Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/865 Esas
KARAR NO : 2023/170
DAVA : Alacak ( Ortaklık Hissesinden Doğan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 01/03/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak ( Ortaklık Hissesinden Doğan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin davalı —— ortakları olduğunu, müvekkilleri ile davalıların —–İlçesi,—–. 8502 Ada, —– nolu parselde bulunan taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat işi yapmayı kararlaştırdıklarını ve müvekkili—– sahibi olduğu —– sahibi ve yetkilisi olduğu —— 27.06.2018 tarihinde kurduklarını, —— firmasının durumunun kötüleşmesi sebebiyle ve müvekkili ——-anılan şirkette hissedar olması sebebiyle mevcut şirkete ve projeye zarar gelmemesi adına tarafların 16/09/2020 tarihinde toplantı yaptıklarını, müvekkili——- inşaattan ayrılma şartlarına dair taraflar ve şahitler huzurunda anlaşma yapıldığını, anlaşmaya göre müvekkili ——inşaat bitimi neticesinde oluşacak olan—— nolu dairelere karşılık gelecek arsa hissesinin kendisine tapuda satılması ile birlikte davalı—— şirketine) devrederek ortaklıktan ayrılacağı hususlarının taraflarca kararlaştırıldığını, müvekkilleri tarafından davalı şirkette yer alan hisselerin davalı ——- 29/04/2021 tarihinde devredildiğini, resmi ortaklıktan çıkılarak gayri resmi – gizli ortak olarak kalınmaya devam edildiğini, davalı tarafça müvekkilinin söz konusu projeden dışlandığını, paylaşılması gereken bilgilerin gizli tutulduğunu, proje gelirlerinden müvekkilinin mahrum bırakıldığını, taraflar arasındaki ortaklığın adi ortaklık olduğunu, müvekkilinin protokol gereğince ortaya koyduğu sermaye gereğince hak sahibi olduğunu, yapılacak olan tüm dairelerden hak sahibi konumunda bulunduğunu, müvekkili tarafından dava konusu projeye ait giderlerin üstlenildiğini, yapılması gereken ödemelerin yapıldığını, yapı ruhsatı alındığını, davalı şirket sahibi —— yüklü miktarda para gönderildiğini, dava konusu projenin bittiğini ve davalı——tarafından satış işlemlerine başlaması nedeniyle dava sonucunda müvekkillerinin haklarına kavuşmasının imkansız hale gelebileceğini, davalı şirketin mallarını kaçırma gayretinde olduğunu belirterek öncelikle müvekkillerinin haklarının korunması adına gerekirse Mahkemenizce belirlenecek bir teminat mukabilinde davalı —— şirketinin hak ve alacakları ve özellikle dava konusu —— 8502 Ada, 11 parselde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılması kararlaştırılan daireler üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine,—–8502 Ada, 11 parselde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılması kararlaştırılan dairelerin 3. Şahıslara satılmasının önüne geçilmesi amacıyla satılamaz yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, şimdilik 1.000.000,00 TL olarak belirtilen ancak 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi hükmünce yargılama neticesinde, davalı şirketin defterleri, projeye ilişkin tapu kayıtları, banka hesapları, vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi ile belirlenecek olan alacağın ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden——firmalarının birleşmesiyle 2018 yılında kurulduğunu, şirketin tek yetkilisinin davacı —– olup bu kişinin aynı zamanda davacı —– firmasının da yetkilisi olduğunu, iddia edilenin aksine ——- şirkete para ödemesi yapmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen faturaların aslında müvekkili ——- firmasının başlattığı inşaatlar için alınmış olan demir faturaları olduğunu, davacı —— usulsüzlük yapıp——inşaat için alınmış demirin faturalarını sanki—–firmasının müvekkili —— firmasına demir satmış gibi göstererek düzenlediğini, yani davacıların ortağı oldukları müvekkili—— dolandırmaya çalıştıklarını, işbu faturalara itiraz ettiklerini, 2018 yılında her iki şirketin tek yetkilisi olan ——aslında kendi kendine fatura kesip bu alacaklarını şu anki şirketin yetkilisi —— yansıtmaya çalıştığını, müvekkili şirketlerin yetkilisi olan ——faturalardaki bedelleri gerek davacı —– şahsi hesabına gerekse —– şirketinin hesabına fatura tarihlerinde gönderdiğini, 583.990,00 TL.tutarındaki ödemenin —— gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını ancak bu iddiaya karşılık davanın tüzel kişiliğe açıldığını, bu yüzden husumet itirazlarının bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödemelerin gönderilmesi halinde de tamamının —– Projesi için kullanıldığını, dava dışı —– tarafından da davacı —— 650.000,00 dolar para gönderildiğini, davacının yoklukla sakat olan protokole dayanarak talepte bulunduğunu, bir an için protokolün varlığı kabul edilse dahi protokolün geçersiz olduğunu, protokolün varlığının istişare şartına tabi tutulduğunu ancak geçerliliğe ilişkin istişare yapılmadığını, protokolde ortaklığa ilişkin kesin bir sözleşmenin varlığından da söz edilmediğini, yapılan pay devrinin kanuni şartlara uygun olarak yapıldığını, dolayısıyla davacıların şirket ortaklığından bahsedilemeyeceğini, TTK.da gizli ortaklık şeklinde bir ortaklık türü bulunmadığı gibi davacılar tarafından şirkete konulmuş bir sermaye de bulunmadığını, davacının gizli ortaklığa dayalı tüm taleplerinin—— Asliye Ticaret Mahkemesi ——esas sayılı dosyada reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile alacak davasıdır. Davacı yan davalı şirketin gizli ortağı olduğunu aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu belirterek ortaklığa konu inşaattaki dairelerin satışından elde edilen/edilecek gelirden hissesine düşen kısmın tahsilini talep etmektedir. Davalı ise gizli ortaklık ilişkisini kabul etmeyip davanın reddini savunmuş aynı zamanda ——sayılı dosya yönünden derdestlik itirazını ileri sürmüştür——- esas sayılı dosya ile mahkememiz dosyasının taraflarının aynı olduğu, davacı tarafça aynı iddiaların (gizli ortaklık) ileri sürüldüğü, bu kapsamda——- dosyasında şirket ortaklığının devri nedeniyle tapu iptal tescili, olmadığı takdirde taşınmaz bedellerinin tespit ve tahsili için talepte bulunulduğu bu haliyle derdest davadan bahsedilemeyeceği ancak mahkememiz dosyasında aynı gizli ortaklık iddiasına dayalı olarak adi ortaklık kapsamında hissesine düşecek miktarın tespiti ve kendisine ödenmesi yönünde talepte bulunduğu bu itibarla dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu tespit edilmiştir. HMK 166. maddesinde davaların birleştirilmesi hususu düzenlenmiş olup aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her aşamasında talep üzerine yahut mahkemece kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemedeki dava ile birleştirilmesi mümkündür. Davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olması durumunda bağlantının var sayılacağı da aynı maddede kabul edilmiştir. Mahkememizce her iki dosyanın taraflarının aynı olması ve aynı iddiaların ileri sürülmüş olması nedeniyle dosyalar arasında bağlantı olduğu kabul edilmiş usul ekonomisi ilkeleri de gözetilerek daha sonra açıldığı anlaşılan mahkememizdeki dava dosyasının ——– esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememiz dosyasının ——- esas sayılı dosya ile birleştirilmesine,
Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Yargılamaya birleştirilen dosya üzerinden devam edilmesine,
2-Yargılama harç ve giderlerinin birleştirilen dosyada değerlendirilmesine,
Dair esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere davacılar vekili ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.