacının usulden red olunan davası için davalı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. (Yargıtay 21.HD 2010/9363E. 2010/3226K; Yargıtay 23.HD 2016/6923E. 2017/790K.sayılı kararları)
Yapılan açıklamalar karşısında her bir davacının açmış olduğu davanın, hukuki yararın olmaması ve bu yöne ilişkin dava şartı bulunmaması karşısında HMK m.114/f.1 bend h hükmü gereği ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Her bir davacının açmış olduğu davanın, hukuki yararın olmaması nedeniyle HMK m.114/f.1 bend h hükmü gereği ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden ayrı ayrı reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harçlar peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Her bir davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Her bir davacının açtığı davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, her bir davacı aleyhine AAÜT uyarınca takdir edilen 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin her bir davacıdan ayrı ayrı tahsili ile ayrı ayrı davalıya verilmesine,
5-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi. 06/02/2023
Başkan …
Üye …
Üye …
Katip …