Emsal Mahkeme Kararı Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1576 E. 2023/243 K. 06.04.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2014/1576 Esas – 2023/243
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2014/1576
KARAR NO : 2023/243

DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 16/07/2013
KARAR TARİHİ : 06/04/2023
K. YAZIM TARİHİ : 05/05/2023

Mahkememizde görülen Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili … A.Ş.in davalı Banka nezdinde muhtelif mevduat hesapları açtırdığı, bunlardan ilki … Bank … Şubesi nezdindeki, … numaralı TL hesabı olup … Bank’ın … tarafından devralınması neticesinde bir süre … … Şubesinde aynı hesap numarası ile devam edip ardından … Şubesi’nin kapanması ile … … Şubesi’ne devredildiği ve şuan … numaralı TL hesabına dönüştüğü, bir diğer hesabın ise … Bank hesabı olup … Bank’ın … tarafından devralınması neticesinde bir süre … … Şubesinde aynı hesap numarası ile devam ettiği ardından … Şubesi ‘nin kapanması ile ilgili hesapların … … Şubesi’ne devri ile şu an … numaralı TL hesabı haline dönüştüğü, müvekkili şirketin işlem güvenliği açısından yetkili hissedarları dışında hiçbir şahsa anılan hesaplar üzerinde tasarruf ve takip yetkisi tanınmadığı halde şirket çalışanlarından … tarafından şirket yetkililerinin bilgisi ve rızası dışında hesaplar üzerinde birçok işlem yapıldığı ve neredeyse tamamen boşaltıldığının tasadüfen tespit edildiği, bu arada konu hakkında bilgi vermesi istenilen adı geçene bir daha ulaşılamaması üzerine hakkında 23/11/2011 tarihinde … suç duyurularında bulunulmuş ise de, evinde intiharı üzerine suç duyuruları ile ilgili olarak takipsizlik kararı verildiği, … Şubesi nezdindeki …numaralı TL hesabı ile ilgili zarara sebebiyet veren usulsüz işlemlerin ise müvekkili şirket yetkilileri tarafından bir talepte bulunulmadığı halde nasıl elde edildiği bilinmeyen internet bankacılığı şifresinin kullanılması ve farklı belgelerde yer alan ıslak imzaların fotokopi ve benzeri yöntemlerle başkaca belgelere yerleştirilmesi suretiyle sahte belge oluşturulması ve bu belgelerin … … Şubesine faks çekilmesi suretiyle gerçekleştirildiği, Banka ve personelinin bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde … kadar kusurlu olduğu, müvekkili şirket ile akdedilen mevduat sözleşmelerine aykırı davranılarak bir güven kurumu olma özelliğinin gerektirdiği özeni göstermeyerek müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verildiği, bunun üzerine …. Noterliği nezdinde keşide olunan 18/01/2012 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamede Banka’dan 06/01/2009 – 30/09/2011 tarihleri arasındaki dönemlere ait hesap ekstreleri istenilerek bankanın kusuru sebebiyle ortaya çıkan müvekkili şirket zararlarının gidermesinin talep edildiği halde Banka tarafından …. Noterliği aracılığıyla gönderilen 03/02/2012 tarih ve … yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede bu konuda hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının bildirildiği, bu arada Şirket’in zarara uğramasına yol açtığından şüphelenilen ve işbu davanın da tarafı konumunda olan bir kısım banka personelleri hakkında … suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın … sayılı dosya üzerinden halen devam ettiği devam ettiği, müvekkili şirket tarafından davalı Banka’ya yatırılan paraların 5411 sayılı Bankacılık Kanunumun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesi kapsamında olup Zira anılan maddede mevduat “Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, islendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para” şeklinde tanımlandığı ve taraflar arasındaki bir sözleşme olduğunu gösterdiği ve mevcut davanın konusunu da sözleşmeye aykırılıklar oluşturduğu, davalı bankanın müvekkili şirket ile arasında mevcut bulunan mevduat sözleşmelerine aykırı olarak şirkete ait parayı güvenle muhafaza edemeyip aksine ağır kusurlu eylemleri ile nezdindeki hesaplarda bulunan mevduatın şirketin bilgi ve rızası olmaksızın üçüncü kişilerin hesabına aktarılmasına imkan sağladığı, müvekkili şirketin … Bank … Şubesindeki … ve …numaralı TL hesaplarından 09/02/2009 – 30/10/2011 tarihleri arasında şirketin bilgisi ve rızası dışında usulsüz olarak üçüncü kişilerin hesaplarına paralar aktarıldığı, bu nedenle internet bankacılığı şifresi talep formunda yer alan imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmayıp, anılan formların davalı Banka’nın huzurda imza alması gereken işlemlerde dahi sahte imzalı belgelere ve sahte faks talimatlarına dayalı olarak işlem tesis ettiğini gösterdiği, faks talimatlarında şirket yetkililerinden hiçbir suretle teyit de alınmadığı gibi bu talimatlarda yetkililerin imzalarının da bulunmadığı, dolayısıyla yapılan bu usulsüz işlemlerle şirketin zararlara uğramasına sebep olunduğu için bankanın verdiği zararın tazmininden sorumlu olduğu, ayrıca personellerinin eylemlerinden 818 Sayılı Borçlar Kanununun 100. maddesi anlamında da sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı Türk Ekonomi Bankası A.Ş. ve personelinin sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde müvekkili … A.Ş.’nin uğramış olduğu zararın şimdilik 100.000,00 TL’lik kısmının 27/01/2012 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davalı bankanın sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde müvekkili şirketin uğradığı 20.000,00 TL manevi tazminatın da 27/01/2013 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkili şirke’e ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; , Açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak olmadığından “fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak.. ibaresi ile kısmi dava açılmasının HMK’da düzenlenen hükme ve hukuka açıkça aykırı olup davanın usul yönünden reddedilmesi gerektiği, kaldı ki yine davacı yan tacir olup davaya konu hesaptan bilgisi ve rızası dışında ne kadar bedel tahsil edildiğini bilmesi gerektiği, esasa ilişkin itirazlarında, bununla birlikte davacı yan her ne kadar dava dilekçesinde havale/EFT işlemlerinin müvekkilce yapıldığını belirtmişse de gerek görev tanımları gerekse müvekkilinin yetkileri incelendiğinde davacının iddia ettiği şekilde havale/EFT işlemleri yapama yetkisinin bulunmadığı, dava dilekçesinde internet bankacılığı şifresi talebinde bulunulmadığı halde, banka çalışanlarının kusurlu işlemleri nedeni ile … isimli şahsın şirket yetkililerinin bilgi ve rızası olmaksızın internet şifresi temin ettiğini ve anılan şahsın bu şifre ile işlemler yaptığını iddia etmiş ise de, bu iddianın kabul edilemez olduğu, zira sayın mahkemeye ibraz edilen ve şirketi temsil ve ilzama yetkili … imzalarına havi ” şirketlere özel internet şubesi” formu ile şifre “… ” isimli şahsa verildiği, dilekçede faksla işlem yapılamayacağı belirtilmiş ise de, sözleşme örnekleri incelendiğinde faks talimatı ile her türlü işlemin yapılabilmesinin mümkün olduğunun görüleceği, ayrıca faks talimatı sonrasında şirketten onay alınacağı şeklinde bir hükmün de sözleşmede yer almadığı, faks talimatlarının sahte olduğunu banka ile banka çalışanlarının kusurlu eylemleri ile sorumlu olduğunu iddiasıyla ilgili olarak ise, faks talimatlarının sahte olduğu düşünülse dahi davacı yanın işbu işlemlerden dolayı herhangi bir zararı da bulunmadığı, nitekim Mahkemeye ibraz edilen dekont hesap ekstreleri de incelendiğinde 3. kişilere havale/EFT yapılan işlemlerin bulunmadığı, her türlü işlemin davacı şirket ortaklarının hesaplarına veya yine şirket yönetim kurulunun ve şirket ortaklarının hisse ve paylarının bulunduğu farklı şirketlerine yapıldığı bu halde davalı müvekkilin sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, müvekkili banka çalışanının yetkisinde dahi olmayan işlemlerden dolayı sorumluluğundan bahsetmek mümkün olmamakla ve kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davalı banka çalışanının kusurlu olduğu düşünülse dahi, davacının müterafik kusurunu görmezden gelinmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
ÖN İNCELEME: Mahkememizde yapılan ön inceleme duruşmasında yargı hakkı, görev ve yetki hususları, dava ve taraf ehliyetleri, dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilmiş, Mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve dava şartlarının tamam olduğu anlaşılmış; tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiş; taraflar sulhe ve arabuluculuğa teşvik edilmiş, ön inceleme duruşmasında hazır bulunan taraf vekilleri sulh olmalarının mümkün olmadığını, arabuluculuğa başvurmak istemediklerini belirtmişlerdir.
DELİLLER: Taraf delilleri toplanmış, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, banka kayıtları ibraz edilmiş, bilirkişi raporları alınmıştır.
Bankacı bilirkişi düzenlediği rapor ve ek raporlarında sonuç olarak; Temerrüt tarihi (04.02.2012) itibariyle davalı bankanın mevduatın korunmasına ilişkin özen borcu göz önünde tutulduğunda davacı … A.Ş.nin uğradığı toplam zararın 927.471,50 TL olup ancak dava dilekçesinde şimdilik kaydıyla 100.000,00 TL talepte bulunduğu, davacı şirketin bu zararın oluşmasında kontrol görevini yapmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve oranının takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu hususları gözetildiğinde 100.000,00 TL zarardan kusur oranı tutarı mahsup edildikten sonra kalan tutara 04.02.2012 tarihinden itibaren değişen oranda uygulanacak avans faiziyle birlikte tahsilinin gerektiği belirtilmiştir.
Bankacı bilirkişi ve ticaret hukuku öğretim görevlisi tarafından birlikte düzenlenen 09/12/2016 tarihli raporda sonuç olarak; Davacı ile davalı banka arasında akdedilen “Tüzel Müşteri Genel Hizmet Sözleşmesi hükümlerinden 12’nci maddesinde faks talimatlarının işleme konmasına ilişkin faks talimatlarının yazılı talimat beklenmeksizin işleme konulacağı, ilk bakışta fark edilmeyecek sahte imzalardan bankanın sorumlu olunmayacağı, bankaya gönderilen talimatların kesin delil olarak kabul edileceği ve faks talimatının işleme konulduğu durumlarda bankanın orijinal metni istememesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağına ilişkim düzenlemelerin yer aldığı; bu şekilde davacı tarafından işlemlerin gerçekleştirilmiş olduğu ve bir teamülün oluştuğu; faks talimatıyla yapılan işlemlerden davacının haberdar olmamasının kabul edilemeyeceği; Kanunda ve sözleşmede aksi düzenlenmediğinden davalının huzurda imza alınması suretiyle işlem yapması zorunluluğunun olmadığı; bu nedenlerle davalı bankanın ve dolayısıyla davalı banka çalışanları … ile …’ın faks talimatlarından dolayı sorumluluğunun doğmayacağı; Yapılacak sahtelik incelemesi neticesinde 25.07.2007 tarihli “Şirketlere Özel İnternet Şubesi” belgesindeki imzaların gerçek olması durumunda temsilin davacı şirket yetkililerince verilmiş olması nedeniyle davalı banka ve dolayısıyla diğer davalılar … ile …’ın sorumluluğunun doğmayacağı; Yapılacak sahtelik incelemesi neticesinde 25.07.2007 tarihli “Şirketlere Özel Internet Şubesi” belgesindeki imzaların gerçek olmaması durumunda ise; davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olarak davacı şirket yetkililerinin şirket çalışanlarını gözetim ve denetimini yerine getirmediği; davacının internet bankacılığı aracılığıyla hesap hareketlerini kontrol etmediği gibi, davalı banka tarafından gönderilmiş ekstrelere de itiraz etmediği buna rağmen şirket hesaplarında yapılmış işlemlerden (2 hesapta toplamda 300’ün üstünde yapılmış işlem), davacı şirket yetkililerinin bilgisi olmadığı yönündeki iddialarının kabul edilmeyerek; davacının sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir.
… alınan raporda sonuç olarak; “……” ibareli kaşe izleri üzerinde; (4), (12), (13) ve (14) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde … adına atfen atılı; (7), (12) ve (13) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde “… DANŞ…” adına atfen atılı; (16), (17) ve (19) numara ile tanımlanan inceleme — konusu belgeler üzerinde; “……” adına atfen atılı bulunan imzalar ile …’ün mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; (1), (4), (7), (12), (13), (14), (16), (İ7), (18) ve (19) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların … eli ürünü olduğu; … (1), (2), (3), (9), (12), (13) ve (18) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde basılı “……” ibareli kaşe izleri üzerinde; (4), (6), (11). (16), (17) ve (19) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde “……” adına atfen atılı; (4), (5), (12), (1 3) ve (15) numara ile tanımlanan İnceleme konusu belgeler üzerinde … adına atfen atılı; (5), (12) ve (13) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde basılı “… MÜHENDİSİ…” ibareli kaşe izi üzerinde atılı bulunan imzalar ile …’nun mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; (1), (2), (3), (4), (5), (6), (9), (11), (12), (13), (15), (16), (17), (18) ve (19) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların … eli ürünü olduğu; … (4), (8) ve (10) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde … adına atfen atılı bulunan imzalar ile …’ün mukayese imzazaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; (4), (8) ve (10) numara ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların … eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
Sonucu beklenen ve getirtilen ….. sayılı dosya suretinin incelenmesinde; sanıklar …, …, …, … hakkında, Özel Belgede Sahtecilik, Banka veya Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılamada: Sanıklardan …’ın … … çalıştığı diğer sanıklar … ve …’nin … … şubesinde çalıştıkları, sanık …’in de katılan…’in eşi olup … A.Ş.’nin yetkilisi olduğu, 23/11/2011 günü sanık …’in şirket ve kişisel hesaplarını kontrol ederken eşi olan katılan…’in kişisel hesabında para olmadığını görünce muhasebe işlerinde çalışan …’ü yanına çağırarak durumu sorduğu …’nın da bankayı aradığını söyleyip öğleden sonra hesap dökümü getireceğini belirttiği, bunun üzerine …’in bankaya giderek araştırma yaptığı ve aynı gün …’e ulaşamaması nedeniyle hakkında şikayetçi olduğu yapılan araştırmada …’nın evinde intihar ettiğinin anlaşıldığı, şikayet üzerine yapılan incelemede 25/03/2011 tarihinde sanık …’ın … … çalıştığı sırada, sanık …’nun eşi katılan … adına kredi talebinde bulunduğu, sanık …’ın da … … şubesinde çalışan diğer sanık …’in ekranına …’nun kredi kullanmasının uygun olduğu hususunda mail attığı, bu maile dayanılarak …’nun kredi talebinin kabul edildiği, aynı gün … … şubesinde katılan… adına 165.000TL’nin kullanıldığı, kullanılan bu miktarın yine aynı gün sanık …’nun hissedarı olduğu … A.Ş.’nin … bankası Yenişehir şubesinde kullandığı kredinin ödenmesi için bu şubeye EFT ile gönderildiği, … A.Ş.’nin kredi borcunun kapatıldığı, daha sonra bu şube tarafından tekrar … A.Ş. adına kredi kullandırıldığı, akabinde bu hesaptan EFT yapılarak … adına kullandırılan 165.000TL tutarındaki kredinin kapatıldığı, kredi sözleşmesini banka yetkilileri sanıklar … ve …’nın imzaladığı, sanıkların bu şekilde bir araya gelerek katılan …’nun imzasını taklit ederek … Bankasından kredi çekip bu krediyi 4 gün süre ile kullanmak suretiyle … … tarafından düzenlenen 27/07/2012 tarihli rapora göre, kullanılan krediden kaynaklı katılan …’nun 440TL faiz ve komisyon zararı bulunduğu bu şekilde sanıkların atılı suçları işledikleri iddia edilen olayda, sanıkların beraatlerine karar verildiği, verilen kararın 01/12/2020 tarihinde … onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından 31.03.2021 tarihli dilekçe ile; dava değerinin maddi zarara ilişkin toplamda 927.471,50 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş ve harcını yatırmıştır.
MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, davalı banka ve çalışanlarının, davacıyı zarara uğrattıkları iddiası ile açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, banka kayıtları, alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Davacı vekili dava dilekçesi ile, şirketi temsile yetkili olmayan …’ün davalı banka çalışanları ile birlikte hareket ederek, davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile 100.000,00 TL’nin davalı banka ve çalışanlarından tahsilini talep etmiş, talebini 927.471,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili ise cevap dilekçesi ile, davalıların usulsüz iş ve eylemlerinin bulunmadığını, davacının da zararının bulunmadığı savunmasıyla davanın reddini istemiştir.
Türk Borçlar Hukukunda kural olarak, sözleşmelerin geçerli olarak kurulabilmesi için özel bir şekil şartı aranmamaktadır (TBK m.12). Kanunda aksi öngörülmedikçe taraflar şekil özgürlüğü sayesinde diledikleri gibi sözleşme yapabilirler ve sözleşme serbestisi gereğince diledikleri hükümlere sözleşmede yer verebilirler.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı ile davalı banka arasında akdedilen “Tüzel Müşteri Genel Hizmet Sözleşmesi hükümlerinden 12’nci maddede faks talimatlarının yazılı talimat beklenmeksizin işleme konulacağı, ilk bakışta fark edilmeyecek sahte imzalardan bankanın sorumlu olunmayacağı, bankaya gönderilen talimatların kesin delil olarak kabul edileceği ve faks talimatının işleme konulduğu durumlarda bankanın orijinal metni istememesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağı düzenlenmiştir. Kanunda aksi bir hüküm de yer almadığından, davalının iddia olunduğu üzere huzurda imza alınması suretiyle işlem yapması zorunluluğu yoktur. Asıl raporda da yer aldığı üzere davacının faks talimatı yoluyla işlemler gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Sözleşmede de huzurda imza alınmasına ilişkin bir düzenleme yer almadığından bu kapsamda davacı ile davalı arasında bir teamülün de oluştuğunun kabulü gerekir.
…; Yapılan işlemlere uzun bir süre boyunca davacının itiraz etmediği, yapılan işlemlerde davacıyla davalı banka arasında bir teamülün oluştuğu, davacının ticari hayattaki konumu ve tecrübesi de dikkate alındığında davacının sahte olduğunu iddia ettiği işlemlerde bilgi sahibi olmamasının taraflar arasındaki ilişkiye ve hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, bu durumda davacının dava konusu sahte imzayla yapılan işlemlere zımnen icazet verdiği, mevcut icazet kapsamında davacının aksi yöndeki iddialarının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Bu kabul gereğince, eldeki davada da davacının sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
İnternet bankacılığında Bankalar, mevduat sahiplerine hesap açma ve kapama; havale veya EFT yapma, kart borcu ödeme gibi çeşitli bankacılık işlemlerini, şubeye gitmeksizin bankanın web sayfası aracılığıyla yapma imkânı vermektedir. İnternet bankacılığı sayesinde mevduat sahibi o bankada bulunan bütün hesaplarının güncel durumunu görüntüleyebildiği gibi, hesaba ilişkin hareketleri görüntüleyebilip, dökümünü alabilmektedir.
İnternet bankacılığının kullanılabilmesi için banka ile mevduat sahibi arasında internetten işlem yapılmasına ilişkin bir sözleşmenin bulunması şarttır. İnternet bankacılığını kullanan mevduat sahipleri kendilerine verilen müşteri numarası ve şifre ile hesaplarına erişim sağlamaktadırlar. İnternet bankacılığında mevduat sahipleri şifresini ve sisteme giriş bilgilerini özenle korumakla yükümlüdür. Bankalar ise müşterilerine ait çalınmış bilgilerle işlem yapılmasını engelleyecek gerekli tedbirleri almak, müşterilerini sistemin risklerine karşı gerekli önlemleri almaları konusunda aydınlatmakla yükümlüdür. Bankaların bu kapsamda en son teknolojiyi kullanmaları gerekir ve şayet meydana gelen zararla kullandırdıkları sistem arasında bir nedensellik bağının olmadığını kanıtlarlarsa sorumluluktan kurtulabilirler.
Davaya konu olayda, hesaptan usulsüz para aktarım işlemleri, bankanın internet bankacılığı sistemindeki bir güvenlik zaafından, bilgisayar korsanlığı yapılarak phising veya klavye hareketlerinin izlenmesi gibi yöntemlerle müşteri numarası ve şifresinin ele geçirilmesinden kaynaklandığı hususunda bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından, kullanıcı adı ve şifresinin bu yöntemlerle ele geçirilmediği kabul edilmektedir. Burada davalı şirket çalışanının kullanımına bırakılan internet bankacılığı şifresi ile usulsüz para aktarımları gerçekleştirilmiştir. Hesap sahibinin işlem alanına giren usulsüzlüklerden öncelikle sorumlu olan kişi hesap sahibi olur; bankanın işlem alanına giren usulsüzlüklerden ise öncelikle banka sorumlu olmalıdır.
Davacı, dava dışı …’e internet bankacılığı şifresi verilmesine dayanak 25.07.2007 tarihli “Şirketlere Özel İnternet Şubesi” belgesinde yer alan imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını, bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve davacı şirket yetkililerinin sorumlu tutulamayacağını iddia etmiştir. Ancak Mahkememizce … alınan raporda; işlem konusu yetki veren belgelerdeki imzaların davacı şirket yetkilileri … ve …’na ait olduğu; işlem yapılan belgelerdeki imzaların ise …’e ait olduğu tespit edilmiştir.
Bankaların güven kuruluşları olduğunun kabulü ile birlikte, davacının da bir ticaret şirketi olduğu ve basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiğinin; yöneticilerinin ise tedbirli bir yönetici gibi davranarak şirket menfaatlerini gözetmesi gerekmektedir. Davacı şirket yetkililerinin, davacı şirket çalışanlarını denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunmaktadır. Dolayısıyla somut olaydaki gibi bir sahtecilik yapılması ve bunun tespit edilememesi öncelikle hesap sahibinin sorumluluk alanına giren bir durumdur. Davalıların sorumluluklarını yerine getirmeyerek, bir güven kuruluşu olarak sorumlulukları artırılmış olan bankaya sorumluluk yüklemesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtayın emsal kararında; davacının, davalı banka hesabından bilgisi dışında işlemler gerçekleştirilerek paralar çekildiği, imzası taklit edilerek faks talimatı ve EFT ile işlemler yapıldığı, davalı tarafından hiçbir işlemde belge aslının aranmadığı, faks talimatı ile işlem yapılmasının usulsüz olduğu iddiasıyla açılan davanın reddi üzerine yapılan temyiz incelemesinde “davacının, internet bankacılığını kullanmak suretiyle çok sayıda işlem yaptığı, bu işlemlerin sahteliğini iddia ettiği ve kendi çalışanının talimatlarından sonra da devam ettiği, bu işlemlerden haberdar olmamasının esasen hayatın olağan akışına aykırı bulunması karşısında yapılan tüm işlemlere davacının icazet verdiğinin kabulünün gerekmesine göre…” gerekçesi ile temyiz başvurusu reddetmiştir.
Davacı şirketin internet bankacılığını kullandığı açık olmakla birlikte, şirket hesaplarının hareketlerinin incelenmesi de bu kapsamda mümkündür. Davacının hesaplarından yapılan pek çok işlemle (…nolu hesabından 132 adet ve … nolu hesabından 253 adet işlem tespit edilmiştir) dava dışı …’ün hesabına para aktarılmıştır. Dolayısıyla bu kadar yoğun olarak yapılmış işlemlerin davacı tarafından bilinmemesi veyahut haberdar olunmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü davacı tarafından böyle bir iddiada bulunulması yerinde değildir.
Davacı tarafından hesap özetlerinin sunulması konulu 09.02.2015 tarihinde verilen dilekçe eklerinin incelenmesinde; … tarafından usulsüz işlemler gerçekleştirilirken davacının da bir taraftan yine internet bankacılığı kullanılarak usulsüz işlemlerle aynı ve/veya yakın tarihlerde de işlem yaptığı tespit edilmiştir (Örneğin; eklerin 2. kısmında sunulan …nolu hesaba ilişkin 2009- 2011 yılları arasına ait hesap dökümünün 2. sayfasında da yer aldığı üzere 08.01.2009 tarihinde davacı şirketçe gerçekleştirilen EFT işlemiyle aynı gün …’e para aktarıldığı görülürken, işlemden önceki 2 günde ise 8 kez … adına işlem gerçekleştirilmiş olduğu görülmüştür).
İnternet bankacılığında hesap hareketlerinin izlenmesinin kolaylığı, davacı şirketin ise Uluslararası Bağımsız Müşavirlik şirketi olduğu göz önünde bulundurulursa, davacının yapılan bu işlemlerden haberdar olmaması sebebiyle sorumlu tutulamayacağı yönündeki iddialarının kabul edilmesi mümkün değildir. Davacının hesap hareketlerini kendisinin izleyebilme imkânının yanı sıra; davalı tarafından gönderilen hesap ekstrelerine herhangi bir itirazda bulunulmamış olmasına rağmen bu işlemlerden haberdar olunmadığı veya hesap ekstrelerine ilişkin ayrıntının bankadan talep edilebilme imkânına rağmen gönderilen ekstrelerin sınırlı bilgi ihtiva ettiği ve durumun anlaşılmadığı iddiasının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olarak değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca finansal tabloların hazırlanması sırasında; hesapların mevcut bakiyeleri ile şirketçe yapılmış işlemler arasında fark oluşması nedeniyle usulsüz işlemlerin farkına varılması gerekirken; basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü davacının bu işlemlerden haberdar olamadığı yönündeki iddiaları yine kabul edilemeyecektir.
Mevduat işlemleri için ayrılan interaktif bankacılık alanı, mevduat sahibinin işlem yapması amacıyla hazırlanmış olup, üçüncü kişilerin bu alandan işlem yapmasına izin verilmemesi gereklidir. Üçüncü kişilere sisteme giriş olanağı sağlanması halinde, mevduat sahibinin kusura dayanan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu noktada davacının işlemlerin, şirket adına işlem yapmaya yetkili olmayan 3. kişi tarafından gerçekleştirildiği yönündeki itirazlarına karşılık, 14.08.2002 tarihinde de dava dışı, … A.Ş. ile … A.Ş.’nin sahibi ve genel müdürü olan …’nun 23.11.2011 tarihli …’ndeki ifadesinde şirketin 17 yıllık muhasebecisi olduğu beyan edilen, …’e internet bankacılığı şifresi verildiğine dair belgenin yer alması davacının üçüncü kişilere bu konuda yetki verdiğini göstermektedir.
Verilmiş olan bu yetkinin geri alınmasına dair bir belgeye rastlanmadığı gibi; davacının bu yöndeki bir beyanı da bulunmamaktadır. Ayrıca dava dışı …’e … A.Ş. adına 29.07.2009 tarihinde internet/ telefon bankacılığı şifresinin verildiği ve aynı tarihlerde aynı işlemin davacı şirket yetkililerinin ortak olduğu ait … A.Ş. ile … A.Ş. bakımından da yapılmış olduğu; bu bakımdan dava dışı …’e yetki verildiği hususunda bir güven yaratıldığı aşikârdır. Ayrıca davacı şirket; 22.07.2010 tarihli “İcazet Beyanı” belgesinde Bankaya iletilen tüm talimatların şirketçe veriliği, güncel hesap ekstrelerinin incelendiğini belirtmiş ve şu ana kadar yapılan işlemlerden ötürü banka ibra edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü davacı şirketin; bu şekildeki beyanından sonra 2009 yılında başlamış ve 2010 yılında da devam eden işlemlerden habersiz olduğunu iddia edemeyeceği ve bütün bu açıklamalara göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Davacı ile davalı banka arasında akdedilen Tüzel Müşteri Genel Hizmet Sözleşmesi hükümlerinden 12’nci maddede faks talimatlarının işleme konmasına ilişkin faks talimatlarının yazılı talimat beklenmeksizin işleme konulacağı, ilk bakışta fark edilmeyecek sahte imzalardan bankanın sorumlu olunmayacağı, bankaya gönderilen talimatların kesin delil olarak kabul edileceği ve faks talimatının işleme konulduğu durumlarda bankanın orijinal metni istememesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağına ilişkim düzenlemelerin yer aldığı; bu şekilde davacı tarafından işlemlerin gerçekleştirilmiş olduğu ve bir teamülün oluştuğu; faks talimatıyla yapılan işlemlerden davacının haberdar olmamasının kabul edilemeyeceği; Kanunda ve sözleşmede aksi düzenlenmediğinden davalının huzurda imza alınması suretiyle işlem yapması zorunluluğunun olmadığı; bu nedenlerle davalı bankanın ve dolayısıyla davalı banka çalışanları … ile …’ın faks talimatlarından dolayı sorumluluğunun olmadığı; 25.07.2007 tarihli “Şirketlere Özel İnternet Şubesi” belgesindeki imzaların yukarıda belirtildiği gibi gerçek olduğu, temsilin davacı şirket yetkililerince verilmiş olması nedeniyle davalı banka ve dolayısıyla diğer davalılar … ile …’ın sorumluluğunun olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 179,90 TL harcın, peşin alınan 2.049,30 TL harç ile 14.250,00 TL ıslah harcı toplamı olan 16.299,30 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 16.119,40 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere …. merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 120.021,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ….. Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/04/2023

Başkan ….
¸[e-imza]
Üye ….
¸[e-imza]
Üye …
¸[e-imza]
Katip …
¸[e-imza]