Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/257
KARAR NO : 2023/186
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 07/12/2018
KARAR TARİHİ : 08/03/2023
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğunu, davalılar tarafından alacağa konu bononun vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin davalılardan borcunu tahsil etmek için icra takibi başlattığını, davalıların borca itiraz ettiğini belirterek davalı borçluların İcra ve İflas Kanunu 177 maddesi hükmü ve ilgili diğer yasal hüküm ve düzenlemeler kapsamında iflaslarına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar——vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartlarının oluşmadığını, müvekkillerinin iflasa tabi kişilerden olmadığını, takip konusu bonodaki imzaların müvekkilinin elinin ürünü olmadığını belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
Davalı —–vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin iflasa tabi kişilerden olmadığını, pasif husumet nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE :
Dava; hukuki niteliği itibariyle alacaklı tarafından İİK.nun 177. Maddesine göre talep edilen iflas davasıdır.
Yukarıda yazılı gerçek kişiler ile asıl dosya davalısı —-Şirketi yönünden iflas talepli açılan dava, mahkememizin ——- Esas sırasına kaydedilmiş, mahkememiz dosyasının 22/05/2019 tarihinde yapılan duruşmasında davalı gerçek kişiler yönünden tefrik kararı verilmiş olup tefrik edilen dosya mahkememizin —— sırasına kaydedilmiştir. Tefrik kararının verildiği duruşma zaptından bir suret dosyamız arasına alınmış, dosya resen ele alınmıştır.Mahkememizin —– sayılı dosyasında yapılan yargılamada, öncelikle, dava şartları incelenmiştir. İİK’nun 43.maddesinde ”İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu nedenle davalının tacir sıfatına haiz olması dava şartıdır. TTK.nun 18. maddesine göre, tacirler, her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidir. “Tacir” den kasıt, TTK.nin 12/1. maddesinde belirtildiği gibi bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişidir. Ayrı yasa maddesinin ikinci fıkrasına göre bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Nihayet üçüncü fıkrasına göre de bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.Davanın mahiyeti itibari ile davalı gerçek kişilerin iflasa tabi kişilerden olup olmadığının tespiti için —— kayıtları incelenmiş, davalılar adına herhangi bir şahıs işletmesinin olmadığı görülmüştür. Yerleşik Yargıtay içtihatları da belirtildiği gibi hakkında iflas kararı verilebilmesi için davalıların iflasa tabi şahıslardan olması gerekmektedir. TTK hükümlerine göre sermaye şirketlerinin ortakları ve yöneticileri sadece bu sıfatları sebebi ile iflasa tabi tutulamazlar.Bu kural sadece iflas yoluyla yapılan takipler için değil eldeki dava gibi İİK.nun 177. Maddesine göre istenen doğrudan iflas halleri için de geçerlidir. Bu nedenle de mahkememizce yapılan ilk yargılamada——sayılı kararla HMK’nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca, dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin bu karar ——-sayılı ilamla,
“——Bir taraftan da, tacirin ticaret siciline kaydını icra etmesi zorunlu ise de, bu kaydın yapılmamış olması, bir ticarethaneyi veya ticari bir şekilde yürütülen diğer bir müessese adına işletme olan kişiyi tacir gibi sorumlu olmaktan kurtarmaz. Ticaret sicilinde kayıt yok ise , davalının tacir olduğu her türlü delil ile ispatlanabilir. Yukarıda ifade edildiği üzere, iflası istenen kişinin tacir olup olmadığının mahkemece re’sen araştırılması gerekir. Yargıtay emsal kararlarında ( örnek, —— Karar ve 02.11.2000 vb), sanayici sıfatıyla İş adamı derneklerine üye olan şahıslar veya ticaret odasında yöneticilik yapanlar tacir sayılmıştır. Bu durumda, mahkemece, ilgili sanayi odalarına, ticaret odalarına ve vergi dairelerine müzekkereler yazılarak, davalının TTK hükümleri gereğince tacir olup olmadığı ve iflasa tabi bulunan şahıslardan olup olmadığı konularında yeterli bir araştırma yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu verilen karar yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin buna dair istinaf nedenlerinin kabulü gerekmiştir” gerekçesiyle kararımızın kaldırılmasına karar verilmiştir.İstinaf kararı sonrasında dosya yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilmiş; vergi dairelerine, ticaret ve sanayi odalarına, davacının bildirdiği iş adamı derneklerine müzekkere yazılmıştır. Gelen cevaplardan da görüleceği üzere davalının bu oda ve derneklerde yöneticilik yapmadığı, gerçek kişi olarak ticari kazanç niteliğinde kazancının olmadığı, vergi kaydının bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca davacı bankanın bildirdiği yerlere de müzekkereler yazılmış cevaplar dosyaya konmuştur.
İstinaf kararında işaret edildiği üzere gerekli araştırmaların yapılarak tamamlandığı sonucuna varılmış; istinaf kaldırma kararı öncesinde varılan kanaatte değişiklik olmadığı, davalının iflasa tabi kişilerden olduğuna dair somut bir delil, belge olmadığı görülmekle, iflas yoluyla takibin usulüne uygun olmadığı kanaatine tekrar varılarak, aşağıdaki şekilde davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK’nun 114, 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE;
2-Alınması gerekli 179,90 TL karar harcı ve 179,90 TL peşin harcın toplamı olan 359,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına
3-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Tarafların yatırmış olduğu gider avansından artan tutarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 10 gün içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalı —–vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.