Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/530
KARAR NO : 2023/549
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/07/2022
KARAR TARİHİ : 23/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından —–. İcra Müdürlüğü’nün —–. sayılı dosyasında 100.000,00 TL tutarındaki çek ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak çek üzerinde bulunan imzaların müvekkil şirket —– tüm pay sahibi ve tek yetkilisi olan müvekkili—– ait olmaması nedeniyle müvekkillerinin iş bu icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, öncelikle İİK 72/2 maddesi doğrultusunda icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik icra takibine konu çek bedeli olan 100.000,00-TL yönünden borçlu olmadığımızın tespitine, haksız ve kötüniyetli davalının takip dosyalarında bulunan alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak kötüniyet tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının imzası sahte düzenlendiğini iddia ettiği çek, ekte bulunan dekonttan da anlaşılacağı üzere dava dışı —– verilen borç karşılığı olarak dava dışı —–tarafından ciro edilerek müvekkile geldiğini, yani müvekkili işbu çeke gerçek bir hukuki ilişki kapsamında hamil olduğunu, çeke hamil olma sürecinde müvekkilinin hiçbir muvazaalı hareketi olmadığı gibi kötü niyeti de olmadığını, müvekkili de her hamil gibi keşide tarihinde iyiniyetli hamil olarak çeki bankaya ibraz ettiğinde muhatap banka tarafından söz konusu çeke karşılıksızlıkdır işlemi yapıldığını, davacı ile dava dışı—-karı koca olup şirketin tüm işleyişini vekaleten koca —- yürüttüğünü beyanla davacılar aleyhine —- İcra Dairesi —-Esas nolu İcra Dosyası ile icra takibine geçildikten sonra ihtiyati tedbir istenmiş olduğundan öncelikle davacıların bu taleplerinin reddine, aksi halde dosya kapak hesabı + % 15 ten aşağı olmamak üzere teminatın dosyaya yatırılmasını, usule ilişkin itirazları doğrultusunda davacılara gerekli mehillerin verilerek, söz konusu usuli eksiklikleri gidermesi aksi taktirde davanın usulden reddine, davalı müvekkili gerçek bir hukuki ilişki içerisinde söz konusu çeke iyiniyetle hamil olduğu için haksız ve hukuki dayanaktan yoksun huzurdaki davanın müvekkil açısından esastan reddine, davasında haksız ve kötüniyetli olan davacıların % 120’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetine ve % 10 dan az olmamak üzere cezaya mahkumiyetine, davacılar ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, aksi halde icra dosyası kapak hesabı + %15 ten aşağı olmamak üzere teminata, yargılama harç ve giderlerinin davacılar üzerinde bırakılarak, davalı müvekkili lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine (çek) dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı, davalı tarafından —-. İcra Müdürlüğünün —– esas sayılı icra takip dosyasına konu çekteki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep temiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, davaya konu çek aslı —-İcra Müdürlüğünün —- esas sayılı dosyasından celp edilerek yazı işleri kasasına alınmış—— sözleşme aslı celp edilmiş, davacının imza asılları bulunan çek asılları celp edilerek yazı işleri kasasına alınmış,—–Ticaret Sicili Müdürlüğünden tescil talepnamesi aslı celp edilmiş, incelenmiş, iade edilmiş, davacı şirketin ticari sicil kayıt bilgileri celp edilmiş, 08.05.2023 tarihli bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen 08.05.2023 tarihli raporunda özetle, “…1) İnceleme konusu çekte keşideci şirkete atfen atılmış imza ve arka yüzünde —- atfen atılmış ciro imzakı ile davacı şirkct yetkilisi ve şahsi davacı —– ait karşılaştırma imzaları arasında, imza incelemesinde kullanılan grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından İçok önemli farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların, mevcut karşılaştırma imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisi ve şahsi davacı .—– eli ürünü OLMADIĞI, 1) İnceleme konusu çekte keşidici şirkete atfen atılmış imza ve arka yüzünde .—-atfen atılmış ciro imzası ile —– Şubesi ve— Bankası —- Şubesi tarafından gönderilmiş, tahsil edilmiş oldukları belirtilmiş ve keşidecisi inceleme konusu çekle aynı şirket olan çeklerde keşideci şirkete atlen atılmış imzalar ve ——tarafından gönderilmiş olan Genel Satıcı Sözleşmesi’nde aynı şirkele atfen atılmış imzalar arasında grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından çok önemli uygunluk ve benzerlikler saptandığından, inceleme konusu çekte keşideci şirkete atfen atılmış imzanın ve arka yüzünde—-Atfen atılmış ciro imzasının, mukayese için gönderilmiş çeklerde ve —- tarafından gönderilmiş olan Sözleşme’de davacı şirkete atfen atılmış imzalar ile aynı el ürünü oldukları kanaatine varılmıştır…” yönünde görüşlerini bildirmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. (Yargıtay —–. Hukuk Dairesi’nin 20/03/2019 tarih——Sayılı kararı da bu yöndedir.)
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def’i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, HMK’nin 201.maddesinde düzenlenen miktardan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. (—-BAM—– HD. —- Esas —-karar sayılı ilamı)Davacı tarafından çekteki imza inkar edildiğinden davacılara ait imza incelemesine esas olacak belge asılları ile takip dosyasında bulunan ve incelemeye esas olan çek asılı ilgili yerlerden getirtilerek mahkememiz kasası içine alınmış, davacının imza örnekleri alınmış, icra dosyasından çek aslı getirtilmiş ve inceleme yapılmak üzere dosya grafolog bilirkişiye tevdi edilmiştir. Dosya kapsamına alınan 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu çekteki imzaların karşılaştırması sonucunda söz konusu imzaların davacıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı/borçlular, davalı/alacaklı ile arasındaki borç ilişkisini ve çekteki imzayı inkar etmektedir. İmza inkarı mutlak defi niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülmesi mümkündür. Bu itibarla davacıların çekteki imzaların davacı —- ait olmadığını yöntemince ispat etmesi gerekmekte olup ispat yükü davacı taraftadır. 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporununda dava konusu çekteki imzaların davacılara ait olmadığı belirtilmiş ise de aynı raporda —- Şubesi Ve —-Şubesi tarafından gönderilmiş —–ait keşidecisi inceleme konusu çekle aynı şirket olan ve tahsil edilmiş oldukları belirtilen —- ve —-seri no.lu çeklerde keşideci şirkete atfen atılmış imzaları ve —–tarafından gönderilmiş genel satıcı sözleşmesinin aynı şirkete atfen atılmış imzalar arasında benzerlik bulunduğu ve imzaların davacı ..—- eli ürünü olduğu açıkça tespit edilmiştir. Başka bir deyişle, davacı tarafından imzası inkar edilen dava konusu çek ile aynı banka ve şubeye ait daha önce ödenen —– nolu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.Türk Medeni Kanunun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Hakkın kötüye kullanılmasını; hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu olarak veya bir hakkın, yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması olarak da açıklayabiliriz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebiliriz. Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk B.K. hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay—-. HD. —- Karar sayılı ilamı)Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı dava konusu çekteki imzayı inkar etmiş olup çekteki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Ancak aynı banka ve şubeye ait daha önce ödenen—- ve —– nolu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu açıkça tespit edildiğinden davacının iş bu davadaki menfi tespit talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna kanaat getirilmiş, menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir.
Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. —– Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosyada, davacının benzer çeklerdeki imzasının aynı olmasına ve ödenmesine rağmen iş bu çek yönünden menfi tespit talebinin kötüniyetle yapıldığına kanaat getirilmiş, davalının tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 maddesi gereğince reddedilen icra takibine konu asıl alacağın %20’si oranında tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 179,90-TL ‘den davacı tarafça peşin olarak yatırılan (80,70-TL+ 1.751,96-TL) 1.832,66-TL harcın mahsubu ile artan 1.652,76-TL harcın harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.097,15-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde—-Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.