Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/384 Esas
KARAR NO:2023/501
ASIL DAVA:Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
KARŞI DAVA : Müdahalenin Önlenmesi
ASLİ MÜDAHALE DAVASI Müdahalenin Önlenmesi
DAVA TARİHİ : 01/07/2021
KARAR TARİHİ:21/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının ve müdahalenin önlenmesine ilişkin davaların yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde; ” Davalı … AŞ’nin eski ünvanının … AŞ olduğunu ve 10.12.2004 tarihinde bir aile şirketi olarak kurulduğunu, kurucu ortakları davacı … … kayınbiraderi …, davacının eski eşi … …, … İth. İhr. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, … AŞ unvanıyla kurulan şirketin 30.06.2011 tarihli unvan değişikliği ile … AŞ olarak ticaret sicile tescil edildiğini, şirketin sermaye artırımına gitmesi üzerine 26.12.2006 tarihli genel kurul kararı ile şirket sermayesi toplam 1.000.000,00 TL’ye yükseltilmiş ve müvekkilinin %5 hisse oranı korunarak taahhüt ettiği miktarla payı 50.000,00 TL’ye çıkarıldığını, şirketin kuruluşundan sonra müvekkilinin ailevi nedenlerle eşinden ayrılmış ve eşi …’in eski soy adı olan … soyadını aldığını, müvekkilinin eşinden ayrılma zamanlarında, güveni suistimal edilerek sahte hisse devir sözleşmesi ve sahte istifa dilekçesi ile %5 hissesinin tamamı ortaklardan …’ya devredildiğini, müvekkilinin şirket yönetiminden de istifa ettiğine dair sahte yönetim kurulu kararı alınarak yönetime … … seçilmiş ve …’nın kendi hissesinden 1 pay vermesiyle birlikte şirkete …’ün ortak edildiğini, sahte hisse devri sonrası yapılan 27/04/2009 tarihli genel kurul toplantısında …’nın 46.862 olan hissesi, sahte devir sözleşmesiyle devredilen 5000 adet müvekkili hissesinin eklenmesi ve …’e verilen 1 payın çıkarılması sonrası 51.861 pay olarak tutanaklara geçtiğini, davalı şirketin 29.06.2010 tarihli genel kurul toplantısında aldığı karar ile sermaye artırımına gidilmiş ve sermayesi 1.000.000,00 TL’den 1.075.000,00 TL’ye çıkarıldığını, davalı şirketin, 30.06.2011 tarihli genel kurul toplantısında ana sözleşme değişikliği ile yapılan ünvan değişikliği sonucu … A.Ş adını aldığını, aynı toplantıda, şirketin sermayesi A ve B grubu paylara ayrıldığını, nama çıkarılan hisseler ile toplam 107.500 hissenin 62.360 adedi A grubu hisse olarak … … şirketine, 1.075 adedi A grubu hisse olarak … … … şirketine, 1.075 adedi A grubu hisse olarak … … … şirketine devredilmiş; 21.500 adedi B grubu hisse olarak … adına, 21.500 adedi B grubu hisse olarak … … adına tescil edildiğini, davacının, 30.06.2011 tarihli genel kurul toplantısından hemen sonra sahtecilikle hissesinin devredildiğini öğrendiğini, bir hafta içinde …. Noterliğinden 07.07.2011 tarihinde davalı şirkete ihtarname çekerek hisselerin düzeltilmesini istediğini, davacının bu ihtarına rağmen davalı şirketin 20.07.2011 tarihli cevabi ihtarname ile talebi reddettiğini, davacının, davalı şirket yetkilileri ve ortaklarıyla yaptığı görüşmelerden bir sonuç alamaması üzerine şirket hisse ve malvarlığına ihtiyati tedbir uygulanması, tedbiren yönetime kayyım atanması ve sahtecilikle yapılan hisse devir işleminin iptali ve hisselerin davacı adına tescili talepli … 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, açılan davaya davalı şirket ve şirket ortakları haksız ve mesnetsiz beyanları ile yargı sürecinin uzamasına sebebiyet verdiğini, …’nın, anılan davadan yıllar sonra tüm hisselerini … … şirketi olan hakim ortağa satıp ortaklıktan çıktığını ancak yönetimde görev almaya devam ettiğini, yani davalı … … şirketinin davalı olan hisseleri bilerek devraldığını, davalı şirketin genel kurul toplantıları ve yönetimine bakıldığında, davacının hisselerini gasbeden …’nın 19/06/2017 tarihli genel kurul toplantısına kadar şirketin yönetiminde olduğu, davalı … A.Ş şirket tüzel kişiliği ve sonradan hisse alan yabancı ortaklarla birlikte kötüniyetle hareket ettiği görüldüğünü, özellikle davalı şirket yönetimini elinde tutan … … şirketinin, anılan davada vekil tayin ettirip davacının %5 hisesine ilişkin derdest bir davanın varlığını bilmesine rağmen davaya konu bu hisseleri …’dan devraldığını, … 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasının … 16. Asliye Ticaret Mahkemesine devri üzerine … Esas numarasını aldığını, … 16. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında da yapılan yargılamada 13/12/2013 tarihinde davanın red edildiğini ancak temyiz üzerine kararın bozulduğunu, bozma ilamı sonrasında dosyanın devredildiği … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin …Esas, … Karar sayılı dosyasında yargılama yapılarak davanın davalı … A.Ş şirketi ve … yönünden kabul edildiğini, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, sonuç itibarıyla kesinleşen mahkeme kararı ile davacının %5 hissesinin devrine ilişkin işlemin iptaline ve hissedarlığının aynı oranda devam ettiğinin tespitine, muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verildiğini, bunun üzerine … Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen 07/06/2021 tarihli … yevmiyeli ihtarname ile mahkeme kararı gereği davacının %5 hissesinin pay defterine kaydı ve davacı namına hisse senedi bastırılarak teslimi talep edildiğini, davalıya tebliğ edilmesine rağmen gereği yapılmadığı gibi herhangi bir cevap dahi verilmediğini, yapılan usulsüz işlemler ve haksız tutum nedeniyle ve kesinleşen mezkur karar uyarınca işbu davanın açıldığını, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin …Esas, … Karar sayılı kararı uyarınca davalı/borçlu şirketin paylarının %5 oranındaki hissenin davacı/alacaklı müvekkili adına pay defterine kaydı ve hisse senetlerinin teslimi talepli icra takibinin, … İcra Dairesinin … Esas sayılı dosyası kapsamında başlatılmış olup devam etmekte olmasına rağmen henüz hiçbir sonuç alınamadığını, davalı şirketin, paya ilişkin dava kesinleşmeden zaman içerisinde sermaye artırımları yapmış, artırılan sermaye büyük oranda iç kaynaklardan karşılanmış ve ortaklara bedelsiz pay verildiğini, bedelli kısmi artırımların da elde edilen karlardan karşılanmış ve böylece ortakların bir bedel ödemeden paylarını artırdığını, dolayısıyla davacının payı da aynı oranda artmış olacağını, 2018 yılında yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile şirketin sermayesi 51.215.190,00 TL’ye çıkarılmış ve 5.121.519 adet nama yazılı paya bölündüğünü, bu payların 5.119.369 adedi … … şirketine, 1.075 adedi … … … şirketine, 1.075 adedi … … … şirketine ait olduğunu, hakim ortak, 5.119.369 adet paya sahip davalı … … şirketi olduğunu, davacının sahtecilikle elinden alınan %5 hissesini de … hakim ortağa devrettiğinden, … A.Ş’nin yanında hisselerini devralan kötü niyetli hakim ortağın da bu davanın muhatabı olduğunu, kesinleşen … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasına ilişkin bilgi sahibi olan ve hatta davada yer alan şirketin hakim ortağı, bilinçli olarak mezkur hisseleri …’dan devraldığını, davalı … A.Ş pay defteri ve devir sözleşmeleri ile alınan genel kurul ve yönetim kurulu kararları incelendiğinde görüleceği üzere, davalı … … şirketinin kötü niyetli olduğunu, bu sebeple şirketin paydefterine %5 payın tescili gerektiğini, Türk Medeni Kanunun Dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. hükmü, aynı kanunun iyiniyet başlıklı 3. maddesinde ise, “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. ” hükmü düzenlendiğini, bu durumda, davalı … … şirketinin kötü niyetle devradığı hisseyi davacıya iadesi gerektiğini, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasında taraf olan davalı … A.Ş’ye ait …’nın tüm hisselerinin davalı … … şirketine devir edildiğinden mahkeme kararının infazı mümkün olamadığını, … üzerinde iptal edilecek bir hisse bulunmadığını, bu konuda İstanbul İcra müdürlüğünde ilamlı takip yapıldığını, tüm hisseler … tarafından davalı … … devredildiğinden, şirketin %5 hissesine denk gelen A grubu 256.076 adet payın davalı … … şirketinden alınarak ve … A.Ş’nin pay defterinden silinerek müvekkili adına şirket pay defterine kaydına, 256.076 hisseye ilişkin hisse senetlerinin bastırılarak müvekkiline teslimine karar verilmesi gerektiğini, davalıların sermaye artırımı yapmak, malları elden çıkarma girişiminde bulunma ihtimali olduğunu, zira yabancı ortaklı olduğunu beyanla; tensiben, davalı … A.Ş’nin pay defterindeki davalı … … adına kayıtlı 256.076 adet payın devrinin tedbiren önlenmesine, bunun için davalı … A.Ş’ye ve İstanbul ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, davalı … A.Ş’nin tüm banka hesaplarına, taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına devir ve para çekmeyi önleyici tedbir uygulanmasına, davalı … A.Ş’nin yönetim kurulu yetkisinin kaldırılarak kayyım tayinine, davalı … A.Ş’nin bedelli veya bedelsiz her türlü sermaye artırımının tedbiren engellenmesi ve şirketin borçlandırılmasının önlenmesine, davalı … A.Ş’nin tüm geçmiş yıllara ilişkin pay defteri ve yönetim kurulu karar defterlerinin aslının celbedilerek kasaya alınmasına, yargılama sonucunda davanın kabulü ile, davalı … A.Ş’nin pay defterindeki davalı … … adına kayıtlı 256.076 adet payın iptal edilerek davacı adına pay defterine kaydına ve bunlara ilişkin pay senetlerinin davalı davalı … A.Ş tarafından bastırılarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Türkiye dahil 23 ülkede faaliyet gösteren çokuluslu bir şirket olan İsveç merkezli … … şirketinin Türkiye iştiraki konumunda olduğunu, 1100 e yakın profesyonel kadrosu ve 39 şubesi ile faaliyet gösterdiğini, şirketin bugün itibariyle Türkiye’nin %90 ına hizmet verdiğini, şirketin 5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine dair kanunun 5. Maddesinde belirlenen şekilde münhasırıan özel güvenlik alanında hizmet verdiğini, bu kapsamda para ve değerli eşya taşıma, işleme ve kasalama hizmetleri, ATM ikmal ve bakım hizmetleri, değerli küçük paket taşıma hizmeti, uluslararası hizmetleri ve mücevher fuarlarına yönelik gümrükleme, taşıma ve kasalama hizmetleri vermenin yanında alternatif hizmetler adı altında akıllı kasa çözümü ve elektronik kilit çözümü hizmetlerini sunduğunu, … Türkiye’ nin 2004 yılında … A.Ş. adıyla kurulduğunu, daha sonra 10/05/2011 tarihinde imzalanan pay devri anlaşması ile diğer davalı … … ve ihbar olunanlar … … ve … … …’ nin şirkete ortak olmasını takiben 2011 yılında … AŞ. unvanını aldığını, şirketin mevcut ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin tamamının yabancı ülke merkezli tüzel kişilerden oluştuğunu, davacı …’in payları 2008 yılında o tarihteki ortaklarından olan … tarafından devralındığını, sahte imza ile gerçekleştirildiği iddia olunan işlemlerin de yine … tarafından gerçekleştirildiğini, bundan yaklaşık 3 yıl sonra 10/05/2011 de şirketin bugünkü ortakları olan … …, … … … ve … … , … ile davacının eski eşi … … ile imzaladıkları pay alım sözleşmesi çerçevesinde şirketin bir kımını satın aldığını, akabinde 2015 yılında imzalanan ikinci bir sözleşme ile, …’nın elinde kalan diğer payların da satın alındığını, şirketin tamamının … Grubu’nun eline geçtiğini, şirketin bugünkü ortaklarının hiçbirinin davacıdan sahte imza ile paylarını devralmadığını, müvekkili şirketin diğer davalı ve ihbar olunanlarca satın alınarak unvanının değişmesinden sonra sermayesinin 50 kat arttığını, şirketin mevcut ortakları yabancı tüzel kişilerin paylarını devralmasını takiben, davacı tarafından devirden önce sahip olduğu şirket hisselerinin imzasının taklit edilerek dava dışı …’ a devredildiğinin iddia edildiğini ve … 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin … esas sayılı dosyası nezdinde Kadir’in şirketteki ortalığının devam ettiğinin tespiti talepli dava açıldığını, dava kabul edilmiş ise de bu kararın yalnızca davacının bilgisi dışında devredildiği iddia olunan 5.000 adet paya ilişkin olduğunu, davacının bu defa 256.076 adet pay üzerinde hak iddia etmek suretiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, kesinleşen kararın bu adette paya ilişkinmiş izlenimi yaratılmaya çalışıldığını, davacının mahkemeyi kasten yanılttığını, şirketin 2011 yılında hiç kar dağıtımı yapmadığını, hemen hemen her hesap döneminin zararla kapatıldığını, kara geçilen birkaç seneden de geçmiş yıl zararlarının mahsup edildiğini, sermayenin bu kadar artmasının nedeninin şirkete sermaye enjeksiyonu yapılması ihtiyacı olduğunu, dolayısıyla bunca yıl boyunca hiçbir külfete katlanmayan davacının bu defa nimetlerini talep etttiğini, davacının bu taleplerinin iyi niyetli olmadığını, davanın özel dava şartı niteliğindeki süreler beklenmeksizin ikame edildiğini, bu sebeple davacının talebinin yönetim kurulu tarafından değerlendirilmesinin dahi mümkün olmadığını, 3 aylık bekleme süresi dolmadan ikame edilen davanın bu gerekçe ile reddinin gerektiğini, davacının şirkete talebinin 07/06/2021 tarihinde ihtarname ile bildirildiğini, ihtarnamenin 09/07/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın ise 29/06/2023 tarihinde ikame edildiğini, davacının ihtarnameye cevap verilmediği hususundaki iddialarının iyi niyetli olmadığını, davacı yanın 256.076 adet paya ilişkin davanın harca esas değerinin 2.560.760,00 TL olduğunu fakat davacı yanca bu tutar üzerinden harç ikame edilmediğini, dava konusu payın malikinin kim olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmaması ve davada taraf olmayan bir kişinin mülkiyet hakkına konu pay senetleri hakkında karar verilmesinin olanaklı olmaması sebebi ile eldeki davada taraf teşkili oluşmadığı da dikkate alınarak, eldeki davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi adına aralarında mecbui dava arkadaşlığı bulunan, müvekkili şirketin halihazırda hissedarı olan … … ve … … …’ nin de davaya dahil edilebilmesi için davacı yana kesin süre verilmesini, kesin süreye riayet edilmemesi nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddini, eldeki davanın TTK Md. 494 f.3 te düzenlenen 3 aylık süre geçmeden açılmış olması ve bu sürenin eldeki dava açısından özel dava şartı niteliğinde olması sebebiyle davanın reddini, sıralı talepler kabul edilmeyerek davanın esasına girilmesi halinde davacının taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı -Karşı davacı … … vekili cevap dilekçesinde; “Müvekkilinin hissedarı olduğu davalı … A.Ş. 2004 yılında … Anonim Şirketi adıyla kurulmuş, daha sonra 10.05.2011 tarihinde dava dışı … ile ve davalı … … arasında imzalanan pay devri anlaşması ile 2011 yılında … A.Ş. unvanını aldığını, böylelikle Şirketin, 23 ülkede faaliyet gösteren çok uluslu … grubunun Türkiye iştiraki haline geldiğini, şirketin mevcut ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı yabancı ülke merkezli tüzel kişilerden oluştuğunu, şirketin %99,958 oranına tekabül eden 5.119.369 adet payın … … ait olduğunu, %0,0209 oranına tekabül eden 1.075 adet payın … … … ait olduğunu, %0,0209 oranına tekabül eden 1.075 adet payın … …’ye ait olduğunu, şirket hisselerinin davacıdan satın alınması ve Şirket’in … Grubu’nun bir parçası olmasından sonra sermayesi yaklaşık 50 kat arttığını, sermaye artırımlarının tamamı dış kaynaklardan yapıldığını, davacının ise kötü niyetli bir biçimde 256.076 adet paya ilişkin olarak talepte bulunduğunu, diğer ortakların da aynı tarihte pay satın aldığından taraf olduğunu, oysa taraf teşkilinin sağlanmadığını, … …, dava konusu edilen 256.076 adet paydan yalnızca 253.926 adedinin maliki konumunda olduğunu, mevcut ortakların sahtecilikle ilgili işlemde taraf olmadığını, müvekkilinin, davacının ikrar ettiği üzere payların muvazaalı işlemle diğer davalı …’ya “emanet” edilmiş olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, payların emin sıfatıyla zilyet olan …’dan alındığını ve mülkiyetin iktisap edildiğini, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, TTK md.494 f.3 uyarınca, diğer davalı … A.Ş.’ye, davacının talebini değerlendirmesi için yasa gereği 3 aylık zaman tanındığını oysa davacının başvuru sonrası bu süreyi geçirmeden eldeki davayı açtığını, bu durumda dava şartı eksik olduğunu, ortakların yabancı olması, pandemi koşulları nazara alındığında, üç hafta beklemeksizin ve ihtara cevap verilmeksizin dava açılmasının iyi niyetle bağdaşmadığını, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.03.2011 Tarihli ve … K. Sayılı Kararının, bir ilamın taşıması gereken temel niteliklerden yoksun olduğunu, yargılama konusu payların önemli bir kısmı müvekkilinin mülkiyetinde bulunmasına karşılık müvekkilinin yokluğunda, taraf teşkili sağlanmadan yürütülen bir yargılama neticesinde verilen bu ilamın, huzurdaki davada kesin delil olarak nazara alınması mümkün olmadığını, hüküm fıkrasının etkisiz olduğunu, taraflara yüklenen hak ve borçların belirtilmediğini, verilecek olan hükmün kapsamının HMK md.297’de belirtilen asgari hususları içermesi gerektiğini, etkisiz hükümler şeklen kesinleşseler dahi beklenen etkiyi göstermeleri mümkün olmadığından maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, içtihatların da bu yönde olduğunu, dayanak hükümde verilen ve sadece “Davanın KABULÜNE” şeklindeki hükmün açık ve icra edilebilir olmadığını, hükmün, taraf olmayan hakkında uygulanamayacağını, sanki dava konusu hisseler halen … üzerine kayıtlıymış gibi hüküm tesis edildiğini, kesinleşen hükme ilişkin yargılama, taraf teşkili sağlanmadan yürütüldüğünü, “…’nın davası kabul edilmekle” payların ona ait olduğu ve Şirketteki ortaklığının devam ettiği tespit edilmiş göründüğünü, öte yandan bu durumun kabulü, payları …’dan satın almış olan müvekkilin malvarlığından aynı miktarda payın eksilmesi anlamına geleceğini, ancak yargılamanın tarafı olmayan müvekkili ile payları müvekkil ile birlikte …’dan satın almış olan diğer hissedarlar yönünden bu tespitin kesin hükmün sonuçlarını doğurması mümkün olmadığını, kısacası dayanılan … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde …E. … K. Sayılı dosyada taraf olmayanlar hakkında hükmün bağlayıcılığı olmadığını, davalı tarafın vekili tarafından … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E. numaralı dosyasına sunduğu 20.10.2021 tarihli cevap dilekçesi ile payların …’ya emaneten verildiği ikrar edildiğini, bu ikrarın mahkeme içi ikrar olup bağlayıcı olduğunu, lehine hüküm tesis edilen …’nın hükme etki edecek nitelikte hileli bir davranışı söz konusu olduğunu, bu durumu müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, payların …’ya inançlı işlemle temlik edildiğinin kabulü halinde ise, … emin sıfatıyla zilyet konumunda olacağından iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin mülkiyeti kazandığını, bu konunun davacı tarafından ihtarname ile de ikrar edildiğini, …’nın muvazaalı olarak hareket ettiği ve … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davalı ve davacı yanları … ve …’nın mahkemeyi kasten yanılttıkları tanık beyanları ile de sabit olduğunu, bu beyanlara “senetle ispat” kuralı nedeniyle itibar edilmemişse de, taraflar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu ve HMK Md. 203 uyarınca bu durumun senetle ispat kuralının istisnasını oluşturduğunun gözden kaçtığını, … ve … arasındaki -halihazırda muvazaalı olduğu ikrar edilen- işlemlerin muvazaalı olduğu … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda dinlenen tanıkların anlatımları ile de sabit olup, üçüncü kişi olan müvekkilinin bunu ileri sürme hakkına sahip olduğunu, bu nedenle tanıklarının dinlenilmesini istediklerini beyanla, huzurdaki davada delil olarak dayanılan ilamın, ilama konu yargılamaya taraf olmayan müvekkili yönünden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve dolayısıyla huzurdaki davada kesin delil olarak nazara alınamayacağı; konusu davacı … tarafından ikame edilen huzurdaki dava ile aynı olduğu ve dava konusu payların bir kısmı müvekkili şirketin mülkiyetinde bulunduğu halde … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 10 yıl süren yargılamada Müvekkile husumet yöneltilmediği ve böylelikle savunma hakkının ihlali bir yana, mülkiyet hakkının da ciddi şekilde ihlal edildiği göz önünde bulundurularak, davalı … … dava konusu payları iyi niyetle, emin sıfatı ile zilyet olan …’dan TBK md.763 ve md. 988 kapsamında geçerli bir biçimde iktisap ettiğinden, …’nın, taşınır veya istihkak davası açamayacak olması itibariyle, aktif taraf ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, aynı gerekçelerle, … …’nin pasif taraf ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, TTK md.494’te yer alan özel dava şartı olmaksızın ikame edilen davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, …’nın müvekkilinin mülkiyetinde bulunan paylara yönelik tüm taleplerinin ve davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve HMK md.329 uyarınca sözleşmesel ve kanuni vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, Mahkememizce verilecek ilamın tirajı en az 50 Bin olan ulusal bir gazete yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı -Karşı davacı … … vekili karşı dava dilekçesinde; Asıl davaya cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek, el atmanın önlenmesi davasının, malike, mülkiyet hakkından doğan yetkilerinin kullanılmasının haksız olarak engellenmesi, kısıtlanması veya zorlaştırılması durumunda kendini koruma imkânı verdiğini, somut olayda …’nın haksız eylemleri ile müvekkilinin mülkiyet hakkından doğan yetkileri kullanmasını engellemesi sebebiyle müvekkilinin mülkiyet haklarına hukuka aykırı biçimde müdahale ettiğini, söz konusu müdahale halen mevcut olup bu kapsamda mevcut elatmanın ve ileride meydana gelebilecek elatmaların önlenmesinin temini için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiğini beyanla, davada delil olarak dayanılan … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.03.2011 tarihli ve 2017/276 K. sayılı ilamının, ilama konu yargılamaya taraf olmayan müvekkili yönünden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve dolayısıyla huzurdaki davada kesin delil olarak nazara alınamayacağı; konusunun, … tarafından ikame edilen huzurdaki dava ile aynı olduğu ve dava konusu payların bir kısmı müvekkilinin mülkiyetinde bulunduğu halde … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 10 yıl süren yargılamada müvekkiline husumet yöneltilmediği ve böylelikle savunma hakkının ihlali bir yana, mülkiyet hakkının da ciddi şekilde ihlal edildiği göz önünde bulundurularak; karşı davalı …’nın, müvekkilinin mülkiyetinde bulunan paylara yönelik tüm taleplerinin ve davasının reddine, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen karı, koca ve kayınbirader arasındaki muvazaalı eylemlerden kaynaklandığı ve Müvekkilinin bu eylemlerle hiçbir bağlantısının bulunmadığı da gözetilerek, … …’nin emin sıfatı ile zilyet olan …’dan payları geçerli bir şekilde iktisap ettiğinin ve … tarafından dava konusu edilen 253.926 payın maliki olduğunun tespitine, …’nın müvekkilinin mülkiyet haklarına saldırısının ve pay sahipliğine bağlı haklarının kullanımına engel olmasının men’ine ve bu minvalde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı davalı yanlara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asli müdahiller vekili müdahale dilekçesi ile; “Huzurdaki davada da her ne kadar … A.Ş.’nin diğer hissedarları olan Müvekkili Şirketler … … … ve … … …’e husumet yöneltilmemiş ise de, dava konusu edilen 256.076 adet payın bir kısmının esasen Müvekkili Şirketlerin mülkiyetinde olmakla asli müdahale talebinde bulunma, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md.394 f.3 uyarınca ihtiyati tedbire itiraz etme ve Müvekkili Şirketlerin uhdesinde bulunan şirket payları yönünden muarazanın men’ini talep etme zorunluluğu hasıl olduğu, davaya konu payların bir kısmının kendilerine ait olduğunu, asli müdahale koşullarının oluştuğunu, dayanık … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.03.2011 Tarihli ve 2017/276 K. Sayılı ilamının eksik taraflarla karara bağlandığını ve kendileri için bağlayıcı olmadığını, davacının talebinin haksız olduğunu, paylarına haksız saldırıda bulunulduğunu, dayanak hükmün sakat ve etkisiz olduğunu, payların emin sıfatına sahip …’dan satın alındığını, bu kazanımın korunması gerektiğini, payların emaneten verildiği ve emin kişi olduğunun davacı tarafından mahkeme içi ikrar edildiğini, asli müdahillerin 2.150 adet paya sahip olduğunu, davacının saldırısının haksız olduğunu, verilen ihtiyati tedbire itiraz ettiklerini beyanla, huzurdaki davaya konu payların bir kısmının, toplamda 2.150 adedinin asli müdahillerin mülkiyetinde bulunduğu ve mevcut durumda taraf teşkilinin sağlanmamış olduğu gözetilerek asli müdahale talebinin kabulüne, …’nın Müvekkili Şirketlerin mülkiyetinde bulunan paylara yönelik tüm taleplerinin ve davasının reddine, müvekkili Şirketler … … … ve … … …’in uyuşmazlık konusu 2.150 adet payı emin sıfatı ile zilyet olan …’dan TMK md. 988 uyarınca geçerli bir şekilde iktisap ettiğinin tespitine, bu çerçevede; davacı … tarafından dava konusu edilen 1.075 adet payın … … …’ye 1.075 adet payın ise … … …’ye ait olduğunun tespitine, ihtiyati tedbir kararına konu payların eldeki ve kesinleşen davada taraf olmayan müvekkili Şirketlerin maliki olduğu paylar ile ilgili olduğu, bir davada taraf olmayan bir kişinin mülkiyet hakkını ilgilendiren bir konuda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği bu nedenle ihtiyati tedbirde aranan hukuki şartları taşımayan ve mahkememizce verilen 06.07.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, …’nın dayanak olarak gösterdiği ilamın tarafı olmayan üçüncü kişiler için bağlayıcı olmayacağından bahisle, ihtiyati tedbir talebinin kesinleşen ilama dayandığı söylenemeyeceğinden, Şirketlerin uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat alınmasına, …’nın müvekkili şirketlerin mülkiyet haklarına saldırısının ve pay sahipliğine bağlı hakların kullanımına engel olunmasının men’ine, asli müdahale bakımından yargılama giderleri ve HMK md.329 uyarınca sözleşmesel ve kanuni vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Feri Müdahil … vekili dilekçesinde; ” … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …E. sayılı dava dosyasında, lehine hüküm kurulan ve 5.000 adet kendisine ait hisse paylarının rızası ve bilgisi dışında sahtecilikle devredildiğini iddia eden …’nın dava dışı ikrar beyanında, Vergi mevzuatı ve kanuna ve ahlaka aykırı davranışlar bahane edilerek, hisselerini müvekkiline devrettiğini açıkça ikrar etmesi üzerine, yeni delile dayalı olarak yargılamanın iadesi talep edilmiş olup … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E. Sayılı dava dosyası derdest olduğunu, öncelikle bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, ihbar olunan bu dava konusunda verilecek olan hükmün kendilerini etkilemeyeceğini, zira artık ortak olmadığını, ancak davada ismi geçtiği için müdahale talep ettiğini beyanla, müvekkilinin dava konusu şirkette eski hissedar olması ve davacının hissesini satın alması ve davalı hissedara satması nedeniyle, HMK m. 66 uyarınca davalı yanında feri müdahale talebinin kabulüyle, davanın reddine, yargı giderlerinin davacı üzerine bırakılamsına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce feri müdahale talebi kabul edilmiştir.
Davacı vekili karşı davaya cevabında, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların sunduğu belgeler mahkememizce incelenmiş, ihtiyati tedbir harcı davacı tarafça yatırılmış, davacının ihtiyati tedbir talebi kısmen kabul edilerek pay defterine dava konusu payların devrini önleyici tedbir kararı verilmiştir. Talep, ilama dayandığı için mahkememizce teminat alınmamıştır. İhtiyati tedbir kararına davalıların ayrı ayrı itirazı mahkememizce red edilmiş, istinaf edilmesi üzerine istinaf talepleri de red edilmiştir.
Mahkememizce, davalı … Güvenlik şirketinden pay defteri istenmiş ancak sunulmamış, ihtiyati tedbirin infazı için icra memurunun şirket adresine gittiği ancak pay defterinin sunulmasından davalı tarafça kaçınıldığı, tedbirin infaz edilemediği, bunun üzerine davacının mahkememize şikayette bulunması ve yönetim kurulu üyelerinden … hakkında mahkememizce disiplin hapsine karar verilmesi, karara itiraz üzerine itirazın red edilip cezanın kesinleşmesi, davalının bu aşamada pay defterini icra müdürlüğüne sunarak tedbiri infaz ettirmesi ve mahkememize pay defterini sunması üzerine disiplin hapsinin kaldırılmasına mahkememizce karar verildiği görülmüştür.
Tarafların dilekçelerinde bildirdiği dava ve takiple ilgili dosya örnekleri celbedilip incelenmiştir.
Davaya dayanak … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …E. sayılı kararın temyiz ve karar düzeltme aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalıların ve feri müdahilin, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …E. Sayılı ilamına karşı yaptığı yargılamanın iadesi talebinin mahkemece red edildiği ve istinafta da red edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davanın, nisbi harca tabi olması ve harç ikmali için değer tespiti ile payların ne şekilde el değiştirdiği, sermaye artırımlarının ne şekilde yapıldığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Davalı … Güvenlik şirketinin mahkememizce istenen finansal tabloları, ticari sır gerekçesiyle davalılarca sunmadığı anlaşılmıştır.
Gayrımenkul değerleme uzmanı bilirkişi sunduğu raporunda; “şirket adına kayıtlı bir adet taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin 2.265.000,00 TL olduğu, ” bildirilmiştir.
Makine Mühendisi Bilirkişi raporunda özetle; “kıymet takdirine konu demirbaşlar, zırhlı araçlar ve binek otomobillerin dava tarihi olan 01/07/2021 tarihi itibariyle serbest piyasa rayiç değerlerinn toplamının 152.298.000,00 olduğu ” bildirmiştir.
Bilgisayar Mühendisi Bilirkişi raporunda özetle; ” kıymet takdirine konu maddi olmayan duran varlıklarda bulunan bilgisayar yazılımlarının 01/07/2021 tarihi itibariyle rayiç değerleri toplamının 5.471.625,00 TL olduğu, ” bildirmiştir.
Değerleme raporlarından sonra gelen itirazlar, davanın konusu ve rapor alma amacı nazara alınarak mahkememizce kabul edilmemiştir.
Değerleme raporları sonrası esasa ilişkin ve taleplerin açığa kavuşturulması amacıyla bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Mahkememizce atanan nitelikli hesaplama uzmanı, yeminli mali müşavir ve mali müşavir bilirkişi heyetinin sunduğu raporda özetle; “Davalı … Güvenlik şirketinin yasal defterlerinin açılış ve kapanış kaytılarının kanunun öngördüğü süreler içinde yapıldığını, davaya konu şirkette 2008 ila 01/07/2021 tarihi arasında kar payı dağıtılmadığı, 2008 yılı ila 2015 yılları arasında kaydi olarak öz kaynaklarının negatif olduğu, davaya konu şirketin borca batık olduğu, 2016 ve 2018 yıllarındaki sermaye arttırımı ile şirketin öz varlıklarının pozitife döndüğü, … … firması tarafından 2011 yılı ile birlikte fon sağlayarak şirketin teknik iflas etmesinin önüne geçildiği, davaya konu şirketin sermaye artışına katılıp katılmamasına göre hesaplanan davacı hisse adedi ve oranının alternatifli hesaplandığını, dava tarihi itibari ile davacının hiçbir sermaye artışına katılmadığı ve katılmak istemezse hisse adedi her biri 10,00 TL’ den 5.375 adet olup toplam sermaye ödemesinin 53.750 TL, toplam sermayedeki oranın 0,001049493 olacağını, dava tarihi itibariyle davacının tüm sermaye artışlarına katılması durumunda 01/07/2021 tarihi itibari ile 2.507.009,50 TL olarak … … firmasına ödemesi gerektiği, bu durumda davacının hisse adedi 256.076 adet ve hisse oranının %5 olacağını, mahkemece davacının sermaye ödeme tutarı olarak 2.507.009,50 TL ödemesine karar verirse sermaye ödeme tarihleri ile dava tarihi aralığı faiziyle birlikte davaya konu firmanın ana ortağı … … firmasına ödeme yapması gerektiği, dava tarihi ile şirketin rayiç değerinin 216.533.288,74 TL, 01/07/2021 tarihli TC. Merkez Bankası USD satış kurundan karşılığının 24.900.618,54 USD olacağı, rayiç bilançoya göre dava tarihi itibari ile davacı hisselerinin, 5.375 adet hissesi kabul edilirse bunlar karşılığında toplam hisse değerinin 227.250,24 TL, karşılığının 26.133,03 USD olacağı, dava tarihi itibari ile davacının 256.076 adet hissesi kabul edilirse bunun karşılığında toplam hisse değerinin 10.826.666,55 TL olacağı, Merkez Bankası USD satış kurundan karşılığının 1.245.031,17 USD olacağı ” bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından, ara kararda istenmemesi ve tarafların talebi olmamasına rağmen hisselerin alınıp satılmasına göre seçenekli hesaplamam ve faiz hesabı yapılmış ise de, bu hususlar dava dışı konular olduğundan mahkememizce dikkate alınmamış, raporun genel itibarıyla hükme esas alınmaya elverişli ve olayı aydınlatıcı olduğu görülmüş, itirazlar red edilmiştir.
Davalı tarafından sunulan hukuki görüşler mahkememizce okunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl Dava, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı kesinleşen ilamına dayalı, anonim şirket paylarının %5’inin davalı … …’den alınarak davacı adına pay defterine kaydına ilişkin olduğu,
Karşı davanın, açılan asıl davadaki talepler ve tedbirle yapılan saldırının önlenmesi ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olduğu,
Asli müdahillerin davasının ise, davaya konu edilen payların bir kısmının, asli müdahillere ait ve kendileri adına pay defterinde kayıtlı olan 2150 adet pay olduğundan bahisle bu paylara yönelik müdahelinin önlenmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Asıl davaya dayanak … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında 29/11/2011 tarihinde dava açılmış, davacıya ait olduğu iddia edilen %5 oranındaki payın sahtecilikle … adına kaydedildiğinden bahisle bu hususun tespit ve düzeltilmesine ilişkin talep incelenmiş, ilk kararda davanın reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay tarafından bozulmuş, akabinde yeniden davaya bakan ilk derece mahkemesince davanın … ve … yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı temyiz ve akabinde karar düzeltme taleplerinde bulunulmuş, temyiz ve karar düzeltme talebinin de reddi üzerine kararın 25/02/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Kesinleşen … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında “davanın kabulüne” denmiş ancak neyin kabul edildiği açıklanmamıştır. Gerekçe kısmında da kabul edilen husus açıkça belirtilmemiştir. Ancak gerekçeli kararın talep kısmından, dava konusu ve kabul edilen hususun, sahteciliğin tespiti ve pay defterinin düzeltilmesi talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında verilen kararın, pay devralan … … davada taraf olmaması nedeniyle kendisini bağlamayacağı, hükmün açık olmadığı ve etkisiz olduğu, davacının, payları emaneten …’a verdiğini mahkeme içi ikrarla bildirdiği ve bu durumda emin sıfatıyla zilyet olandan pay devralmasının hakkı kazandıracağını ileri sürmüş ise de, dayanılan … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı kararının bu dosyamızda delil olduğu, … … ile davacı arasında kesin hüküm olmadığı, davacıya ait %5 oranındaki payın sahtecilikle elinden alındığına dair kesin delil olduğu tartışmasızdır.
Kesinleşen ilam nedeniyle artık mahkememizce, sahtecilik veya emin kişi tartışmasına girilmemiş, hükmün açık bir tespit niteliğinde olması nedeniyle de etkisiz olmadığı, tavzihle açıklanmasının mümkün olduğu ancak bunun mahkememizin görevinde olmadığı, kararı veren mahkemeden tavzih istenebileceği anlaşılmıştır.
… 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın iadesi talebinin de aynı mahkemenin … Esasta görülüp red edildiği, istinaf talebinin de red edilmiş olduğu, dosyanın temyiz aşamasında bulunduğu, bunun sonucunun beklenmesinin davamızda etkili olmayacağı anlaşılmış, bu nedenle bekletici mesele yapılmamıştır.
Davacı tarafça … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı ilamı …. İcra müdürlüğünün … sayılı dosyasında icraya konulmuş ise de, yapılan şikayetin reddine dair …. İcra hukuk Mahkemesinin … esas sayılı ilamının istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk dairesinin 2022/3312 Esas ve 2023/50 karar sayılı ilamı ile, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı ilamının eda hükmü içermediği ve tespit hükmü olduğundan bahisle takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı … AŞ’nin eski ünvanının … AŞ olduğu, 10.12.2004 tarihinde bir aile şirketi olarak kurulduğu, kurucu ortakları davacı …, … ve davacının eski eşi … …, … ve … İth. İhr. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, … AŞ unvanıyla kurulan şirketin … grubu olan diğer davalı ve asli müdahillerle yapılan hisse devri sözleşmesi sonrası yapılan 30.06.2011 tarihli genel kurul ile unvan değişikliği yapıp … AŞ olarak ticaret sicile tescil edildiği anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmü uyarınca dürüstlük kuralı belirtilmiş ve bu kural tüm borç ilişkilerinde uygulanacak genel bir hükümdür. Kanunun 3. maddesinde ise, “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz” hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm ise, sadece iyiniyete hukuki sonuç bağlanan durumlarda iyi niyetin varlığı asıl olarak kabul edilmiş ancak iyi niyet karinesinden faydalanacak kişi, duruma göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olmalıdır. Aksi halde iyi niyet iddiası dinlenemez.
Davamıza dayanak … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasının ilk olarak 2011 yılında ikame edildiği, o tarihlerden bu zamana kadar … Güvenlik şirketinin hakim hissedarının davalı … … olduğu kayıtlardan görülmektedir.
… 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı davası devam ederken … güvenlik şirketinin yönetimini elinde tutan davalı … …, …’ya ait tüm payları devralmış, yargılamaya devam edilmiş, şirket avukatı davada davalıyı temsil etmiştir. Bu durumda, ihtilafa konu %5 oranındaki hisseler konusunda çekişme ve dava olduğu, bunlara ilişkin koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği her iki davalının da malumu olmuştur. Ne var ki, çekişmeli olan payları da, davalı … …, …’dan satın almıştır. Bu durumda, emin sıfatıyla zilyet kişiden ve devralanın iyi niyetinden bahsetmeye imkan bulunmamaktadır. Yargılama yapan … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında tedbir kararı verilmemiş olması işi bu noktaya getirmiş ise de, ihtiyati tedbir kararı olmasa da, davalı … Güvenlik ve … …, derdest davadan haberdardır, bu konuda gerekli tedbiri almakla yükümlüdür. Şirketin sermaye yapısına yönelik bir davadan, şirketin hakim ortağının haberdar olmaması hayatın olağan akışına ve basiretli tacir davranışına uygun görülmemektedir. Bu nedenle mahkememizce, hakkında kesin hüküm bulunan … Güvenlik şirketinin ve bunun hakim ortağı olan … … şirketinin iyi niyetli olmadığı değerlendirilmiş, emin kişi olduğu kabul edilmeyen …’dan pay devralmanın geçerli bir devir olsa bile iptale tabi olduğu kabul edilmiştir.
Davalı … … 20/06/2011 tarihinde bir kısım payları devraldıktan kısa süre sonra … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasındaki dava açıldığı, dolayısıyla bu davadan davalıların en başından beri haberdar olduğu, buna rağmen devam eden davaya konu %5 payı …’dan aldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalının dürüstlük kuralına uygun davranmadığı ve kendisinden beklenen özeni göstermediği, iyi niyetli savunmasına itibar edilmemesi gerektiği anlaşılmaktadır.
HMK’nın 125. Maddesinde belirtildiği gibi, dava devam ederken dava konusunun devri halinde davacı, dilerse devredene karşı tazminat, dilerse devralana karşı davaya devam etme hakkı bulunmaktadır. Ancak, bu hakların kullanılabilmesi için, hakkın devredildiğinin davacı tarafça yargılama sırasında bilinmesi gerekir. Somut olayda ise, devir işlemi davacı tarafından öğrenilemediği, pay defterine davacının ulaşması mümkün olmadığından ancak … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı kararının kesinleşmesinden sonra davacının gönderdiği ihtarname ile devri öğrendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, devralana karşı yeni bir dava açmak ve devralanın iyi niyetli olmadığını ıspatlamak zorundadır. Eldeki dava da bu nedenle devralana karşı açılmış, ancak … Güvenlik şirketinin pay defterinde kayıt yapılması gerekeceğinden, … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dosyasında olduğu gibi, … Güvenlik şirketine de husumet yöneltilmesi yerindedir. Kesin hüküm olsa da, yeni bir davada tekrar zorunlu hasım gösterilmesi usule uygun olup, davalıların husumete yönelik itirazları mahkememizce kabul edilmemiştir.
Davalılarca, TTK’nın 494/3. Maddesi gereğince üç aylık sürenin dava şartı olduğu ileri sürülmüş ise de, anılan bu hükmün başka bir ortaktan pay devralan kişilerin şirkete karşı sahip olduğu hakkı düzenlediği, bir dava şartı olmadığı anlaşılmış ve bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Sahteciliğe konu payların … tarafından davalı … … satılmış olması, diğer davalının ise yasal hasıl olması, asli müdahillerin paylarına ilişkin bir talep olmaması nedeniyle, davalıların husumet itirazları yerinde görülmemiştir.
… 4. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dava devam ederken, davalı … üzerindeki son payların da davalı … … tarafından devir alındığı, asli müdahillerin her biri, ilk ortak olduğundan beri sadece 1.075 adet paya sahip olması nedeniyle, husumetin davalılara doğru bir şekilde yöneltildiği, payların … … tarafından satın alındığı anlaşılmış, taraf teşkili sağlanması gerektiğine ve zorunlu dava arkadaşlığına dair savunmalara itibar edilmemiştir.
İncelenen ticaret sicil kayıtları ve bilirkişi raporundan, ortaklıktan davacının çıkarılmasından önce sermayesi 1.000.000,00TL olan şirkette davacının %5 pay sahibi olduğu, ortaklıktan çıkarıldıktan sonra yapılan sermaye artışı ile sermayenin 1.075.000,00TL yapıldığı, bu artırıma sadece …’nın katıldığı, artırılan 75.000,00TL’nin … tarafından nakit ödendiğinin kayıtlı olduğu, 30/06/2011 tarihli pay devri ile davalı … … %58, asli müdahillerin ise ayrı ayrı %1 olmak üzere … grubunun %60 pay sahibi olduğu davalı … şirketinde, … ve … …’nın her biri %20 pay sahibi olduğu, 09/03/2012 tarihli genel kurul ile tekrar sermaye artırımı yapıldığı, bu artırımda …, … ve … … pay oranlarının korunduğu, asli müdahillerin artırıma katılmadığı, sermayenin 1.220.000,00TL’ye çıkarıldığı, artırılan 145.000,00TL’nin … … düşen kısmının sermaye yedeğinden, diğerlerinin nakit ödediğinin kayıtlı olduğu, 31/07/2013 tarihinde 90.000,00TL daha sermaye artırımı yapıldığı, bu artırıma …, … ve … … katıldığı, … … düşen kısmın sermaye yedeğinden, diğerlerinin nakit ödediğinin kayıtlı olduğu, 22/01/2016 tarihinde 30.730.140,00 TL daha sermaye artırımı yapıldığı, bu artırıma sadece … … katıldığı, 25.330.153,89TL’lik kısmın sermaye yedeğinden, diğerinin nakit ödendiğinin kayıtlı olduğu, son olarak 20/12/2018 tarihinde 19.175.050,00 TL daha sermaye artırımı yapıldığı, bu artırıma sadece … … katıldığı, 17.175.050,00TL’lik kısmın sermaye yedeğinden, kalan 2.000.000,00TL nakit ödendiğinin kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından belirtildiği üzere sermaye yedeği, ortağın şirkete yaptığı nakit ödemeler ve oluşan alacakların devredildiği hesaptır. Sermaye değişikliği tablosu şu şekilde olduğu tespit edilmiştir:
¸bu tablodan anlaşıldığı üzere, sermaye miktarı 1.000.000,00TL iken davacının payı %5 olduğu ve bunun 50.000 adet paya isabet ettiği, son sermaye miktarı 51.215.190,00TL olup, %5’inin 256.076 adet paya denk geldiği ve davacının da bunu dava ettiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu ve genel kurul toplantı tutanaklarından tespit edildiği üzere, davacının hiçbir sermaye artışına katılmadığı ve katılmak
istemezse hisse adedi her biri 10.,00 TL’den, 5.375 adet payın toplam sermaye
mitarı 53.750,00 TL, sermayedeki oranı 0,001049493 olacağı,
davacının tüm sermaye artışlarına katılması durumunda
01.07.2021 tarihi itibari ile 2.507.009,50 TL ödemesi gerektiği, artırımları katılması halinde oluşan hisse adedi 256.076 adet ve hisse oranı % 5 olacağı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından şirketin dava tarihi itibari ile rayiç değerinin 216.533.288,74 TL ve dava tarihli
T.C. Merkez Bankası USD satış kurundan karşılığının 24.900.618,54 USD olacağı,
rayiç bilançoya göre her bir hisse değerinin 4.86 USD karşılığında 42,30TL olacağı, davacının 256.076 adet hissesi değerinin 10.826.666,55 TL olacağı, dava tarihi itibari ile karşılığının 1.245.031,17 USD olacağı tespit edilmiş ve 10.826.666,55TL üzerinden eksik harç ikmal edilmiştir.
Karşı davacıya da, aynı paylara yönelik müdahalenin önlenmesi talebine ilişkin eksik harç ikmali için süre verilmiş ve tamamlanmıştır.
Asli müdahillere de, dava ettiği hisse miktarı üzerinden eksik harç tamamlanması için süre verilmiş ancak tamamlanmamıştır.
Karşı davacı ve asli müdahiller, taleplerini işlemsiz bırakacağını bildirmiş ise de, davacı karşı davalı esastan karara bağlanmasını talep etmiş, bunun üzerine karşı davacı ve asli müdahiller taleplerinden feragat etmiştir.
Feragat nedeniyle karşı dava ve asli müdahale davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan incelemede; yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalıların iyi niyetli olmadığı, … Güvenlik şirketinin, 2011 yılında açılıp 2021 yılında kesinleşen … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı dava süresince davalı … … tarafından kontrol edilip yönetildiği, buna rağmen sermaye artırımları yapıldığı, payların …’dan devir alındığı, davalıların dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, şirket dışında kalan, sermaye artırımlarına katılma hakkı elinden alınan ve bu imkandan yoksun kalan davacının sermaye artırımına katılamadığı, davacının tüm sermaye artırımlarına katılmış gibi güncel sermayenin %5 oranına isabet eden 256.076 adet payın kendisine verilmesini istediği, bunun dava tarihi itibarıyla rayiç bedeli üzerinden de harç yatırdığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın, sermaye artırım bedelini ödemeden artırımlara katılmış gibi tüm paylarının verilmesini talep etmesi nedeniyle, bir bedel ödemeden artırılan payların sahibi olacağı akla gelmekte ise de, bu durumda kendisi yerine sermaye bedelini ödeyen … … davacıya karşı kişisel bir hakka sahip olacağı, davacı yerine ödenen 2.507.009,50 TL’nin davacıdan istenmesine yönelik bir dava ve talep olmadığı, bunun ayrı bir davanın konusu olabileceği ve ancak eldeki bu davanın kesinleşmesi halinde karara bağlanacağı anlaşılmış, mahkememizce bu bedelin depo edilmesine ilişkin bir karar verilmemiştir. 2.507.009,50 TL davacının davalı … … kişisel bir borcu olarak muhasebeleştirilebileceğinden, bu miktarın muacceliyeti, temerrüt tarihi, faiz ödenip ödenmeyeceği, sermaye artırımlarında kullanılan yedeklerden davacının faydalanıp faydalanamayacağı, dolayısıyla tam olarak ne kadar ödeme yapacağı ayrı bir yargılama faaliyeti olduğu için, mahkememizce bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.
Toplanan delillerden, davacının kesinleşen tespit hükmü uyarınca davalı … güvenlik şirketinin %5 ortağı olduğu, sahtecilikle bu paylarının elinden alındığı, şirkete diğer davalının ve asli müdahillerinin ortak olması ile birlikte ünvan değiştirdiği ve sermaye artırımları yaptığı, davacının sermaye artırımlarına katılma imkanından yoksun bırakıldığı, davacının bu artırımlara katılmış gibi hakkını kullandığı ve güncel payların %5’ini talep ettiği, … tarafından sahtecilikle davacının elinden alınan payların, gerçekten de davalı … … tarafından … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin …esas sayılı davası açıldıktan sonra ve dava devam ederken satın alındığı, bu durumda davalının kötü niyetli olduğu, basiretli bir tacir gibi davranmadığı, davacıya karşı sorumlu olduğu, davacıdan olan sermaye ödemesi alacağının ayrı bir davanın konusu olduğu, asıl davanın bu nedenle kabulüne karar vermek gerektiği yönünde mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Asıl davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaatiyle birlikte, davacının şirkete kayyım atanması ve malvarlığının korunmasına ilişkin tedbir uygulanması talebi değerlendirildiğinde, mahkememizce daha önce verilen pay defterine tedbir uygulanmasına ilişkin kararın davalılarca ısrarla uygulanmaması, ancak kesinleşen disiplin hapsi üzerine infazına imkan vermesi, tüm ortakların yabancı olması ve grup şirketi olması, … … hakim ortak olması, hükmedilen payların miktarı ve şirketin faaliyet durumu nazara alındığında, herhangi bir tedbir uygulanmadığı takdirde davalıların davacının haklarını ihlal etmeye devam edeceği yönünde kanaat oluştuğundan, şirketin aktifini azaltıcı ve pasifini artırıcı işlemlerle ilgili denetim amaçlı kayyım atanmasının yerinde olacağı, diğer malvarlığı unsularına tedbir ve yönetim kayyımı atanmasının şirkete daha fazla zarar verme ihtimalinin bulunduğu anlaşılmış, bu nedenle denetim kayyımı atanması talebinin kabulüne, diğer tedbir taleplerinin reddine aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
A-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1- Karşı davanın feragat nedeni ile reddine,
2- Alınması gerekli harç 179,90 TL olup, peşin alınan 184.892,70 TL harçlardan mahsubu ile, artan 184.712,80TL’nin kararın kesinleşmesi ve istek halinde karşı davacıya iadesine,
3-Davalı karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 346.266,67 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak karşı davalıya verilmesine,
B-ASLİ MÜDAHALE YÖNÜNDEN;
1-Asli müdahillerin davasının feragat nedeni ile reddine,
2-Yeteri kadar harç alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Asli müdahil tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin asli müdahilden alınarak davacıya verilmesine,
C- ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Asıl davacının davasının KABULÜNE,
2-Davalı … Anonim Şirketi’nin, davalı … … ait paylarının 256.076 adedinin, yani … A.Ş.’ nin toplam hisselerin %5’inin davalı … …’den alınarak davacı adına … A.Ş.’ nin pay defterine kaydına,
3-Davacı tarafın, mal varlığına tedbir uygulanması veya yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine,
4-Davacı tarafın, denetim kayyumu talebinin kabulü ile, hükmün kesinleşmesi aşamasında davalı … Anonim Şirketinin mal varlığının ve mevcut durumunun korunması amacı ile, şirketin sermaye arttırımı veya azaltımının, şirkete ait taşınmaz ve motorlu taşıtların satışının, şirketi kredi veya kefalet yükü altına sokacak işlemlerinin kayyım onayına tabi tutulmasına, kayyım olarak mali müşavir …’ ın seçilmesine,
5-Kayyım için aylık 20.000,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davalı … A.Ş.’en alınmasına, 2 aylık olan 40.000,00 TL’nin davacı tarafça avans olarak dosyamıza depo edilmesine ve bu miktarın da sonuçta davalı … A.Ş.’ den alınmasına,
6-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 739.569,59 TL alınması gerekli harçtan, davacı tarafça peşin yatırılan 59,30 TL ve 184.833,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 554.677,19TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 346.266,67TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından tebligat, müzekkere ve sair giderler için sarfedilen toplam 21.620,10 TL yargılama giderinin, tedbir harcının ve davacının peşin yatırdığı harçların toplamı 184.990,10 TL harçların, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/06/2023
Başkan …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Katip …
e-imzalıdır