Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/149 E. 2023/458 K. 23.05.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/149 Esas
KARAR NO : 2023/458

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/2021
KARAR TARİHİ : 23/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı/borçlu şirket arasında tezahür eden ticari ilişki hasebiyle, davacı şirketin 256.060,00TL cari hesap alacağının bulunduğunu, davalı şirketin tüm sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen borcunu ödememesine istinaden aleyhine —–İcra Müdürlüğü’nün —-Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin —– Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —– Esas sayılı dosyası ile Konkordato davası açtığını, işbu davada davacı şirkete olan borcunu ikrar ettiğini, işbu konkordato davasının yargılanması neticesinde 08.01.2021 tarihli celsede, konkordato talep eden şirketin konkordato tasdik taleplerinin reddine ve borca batık olmadıklarından iflas kararı verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiğini ve tüm konkordato tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildiğini, mevcut durumda borçlu şirket hakkında verilen tüm konkordato tedbirlerinin kaldırıldığını ancak davalı/borçlu tarafın ödeme emri kendisine tebliğ edilmesi üzerine icra takip dosya borcunu ödeyeceği yerde davacının alacağını engellemek amacıyla icra takibine 24.09.2018 tarihinde haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, daha sonra borçlu şirketin —–Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —– Esas sayılı dosyasına sunulan 10.05.2019 tarihli Komiserlik tutanağında davacı firmaya kayıt tarihi itibariyle 256.060,00TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, borcunu kabul eden davalının sırf davacının alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla icra takibine haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu, bu nedenlerle davalı borçlunun—– İcra Müdürlüğü’nün—–Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazın iptali ile takibin avans faizi üzerinden devamına, davalı-borçlu şirketin haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle icra takip tutarı üzerinden en az %20 icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre yönünden itirazda bulunulduğunu, İcra ve İflas Kanunu 67. maddesine göre, itirazın iptali davasının itirazın alacaklıya tebliğinden başlayarak bir yıl içinde açılması gerektiğini, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, sürenin geçmiş olması durumunda davanın reddine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, —– İcra Müdürlüğü’nün —— esas sayılı dosyasına davalı şirketin 21.09.2018 tarihli ödeme emrine itiraz dilekçesi sunulduğunu ve işbu itiraz üzerine 24.09.2018 tarihinde takibin durdurulduğunu, davacının takibin durduğu 24.09.2018 tarihinden sonra da icra dosyasında işlem yapmaya devam ettiğini, dolayısıyla her ne kadar ödeme emrine itiraz dilekçesi tebliğ edilmemiş olsa da davacının itirazı öğrenme tarihi beraber değerlendirildiğinde, davacının bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davayı açtığının anlaşıldığını, işbu nedenle davanın süresinde açılmamasından bahisle davanın reddinin gerektiğini,—– İcra Müdürlüğü’nün——Esas sayılı dosyasına yapılan itirazda da belirtildiği üzere davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde her ne kadar “itirazın iptali ile bu şekilde takibin avans faizi üzerinden devamı” talep etmişse de, davalı tarafın bu talepleri kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında icra takibine konu olan faturalar nedeniyle herhangi bir ticari ilişkinin kurulmadığını, davacının takip öncesi söz konusu faturaları davalı şirkete tebliğ edip etmediğini, tebliğ ettiyse hangi tarihte kim tarafından tebliğ alındığının izaha muhtaç olduğunı, davacı şirketin takibe konu ettiği faturaları takip öncesi davalı şirkete tebliğ ettiğine dair bir iddiada bulunmadığını, bu nedenle icra takibinde yer alan borcun, faizin, faiz oranının ve ferilerinin davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle, davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatteyse davalı şirket aleyhine açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, hukuki niteliği itibariyle davacı tarafça başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Davaya konu —–. İcra Müdürlüğü’nün —– Esas sayılı icra dosyası ile—–. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —— Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır. İcra dosyasının incelenmesinde; 13.09.2018 tarihinde dosyamız davacısı tarafından dosyamız davalısı aleyhine 256.060,00-TL alacağın ticari avans faiziyle tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu şirket vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde; borçlu şirket için——. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ——. sayılı dosyası ile konkordato davasının ikame edildiği, 02.08.2018 tarihli karar ile borçlu şirkete geçici mühlet verildiği, bu geçici mühlet kararı ve İİK’nun 294. maddesinin açık
hükmü uyarınca geçici mühlet kararından sonra icra takibi yapılamayacağının açık olduğu, bu nedenle hacizlerin kaldırılması ve takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Hak düşürücü süre yönünden yapılan incelemede ; Konkordato mühleti verilmesiyle bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemeyecek (İİK m. 294, I) zamanaşımı süresi duracak, hak düşürücü süre korunacaktır. Buna karşılık, konkordato mühleti içinde yapılmasına cevaz verilen işlemler için bu kural uygulanmayacak ve ilgili süreler işlemeye devam edecektir. Konkordato mühleti içinde alacaklının itirazın iptali davası (İİK m. 67) açması yahut daha önce açılan bu davaya devam edilmesi mümkündür. Davaya konu icra takibi 02/08/2018 tarihli konkordato mühletinden sonra açılmış olup borçlunun itirazı ile durmuş, itiraz alacaklıya tebliğ edilmediğinden itirazın iptali davası açmak için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamamıştır. Konkordato davasında verilen 08/01/2021 tarihli karar sonrası icra dosyasından alınan 14/01/2021 tarihli ihtiyacı haciz kararı ile haciz işlemi yapılmış davacının itiraza vakıf olduğu anlaşılmış, iş bu itirazın iptali davasının 03/03/2021 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda özetle;” Davacı —–2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin zamanında ve usulüne uygun şekilde noter tasdiklerinin yapıldığı, davacı şirketin sunduğu cari hesap dökümlerinin ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu buna göre davacı şirketin ticari defterlerinin işbu davada delil niteliğine sahip olduğu, Davalı —–. vekili tarafından yerinde inceleme talebinde bulunulmuşsa da, davalı taraf vekiline iki kez e-posta gönderilmesine rağmen tarafına dönüş yapılmadığından ibraz edilmeyen davalı şirketin ticari defterlerinin incelenemediği, Davalı—— ticari defterlerini ibraz etmemiş olması sebebiyle, davacı şirketin ticari defterlerinin davacı şirket lehine delil niteliğine sahip olduğu kanaatine varıldığı, Davacı şirketin ticari defterlerine göre; 2018 ve 2019 yıl sonu itibariyle davalı şirketten 256.060,00-TL alacaklı olduğu, alacağın, davacı tarafın davalı şirkete 2018 yılında düzenlediği son 3 faturadan kaynaklandığı , her ne kadar davalı şirketin ticari defterleri incelenememiş olsa da, dava dilekçesi ekinde sunulan; davalı şirketin konkordato komiserlerince ve davalı şirketin kaşe ve imzası ile imzalanan 2019 tarihli tutanaklarda, davalı tarafça da davacıya 256.060,00TL borcun bulunduğunun kabul edildiği sonuç olarak, davacı tarafın davalıdan 256.060,00TL asıl alacak talebinde bulunmasında haklı olduğu kanaatine varıldığı” yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında ticari iş ilişkisinin olduğu, yapılan bilirkişi incelemesine göre davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini inceleme günü sunmadığı ancak davalı tarafın konkordato talep ettiği —-
–. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —– Esas sayılı dosyasında alınan raporlarla dava konusu alacağın varlığının belirlendiği ve davalı tarafça da davacıya 256.060,00-TL borcun bulunduğunun kabul edildiği, HMK 222. maddesi gereğince davalı tarafın defterlerini sunmaması ve davacı defterlerininde usulüne uygun tutulması nedeniyle davacı defterlerindeki kayıtların esas alınması gerektiği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 256.060,00 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile takibin aynen devamına karar verilmiş, alacak faturaya dayalı likit ve belirli olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE; Davalının —–.İcra Müdürlüğü’nün —— Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ İPTALİNE, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20’si tutarında 25.605,80-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 17.491,46-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 17.432,16-TL’nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 1.696,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davacı vekili lehine AAÜT göre hesaplanan 38.848,40-TL vekalet ücretinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.