Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/783 E. 2023/630 K. 05.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/783 Esas
KARAR NO : 2023/630

DAVA : Menfi Tespit (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/02/2021
KARAR TARİHİ : 05/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Silivri İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı icra takibi başlatıldığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğu gibi davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında kira ilişkisi dışında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin … ’na çevireceği iş yerini içinde bulunan demirbaşlar ve yıllık kira bedeline karşılık 60.000,00-TL bedel ile davalı taraftan kiraladığını, demirbaşlara ilişkin anlaşmanın kira sözleşmesinde yer aldığını, zira demirbaşların kiraya verenden değil bir önceki kiracıdan devralındığını, 60.000,00-TL bedelin sebebinin de hem yıllık kira bedeli hem de dükkandaki demirbaşlar olduğunu, 64.000,00-TL bedel için davalı tarafından müvekkilinden, bir önceki kiracı … den ve kefil olan müvekkilli …’den boş kağıda imza vermek sureti ile teminat istendiğini, müvekkilinin kira ilişkisinin gerçekleşmesi için işbu hususu mecburen kabul etmek zorunda kaldığını, ayrıca bir borç altına girebileceği ihtimali konusunda hukuki bilgisizliğinden faydalanmak sureti ile davalı tarafından kötü niyet ve hile ile müvekkilinden imza alındığını, Bir önceki kiracının da senetlerde geçmesinin sebebinin kiralayanın bir önceki kiracı ve müvekkillerinin aralarında anlaşmasını ancak o halde iş yerini müvekkiline kiralayabileceği beyanından dolayı gerçekleştiğini, boş kağıda atılan bu imzalar sonrasında davalı tarafından bilgisayar ortamında doldurularak kambiyo senedi haline getirildiğini ve huzurdaki davanın konusunu oluşturan bonoların tahsili için icra takibine konulduğunu, senetlerin kiralayanın alacaklı olduğu şekilde doldurulduğundan yalnızca bu hususun dahi beyanlarını ı kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkillerinin işbu icra takibi dolayısı ile borçlu olmadığı bir bedelden dolayı mağduriyetinin söz konusu olduğunu, zira müvekkilinin kira ilişkisi devam ederken 1 yıllık sözleşme yapılmasına ve iş yerine girerken yaptığı tüm masraflar da üzerine kalmasına rağmen kiralayan tarafından 3 ay içinde iş yerini boşaltması istenildiğini, müvekkilinin iş yerini boşaltmasına ve içindeki demirbaşları da borcuna karşılık kiralayana bırakmasına ve 21/08/2019 tarihinde taraflar birbirlerini ibra etmesine rağmen müvekkilli aleyhine kötü niyetle icra takibi başlatıldığını, iş bu ibranamenin tarihinin 21/08/2019 olduğunu, bu tarihten sonra karşı tarafın müvekkilini açıkça ibra etmesine rağmen ve 29/04/2019 düzenlendiği senetlerden de açıkça belli olan toplamda 64.000,00-TL bedeli bulan senetleri icra takibine koyduğunu, İş bu senetlerin ibraname uyarınca bedelsiz kaldığı ortada olmasına rağmen müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, senetlerde yapılan resmi belgede sahtecilikten dolayı savcılığı da bilahere suç duyurusunda bulunulacağını, mahkememizce yapılacak yargılamada sübuta ereceği üzere mezkur bonoların müvekkili davacı tarafından keşide edilmemiş olup müvekkili davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Senetle ispat kuralının istisnası olan delil başlangıcı ve delillerin mahkemeye sunulduğunda tanık dinletme talepleri olduğunu, Huzurdaki davanın konusu olan kambiyo senetlerinde ayrıca malen kaydı bulunduğunu, Malen alındığı ileri sürülen bu senetlerin karşılığında müvekkiline hiçbir mal teslimi yapılmadığını, aksine ibranamede görüldüğü üzere kiralananda bulunan demirbaş eşya kiralayan davalıya bırakıldığını, müvekkilleri tarafından Silivri …İcra Hukuk Mahkemesi’nin … sayılı dosyasından yapılan itirazın reddedildiğini, ancak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden iş bu dava ikame edildiğini, açıklamış oldukları tüm sebepler dolayısı ile yargılama neticesinde icra takibine konu senetlerin iptaline, müvekkillerimin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı taraf aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu açıklana nedenlerle menfi tespit davalarının kabulü ile Silivri İcra Müdürlüğü’nün … E. Sayılı icra takibine konu bonoların iptaline, Davacı müvekkillerinin davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, Davalının alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemesini olduğunu, dava dilekçesinde, iddia edilen hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, iddia edilen hususların hiçbir zaman gerçekleşmemiş olduğunu, davacı dilekçesinde boş kağıtlara imza atıldığından söz ettiğini, gerek kira sözleşmesi gerek senetlerin bilgisayarda hazırlanmış olup imzalar dışında elle doldurulmuş bir bölüm bulunmadığını, davacının imzalamış olduğu senetlerin boş kağıda imza atılıp doldurulmasının mümkün olmadığını, senetlerde … `inde imzası bulunduğunu, … inde müvekkiline borçlu olduğunu, bu nedenle takibe konu senetlerin 01/05/2019 tarihli kira sözleşmesi ile bir bağlantısı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Silivri İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası, yemin delili, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, silivri icra müdürlüğünün … esas sayılı takip dosyasına konu senetten kaynaklı davacının senedin kira ilişkisi kapsamında boş kağıda imza atılması sureti ile teminat olarak verildiği, davalı tarafından sonradan doldurulmak sureti ile kambiyo senedine çevrildiği iddiaları ve bu nedenle bu senetten kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti, bonoların iptali ve kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili yemin deliline dayandığından davacı vekili tarafından hazırlanan yemin metni davalıya tebliğ edilerek yemin için 10/04/2023 tarihli duruşmada hazır olarak yemin beyanında bulunduğu beyanında; ben ve oğullarım tarafından kira bedelinin teminatı olması için davacılardan boş kağıda/senede imza atmalarını istemediğime, Avukat olan oğlumun ofisi bu kiralanan dükkana yakın denilerek davacılar zorla oraya çıkartılıp iki oğlum var biri de avukat diye korkutularak baskı ile boş kağıda imza alınmadığına, Davacılarla aramda dava konusu iş bu kira ilişkisi dışında başka bir ticari ilişki olduğuna, Dükkan kirasının miktarını da belirleyen dükkandaki demirbaşların davacılar tarafından eksiksiz teslim edilmediğine, 64.000,00-TL tutarındaki icra takibine konu senetlerin muhatabı ve borçlusunun davacılar olduğuna, Davacıların bana bizzat senet düzenleyip verdiğine, Dosyasına sunulan 21/08/2019 tarihli ibranamedeki imzanın bana ait olmadığına, Davacılar ile anlaşılmasına ve ibraname imzalanmasına rağmen senetlerin icra takibine haksız olarak konulmadığına, Dükkanda tamamen bırakılan demirbaşların sonradan dükkanı kiralayan cevher lokantası tarafından halen kullanılmadığına, Davacıların kiralanan dükkanı kullanması süresinin 3 ay olmadığına, Davacılardan dava konusu borca karşılık hiç ödeme alınmadığına namusum şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim “ dedi.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki “kambiyo ilişkisi” olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve … E., … K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K. )
Bonoda bedel kaydı bononun zorunlu unsurlarından bulunmadığından bedel kaydının yer alıp almaması bononun geçerliliği yönünden önemli değildir. Bedel kaydı bulunmayan bono mücerret (soyut) bir borç senedidir. Malen, nakden veya teminat olarak düzenlendiği belirtilmeyen bononun bedelsizliğini ispat yükü bedelsiz olduğunu ileri süren borçludadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun … gün ve … sayılı kararına göre borç senedinde borcun sebebi gösterilmemişse, borçlu senetteki borç ikrarının bir sebebe dayandığını, bu sebebin gerçekleşmediğini ispat etmesi gerekir. Borçlu senedin bedelsizliğini HMK ‘nun 201.(mülga 1086 sayılı HUMK’nun 290.) maddesine göre ispat etmelidir. Bedel kaydı bulunmayan bononun bedelsiz olduğunun ispatında diğer tarafın açık muvafakatının bulunmaması halinde tanık dinlenemez. Bononun bedelsiz olduğunu başka deliller ile kanıtlayamayan borçlu alacaklıya karşı yemin teklif edebilir. Mahkemece yemin deliline dayanan borçluya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılır ve yemin teklifinde bulunma imkanı tanınır.
Somut olayda; bononun mücerret olduğu, bononun teminat bonosu olduğu veya bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davacının bu iddiasını ispatlayamadığı, davacı iddialarını ispatlayamadığından mahkememizce yemin delili hatırlatılmış olup, davalı yemini yukarıda belirtildiği şekilde eda etmiş olduğundan, yemin delilinin kesin delil olması göz önüne alınarak ve mahkememizce tedbir kararı verilmediğinden kötü niyet ve inkar tazminatına hükmedilmeyerek ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Reddine,
2-Şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 179,90 TL harcın davacı tarafça yatırılan 1.133,83 TL harçtan mahsubuyla bakiye 953,93 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 10.622,88 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK’nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı.. 05/06/2023

Katip …
e-imzalıdır

Hakim …
e-imzalıdır