Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/167 E. 2023/104 K. 14.02.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/167 ESAS
KARAR NO : 2023/104

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/03/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2023
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; “Davacı müvekkil şirket ——alacağından dolayı keşidecisi—–Olan, —– Şubesine ait 25/04/2019 keşide tarihli, —— numaralı 4.747,36 TL bedelli çek almıştır. Bahsi geçen —— Şubesine ait 25/04/2019 keşide tarihli, —–numaralı 4.747,36 TL bedelli çek, müvekkil şirket yetkilisinin zilyetliğinde iken rızası dışında müvekkilin elinden çıkmıştır. Müvekkil şirket yetkilisi —— 21/03/2019 tarihinde ——Üzerinde T.C. Nüfus Cüzdanı , Sürücü Belgesi, muhtelif banka kartları ve ortağı olduğu —— Ait içinde dava konusu çekinde yer aldığı 3 adet çekin bulunduğu cüzdanını kaybetmiştir. Kayıp eşyaya ilişkin olarak 22/03/2019 tarihinde—– Merkezi Amirliği’ne şikayette bulunmuştur. Müvekkil bilgileri yazılı bulunan çekin kötü niyetli kişilerin eline geçmemesi ve telafisi bulunmayan sonuçlara sebebiyet vermemesi adına ödeme yasağı konulması ve çekin iptal edilmesi talepli —— Karar numaralı dosyası ile çek iptali davası ikame etmiştir. Dava derdest iken çekin 25/04/2019 tarihinde ——ŞUBESİ tarafından takas yolu ile ibraz edildiği ancak —— Asliye Ticaret Mahkemesi ——- Esas dosyası üzerinden konulan ödemeden men yasağı gereği çek hakkında işlem yapılamadığı anlaşılmıştır. İlgili banka şubesi, çekle ilgili ödemeden men kararı olduğu için işlem yapmamış olup çek aslını çeki ibraz eden —— teslim etmiştir.——-Şubesi’nin istirdatı talep edilen çek aslını davalı yana teslim ettiğine ilişkin —– Cumhuriyet Başsavcılığının ——Soruşturma, ——- Karar sayılı dosyasına göndermiş olduğu cevabı yazı aynen savcılık makamının UYAP sistemine taradığı şekilde ekte mahkemenize sunulmaktadır. İstirdatı talep edilen çekin davalı nezdinde olduğu açık olduğundan çekin istirdatı ile müvekkile iadesi istemli işbu davanın açılma zorunluluğu hasıl olmuştur. İlgili çekin ciro zincirinde müvekkil firmanın kaşesi bulunmakta olup bu kaşeyi müvekkil firma basmamıştır. Müvekkil firmanın resmi evraklarda kullanığı kaşe incelendiğinde ve çek hakkında iptal davası açtığı dikkate alındığında bu sonuca varılmaktadır. Ayrıca müvekkil firmanın imzası da çek ciro zincirinde bulunan imza ile uyuşmamaktadır. Çek üzerinde ciranta olarak gözüken —— Şirketi yetkilisi tacir olmakta beraber lehtar olarak alacağı çeki basiretli bir iş adamı gibi inceleyip yetkili kişiden teslim alıp almadığını kontrol etmek zorundadır. Bu sorumluluğunu yerine getirmeyerek şüpheye yol açmıştır. Zira ——Şirketi bu çeki ciranta olarak teslim alırken ne ticari ilişki içerisinde alındığı ve ne sebeple alındığı bilinememektedir. Bu durum karşısında —–Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun işlenmesinden dolayı——soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunulmuştur. Savcılık makamınca 15/10/2020 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında ” her ne kadar çek aslı temin edilemediği, bu yönüyle fotokopi çek üzerinde imza, yazı ve sahtecilik iddiasının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılamayacağı” belirtilmişse de çek aslının davalı yandan temininin mümkün olduğu açıktır. Bu hususta savcılık makamınca araştırma yapılmadığı görülmektedir. Kişinin kimlik bilgilerinin de ilgili banka tarafından sunulduğu gözükmekte olup bu kişiye ulaşılması ile çek aslının temini mümkün olduğundan şikayetimiz hakkında takipsizlik kararı verilmesi soruşturmanın gereği gibi yapılmadığını göstermektedir. Savcılık makamınca verilen karar birçok yönden usul ve yasaya aykırıdır. Cumhuriyet Başsavcılığınca çek aslı——– istenilmeden eksik inceleme ile yeterli delil elde edilemediği kanaatine ulaşılmış ve hukuka aykırı bir şekilde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. İşbu kararın itiraz kanun yolu ile incelenmesi için Sulh Ceza Mahkemesine başvurulmuşsa da——Sulh Ceza Hakimliği—— Dosyası ile gerekçesiz bir şekilde itirazımızın reddine karar vermiştir. Dava konusu çek halen davalı —–elindedir. Dava konusu çek kötü niyetle davalı tarafından iktisap edilmiştir. —– Verdiği Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu müzekkere cevabında “çek aslı müşterimize teslim edilmiştir” diyerek ilgili müşterinin kimlik bilgilerinin ve nüfus cüzdanı fotokopisini müzekkere cevap ekinde sunmuştur. Ekler incelendiğinde çekin davalı ——- teslim edildiği görülmüştür. İlgili bankanın soruşturma dosyası ve dava dosyasına vermiş olduğu müzekkere cevabının ekte mahkemenize sunuyoruz. Açıklanan nedenlerle dava konusu çekin istirdadı ile müvekkile iadesinin sağlanması için mahkemenize başvurmak zarureti doğmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve duruşmalar sırasında re’sen nazara alınacak sair nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davamızın kabulü ile dava konusu edilen ——– Şubesi ,25/04/2019 keşide tarihli, ——numaralı 4.747,36 TL bedelli çekin davalı yandan istirdadına, müvekkil şirketin haklı hamil olduğunun tespitine ve çekin müvekkille Teslimine, Davalının ilgili çeki icra takibine koyması ve çeki tahsil etmesi durumunda telafisi mümkün olmayan zarar söz konusu olacağından bu zarara sebebiyet vermemek adına davanın devamı sürecinde Ödeme Yasağı Kararının Devamına, ve her türlü icra takibinin İhtiyadi Tedbir Yoluyla Durdurulmasını, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde; “Davacı vekilinin 07/03/2022 tarihli dava dilekçesi müvekkile 24/03/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup süresi içinde davaya cevap ve itirazlarımızı bildirmek zarureti hasıl olmuştur. Davacı tarafça müvekkile karşı açılan herhangi bir dayanağı olmayan haksız ve hukuksuz davayı kabul etmemiz mümkün değildir. Davacı vekili hiçbir somut veri ve delile dayanmaksızın, davacının rızası dışında elinden çıktığını iddia ettiği çekin, müvekkilde olduğu varsayımı ile sayın mahkemenize iş bu davayı açmıştır. Davacı vekilinin haksız ve varsayımlara dayalı dava ve taleplerini kabul etmemiz mümkün değildir. Şöyle ki; Davaya konu olan, ——-keşidecisi olduğu davacı——lehtarı olduğu—– Şubesine ait 25/04/2019 keşide tarihli,—– numaralı 4.747,36 TL bedelli çeki, ——-Adlı şirketin yetkilisi olan——- müvekkilden almış olduğu mala karşılık ödeme olarak müvekkile vermiştir. ——. Adlı şirketin yetkilisi olan —— müvekkil işte olmadığı bir sırada müvekkilin —— bulunan iş yerine gelmiş ve almış olduğu paletlere karşılık olarak davaya konu olan çeki müvekkilin çalışanı olan ——- bırakmıştır. Müvekkil de almış olduğu çeki,——-Şubesinde takasa ibraz etmiştir. Çekin vadesi geldiğinde bankadaki yetkililer müvekkili arayarak çekin karşılığının bulunmadığını ve ——–Asliye Ticaret Mahkemesinin ——- Esas dosyası üzerinden konulan ödemeden men yasağı gereği çek hakkında işlem yapılamadığını bildirmişlerdir. Müvekkilde bunun üzerine ——–Şubesine gitmiştir, banka çalışanları davaya konu olan çeki müvekkile iade etmişlerdir. Müvekkil, banka yetkililerinin kendisine çeki iade etmesi üzerine; davaya konu olan çeki alarak çeki kendisine veren ——– adlı firmasına gitmiş ve ——– kendisine verdiği çekin karşılığının bulunmadığını, çek ile ilgili ödemeden men yasağı bulunduğu söylemiş ve alacağını istemiştir.——– dava konusu olan çeki müvekkilden almış ve çeki kendisine veren kişiye durumu sorup en kısa zamanda geri döneceğini, müvekkilin parasını ödeyeceğini belirtmiştir. Ancak müvekkil sonradan tüm aramalarına rağmen ——–ulaşamamıştır. Sayın mahkemenizden çeki, ——– teslim alan müvekkilin çalışanı olan ——-tanık olarak dinlenmesini talep ederiz. Müvekkil, ———- adlı kişinin kendisine verdiği davaya konu olan çekin çalıntı ve/veya sahte olduğunu bilmeden almıştır. Hayatın olağan akışında müvekkilin davaya konu olan çekin çalıntı ve sahte olduğunu bilmesi mümkün değildir. Müvekkil ——– davacı şirketi ve davaya konu olan çeki keşide eden ——— ve şirket yetkililerini tanımamaktadır. Müvekkilin davacı şirket yetkilisinin cüzdanın ve içindeki çeklerin çalındığını, çeklerin üzerine sahte ciro yapıldığını bilmesi mümkün değildir. Ayrıca müvekkil hukuken de davaya konu olan çekin çalıntı ve/veya sahte olduğunu bilmesi gereken kişilerden de değildir. Davacı vekili dava dilekçesinde “Çek üzerinde ciranta olarak gözüken ——–yetkilisi tacir olmakta beraber lehtar olarak alacağı çeki basiretli bir iş adamı gibi inceleyip yetkili kişiden teslim alıp almadığını kontrol etmek zorundadır. Bu sorumluluğunu yerine getirmeyerek şüpheye yol açmıştır. Zira——–Şirketi bu çeki ciranta olarak teslim alırken ne ticari ilişki içerisinde alındığı ve ne sebeple alındığı bilinememektedir. Bu durum karşısında——-Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun işlenmesinden dolayı ——-soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunulmuştur.” şeklinrtmiş olmasına rağmen her nedense davayı müvekkile karşı açmıştır. Davacının elinden çalınarak çıkan çek, ilk olarak başka şirket ve kişiler tarafından kullanılmış olmasına, müvekkilin çekin hamili ve sonuçta eylemden gerçekten zarar gören tek kişi olmasına rağmen; davacı taraf her nedense davayı müvekkile karşı açmışlardır. Halbuki iş bu çekten dolayı alacağını tahsil edemeyen müvekkilin keşideciye ve cirantalara karşı iş bu davayı ikame etmesi gerekirdi fakat müvekkil karşı tarafın da mağdur olduğunu düşünerek sadece kendisine çeki veren ——— ulaşmış ve mal satımından kaynaklanan alacağını tahsil etmeye çalışmıştır. Müvekkil iyi niyetli olup başından beri iyi niyetli davranmıştır. Banka yetkilileri çeki müvekkile iade edince, müvekkil de hiç düşünmeden çeki doğruca aldığı kişiye götürmüş ve kendi alacağını talep etmiştir. ——, müvekkilden çeki talep edince, müvekkil bunda herhangi bir beis görmemiş, çeki —— iade etmiştir. Müvekkil de bu durumu C.Savcılığında açıkça söylemiştir. Davaya konu olan çek müvekkilin elinde olmuş olsa idi müvekkil bu çeki C.Savcılığına teslim ederdi. Müvekkilin elinde olan çek aslını C.Savcılığına tesliminden kaçınacağı, ne hukuki ne de cezai herhangi bir korkusu ve şüphesi yoktur. Müvekkil, C.Savcılığında ki ifadesinde, ——–aldığı çeki ciroladığını ve bankaya takasa koyduğunu belirtmiştir. Bu nedenle çek üzerinde müvekkile atfen bulunan imza zaten müvekkile aittir. Davacı taraf ise müvekkilin bu beyanlarına itibar etmemiş; müvekkilin elinde ki çeki C.Savcılığına vermediği kanaati ile sayın mahkemenize iş bu davayı açmıştır. Davacı taraf, müvekkilin C.Savcılıktaki beyanlarına ve——-Cumhuriyet Başsavcılığı——- soruşturma nolu soruşturmasına itibar etmemiştir ki sayın mahkemenize dava açarak, Savcılık kanalı ile bulunamayan çek aslını kendisi bulmaya çalışmakta, adeta müvekkilden kendisinde olmayan çeki yaratmasını beklemektedir. Davacı vekilinin suç duyurusu üzerine müvekkil——-C.Başsavcılığının —— soruşturma numaralı dosyasında şüpheli sıfatı ile ifade vermiş ve bu ifadesinde ——yetkilisi olan——-kullanmış olduğu——– telefon numaralarını bildirmiştir. Cevap dilekçemizin ekinde sunmuş olduğumuz ——Odasına bağlı olarak faaliyet gösteren ——– kuruluş bildirgesi, ana sözleşmesi ve şirket yetkilisinin ——-olduğu açıkça belirtilmiştir. Sayın mahkemenizden——yazı yazılarak ——-yetkilisi olan——–açık kimlik bilgilerinin istenmesini ve bu kişinin tanık olarak dinlenmesini ve davanın bu kişiye ihbarını talep ederiz. Davacı taraf, davaya konu olan çekin müvekkilde olduğundan bahisle çekin istirdatı için müvekkile karşı dava açmış ise de; müvekkil Savcılık aşamasında ve tüm aşamalarda davaya konu olan çekin kendisinde olmadığını, kendisinin çeki ——- iade ettiğini açıkça belirtmiştir. Müvekkil bugüne kadar ne alacağını ne de çek bedelini tahsil etmeye çalışmamıştır. Müvekkil davaya konu olan çek ile ilgili olarak ne keşideciye, ne cirantalara ne de davacılara karşı herhangi bir talepte bulunmamıştır. Müvekkil, davaya konu olan çekin verilmesine neden olan alacağı ile ilgili olarak sadece ——. ve yetkilisi olan —– talepte bulunmuştur. Müvekkil, ———ulaşamadığı, çek de kendisinde olmadığı ve firmadan da herhangi bir şekilde alacağını tahsil edebileceğini düşünmediği için; alacağı olan tutar ile ilgili olarak ne bir takip başlatmış ne de dava açmıştır. Bu nedenle müvekkilin elinde olmayan çekin müvekkilden istirdatı için dava açan davacının davasının hukuki bir dayanağı yoktur. İş bu davada müvekkilin davalı olarak taraf bulunmasını gerektiren bir neden yoktur. Pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğundan müvekkil hakkındaki davanın reddi gerekmektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde netice i talep kısmında “Davalının ilgili çeki icra takibine koyması ve çeki tahsil etmesi durumunda telafisi mümkün olmayan zarar söz konusu olacağından bu zarara sebebiyet vermemek adına davanın devamı sürecinde Ödeme Yasağı Kararının Devamına, ve her türlüicra takibinin İhtiyadi Tedbir Yoluyla Durdurulmasını” talep etmiş ise de davacının bu talebinin de hukuki bir dayanağı ve mantığı yoktur. Davaya konu olan —— Şubesine ait 25/04/2019 keşide tarihli——– numaralı 4.747,36 TL bedelli çekin vadesi 25.04.2019 tarihi olup çek de zamanaşımı üç yıldır. Davaya konu olan çek 25.04.2019 tarihinde bankaya ibraz edilmiş olduğundan 25.04.2022 tarihinden sonra zamanaşımına uğramış olacaktır. Davacı taraf, ——-. Asliye Ticaret Mahkemesine açtığı —–Esas,——– Karar numaralı dosya ile açtıkları çek iptali davası sırasında çekin bankaya ibraz edildiğini öğrenmelerine rağmen o tarihte çekin hamili olan müvekkile dava açması gerekirken müvekkile dava açmamış; aradan yıllar geçtikten sonra, çekin zamanaşımına uğramasına neredeyse bir ay kala iş bu davayı açmıştır ki bu da davacı tarafın kötü niyetli olduğunu ve dava tehdidi ile müvekkili huzursuz etmeyi amaçladığını göstermektedir. Ayrıca davacı taraf, lehtarı olduğu bir çekin kendi rızası ile elinden çıktığından bahisle çekin istirdatını ve çek hakkında ödeme yasağı konulmasını talep etmiştir ki; davacı, davaya konu olan çekin keşidecisi değil, kendisine müracaat edilen cirantası da değildir. Zamanaşımına uğramasına bir ay kala, çek hakkında dava açan davacının da iş bu davayı açmakta hukuki bir yararı yoktur. Öte yandan, TTK’nın 792. Maddesinde de belirtildiği üzere çekin istirdatı için gereken şartlar ” (1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde belirtilmiştir. Çekin istirdatı için davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilin kötü niyetli olduğu veya olabileceği ile ilgili tek bir delil sunmadan, müvekkilin kötü niyetine ilişkin olarak somut bir ibare bile belirtmeksizin müvekkilin kendisinin iyi niyetli olduğunu ispatlamasını ve müvekkilin C.Savcılığında çekin kendisinde olmadığını belirtmesine rağmen müvekkilden çekin teslimini talep etmektedir. İş bu davada çeki bankaya ibraz eden müvekkilin çeki edinme nedenini ve çeki kime neden teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlü olmadığı yerleşik Yargıtay içtihatlarında da özellikle vurgulanmaktadır. Zira çekte mücerretlik ilkesi egemendir——- Karar sayılı içtihadında; ” Dava, 6102 sayılı TTK’nın 792. (6762 sayılı TTK’nın 704.) maddesi uyarınca rıza hilafına elden çıkan çekin istirdatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790’ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava konusu çekin dava dışı ——– teminat çeki olarak alındığı ve bu çekin kaybedildiği ileri sürülmüş, dava dışı şirket yetkilisi tarafından ise çekin davacı şirkete verildiği, davalı ile aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı ve çekin davalıya verilmediği beyan edilmiş ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ile dava dışı şirket kayıtlarının birbirini doğruladığı belirtilmiş ve mahkemece de bu deliller esas alınmak suretiyle davanın kabulü ile dava konusu çekin istirdatına karar verilmiş ise de, davacının davalı tarafın çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat ettiğinden söz edilemez. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi nazara alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.” Şeklindedir. Davacının iddiasını müvekkil yönünden kabul etmemekle birlikte belirtmek gerekir ki, yargısal kararlara da yansıdığı üzere ciro zincirindeki bir imzanın sahte olması veya yetkisiz bir kimse tarafından atılmış bulunması, ciro zincirini bozmaz. Şeklen hak sahibi görünen kişiden çeki iktisap eden kimse kötü niyetle veya ağır kusurla davranmamış olduğu takdirde, bu kazanımı korunur (TTK m. 792). Müvekkilin yaptığı ticari faaliyet kapsamında çekin iktisabında kötüniyeti veya ağır kusurlu bir davranışı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere kötüniyetli hamil ile kastedilen çeki çalan, gasp eden veya bu durumu bilerek ya da bundan emin olmasa da şüpheli koşullar altında çeki devralan kişidir. Ağır kusur ile kastedilen ise, hamilin çeki iktisap ederken ticari yaşamda kendinden beklenen özeni göstermemesidir. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere müvekkilin davada kötüniyet veya ağır kusur durumu bulunmadığından davanın esastan reddi de gerekmektedir. Müvekkil ticaret ile iştigal eden gerek sosyal, gerekse iş çevresince bilinen, saygın bir kişidir. Davacı vekilinin iddia ettiği hususlardan yani çekin lehtarın elinden rızası dışında çıktığına, çekin lehtardan sonra bir başkasının çekte sahtelik yaptığına/sahte imza attığına dair bir bilgisi ve haberi bulunmamakta olduğu gibi kötüniyeti veya ağır kusurundan da yoktur. Ticaret yaptığı kişi alacağına karşılık ofisine bırakmıştır. Kaldı ki çekin bedeli 4.747,36 TL gibi oldukça düşük bir tutardır. Böylesi düşük bir bedele konu çekte iddia edilen hususların yapılacağının öngörülmesi hayatın ve ticaretin gerçeklikleri ile örtüşmemekte olup, müvekkil kötüniyetli veya ağır kusurlu değildir. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle ve sayın Mahkemenizce de resen gözetilecek nedenlerle; Müvekkile karşı açılan haksız davanın ve davacı tarafın tüm taleplerin reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmes” talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, kambiyo senetlerinden (çek) kaynaklanan menfi tespit ve çekin iadesine dair istirdat davasıdır.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, icra dosyası celp edilerek incelenmiş, taraf ve cirantaların—— kayıtları getirtilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.Dava konusu uyuşmazlığın; davaya konu çekteki ciro silsilesinin bozulup bozulmadığı, davalının çeki kötü niyetle veya ağır kusurla ele geçirip geçirmediği, davacının davalıya çek tutarı kadar borçlu olup olmadığının tespiti ile istirdat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.——-Vergi Dairesi’nden gelen cevabi yazıya göre; davalı ——01/06/2000 tarihinde gerçek usulde vergi mükellefiyetinin bulunduğu, 31/12/2001 tarihinde mükellefiyet kaydını kapattığı anlaşılmış, bu konuda beyanda bulunmak için davalı vekiline süre verilmiş, davalı vekilinin yazılı beyanı ile, davalı ——- keşide tarihinde sigortalı çalışan olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
Davalı vekilinin, davaya konu——Şubesi’ne ait, 25/04/2019 keşide tarihli, —— nolu 4.747,36 TL bedelli çeki, müvekkili —— sattığı mallara karşılık——-aldığını beyan etmesi ve bu şirketin çekte ciranta olarak görünmemesi nedeniyle, şirketin —— kayıtları istenmiş, ——-Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 14/10/2022 tarihli cevabi yazısına göre; bu şirketin ne davalı ile, ne de davalıdan önceki ciranta olan ‘——-ile ticari ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, toplanan deliller ile vergi dairelerinden gelen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu——Şubesi’ne ait, 25/04/2019 keşide tarihli, —— nolu 4.747,36 TL bedelli çeki —–ibraz eden davalı—— vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, davalı vekilinin yazılı beyanında davalının keşide tarihinde sigortalı çalışan olduğunu beyan ettiği, yine cevap dilekçesinde, çeki dava dışı—–‘ sattığı mallara karşılık aldığını beyan ettiği, ancak çekteki ciro silsilesinde ‘—— bulunmadığı, davalıdan önceki cirantanın ——–olduğu, bu itibarla çekteki ciro silsilesinin bozulduğu, davalının iş yaptığını beyan ettiği şirketin cirosu bulunmadan çeki almış olmakla, çeki iktisabında ağır kusurlu bulunduğu anlaşılmakla; davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
-Davacının —— Şubesi’ne ait, 25/04/2019 keşide tarihli,——- nolu 4.747,36 TL bedelli çekin yasal hamili olduğunun tespiti ile çekin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 324,29TL harcın, davacı tarafından yatırılan 81,08TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 248,21‬ TL’nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 81,08TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 55,75TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 4.747,36TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,6-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde——- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.