Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/217 Esas
KARAR NO:2023/442
DAVA:Genel kurul kararının iptali/yoklukla malul olduğunun tespiti, şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi, tasfiye memurlarının görevden alınması
DAVA TARİHİ:03/05/2019
KARAR TARİHİ:14/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Genel kurul kararının iptali/yoklukla malul olduğunun tespiti, şirkete özel denetçi tayin edilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; …’in davalı şirketin %20,88 oranında pay sahibi olduğunu, pay sahibi …’in … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/… E., 2015/… K. Sayılı dosyası ile vesayet altına alınmasına karar verildiğini, kararla vasi olarak eşi …’in atandığını, vesayet altına alınmasının üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen ve davalı şirketin %20,88 ile en büyük payına sahip ortağın Genel Kurul’da temsil edilmesi ve oyunun vesayet makamının izin alınmadan kullanılmasının hukuka aykırı olarak … tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin genel kurul toplantılarında kısıtlının temsil edilebilmesi için vesayet makamından izin alınması gerektiğini, zira kısıtlının davalı şirketin 10.438.465,91.-TL sermaye ile %20,88 oranında pay sahibi olması vasi …’in aynı zamanda davalı şirketin tasfiye memuru olması, davalı şirketin önemli miktarda malvarlığını satıyor olması, yönetim kurulunun genel kurulu toplamaksızın davalı şirketi tasfiye haline girdirmesi, şirket ile alakalı defterlerin pay sahiplerinin onayına sunmaması gibi kısıtlının pay sahipliğinden doğan haklarını zarara uğratabilecek işlemler yaptığını, …’in davalı şirkette %20 oranında pay sahibi olduğunu, hem kendi payını hem de hukuka aykırı olarak kullandığı kısıtlının payı ile %40,88 paya sahipmiş gibi esas sözleşmeye aykırı olarak kendini tek başına yönetim kurulu başkanı olarak atama, ibra etme dahil ve diğer istediği tüm kararları alabilecek kudrete sahip olduğunu ve fiili olarak da %40,88 oranında pay sahibiymiş gibi oy kullandığını, vasi … tarafından kısıtlı M. … adına da kendi lehine oy kullanarak 06/04/2015 tarihli genel kurulda kendini yönetim kurulu başkanı seçtirdiğini ve yine kendisinin ibrasında M. … adına kendi lehine oy kullandığını, kısıtlı adına kullanılan bu oyların usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin tasfiyeye girişinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin tasfiye esnasında yaptığı işlemlerin de hukuka aykırı olduğunu, tasfiye işlemlerine ilişkin pay sahiplerine yeterli bilginin verilmediğini, davalı şirketin önemli mal varlıklarının Ticaret Kanunu’nun amir hükmüne rağmen genel kurul kararı olmadan satıldığını, bu sebeplerle tasfiyeden dönülmesine karar verilmesini talep ettiklerini, şirketin hukuka aykırı olarak tasfiyeye sokulmasının, şirketin önemli malvarlıklarının genel kurul kararı olmaksızın satılmasının ve tasfiye işlemleri hakkında pay sahiplerine bilgi verilmemesi, dolayısıyla pay sahiplerinin ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanabilmesi için bağımsız denetçi atanmasını istediklerini, davacının şirkette %16,50 oranında pay sahibi olduğunu, pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanabilmesi için 05/02/2019 tarihinde yapılan genel kurulda bağımsız denetçi atanmasını talep etmiş olmasına rağmen talebinin hukuka aykırı olarak oy çokluğu ile reddedildiğini, genel kurulda pay sahiplerinin en az %75 ‘inin olumlu oyuyla satış işlemini gerçekleştirmesi gerekliyken davalı şirket yönetim/tasfiye kurulunun genel kurulu toplamadan satış işlemleri gerçekleştirdiğini, yeraltı ve yerüstü düzenleri hesabının, binalar hesabı ile tesis, makine, cihazlar hesabı toplamının 2017 yılında 26.033.113,00.-TL iken 2018 yılında 2.238.481,99.-TL değerine düştüğünü, davalı şirketin genel yönetim giderlerinin 2017 ve 2018 yıllarında toplam 3.791.811,00.-TL olduğunu, bu rakamın tasfiye halinde bir şirket için aşırı yüksek genel yönetim gideri olduğunu, bu denli yüksek bir masrafın müvekkilinin pay sahipliği haklarını zarara uğrattığını, davalı şirketin tasfiye döneminde yaptığı tüm iş ve işlemler hakkında Ticaret kanunu m.439 vd uyarınca bağımsız denetçi raporu hazırlanması gerektiğini beyan ederek vesayet makamından izin almayan vasisinin, kısıtlı olan ortağı genel kurulda temsili ve oy kullanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğinden hazirun cetveline itirazlarını sunarak, kısıtlı M. … adına 2015’ten bu zamana kadar kullanılan oyların tamamının yoklukla sakat olduğunun tespitine, genel kurul kararı alınmaksızın tasfiyeye girilmesinin hukuka aykırı olması dolayısıyla tasfiyeden dönülmesine, tasfiye memurlarının Ticaret Kanunu M.537 F.2 uyarınca görevlerinden alınmasına, işbu görevden alınma kararının Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdine tescil ve ilan edilmesine, 05/02/2019 tarihli genel kurulun 2. Nolu kararının iptal edilmesine ve Ticaret Kanunu m. 439 v. Hükümlerince bağımsız denetçi atanmasına ve rapor hazırlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle iç içe geçen talepler içinde genel kurul kararının iptali de olduğundan TTK’nun 448/3 maddesi gereğince uygun teminat takdirine karar verilmesini talep ettiğini, vesayetle ilgili davalarda Sulh hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan davanın görev yönünden tefrikine karar verilmesini talep ettiklerini, hukuk usulünde yeri olmayan bir şekilde açılan davanın görülmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, en iyi ihtimalle tek bir talebe tasrihini talep ettiklerini, tüm konuların tek bir davada ileri sürülmesinin olmadığını, vasinin şirketlerde kısıtlı adına oy kullanırken vesayet makamından izin alamaması nedeniyle kullanılan oyların sakat olduğu iddiasının Türk Medeni Kanunu’nun 448 ile 462 ve 463. Maddelerinin gözden kaçırılması ile dayanaksız ve iyi niyetten uzak olduğunu, Türk Medeni Kanunu’un hangi hallerde izin alınması gerektiğini tek tek belirlemiş olduğunu ve diğer konularda vasiye temsil yetkisi tanıdığını, bu yersiz talebin dayanağının taraflarından anlaşılamadığını, davacının kısıtlının 1. derece akrabası olmadığını, davacının iddiasının yasal dayanağının olmadığını, müvekkili şirketin ana sözleşmesindeki 50 yıllık sürenin dolması nedeniyle kanunen sona erdiğini, TTK ‘nun 540. Maddesine uygun olarak tasfiye genel kurulunun da yapılarak konunun kapandığını, TTK’nun tanıdığı imkânla ortakların sermaye paylarının tamamına yakını da TTK’nun 543. Maddesine göre verildiğini, tasfiye memurlarının görevinden alınmasının da hiçbir somut delile dayanmadığını, tasfiye öncesine ve çoktan kapanmış dönemlere soyut atıflar yapıldığını, bu taleple özel denetçi atanması talebinin iç içe geçmiş olduğunu, yaşayan anonim şirketlerde söz konusu olan özel denetçi talebinin tasfiye halinde söz konusu olmadığını, TTK’nun 543. Maddesinin uygulanarak ortaklara çok ciddi bir maddi tasfiye imkânı kazandırıldığını, yaklaşık 45 milyon lira dağıtıldığını, şirketin ana varlığının esas itibariyle arazi olup imar durumu itibariyle değerin çok fark ettiğinden satış için Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan imar başvurusunun sonucunun beklenildiğini beyanlarla TTK’nun 448/3 maddesi gereğince uygun teminat takdirine, vesayetle ilgili taleplerin açıkça haksız olduğunu ve Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğundan görev yönünden davanın reddini davacı talebinin tasrih ettirilmesine ve bu şekilde dava konusunun ne olduğunun hasredilmesine, taleplerinin hiçbirinin hukuki somut dayanağı olmadığından, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esas yönünden reddiyle, masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, celp edilen dosyalar, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı deliller hep birlikte incelenmiştir.
Mahkememizin 14/10/2019 tarihli ara kararı ile davalı vekilinin davacıdan teminat alınması yönündeki talebinin teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkmadığından reddine karar verilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından Tasfiye halinde … Anonim Şirketi ünvalı işyerinin tüm sicil dosyasının gönderildiği görülmüştür. Bu sicil dosyasında şirketin Yönetim Kurulu üyelerinin …, … olduğu, yönetim kurulu başkanının ise … olduğu görülmüştür. Yine bahsi geçen şirketin Tasfiye Memurlarının da …, … ve … olduğu anlaşılmıştır.
Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Tasfiye Halinde … … Sanayi Anonim Şirketi’nin 2014-2015-2016-2017-2018 yıllarına ait kurum beyannamelerinin gönderilerek dosya arasına alınmıştır.
26/09/2019 tarihli ön inceleme duruşmasında, davalı tarafın vasinin Sulh hukuk Hakimliğinden izin alarak görev ve yetkilerini bu şekilde kullanmasına Sulh hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile dosyanın tefrik edilerek , görevli mahkemece bu konunun çözümlenmesine yönelik talebinin işbu davada incelenip değerlendirilebileceğinden reddine karar verilmiştir.
…. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/… E. Sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelemesinde; Kısıtlı … hakkında vesayet kararı verilerek vasinin … olduğu ve vesayet dosyasında vasiye kısıtlı adına işlem yapabilmesi için verilen izinlere ilişkin kararların ve yetki belgelerinin gönderildiği anlaşılmıştır.
… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/… esas 2019/… karar sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelemesinde; davacı … tarafından davalı … Anonim Şirketi aleyhine Genel Kurul Kararının İptali İstemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 21/05/2019 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
19/12/2019 tarihli celsede dosyanın 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilerek ticari defterler üzerinde de inceleme yapılmasına karar verildiği, Nitelikli Hesap Uzmanı … Borçlar Hukukçusu … ve Yeminli Mali Müşavir … tarafından düzenlenen 11/05/2020 tarihli heyet raporunun dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
08/10/2020 tarihli celsede bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle yeniden inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bunun üzerine heyette bulunan müşavir … sağlık problemleri sebebiyle dosya incelemeyemeyeceğini beyan etmiş olmakla yerine Nesimi Karatoprak’ın tayin edilerek 11/05/2020 tarihli ve 19/04/2021 tarihli ek raporlar dosyaya ibraz edilmiştir.
Alınan tüm raporlar taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamındaki tüm eksik hususlar giderildikten sonra yine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilerek; 18/04/2022 tarihli düzenlenen ek raporda neticeten;
“1.Davalı şirketin 2015-2019 dönemine ait genel kurul toplantı tutanakları ve hazır bulunanlar listeleri eksiksiz olarak dosyada bulunmadığından, ayrıca yerinde
incelemede de bu belgeler temin edilemediğinden ilgili genel kurullarda gerek vasi sıfatıyla kısıtlı oylarını nasıl kullandığı gerekse TTK.m.436’da düzenlenen oydan yoksunluk kısıtlamalarını riayet edilip edilmediği tespit edilemediğinden genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne dair kesin bir değerlendirme yapılamamıştır.
2.Davalı şirketin, esas sözleşmesinde yer alan 50 yıllık sürenin dolmasıyla sona ermesi sebebiyle tasfiyeye girmesinde kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir yön olmadığı, genel kurulun TTK.m.548’e göre tasfiyeden dönülmesi kararı bulunmadığı, tasfiyeden dönülmesinin koşullarının bulunmadığı kanaatindeyiz.
3.Tasfiyenin 2016 yılından beri devam etmesi, şirketin sunulan finansal tablolarına göre tasfiye sürecinde şirket aktiflerinin, sebebi izah ve ispat edilmeksizin radikal şekilde azalması, tasfiye dönemindeki yönetim giderlerinin yüksek olması, şirket varlıklarının toptan satışı yönünde genel kurul kararı alınmaksızın satış işlemlerinin yapılması, tasfiye işlemleri konusunda pay sahipleri arasında güven ilişkisinin kalmamış olması gibi somut tespitlerin Sayın Mahkemece “haklı sebep”olarak kabule edilmesi halinde, TTK.m.537/2 gereğince işlem yapılarak, önceki tasfiye işlemleri de incelenerek tasfiyenin usulünce tamamlanması amacıyla şirket dışından bir veya birden fazla tasfiye memuru atanması hususları mahkemenin takdirindedir.
4.05.02.2019 tarihli genel kurulda alınan 2 nolu kararın iptaline karar verilmesi de talep edilmiş olup, bu madde yönünden kararın butlanını ve iptalini gerektiren bir kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık tespit edilmemiştir.
5.Tasfiye işlemlerinin incelenmesi amacıyla, TTK.m. 438’de düzenlenen özel denetçi atanmasının ön koşullarından olan, pay sahipliği haklarının kullanılması bakımından gerekli olması, daha önce bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olması ve özel denetim istemi genel kurul tarafından reddedilmiş olması koşullarının somut olay yönünden gerçekleştiği ispat ve tespit edilememiştir. Diğer yandan, talep edilen bu denetimin, Mahkemenin takdirinin tasfiye memurlarını değiştirme yönünde olması halinde, yeni atanacak tasfiye memurlarına TTK.m.546/2 kapsamında seleflerinin sorumluluğunu gerektiren işlemlerin araştırılması görevi verilerek de sağlanabileceği…” yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davacı vekilince 29/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna karşu beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuştur.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne yazılan yazıya cevap verilerek davalı Tasfiye Halinde … … San.A.Ş’nin 2015-2019 dönemine ilişkin genel kurul toplantı tutanaklarının hazirun listeleri muhalefet şerhleri ile birlikte mahkememize gönderilmiştir.
Davalı vekilince 11/10/2022 tarihli dilekçe ile 16/09/2022 tarihli duruşma zaptının 4 nolu ara kararı gereği envanter defteri aslı ile genel kurul toplantı tutanakları sunulmuştur.
Bu kapsamda 25/10/2022 tarihli ara kararımız ile bilirkişi heyetinden gelen yazı cevapları ve davalı vekilince sunulan envanter defteri ve genel kurul toplantı tutanakları uyarınca ek rapor aldırılmasına karar verilerek düzenenlenen 06/02/2023 tarihli
bilirkişi ek raporunda;
“1.Kısıtlı … için eşi … 26.02.2015 tarihinde vasi olarak atanmış ise de, vasinin de aynı şirkette pay sahibi olması sebebiyle TMK.m.418/2, 462/2 ve 463/3 hükümleri ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde, kısıtlı paylarının genel kurullarda temsili için vasi dışında kayyım atanması gerektiği, yine kısıtlı hisseleri yönünden veseyat ve denetim makamlarının izni gerektiği gözetilerek, davalı şirketin 26.02.2015 tarihinden sonra yapılan genel kurullarında kısıtlı … hisselerinin usulünce temsil edilmediği, bu bakımdan kısıtlının oyları dikkate alınmaksızın toplantı ve karar yetersayılarının yeniden hesaplanması ve değerlendirilmesi gerektiği,
2.Gerekçeleri kök raporda açıklandığı üzere, davalı şirketin, esas sözleşmesinde yer alan 50 yıllık sürenin dolmasıyla sona ermesi sebebiyle infisah etmesi ve tasfiyeye girmesinde ve tasfiye işlemlerine başlanmasında kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir yön olmadığı, genel kurulun TTK.m.548’e göre tasfiyeden dönülmesi kararı bulunmadığından, tasfiyeden dönülmesinin koşullarının bulunmadığı,
3.İkinci Ek raporumuzdan sonra dosyaya sunulan 06.04.2015, 24.11.2015, 14.01.2016 12.04.2016 tarihli ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş olan 18.09.2018, 05.02.2019 tarihli genel kurul toplantı tutanaklarına göre, alınan kararların, kısıtlı …’in oyları hesaba katılmadan yapılan hesaplamalara göre de kanunda aranan toplantı ve karar yetersayıları ile alınmış oldukları tespit edildiğinden, nisaplar yönünden iptal veya butlan sebeplerinin mevcut olmadığı,
4.12.04.2016 tarihli genel kurulun 2. Sırasında görüşülerek kabul edilen, 2015 yılı karının dağıtılmasına dair kararın, öncelikle 2015 yılı bilançosu genel kurulda tasdik edilmeden alınmış bir karar olması sebebiyle, gerek TTK.m.445/1 yönünden gerekse TTK.m.447 anlamında kanuna aykırı olduğu, butlan ve iptal koşullarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu,5.05.02.2019 tarihli ve 2. Nolu genel kurul kararının, emredici nitelikteki TTK.m.543/2’ye aykırı olduğu, butlan ve iptal koşullarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu,
6.Tasfiye döneminde yapılan genel kurul toplantı tutanakları, davacının davalı şirkete gönderdiği şirket aktiflerinin satışına dair bilgi alma hakkına ilişkin ihtarnameler, tasfiye memurlarının genel kurul toplantılarında verdiği bilgi ve cevaplar birlikte değerlendirildiğinde, özel denetim isteme hakkının TTK.m.438 ve 439’da aranan, diğer pay sahipliği haklarını kullanma yönünden gerekli olması, daha önce bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olması, belirli olayları aydınlatma amacı, genel kurulun reddi ve azınlık sıfatı taşıma şeklinde aranan tüm koşulların davacı yönünden sağlanmış olduğu tespit edilmekle birlikte, özel denetçi atanmasının Mahkeme’nin takdirinde olduğu,
7.Tasfiyenin 2016 yılından beri devam etmesi, kısıtlı oylarının usulsüz kullanılması, sunulan
finansal tablolarına göre tasfiye sürecinde şirket aktiflerinin radikal şekilde azalması, tasfiye dönemindeki genel yönetim giderlerinin yüksek olması, şirket varlıklarının toptan satışı yönünde genel kurul kararı alınmaksızın satış işlemlerinin yapılması, TTK.m.543’e aykırı olarak, mahkeme izni olmadan alacaklılara 3. Çağrıdan itibaren 3 ay geçmeden önce dağıtım yapılmış olması, tasfiye işlemleri hakkında iki pay sahibinin yeterince bilgilendirilmemiş olması, tasfiye işlemleri konusunda pay sahipleri arasında güven ilişkisinin kalmamış olması gibi somut tespitlerin Sayın Mahkemece “haklı sebep” olarak kabule edilmesi halinde, TTK.m.537/2 gereğince işlem yapılarak, önceki tasfiye işlemleri de incelenerek tasfiyenin usulünce tamamlanması amacıyla şirket dışından bir veya birden fazla tasfiye memuru atanması hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu…” yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, sunulan beyan dilekçeleri ile uzman görüşleri, celp edilen dosyalar ve tüm dosya içeriğine göre; açılan davadaki taleplerin, kısıtlı M. … adına 2015’ten bu zamana kadar kullanılan oyların tamamının yoklukla sakat olduğunun tespiti, genel kurul kararı alınmaksızın tasfiyeye girilmesinin hukuka aykırı olması dolayısıyla tasfiyeden dönülmesi, tasfiye memurlarının Ticaret Kanunu M.537 f.2 uyarınca görevlerinden alınması, 05/02/2019 tarihli genel kurulun 2. nolu kararının iptal edilmesi ve Ticaret Kanunu m. 439 v. hükümlerince bağımsız denetçi atanmasına ilişkindir.
…. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26.02.2015 tarihli kararıyla kısıtlanan M. … adına 2015’ten bu zamana kadar kullanılan oyların tamamının yoklukla sakat olduğunun tespiti talebi açısından değerlendirmede; davalı şirketin sermayesinin 50.000.000 TL olduğu ve 5.000.000.000 paya bölündüğü, …’in toplam 50.000.000.000 sermayeli davalı şirkette 10.438.465,91 sermayesinin ve 1.043.846.591oyu bulunduğu ve kendisine vasi olarak eşi …’ in atandığı, kısıtlının genel kurul toplantılarında vasi … veya vekili tarafından temsil edildiği, ayrıca vasi …’ in de kısıtlı ile birlikte davalı şirkette pay sahibi olduğu, kısıtlı …’in şirkette %20’den fazla pay sahibi olduğu, vasi olarak atanan eşi …’in de pay sahibi olması sebebiyle, genel kurul toplantılarında kısıtlıyı da temsil ederek oy kullandığı, kendisini yönetim kurulu üyeliğine seçtiği ve ibra ettiği, …’in Sulh Hukuk Mahkemesi’nin genel vesayet kararı ile genel kurul toplantılarında kısıtlıyı temsil edemeyeceği, bu bakımdan kısıtlanma tarihinden sonraki genel kurul toplantılarında kısıtlı …’in payları için kullanılan tüm oylarının yok sayılması gerektiği iddia edilmiştir.
Anonim Şirkette genel kurul kararlarının iptali, TTK’nın 445.maddesinde; butlan TTK’nın 447. maddesinde; iptal davası açabilecek kişiler ise ise aynı Kanun’un 446. maddesinde düzenlenmiştir. Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi yokluk ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2.Baskı, Ş.190; YHGK’nun 2013/1048 Esas- 2014/430 Karar sayılı kararı). Tüm ilgililer (menfaat sahipleri), herhangi bir süreye tabi olmaksızın yokluk ya da butlanın tespiti davası açabilirler. Burada bahsi geçen ilgililer, başta şirket ortakları ile alacaklılar ve yönetim kurulu üyeleridir. O hâlde davacının iş bu davayı açmakta aktif husumeti bulunduğu şüphesizdir. Somut olayda, mahkemece atanan vasi şayet kısıtlının pay sahibi olduğu şirkette pay sahibi değilse kısıtlıyı temsilen genel kurul toplantılarına katılması ve oy kullanması mümkündür. Genel kurul gündeminde vesayet makamının ve denetim makamının izni gereken konular varsa ayrıca gerekli izinler de alınmalıdır. Bununla birlikte, vasi aynı zamanda kısıtlının pay sahibi olduğu şirkette kendisi de pay sahibi ise şirket genel kurullarında kısıtlının menfaatleri ile vasinin menfaatleri çatışabileceğinden, vasinin genel vesayet hakları saklı kalmak üzere, şirket genel kurul toplantılarında kısıtlının mahkeme tarafından atanacak bir kayyımla temsil edilmeleri gerekir.
Vasiliğe engel olan halleri sayan TMK.m.4 18/2’ye göre : Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar vasi olarak atanamaz. Vasinin vesayet makamından izin alması gereken halleri düzenleyen TMK.m.462/2’ye göre; Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi için vesayet makamının izni gerekir.
Denetim makamından izin alınmasını gerektiren halleri düzenleyen TMK.m.463/3’e göre; Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması için vesayet makamının ve denetim makamının izni gerekir. Kanun hükümleri birlikte incelendiğinde, aynı şirkette ortak olan kısıtlı ve vasinin oylarının, genel kurul toplantılarında vasi tarafından aynı yönde kullanılması aralarında menfaat çatışmasına sebep olabilir. Veli veya vasinin, aynı şirkette pay sahibi olması halinde, kısıtlı ile kanuni temsilcinin menfaatlerinin farklı olabileceği ve genel vesayet hükümlerinden bağımsız olarak şirket genel kurullarında kısıtlının vasisi tarafından temsil edilemeyeceği kabul edilmektedir. …’in kısıtlanmasına ilişkin mahkeme kararında, vasi …’in şirket genel kurullarında da kısıtlıyı temsil etmesi yönünde bir açıklık olmadığı gibi, adı geçen kısıtlının paylarının temsili bakımından özel olarak alınmış bir mahkeme kararı veya vesayet ve denetim mahkemelerinin izni de yoktur.
2015-2021 döneminde yapılan genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde, şirketin sermayesinin 50.000.000 TL olduğu ve 5.000.000.000 paya bölündüğü, bunlardan 10.438.465,91 TL lik sermayeye tekabül eden 1.043.846.591 payın kısıtlı …’e ait olduğu ve toplantılarda vasi … vekili tarafından temsil edilmiş olduğu görülmüştür.
06.04.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurul tutanağının incelenmesinde; toplantıda 49.938.465,91 TL sermayenin (4.993.846.591 payın) asaleten, vekaleten ve vesayeten temsil edildiği belirtilmiştir. Bilançonun kabulüne dair 3. madde %10 ret oyuna karşılık %90 olumlu oyla, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ve yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine dair 5. ve 7. maddeler ise oybirliğiyle kabul edilmiş olduğundan, kısıtlı oyları olmasa veya muhalif olsa da bu maddeler bakımından sonuca etkili değildir. Gündemin 4. sırasında, yönetim kurulu üyelerinin 2013-2014 faaliyetlerinden dolayı ibrasında yönetim kurulu üyelerinin, … vekilinin red oyuna karşılık oy çokluğuyla ibra edildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadığı belirtilmiştir. 25.04.2012 tarihinde yapılan genel kurulda (md.8) 3 yıl için yönetim kurulu üyeliklerine …-…, … seçilmişlerdir. …’in 2015 yılından itibaren vesayet altına alınmış olması, bundan boşalan yönetim kurulu üyeliği için herhangi bir seçim yapılmamış olması durumunda kalan YK üyeleri …’in o tarihteki 650.000.000, Merve Üretmen’in 650.000.000, …’ın ise 825.000.000 oyları toplamı 2.125.000.000’dir. Yönetim kurulu üyesi olduğu için TTK.m.436 gereğince ibra oylamasında oydan yoksundur. Kısıtlının oyu da geçersiz sayılırsa veya kısıtlı da 2013-2014 itibariyle yönetim kurulu üyesi olduğu için oydan yoksun kabul edilirse, ibra oylamasında kullanılamayacak oy sayısı 2.125.00041.043.846.591-3.168.846,591’dir. Kalan oy 1.831.154.409’dur. Dolayısıyla karar yetersayısı 1.831.154.409/2 = 915.577.205’dir. İbraya ret oyu veren …’in toplam oyu 650.000.000 olduğundan, ibra kararı 650.000.000 ret oyuna karşılık 1.181.154.591 oyla alınmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin 2013-2014 hesaplarından ibra edilmesi sebebiyle, …’ in in kısıtlandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyesi olması ve 2013-2014 yılı hesaplarından ibra bakımından yönetim kurulu üyesi olarak işlem görmesi durumunda da bu defa yönetim kurulu üyesi sıfatıyla oy kullanamayacağı için yapılan nisap hesaplamasında aynı sonuca ulaşılacaktır. Bu halde ibra kararının TTK’da aranan asgari yetersayılara uygun olarak alınmış olduğu tespit edilmiştir.
Yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 6. madde … ve …’in karşı oylarıyla oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Bu maddenin görüşülmesinde, karşı oy kullananlarn ve kısıtlının oyları toplamı 650.000.000 + 825,000.000 +1.043.846.591= 2.518.846,591 olmaktadır. Toplantıda 4.993.846.591 pay temsil edildiğine göre, YK üyelerinin seçiminde katılanların tümünün oy kullanacağı ve kısıtlının da usulünce temsil edilmediği kabul edilirse, bu durumda kısıtlının oylarının gerek toplantı gerek karar yetersayılarının hesabında dikkate alınmayacaktır. Toplantıda asaleten ve vekaleten temsil edilenlerin oy sayısı 4.993.846.591-1.043.846.591=3.950.000.000’dir. Dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin seçiminde karar yetersayısı bunun yarıdan çoğunluğu olan 3.950.000.000/2+1=1.975.000.001’dir. Yönetim kurulu seçimi maddesinde karşı oy kullananların oy sayısı 650.000.000+825.000.000= 1.475.000.000 olduğundan 1 nolu teklifle YK üyeliğine seçilenler 1.475.000.000 ret oyuna karşılık 2.475.000.000 kabul oyuyla seçilmişlerdir. …’ in vekilinin Öneri-1’e de tümüyle karşı oy kullanmadığı, yani …’in YK üyeliğine seçilmesine değil, yalnızca şirketin temsilinde çift imzadan biri olarak mutlaka …’in imzasının aranması kısmına karşı oy kullandığı anlaşılmıştır. Netice olarak, 6 nolu yönetim kurulu seçimine dair kararın, kısıtlının toplantıda usulünce temsil edilmediği kabul edilse dahi TTK’da aranan toplantı ve karar yetersayılarına uyularak alınmış olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan gerekçelerle kısıtlıya farklı bir kayyım atanması gerektiği kabul edilirse dahi …’in toplantıda hiç temsil edilmediği, (hem toplantı hem karar yetersayılarında hesaba katılmadığı) durumda dahi alınan kararların toplantı ve karar yetersayılarına uygun olarak alınmış olduğu tespit edilmekle bu toplantıda alınan kararlar bakımından butlanı veya iptali gerektiren bir sakatlık tespit bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
24.11.2015 tarihli genel kurul toplantısının incelenmesinde; toplantıda toplantı başkanı seçimi dışında olağanüstü yedekler hesabında kayıtlı 19.724.055,56 TL’nin yasal stopaj kesintisi yapılarak dağıtılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, … vekilinin karşı oy kullandığı ve muhalefet şerhi koyduğu görülmüştür. Toplantıya katılanlardan kısıtlı …’in oyları düşüldüğünde toplantıda usulünce temsil edilen oy sayısı 4.168.846.591+1.043.846.591= 3.125.846.591’dir. Alınan kar dağıtımı kararı …’in 650.000.000 muhalefet oyuyla alındığı için toplantı ve karar nisabı sağlanmıştır. Alınan olağan yedeklerin dağıtımına ilişkin genel kurul kararının kanuna aykırı olup olmadığı yönünden konu incelendiğinde, davalı şirketin 17.09.1966 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, esas sözleşmede öngörülen 50 yıllık sürenin sonunda infisah ettiği, dolayısıyla şirket esas sözleşmesinde öngörülen 50 yıllık sürenin 17.09.2016 tarihinde dolduğu, kar dağıtım kararının infisah ederek tasfiye haline girmesinden önce alınması sebebiyle, TTK.m.408/2-d gereğince genel kurulun münhasır yetkisinde olan kar dağıtımına karar verilebileceği, bu yönden de kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
14.01.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; Toplantıda 41.749.318,20 TL sermayenin asaleten, vekaleten ve vesayeten temsil edildiği, teklif edilen esas sözleşme değişikliklerinin … ve … AŞ’nin muhalefetiyle oy çokluğuyla kabul edildiği görülmektedir. TTK.m.421/1’e göre, esas sözleşmeyi değiştiren genel kurul kararları, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. Toplantıya katılanlardan kısıtlı …’in oyları düşüldüğünde toplantıda usulünce temsil edilen oy sayısı 4.174.913.200-1.043.846.591=3.131.066.609’dur. Genel kurulda esas sermayenin yarıdan çoğunun usulünce temsil edildiği anlaşıldığından toplantı yeter sayısının bulunduğu, muhalif oyların sayısının kabul oylarından düşük olduğu anlaşıldığından karar nisabının yine de sağlandığı tespit edilmiştir. Aynı gerekçelerle 12.04.2016 tarihli, 18.09.2018, 05.02.2019 tarihli genel kurul toplantı tutanaklarına göre de; alınan kararların, kısıtlı …’in oyları hesaba katılmadan yapılan hesaplamalara göre de kanunda aranan toplantı ve karar yetersayıları ile alınmış oldukları tespit edildiğinden, nisaplar yönünden iptal veya butlan sebeplerinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Ancak 12.04.2016 tarihli toplantıda alınan kararlar içerik yönünden incelendiğinde; TTK.m.508/2 gereğince yıllık kar bilanço ile tespit edilir ve bundan sonra dağıtlabilir. 2015 yılı bilançosu, gelir tablosu ve faaliyet raporu genel kurulda müzakere edilip kabul edilmedikçe, henüz kabul edilmemiş bilanço ile tespit edilen karın dağıtılmasına karar verilemez. Yapılan toplantı 2015 yılı olağan genel kurul toplantısı olarak ilan edilmiş ise de TTK.m.409/1 gereğince olağan toplantının zorunlu gündem maddeleri arasında yer alan finansal tabloların müzakeresine gündemde yer verilmemiştir. Şirket genel kurulunun bu tarihten önce 2015 yılı bilançosunu tasdik ettirdiğine dair bilgiye rastlanmamıştır. Bu durumda, genel kurul tarafından öncelikle 2015 yılı bilançosu tasdik edilmeden yapılan kar dağıtımına dair 2. Nolu genel kurul kararının kanuna aykırı olduğu değerlendirilmekle birlikte 12.04.2016 tarihli genel kurulun 2. Sırasında görüşülerek kabul edilen 2015 yılı karının dağıtılmasına ilişkin kararın butlan ile batıl olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
TTK.m.413 gereğince gündemde olmayan hususlar genel kurulda görüşülemez. TTK.m.413/3’e göre yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yenilerinin seçimi yıl sonu finansal tabloların müzakeresiyle ilgili sayılacağından, açıkça gündemde yer almasa da görüşülebilir ise de, somut olayda, genel kurul toplantısında yıl sonu finansal tabloları da görüşülmemiştir.
Anonim Şirket Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik m.25.1-a ve c bentlerinde düzenlenen gündeme bağlılık ilkesinin istisnaları da somut olayda mevcut değildir. Söz konusu genel kurul toplantısı pay sahiplerinin tamamının hazır bulunmasıyla yapılan bir toplantı olmadığı gibi toplantı gündeminde finansal tabloların görüşülmesi de yoktur. Bununla birlikte aynı yönetmeliğin 25.1-ç hükmünde yönetim kurulu üyelerinin hangi haklı sebeplerle gündeme bağlı kalmaksızın görevden alınabileceği ve yerine seçim yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu hükümde haklı sebep örnekleri tüketici olmaksızın sayılmış olup, gündeme bağlı kalmaksızın yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yerine seçim yapılmasının başkaca haklı sebepleri de bulunabilir. Somut olayda muhalefet şerhinde istifa eden yönetim kurulu üyesinin genel kurul çağrısından önce istifa ettiği, konunun genel kurulun gündemine alınabileceği fakat alınmadığı da belirtilmiştir. Ancak, genel kurulda pay sahiplerinin tamamına yakını temsil edildiği gibi, genel kurul boşalan yönetim kurulu üyeliği için seçim de yapmamıştır. Yalnızca yönetim kurulunun kooptasyon yoluyla seçtiği geçici yönetim kurulu üyesini veto ettiği ve yerine seçim yapmaksızın yönetim kurulunun 3 üye ile görevine devam etmesi yönünde karar almıştır. Dolayısıyla çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince, gündeme bağlı olmaksızın haklı sebeplerle YK üyelerini azledip yerine seçim yapabilecek olan genel kurulun zaten istifa etmiş olan üyenin yerine seçim yapılmaması ve sayı itibariyle çalışmasına mani bir durum olmayan yönetim kurulunun böylece görev yapmaya devam etmesi yönünde karar alabileceği kanaatine varılmıştır.
05.02.2019 tarihli 2 nolu genel kurul kararının iptali yönünden esas açıdan yapılan incelemede; kararın ” şirket hissedarlarına … arsasının imar çalışmalarının halen devam ettiği, maden sahaları hakkında ve TTK’nın 543 md. Gereğince 50.000.000 TL pay bedelinden 45.000 TL’sinin pay sahipleri arasında ödedikleri sermaye oranında geri verildiği bilgisi verildi.” şeklinde olduğu, toplantının devamında 2 nolu karara davacı … ve dava dışı … vekilinin muhalefet şerhleri ile 3. nolu karar ile davacının tasfiye işlemlerine dair özel denetçi seçilmesi talebinin oy çokluğuyla reddedildiği, kararda, … arsası ile ilgili imar çalışmalarının devam ettiği ve maden sahaları hakkında kısmen dağıtım yapıldığına dair bilgi verildiğinin yazıldığı, devamında buna dair bir oylama da yapılmadığı, genel kurulda hangi pay sahiplerine hangi bilgilerin verildiğine dair kısa da olsa bir açıklamaya yer verilmediği, bu haliyle tasfiye memurlarının veya yönetim kurulunun imar çalışmalarına dair bilgi verdiği, maden sahaları ile gelirleri tasfiye sonucunu beklemeden kendiliğinden dağıttığı, buna dair genel kurula bilgi verdiği anlaşılmaktadır.
TTK.m.543/2’de tasfiye sonucu dağıtmanın kural olarak alacaklılara 3. çağrıdan sonra 3 ay geçmeden yapılamayacağı, alacaklılar için bir tehlike yoksa mahkeme izniyle 3 aylık süre beklemeden dağıtım yapılabileceği açıkça ve emredici şekilde düzenlenmiştir. Buna göre davalı şirket yönünden tasfiye sonucu beklenmeden dağıtım yapılması en erken alacaklılara 3. Çağrının yayınlandığı 31.01.2019 dan 3 ay sonra, yani 31.04.2019 tarihinden sonra yapılabilir. 06.02.2019 tarihli genel kurul tutanağında dağıtımın büyük ölçüde yapıldığı konusunda bilgi verildiği, erken dağıtım yapıldığı bellidir. Bu konuda TTK.m.543/2’ye göre, erken dağıtım yapılması için, alacaklılar için bir tehlike bulunmadığına yönelik mahkemeden bir talepte bulunulduğuna dair bir bilgi olmadığından, 05.02.2019 tarihli genel kurulun 2. Maddesi ile alınan karar emredici kanun hükmüne aykırı olduğundan 05.02.20219 tarihli 2 nolu genel kurul kararının emredici nitelikteki TTK md 543/2’ye aykırı olduğundan butlan ile batıl olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
27.07.2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ise dava tarihinden sonraki bir toplantı olduğundan davamız konusu değildir.
Özel denetçi talebi yönünden incelemede; şirketin 05.02.2019 tarihli genel kurulunun esas gündeminin … arsasının imar durumu hakkındaki çalışmalar ile maden sahaları ile ilgili paraların dağıtımı hakkında olduğu halde, toplantı tutanağında bu konularda hangi bilgi verildiğine dair özet bilgi dahi olmadığı, davacının muhalefet şerhlerine ilişkin ise, tasfiye memurlarının işlemlerin şeffaf ve kanuna uygun yürütüldüğü yönünde genel açıklamalar yaptıkları, davacının muhalefet şerhlerinde ve ihtarnamelerinde sorduğu stokların, menkullerin, demirbaşlarnı, tesis makine ve cihazların satışına ve şirketin KDV ve teminat alacaklarının durumuna dair doğrudan herhangi bir bilgi verilmediği, mahkememizce atanan bilirkişi heyeti tespitlerine göre şirketin tasfiye döneminin başındaki ve sonraki bilançoları incelendiğinde şirket aktiflerinin radikal şekilde eksildiğin, şirketin tasfiye döneminde olması sebebiyle, aktif satışının teorik olarak amaca uygun olabileceği, bununla birlikte şirket aktiflerinin satışı yönünden tasfiye döneminde de kanundan doğan bazı sınırlamalar bulunduğu gibi, pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme ve özel denetim isteme haklarının tasfiye döneminde de kullanılabileceği, şirketin 18.09.2018 ve 05.02.2019 tarihli toplantılarının esas gündem maddeleri, belirli konularda veya genel olarak pay sahiplerine tasfiye işlemleri hakkında bilgi verilmesine ilişkin olduğu halde sunulan toplantı tutanaklarında, bilgi verildiği ve tasfiye işlemlerinin kanuna uygun şekilde ve şeffaf olarak yürütüldüğüne dair açıklamalar dışında hangi bilgilerin verildiğinin belli olmadığı, 18.09.2018 ve 05.02.2019 tarihli genel kurul toplantılarında davacının özel denetçi seçilmesi talebinin de iki kez reddedildiği, genel kurullarda sunulan muhalefet şerlerinin içerik ve kapsamları ile şirkete gönderilen ihtarnamelerin içeriklerinin ve özel denetim isteme amacının TTK.m.438/1 kapsamında belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulması amacına matuf olduğu anlaşılmakla davalı şirket tarafından davalı şirket malvarlıklarının ne şekilde elden çıkarıldığı, kimlere hangi değerleme yöntemiyle satıldığı, değerinde satılıp satılmadığı, satılan mallardan elde edilen gelirlerin ne şekilde değerlendirildiğinin belirlenmesi açısından özel denetçi olarak tayinine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davalı şirketin esas sözleşmesinde yer alan 50 yıllık sürenin dolmasıyla sona ermesi sebebiyle infisah etmesi ve tasfiyeye girmesinde ve tasfiye işlemlerine başlanmasında kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir yön olmadığı, genel kurulun TTK.m.548’e göre tasfiyeden dönülmesi kararı bulunmadığından tasfiyeden dönülmesinin koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan kök ve ek raporlarında da ifade edildiği üzere, tasfiyenin 2016 yılından beri devam etmesi, kısıtlı oylarının usulsüz kullanılması, sunulan finansal tablolarına göre tasfiye sürecinde şirket aktiflerinin radikal şekilde azalması, tasfiye dönemindeki genel yönetim giderlerinin yüksek olması, şirket varlıklarının toptan satışı yönünde genel kurul kararı alınmaksızın satış işlemlerinin yapılması, TTK.m.543’e aykırı olarak, mahkeme izni olmadan alacaklılara 3. çağrıdan itibaren 3 ay geçmeden önce dağıtım yapılmış olması, tasfiye işlemleri hakkında iki pay sahibinin yeterince bilgilendirilmemiş olması, tasfiye işlemleri konusunda pay sahipleri arasında güven ilişkisinin kalmamış olması gibi somut tespitlerin mahkememizce haklı sebep olarak kabulü ile tasfiye memurlarının Türk Ticaret Kanunu 537/2 uyarınca görevden alınmasına, tasfiye memurlarının tasfiyeye ilişkin yetkilerinin HMK 389(1) vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbiren kısıtlanmasına, karar kesinleştiğinde, göreve başlamak üzere tasfiye memuru olarak mali müşavir Türkan Paşalı’ nın seçilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
12.04.2016 tarihli genel kurulun 2. Sırasında görüşülerek kabul edilen 2015 yılı karının dağıtılmasına ilişkin kararın butlan ile batıl olduğunun tespitine,
05.02.20219 tarihli 2 nolu genel kurul kararının emredici nitelikteki TTK md 543/2’ye aykırı olduğundan butlan ile batıl olduğunun tespitine,
a-Davalı şirket tarafından davalı şirket malvarlıklarının ne şekilde elden çıkarıldığı, kimlere hangi değerleme yöntemiyle satıldığı, değerinde satılıp satılmadığı, satılan mallardan elde edilen gelirlerin ne şekilde değerlendirildiğinin belirlenmesi açısından, Mali Müşavir Turgay Portakalcı’ nın 3 ay süre ile ÖZEL DENETÇİ OLARAK TAYİNİNE,
b-Özel denetçiye aylık 6.000,00-TL ödenmesine, ücretin davalı şirket tarafından karşılanmasına,
c- Özel denetimin, şirket işlerini aksatılmaksızın yapılmasına (TTK.m.441/1),
d- Yönetim kurulunun (şirket tasfiyeye girdiğinden tasfiye memurunun) şirketin defterlerinin, yazışmaları dâhil yazılarının, kasa, kıymetli evrak ve mallar başta olmak üzere, varlıklarının incelenmesine izin vermekle ve önemli olgular konusunda özel denetçiye bilgi vermekle yükümlü olduklarının ihtarına (TTK.m.441/3-4),
e- Özel denetçinın sır saklamakla yükümlü olduğunun ihtarına (TTK.m.441/5),
f- TTK md 442 uyarınca, özel denetçinin incelemenin sonucu hakkında şirket sırlarını da saklayarak mahkememize rapor sunmasının istenilmesine,
4-a-Tasfiye memurlarının Türk Ticaret Kanunu 537/2 uyarınca GÖREVDEN ALINMASINA,
b-Tasfiye memurunun tasfiyeye ilişkin yetkilerinin HMK 389(1) vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbiren kısıtlanmasına,
c-Karar kesinleştiğinde, göreve başlamak üzere aylık 8.000-TL ücret ile mali müşavir Türkan Paşalı’ nın seçilmesine ,tasfiye memurunun ücretinin ileride şirket bünyesinden karşılanmak üzere davacı tarafından karşılanmasına ,tasfiye masrafları ve ücret için avans olarak mahkememiz veznesine davacı tarafından 20.000-TL nin yatırılmasına,
d- Karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına ,
5- Fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine,
6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90.-TL karar harcının peşin yatırılan 44,40.- TL’den mahsubu ile eksik yatırılan 135,5.-TL’nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan 825,00.-TL posta masraf gideri, 8.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 44,40.-TL başvuru harcı, 44,40.-TL peşin harç ve 51,30. -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 8.965,10.-TL yargılama giderinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği de göz önüne alınarak 6.000 TL ‘ nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin miktarın davacının üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9- Reddedilen talepler açısından davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10- Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/07/2023
Başkan …
¸e-imzalıdır
Üye …
¸e-imzalıdır
Üye ..
¸e-imzalıdır
Katip …
¸e-imzalıdır