Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/408 Esas
KARAR NO:2023/604
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/06/2021
KARAR TARİHİ:19/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 27/04/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu firmanın davalı tarafla 23/12/2020 tarihinde Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigortası adı altında sigorta sözleşmesi yapıldığını, ancak müvekkil firmanın ticari ve mecburi nedenlerden dolayı sigortayı iptal ettirmek istediğini, müvekkil firma yetkilisinin sigorta poliçesinin iptali ve hak edilmiş olan primlerin iadesi konusunu mailde açık olarak belirttiğini, ancak davalı tarafça gönderilmiş olan cevap mailinde Nakliyat Poliçelerinin Minimin Oranda Depo prim esasına bağlı olduğunun belirtildiğini, iptali durumunda herhangi bir iade olmayacağını söylediğini, depo prim esasının gerekçe olarak ileri sürülmesinin sebepsiz zenginleşme olgusunu yok sayamayacağını, davacı şirketin benzer şartlarda firmanın başka sigorta poliçelerinden de yola çıkılarak iadesinin yapılması gerektiğini ilettiğini, buna rağmen sigorta şirketi tarafından herhangi bir olumlu dönüş alınamadığını, ancak sigorta şirketi ile mevcut olan poliçenin feshi ve firmanın hak etmiş odluğu primlerin iadesinin de ısrarla talep edildiğini, ancak yine olumlu bir dönüş alamadıklarını, bütün bu sebeplerden dolayı hak edilmiş olan primlerinin toplamının yaklaşık olarak 22.000,00 TL olduğunu, bu miktardan kullanılmış prim gün sayısının çıkarılmasından sonra geriye kalan bakiye günlerin hesaplanması doğrultusunda hesaplandığını, bütün bu mağduriyetlere rağmen ihtarname çekildiğini, davalı şirketin ihtarnameye herhangi bir dönüş yapmadığını, açıklanan bu nedenlerle; hak edilmiş olan primlerin sözleşme fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 16/07/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; poliçenin Minimum Depo Prim esasına bağlı tanzim edildiğini, bu tür poliçelerin, poliçe iptali halinde prim iadesine tabi olmadığını, bu halde davacının talebinin taraflar arasındaki akdin söylenen maddeye aykırı olduğunu, yine poliçede belirtilen maddede sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde sigorta şirketi 15 gün evvelinden yazı ile ihbar etmek şartı ile sözleşmeyi fesih etme yetkisine sahip olduğunu, bu şekilde fesih sonucunda sigorta sözleşmesinden doğan henüz ödenmemiş primler ile teminat verilen süreye ait primlerin sigortalı tarafından ödeneceğini, bu halde davacının kusuruna bağlı iptallerde davalı sigorta poliçe priminin tamamına hak kazandığını, poliçenin Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına tabi olduğunu, TTK 1434.3 maddesinin son fıkrasında sigortacının temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer haklar saklıdır hükmüne de aykırı olduğunu, bu neden ile de davacının talebinin haksız olduğunu, tacir olan davacının kendi kusuru ile yaptığı feshe bağlı olarak prim iadesi istenmeyeceğinin kabul edilmesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi kök ve ek raporu, taraflar arası imzalanan Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigortası Poliçesi, sicil kayıtları, taraf beyanları, Arabuluculuk Tutanağı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
13/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ” Sigorta Sözleşmesinin, III. Şahıs Mali Mesuliyet ve Emtia – Nakliyat Sigortası Genel Şartlarına göre kurulduğu, ek teminat ve özel şartların sözleşmede bulunduğu, Taraflar arasında kurulan Sigorta Sözleşmesinde, Net Primin Minimum Depo Prim ve Ayarlama Fiyatı olarak not edildiği ve primin minimum depo primi olduğu, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, Hukuki münakaşası ve değerlendirmesi Saygıdeğer Mahkeme keyfiyetinde olmak üzere, Herhangi bir sevkiyat yapılmadı ise Davalı Sigortacının da üstlenmiş olduğu bir riskten bahsedilemeyeceğinden, bu durumda Sigortacının sorumluluğu açısından riski temin etme hali gerçekleşmediğinden primin tamamının iadesi gerekebileceği, Davacının ihtar tarihine kadar herhangi bir sevkiyat gerçekleştirmiş olması durumunda ise de Sigortacının Prim iade borcu olmayabileceği (sigortacının primin tamamını hak etmiş olabileceği), 6.3.3 İşbu bu rapor 4.3.’de poliçeden not edilmiş, “FESİH ŞARTININ” borç ve haklar dengesi açısından hukuki münakaşası ve değerlendirmesinin Saygıdeğer Mahkeme keyfiyetinde olabileceği, Uzlaşmazlık ile ilgili sadece görüş bildirildiği,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
07/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; “Taraflar arasında kurulan Sigorta Sözleşmesinde, Net Primin Minimum Depo Prim ve Ayarlama Fiyatı olarak not edildiği ve primin minimum depo primi olduğu, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, bu durumda davalı yanın prim iade bulunmadığı, mahkemenin farklıca bir kanaate ulaşması durumunda ise, prim iade tutarının, yapılan sevkiyat tutarı üzerinden aşağıdaki şekilde hesap edildiği, İade Tutarı Net Prim = (50.000.000 TL – 3.887.000 TL) x %0,05 x [303 gün / 365 gün] =19.140 TL Davacı yanın davalıdan 19.140 TL prim alacağı bulunduğu,” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı vekili 23/05/2023 tarihli dilekçesi ile davasının 19.140,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan poliçeden iptalinden kaynaklanan prim alacağı davasıdır.
Taraflar arasında 23/12/2020 tarihinde Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigortası yapıldığı, davacının ticari ve mecburi nedenlerden dolayı sigortayı iptal ettirmek istediği, davalı yanca Nakliyat Poliçelerinin Minimin Oranda Depo prim esasına bağlı olduğu belirtilerek iptalin yapılmadığı ve primlerin iade edilmediği gerekçesiyle ve prim alacağının tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık kapsamında dava dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 13/03/2023 tarihli raporda; davacının münferiden tek yetkilisi …’in davalıya göndermiş olduğu e-posta dava dosyasında görülememiş olup, davacının davalı tarafa ihtamame öncesinde ilk iptal talebinin hangi tarihte yaptığının tespit edilemediği, ihtar tarihi olan 23.02.2021 tarihi, 365 günlük poliçenin 62. gününe isabet ettiği, diğer bir hesaplama ile ihbar tarihinden poliçe süre sonuna kadar 303 gün bulunduğu, davalı tarafından, adı geçen Sigorta Sözleşmesi ile temin edilmiş taşımaların listesi ve/veya detayı — belgeleri, dava dosyasında bulunmadığı, bu anlamda Sigortacıya bildirilimin yapıldığı e-posta tarihi ve/veya ihtarın yapıldığı 23.02.2021 tarihine kadar, davacının sorumluluğunda bulunan taşıma işleri ile ilgili herhangi bir kayıt, belge vb. dava dosyasında görülemediği, Sigorta Poliçesinde Sefer başı Sorumluluk ve Yıllık toplam Sorumluluk olarak iki ayrı teminat limiti bulunmadığı, bu anlamda oransal olarak Poliçenin teminat limitinin ihtar ve/veya iptal talebi tarihine kadar ne kadarının (oransal) kullanılmış olduğu (ihtar tarihine kadar sigortacının teminat sağladığı tutarın toplam poliçe limitine oranı) tespit edilemediği, Minimum Depo Primi ve Ayarlama Fiyatının 60,05 olduğu not edilmiş toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, Abonman Sözleşmelerde piyasa uygulamasında, sözleşme “abonman İadesi” üzerine kurulmuş ise, iadelerin nasıl (oransal), hangi teminatlar (Terör vb. iade yapılmayabilir), nezamanlarda vb. gibi şartlar Sigorta Sözleşmesine yazıldığı, Sigorta Poliçesi üzerinde böylesine bir madde bulunmamakla birlikte, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağı da işbu rapor madde 4.3.’te yer verildiği gibi özel şart olarak belirtildiği, herhangi bir sevkiyat yapılmadı ise Davalı Sigortacının da üstlenmiş olduğu bir riskten bahsedilemeyeceğinden, bu durumda Sigortacının sorumluluğu açısından riski temin etme hali gerçekleşmediğinden primin tamamının iadesi gerekebileceği, davacının ihtar tarihine kadar herhangi bir sevkiyat gerçekleştirmiş olması durumunda ise de Sigortacının Prim iade borcu olmayabileceği (sigortacının primin tamamını hak etmiş olabileceği), yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
İtirazlar üzerine taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.sayfasında “Minimum Depo Prim ve Ayarlama Fiyatı” başlıklı maddesinin değerlendirilerek ve tarafların itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Hazırlanan 07/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, taraflar arasında kurulan Sigorta Sözleşmesinde, Net Primin Minimum Depo Prim ve Ayarlama Fiyatı olarak not edildiği ve primin minimum depo primi olduğu, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, bu durumda davalı yanın prim iade bulunmadığı, mahkemenin farklıca bir kanaate ulaşması durumunda ise, prim iade tutarının, yapılan sevkiyat tutarı üzerinden aşağıdaki şekilde hesap edildiği, İade Tutarı Net Prim = (50.000.000 TL – 3.887.000 TL) x %0,05 x [303 gün / 365 gün] =19.140 TL Davacı yanın davalıdan 19.140 TL prim alacağı bulunduğu, kanaati bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme ve bilirkişi raporu da dikkate alındığında, gerek sözleşmenin 15 günlük süre içerisinde fesh edilmemiş olması, gerekse sözleşmede prim iadesinin yapılmayacağı özel şart olarak düzenlenmesi, tarafların da tacir oldukları düşünüldüğünde usul ve yasaya uygun bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmeler dikkate alınarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin+ıslah alınan 327,30 TL harcının mahsubu ile fazla alınan 57,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekilleri lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irad kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2023
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır