Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/713 E. 2023/493 K. 04.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/713 Esas
KARAR NO:2023/493

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/11/2022
KARAR TARİHİ:04/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, kendisine ait şahıs işletmesi olan … Tekstil’in ihtiyacı olan makinenin satın alınması için davalı şahıs işletmesi ile anlaşma sağlandığını, davalı tarafından makinenin kendisi tarafından yapılacağı ve ücretinin önceden ödenmesi gerektiği söylenmiş olduğundan müvekkili tarafından davalı tarafa bankadan ve elden ödemeler yapıldığını, müvekkili tarafından davalının … Bankası’nda bulunan … Iban numaralı hesabına “makine taksiti” açıklamasıyla 25.03.2020 tarihinde 5.000,00 TL, 27.03.2020 tarihinde 7.000,00 TL ve 02.04.2020 tarihinde 4.000,00 TL olmak üzere 16.000,00 TL gönderildiğini, bunun haricinde müvekkili tarafından farklı tarihlerde elden 44.000,00 TL daha ödendiğini, Davalı tarafa makine alımı için 60.000,00 TL ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından makine teslimi gerçekleştirilmediğini ve müvekkili tarafından ödenen paraların da iade edilmediğini, davalı tarafından makinenin teslim edilemeyeceği bildirilmiş olduğundan müvekkiline ödenen paraların iadesini talep ettiğini, davalı tarafından müvekkilinin tüm taleplerine rağmen makine için gönderilen paralar iade edilmediğinden bankadan gönderilen paralar için …. İcra Müdürlüğü’nün… E sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, müvekkili tarafından yapılan arabuluculuk başvusuru üzerine İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun 2022/… no’lu dosyası üzerinden yapılan arabuluculuk görüşmesinde davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını bildirip, haklı davamızın kabulüne karar verilmesini, davalıdan olan alacağa karşılık hiç bir rehin, ipotek tesis edilmemiş ve alacak teminat altına alınmamış olup muhtemel dava süresi, alacak miktarı dikkate alınarak öncelikle teminatsız olarak aksi kanaat halinde uygun bir teminat karşılığında alacağın temini için dava değeri kadar ihtiyati haciz kararı verilmesini, alacak için takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak fiili ödeme gününe kadar ki faiz, masraf ve ücreti vekalet ile birlikte tahsilini teminen borçlunun itirazının iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz nedeniyle davalı aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, dava masraf ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı asil … cevap dilekçesinde özetle; davaya konu borç ilişkisinin davacının 2019 yılında Covid-19 salgınıyla beraber maske fiyatlarının artması, davacının da bu alanla ilgili iş ve yatırım yapmak istemesiyle babasına başvurması ile başladığını, kendisinin davaya konu olayla pek alakasının olmadığını, babasının kağıt işiyle uğraşmakta, kesme, paketleme ve benzeri makineleri kullandığını, bazı makinelerin işlev yapı olarak benzer özellikler gösterdiğini, davacının babasından maske makinesi sipariş etmesiyle başlayan süreçte davaya konu dekontta gönderilen paraların kendisinin hesabına yatırıldığını, Covid-19 seyrinin düşmesi, maske fiyatlarındaki fahiş artış görülmesi nedeniyle, devletin maske satışlarının kısıtlaması nedeniyle, davacının maske yapım makinesi almaktan vazgeçtiğini, ancak babasının bu makineyi başka bir kişiye yaptırdığını, yapımına başlanan ağır bir makinenin alımından vazgeçildiğini, dekontlardan da görüleceği üzere tarafına sadece 3 taksit ödendiğini, davacının iddia ettiği gibi elden verilen bir ödeme bulunmadığını, davacı maske fiyatlarındaki düşüş ve kâr marjının azalacağını düşünerek sipariş ettiği maske yapım makinesini teslim almadığını, kalan taksitleri ödemediğini ve ödediği 3 taksiti iade istediğini, akabinde davacı taraf ile 30/11/2022 tarihinde Borç Tasfiye Protokolü imzalandığını, tam bir uzlaşıya varıldığını, davacı vekiline ise 10.000,00 TL’lik taksit ödemesi yapıldığını bildirip, davacıyla arasında tam uzlaşma sağlanarak protokol yapıldığından mübrez dosyada verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini, ayrıda borç tasfiye protokolü doğrultusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/2996 Esas 2020/3002 Karar sayılı kararında “Davacı vekili tarafından ibraz edilen sulh protokolünün 6. maddesinde, yargılama giderlerinin davalı tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı vekili 03.02.2017 tarihli dilekçeyle, 53017,67 TL üzerinden hesap edilecek nisbi vekalet ücreti ile yapılan yargılama giderlerinin sulh protokolünün 6. maddesi gereği davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir. Davalı vekili ise, yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 315. maddesi gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş ve Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 31,40 TL başvuru harcı ile 3621,64 TL peşin harç olmak üzere toplam 3653,04 TL nisbi harcın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece, uyuşmazlık maddi hukuk açısından incelenerek esasa yönelik bir karar verilmediğinden, başka bir ifadeyle verilen karar esasa ilişkin nihai karar niteliğinde olmadığından, maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi uyarınca hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.” belirtilmiştir.
Davacı vekilinin 04/07/2023 tarihli duruşmada taraflar arasında düzenlenen protokol doğrultusunda davalının ödemeler yaptığının, tarafların sulh olduklarının, davanın konusuz kaldığının, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığının beyan edildiği anlaşıldı.
Davalı asilin 04/07/2023 tarihli duruşmada davacı ile aralarında düzenlenen protokol doğrultusunda ödemeler yaptığının, davacı tarafla sulh olduğunun, davanın konusuz kaldığının, yargılama gideri talebi bulunmadığının beyan edildiği anlaşıldı.
Somut olayda davacı vekili ile davalı asilin 04/07/2023 tarihli duruşmadaki beyanları ile sulh olduklarını ve sulh doğrultusunda davanın sona erdirilmesini talep etmişlerdir. Sulh, HMK md. 313 vd.’na göre görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olup; hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Taraf vekillerince yukarıda belirtilen beyanlarında tarafların sulh olduklarının beyan edilerek ve yine yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığının beyan edilerek sulh sonucu davanın konusuz kaldığından karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle tarafların sulh olduğu ve yargılama giderleri talebi bulunmadığı gözetilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HUAK 18/A-(14). Fıkrası: “Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.” hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2022/… sayılı dosyasından arabulucu …’e tarife bedeli üzerinden 1.560,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilerek arabulucuk giderlerinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 179,90-TL harcın davacı tarafça yatırılan 193,24 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 13,34-TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Talep edilmediğinden davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderinin talep edilmediğinden kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2023

Katip …

Hakim …