Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2014/1076 Esas
KARAR NO :2023/550
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/09/2014
KARAR TARİHİ:16/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete olan borcundan dolayı davalı-borçlu hakkında …. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının yetkiye, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun fer’ilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, borçlunun, davacıdan mallar aldığını, satılan mallar nedeniyle davalıya icra takibine dayanak olan;
a) 01.03.2013 tarih … seri no.lu 2.047,96 TL miktarlı,
b) 01.03.2013 tarih … seri no.lu 321,50 TL miktarlı,
c) 20.03.2013 tarih … seri no.lu 1.841,80 TL miktarlı,
d) 28.03.2013 tarih … seri no.lu 4.517,50 TL miktarlı,
e) 30.03.2014 tarih … seri no.lu 177,00 TL miktarlı,
f) 01.04.2013 tarih … seri no.lu 177,00 TL miktarlı,
g) 03.04.2013 tarih … seri no.lu 14.655,48 TL miktarlı,
h) 24.04.2013 tarih … seri no.lu 1.949,25 TL miktarlı,
i) 24.04.2013 tarih … seri no.lu 1.958,80 TL miktarlı,
j) 26.04.2013 tarih … seri no.lu 7.006,84 TL miktarlı,
k) 26.04.2013 tarih … seri no.lu 6.652,84 TL miktarlı,
l) 27.04.2013 tarih … seri no.lu 672,60 TL miktarlı,
olmak üzere 12 adet irsaliyeli fatura düzenlendiğini, faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, davalıya borcun sebebi olan faturaların ayrıntılı olarak bildirildiğini, davalının yapmış olduğu itirazın soyut, hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek olmadığını, alacak miktarının davalının kabulünde olup yargılamayı gerektirmediğini ve likit olduğunu, borçlunun icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğini, para borçlarının B.K.’nun 89. Maddesi uyarınca alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiği, dolayısıyla para alacağına ilişkin icra takibinin alacaklının bulunduğu yer icra müdürlüklerinde yapılabileceğinden İstanbul İcra Müdürlüklerinin takip yönünden yetkili olduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetle yapılmış olması nedeniyle icra inkar tazminatının koşullarının gerçekleştiğini, fatura tarihlerinde borcunu ödemesi gereken borçlunun, fatura tarihinde borcunu ödememesi nedeniyle fatura tarihinden itibaren faiz ödenmesinin gerektiğini, davalı aleyhinde 42.971,77 TL asıl alacak 1.605,12 TL işlemiş faiz talepli olarak icra takibi yapıldığını, işlemiş faiz talep hakkı saklı tutularak işbu davada sadece asıl alacağın talep edildiğini, İcra takibinde “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacak için hesaplanacak 3095 Sayılı Yasa uyarınca T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık % 13,75 oranından az olmamak üzere değişen oranlarda faizi” istendiğini, istenilen faiz oranının dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, davalı borçlunun 42.971,77 TL’lik itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde ileri sürülen hususların haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ile davacı taraf arasında hiçbir şekilde ne kira sözleşmesi ne de yetki şartı içeren bir başka sözleşme imzalanmadığını, açılan işbu davanın yetkisiz olan İstanbul Mahkemelerinde açıldığını, öncelikle yetkisizlik kararının verilmesinin gerektiğini, Davacı tarafından yapılan icra takibine ilişkin itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkili firmanın adresinin ödeme emrinin tebliğ edildiği …/… olduğunu, dolayısıyla gerek açılan işbu davada ve gerekse yapılan icra takibinde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkisiz olduğunu, … Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın yetkiye ilişkin açıklamalarının taraflarınca kabulüne olanak bulunmadığını, faturanın gönderilmiş olduğunu kabul etmemekle beraber, faturanın gönderilmiş olması davacı taraf ile müvekkili arasında alacak doğuracak şekilde bir akdi ilişki doğduğunun göstergesi olmadığını, bahse konu faturaların müvekkili firmanın yetkili bir çalışanına teslim edilmediğini, davacı tarafın delil olarak sunduğu irsaliyeli faturaları kabul etmemekle birlikte faturalardaki imzaların müvekkili adına temsile yetkili bir çalışana ait olduğunu kabul etmediklerini, müvekkili firmanın 650’den fazla çalışanı olduğunu, bu çalışanlardan herhangi birinin davacı tarafın sattığını iddia ettiği bir malı teslim alması halinde müvekkili firmanın borçlandığı hususunun kabulünün mümkün olmadığını, teslimde imzası bulunan kişinin bu malı teslim alma hususunda müvekkili firma tarafından yetkilendirilmiş olması gerektiğini, davacı tarafın beyanlarının aksine müvekkili firma ile usul ve yasaya uygun olarak kurulmuş bir sözleşme mevcut olmadığından ne davacı taraftan mal alımı oluştuğunu ne de davacı tarafça mal teslimi söz konusu olduğunu, davacı tarafın belirli ve likit bir alacağı olmadığından tazminat talebinin şartlarının oluşmadığını ve reddi gerektiğini, beyan ederek davanın reddi ile kötü niyet tazminatı ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen …. İcra Müdürlüğü’nün
… Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 42.971,77 TL asıl alacak 1.605,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.396,79-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı hakkında … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyası ile
10.07.2015 tarihinde iflas kararı verildiği, İİK’nun 166. Maddesinde belirtilen işlemlerin
… İcra ve İflas Müdürlüğünce … İflas Dosyası ile yürütülmekte olduğu bu sebeple mahkememizce iflas idare memurlarının dosyaya taraf olarak eklendiği ve kendilerine tebligat yapıldığı, ancak davalı hakkında verilen iflas kararının Yargıtay tarafından bozulmasına karar verildiği, mahkemenin bozma ilamına uyması sonucunda 11/06/2021 tarih, 2019/… Esas, 2021/… karar sayılı ilamı ile iflas talepli davanın reddine karar verildiği ve kararın tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 12/10/2021 tarihinde kesinleştiği bu kapsamda mahkememizce dava konusu iddia ve savunmalar kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine yapılmış olan icra takibinin yerinde olup olmadığının tespitinin için davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi hususunda … Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, yazılan talimatta ticari defter ve kayıtların ibrazı ve ibraz etmemenin yasal sonuçlarının davalıya ihtarının talep edildiği bu talimat talebi kapsamında, talimat mahkemesince davalıya “Belirlenen gün ve saatte davacı … San.ve Tic. A.Ş.ile şirketiniz arasında olan itirazın iptali davasına konu olan ticari defter ve kayıtlarınızı belirlenen gün ve saatte mahkememizde hazır etmeniz veya yerinde inceleme talep edilmesi, aksi halde davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre değerlendirme yapılacağı hususu ihtar olunur” şeklinde HMK 222 gereğince ihtarlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça inceleme için ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
Bu kez iddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ilişkin davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan 21/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
“…
Davacı şirketin 2013 ylına ait ticari defterlerinden yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterlerinin yasal süre içinde zorunlu olan açılış tasdik işlemlerinin yapıldığı, yasal zorunluluk kapsamında olan yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yapıldığı, envanter defteri ve defter-i kebirde ise yasal zorunluluk kapsamında olmadığından kapanış tasdik işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.
Bu çerçevede davacı şirketin incelemeye konu edilen 2013 yılı ticari defterlerinin V.U.K. 221 madde ile T.T.K. 64. madde hükümlerine göre yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakılmıştır.Davacı şirketin 2014 ylına ait ticari defterlerinden yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterlerine ait sayfalarında noter onayı görülmekle beraber (dosyada yer aldığı ve yukarıda tabloda gösterildiği gibi) defterlerin onay tarihinin ilgili noterlik tarafından yazılı olmadığı saptanmıştır. Defter onay tarihi yazılı olmadığından defterlerin yasal süresinde açılış tasdikinin yapılıp yapılmadığı tespit edilememiştir.Buna rağmen yasal zorunluluk kapsamında olan yevmiye defterinin yasal süresinde kapanış tasdikinin yapıldığı, envanter defteri ve defter-i kebirde ise yasal zorunluluk kapsamında olmadığından kapanış tasdik işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.
Dava ve icra dosyası ile davacı şirket ticari defterlerinin denetlenmesi ile her türlü nihai karar ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere;
-Davacı şirketin 18.07.2013 işbu davaya konu icra takip tarihi itibariyle ve 31.03.2014 dava tarihi itibariyle davalı şirketten ticari defterlerine göre 55.546,33 TL alacaklı olduğu,
-İcra takip tarihinde istenilen ana para alacağının ise 42.791,77 TL olduğu,
-Davacı şirket tarafından 2013 yılında davalı şirkete toplam 19 adet fatura düzenlendiği, icra takibinde ise bu 19 adet faturadan son 12 adet fatura bedelinin talep edildiği, talep edilen 12 adet faturanın; de şeklinde olduğu, toplam 12 adet fatura alacağının icra takibi ile istenilen ana para alacağına denk geldiği, irsaliyeli faturaların 11 adedinin Şefik Kahya tarafından, bir adedinin ise … tarafından teslim alındığı,
-İcra takip talebinde takip öncesi 1.605,12 TL işlemiş faiz talep edildiği, ancak dava değerinin asıl alacak bedeli olan 42.971,77 TL olarak belirlendiği, dava dilekçesinde fatura tarihlerinde borcunu ödemesi gereken borçlunun, fatura tarihinde borcunu ödememesi nedeniyle fatura tarihinden itibaren faiz ödenmesinin gerektiği, davalı aleyhinde 42.971,77 TL asıl alacak 1.605,12 TL işlemiş faiz talepli olarak icra takibi yapılmış ise de, işlemiş faiz talep hakkı saklı tutularak işbu davada sadece asıl alacağın talep edildiğinin belirtildiği,
-18.07.2013 tarihli icra takip talebinde takip tarihinden itibaren asıl alacak için 3095 Sayılı Yasa uyarınca T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık % 13,75 oranından az olmamak üzere değişen oranlarda faiz talep edildiği, oysa 21.06.2013 tarihinden itibaren ve icra takip tarihinde T.C. Merkez Bankası avans faiz oranının yıllık % 11 olduğu,
-İcraya konulan faturalar üzerinde fatura tarihine göre ortalama 3 ay vade tarihlerinin yer aldığı, vade tarihinde ödenmediği taktirde % 5 vade farkının kdv ile birlikte fatura edileceğinin bilginin de yer aldığı,”şeklinde tespit bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, davalı tarafa ticari defter ve kayıtların sunulması, sunulmadığı takdirde davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre değerlendirme yapılacağı hususunun HMK m.222 gereğince usulüne uygun ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça defter ve kayıtların sunulmadığı görülmüştür.
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2013 yılı ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı ve bu sebeple sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, ancak 2014 yılına ait ticari defterlerinden yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterlerine
ait sayfalarında noter onayı görülmekle beraber (raporda tabloda gösterildiği gibi)
defterlerin onay tarihinin ilgili noterlik tarafından yazılı olmadığı bu sebeple de defterlerin yasal süresinde açılış tasdikinin yapılıp yapılmadığı tespit edilemediği bildirilmiş olup, bu kapsamda mahkememizce 01/06/2023 tarihli celsede davacı vekiline … Noterliğine ait defter tasdiklerine ilişkin ilgili tüm evraklarının sunulması hususunda 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılacağı hususunun davacı vekiline ihtar edildiği, ara karar uyarınca davacı vekili tarafından 2014 ticari defterlerinin açılış tasdiklerini sunulduğu, incelenmesinde; envanter defteri, defter-i kebir, yevmiye defteri, noter açılış tasdiklerinin sunulduğu açılış tasdiklerinin 18/12/2013 tarihinde yani yasal süresi içerisinde yapılmış olduğu dolayısı ile 2014 yılı ticari defter ve kayıtlarının da usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu mahkememizce tespit edilmiş olduğundan usul ekonomisi de gözetilerek bu hususta ek rapor alınmasına ihtiyaç duyulmamıştır.
Bu itibarla, öncelikle davacının ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği ve davacı defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı tespit edildiğinden davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazının TBK m.89 uyarınca reddi gerekmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda, davacı defter ve kayıtlarına göre tespit edilen asıl alacağın takip ile uyumlu olduğu dolayısı ile asıl alacak yönünden takibin yerinde olduğu, davacı tarafça yalnızca asıl alacak yönünden takibe yapılan itirazın iptalinin talep edildiği gözetilerek davanın kabulü ile; takibe yapılan itirazın kısmen ( asıl alacak miktarı yönünden ) iptaline, asıl alacağın likit olduğu ve borçlunun takibe itirazında haksız olduğu gözetilerek asıl alacağın %20’si oranında hesap olunan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
Davalı tarafından …. İcra Dairesinin … Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 42.971,77-TL asıl alacak yönünden Kısmen İptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına,
2-Alacağın %20’si oranında hesap olunan 8.594,35-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 2.935,40-TL karar ve ilam harcından 519,05-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 2.416,35-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 548,05-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 3.639,00-TL masraf olmak üzere toplam 4.187,05-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde … Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2023
Katip … Hakim …
e-imzalıdır e-imzalıdır