Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/283 E. 2023/571 K. 28.08.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/283 Esas
KARAR NO : 2023/571
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/05/2023
KARAR TARİHİ : 28/08/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;müvekkil firmanın “… ” ünvanı altında sinema filmleri ve dijital diziler üreten, sinema sektöründe devrim sayılan “… ” teknolojisini Türkiye’ye ilk kez getiren ve pandemi döneminde dahi sinema sektörüne yatırım yapmaya devam eden bir film şirketi olduğunu, davalının ise çeşitli film ve dizilerde oynamış, senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yapmış, sektörde tanınan, seyirci tarafından sevilen başarılı bir sanatçı olduğunu, “…”, senaryosu ve yönetmenliği davalı tarafça yapılmış olan kendisinin de rol aldığı bir film olduğunu, Filmin “…” isimiyle devam filmi de çekildiğini, devam filminin de senaryosu ve yönetmenliği yine davalı tarafından yapıldığını, söz konusu filmlerin başarısı üzerine davacı ile davalı arasında “…” adı ile benzer bir film çekilmesi konusunda 19.01.2021 tarihli ön sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalı, filmin yaratıcı yapımcılığını, senaryo yazarlığını, yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu üstleneceğini, davacının ise filmin yapımcılığını üstleneceğini, ön sözleşme uyarınca (m.4.3) davalıya, oyunculuk ve yönetmenlik ücreti olarak 450.000-TL ödenmesi kararlaştırıldığını, yine aynı madde uyarınca bu ücretin 200.000-TL’si ön sözleşmenin imzası ile birlikte, 125.000-TL’si tarafların birlikte belirleyecekleri filmin çekiminin başlayacağı tarihten bir hafta önce oyuncu ve yönetmen sözleşmesinin imzası ile birlikte, kalan 125.000-TL ise film çekiminin tamamlanmasından bir hafta sonra ödenmesi kararlaştırıldığını, nitekim 22.01.2021 tarihinde davacı firmanın yönetim kurulu başkanı … ’nin şahsi hesabından davalıya 200.000-TL ödeme yapıldığını, sözleşme imzasından sonra davacı, senaryo yazımı ve çekim mekanları için araştırma yapmak üzere Mardin’e göndermiş, ayrıca kendi merkez ofisinde davalının çalışması için oda ve imkanlar tahsis ettiğini, bu süreçte davalı, paraya ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve kendisine yine davacı şirket yönetim kurulu başkanının hesabından 12.02.2021 tarihinde 50.000-TL (Ek 3), 01.03.2021 tarihinde 25.000-TL (Ek 4) ve 05.03.2021 tarihinde 25.000-TL (Ek 5) olmak üzere toplam 100.000-TL daha ödeme yapıldığını, taraflar arasında imzalanmış olan ön sözleşme, eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bilindiği üzere eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olduğunu, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan davalıya, davacı tarafça yapılmış olan ödemelerin hukuki sebebi ortadan kalktığını, bu itibarla sözleşmeye aykırılığın yanı sıra sebepsiz zenginleşme de söz konusu olduğunu, zira ortada hukuka aykırı şekilde bir tarafın malvarlığında bir artış söz konusu olurken bu artış nedeniyle diğer tarafın malvarlığında azalma oluştuğunu, bu nedenle de ödenmiş olan paranın iadesi gerektiğini, ödenmiş olan meblağ, bir eserin, belirli bir sürede meydana getirilmesi karşılığında ödendiğini, oysa eser hiç meydana getirilmediğini, bu durumda yapılan ödemenin hukuki dayanağı ortadan kalktığını, TBK m.77 hükmünde de açıkça ifade edildiği üzere haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olup bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla haklı davamızın kabulüne, 300.000-TL’nin ödeme tarihlerinden başlayacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile yasal vekalet ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda tanımı yapılan bir sinema eserinin yapım sürecine ilişkin olduğunu, dolayısıyla bahsi geçen kanunun 76. Maddesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 156. Maddesi uyarınca dava konusu uyuşmazlığı incelemekle görevli mahkeme “Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi”” olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, akdedilen sözleşmenin akabinde, müvekkil tarafından hiç zaman kaybetmeden proje ile alakalı çalışmalara başlandığını, bu bağlamda, … ‘in ofisinde müvekkil ile davacı şirket yetkilileri arasında projenin detaylarına ilişkin pek çok görüşme gerçekleştirildiğini, ayrıca, çalışmalarının büyük çoğunluğunu yine bahsi geçen ofiste sürdüren müvekkil tarafından, senaryo yazımına başlanmış ve kısa sürede senaryoya ilişkin önemli aşamalar kaydedildiğini, davacı tarafça, dava dilekçesinde, taraflar arasında gerçekleşen sürece ilişkin son derece eksik ve hatalı bir anlatımda bulunulduğunu, bu yolla davacı şirket lehine olacak şekilde haksız fayda elde edilmeye çalışılmış ve müvekkile yöneltilecek bir takım mesnetsiz iddialara zemin oluşturulduğunu, ancak, davacı taraf, aşağıda da değinecekleri üzere şekilde kendi kusurlu davranışları ile dava konusu uyuşmazlığa sebebiyet verdiğini, davacı tarafça, haksız şekilde filmin çekimleri ertelendiğini, davacı şirketin müvekkilden herhangi bir alacağı bulunmadığını, talep edilen alacak miktarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, Eser Sözleşmesi’nden kaynaklanan Alacak davasıdır.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK’nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir:
“MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.”
6100 Sayılı HMK’nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;
” Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmünü haizdir.
Davalının celp edilen vergi kayıtlarına göre davalı tarafın Serbest Meslek Kazancı mükellefi olduğu, mükellefin gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve serbest meslek kazanç defteri üzerinden vergilendirildiği ve tacir olmadığı anlaşılmakla; davanın nisbi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda davalının celp edilen vergi kayıtlarına göre davalının serbest meslek kazanç defteri tuttuğu ve … Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davacının 2019-2023 yıllarına ait yıllık gelir vergisi beyannamelerine göre vergiye tabi gelirinin bakanlıkça belirlenen esnaf sınırını aşmadığı, 2007/… sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1.md/a bendinde yer alan düzenlemesi gereğince “Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesine göre ;
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (570.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (200.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı aşanlar;” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, böylece davacının gelirinin Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesindeki sınırları aşmadığı ve esnaf işletmesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Vergi Usul Kanunun 177/1’deki limitleri aşmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında gerçek kişi işletme kaydının bulunmadığı bu nedenle davalının tacir olmadığı anlaşılmakla; eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/08/2023

Katip …
¸e-imzalı

Hakim …
¸e-imzalı

*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.