Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/570 Esas
KARAR NO:2023/480
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:06/10/2021
KARAR TARİHİ:22/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; … … A.Ş. ile davalı … Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 11.02.2015 tarihinde bedeli 11.754.000 TL (asıl keşif bedeli 25.571.128,92 TL) olan “… … Tesis İşleri” sözleşmesi akdedildiğini, 11.02.2015 tarihli sözleşmede işin süresinin 210+60 gün olarak belirlendiğini, …’ un belirlenen sürelerde işe başladığını ve projenin süresi boyunca edinimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, …’un yüklenici olarak iş programına uygun olarak imalatlarını yapmasına ve sözleşmenin 43-a maddesi gereğince taraflar arasında hakedişlerin her ayın ilk 3 günü içersinde yapılacağının kararlaştırılmış olmasına rağmen, ilk hakedişten itibaren; hakediş onaylarında davalı kaynaklı gecikmeler olduğunu, davalının proje kontrollerini başta kendisinin yapmaya çalıştığını ancak bu konuda yeterli tecrübe ve donanıma sahip olmadığı için sonrasında … … A.Ş.’ni “Proje Müşaviri” olarak atadığını, hem proje müşavirliği yapan hem de projenin inşaat işlerini yüklenen bu firma ile davalı işveren arasında ilerleyen sürelerde anlaşmazlıkların baş gösterdiğini, anlaşmazlıkların sonucu olarak aralarında hukuki sürecin başladığını, proje müşaviri şirket ile anlaşmayı sonlandırmaları neticesinde davalının, kendi imkanları dahilinde bu konuda yeterli donanıma sahip olmamasına rağmen basiretli tacir sıfatını bir kenara bırakarak acemice proje yönetimine yeniden devam ettiğini, davalının bu tutumu karşısında geçen süreler zarfında hakediş aralıklarının taraflar arasındaki sözleşmede öngörülenin çok üzerinde aşıldığını, ayda 1 kez yapılması gereken hakedişlerin, yılda 2-3 hakedişe kadar düştüğünü, hakedişlerin onaylarında yaşanan davalı kaynaklı bu gecikmelerin … şirketinin, davalıdan ödemelerini zamanında alamamasına ve bunun da doğal sonucu olarak projede ilave finansman yükü ile karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, bu durumun onaylı yüklenici hakedişlerinin tarihlerinden açıkça tesbit edilebilir olduğunu, sonuç olarak projede yaşanan davalı kaynaklı olumsuz gelişmeler ve davalı şirketin kötü niyetli tutumu … … A.Ş.’ne ilave iş ve finansman maliyeti olarak yansıdığını, onaylı Hakediş kapaklarında da görüleceği üzere Asıl Keşif Bedeli 25.571.128,29 TL olmasına rağmen, …’un “Değer Mühendisliği” çalışması sonucunda, işverenin karlı malzeme alımlarını sözleşme kapsamından çıkardığını ve kendisinin satın alma yoluna gittiğini, gerçekleştirilen “Değer Mühendisliği” için %5 oranında ödeme yapılması gerekirken davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı işverenin karlı malzeme alımlarını sözleşme kapsamından çıkararak kendisinin alma yoluna giderken; malzeme dışındaki genel gider ve işçilik fiyatlarının TL bazında ve işverenin lehine durum oluşturduğu için bu birim fiyatlarının aynen geçerli kaldığını, bunların yanı sıra davalı şirketin, …’un iyi niyetini daha da suistimal ederek, sözleşme kapsamında olmayan ilave iş kalemlerini de yine sözleşme birim fiyatlarını kullanarak yükleniciye yaptırdığını, davalı şirket kaynaklı bütün olumsuzluklara rağmen …’un işi layıkıyla yerine getirdiğini ve işini 2016 yılında tamamladığını, işini tamamlamasına rağmen işveren olarak davalı şirketin, mesnetsiz bahanelerle kesin hakedişi imzalamaktan imtina ettiğini, aylarca … Grubu oyaladıktan sonra imza altına aldığını, asıl keşif bedelinin 25.571.128,29 TL olmasına rağmen …’un sözleşme kapsamında yerine getirdiği işin değeri olan hakedişlerinin karşılığında KDV dahil toplamda 17.713.965,56 TL fatura kestiğini, bunun karşılığında davalı tarafça, …’a 5.000.000 TL avans ödemesi ve 8.538.483,07 TL havale/EFT olmak üzere, toplamda 13.538.483,07 TL ödeme yapıldığını, … tarafından kesilen son hakediş faturalarından 3.244.070,32 TL, 2.764.316,31 TL’si iade edildiğini, 479.674 TL tutarındaki teşvik kapsamında olan faturaları yasal süresinde iade etmeyi ihmal ettiğini, iade edilmek istenen faturalardan hiçbirinin … tarafından kabul edilmediğini ve muhasebe kayıtlarına işlenmediğini, ayrıca davalı tarafça, yapılan her hakediş işleminden %5 oranında nakit teminat kesintisi yapılarak, toplamda 652.869,10TL’nin bloke edildiğini, …’a ödenmediğini, aradan geçen süre ve işverenden kaynaklanan gecikmeden dolayı fark alacaklarının saklı kalıp ayrıca hesaplanması gerektiğini, …’un davalıdan alacaklı olmasına rağmen hakediş onaylandıktan sonra dahi ödemesinin aylarca yapılmadığını, bunun üzerine … tarafından davalı şirkete karşı, 02.11.2018 tarihinde …. İcra Müdürlüğü’nün … İcra sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, takip kesinleştikten sonra haciz işlemi gerçekleştirilmesi üzerine davalı tarafın takip konusu alacağı, gecikme faizini ve masraflarını ödemediğini, icra işlemine itiraz ederek, …. İcra Hukuk Mahkemesi’nde … E. numaralı dosyasında verilen gerekçeli karar gereğince ödemeyi yaptıktan bir yıl sonra geri aldığını beyanlarla davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı olmakla birlikte … … A.Ş.’nin sözleşmeden ve haksız fiilden kaynaklı uğramış olduğu zarardan dolayı şimdilik 652.869,10 TL nakit blokaj alacağı ile cari hesap alacağından şimdilik 10.000 TL olmak üzere toplam 662.869,10 TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) değerindeki belirsiz alacağının ihtarname çekilen 10.05.2017 tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak, müvekkili … … Anonim Şirketi’ne ödenmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, devir/temlik yasağı itirazlarının ve husumet itirazlarının olduğunu, Sözleşmenin 70.maddesi gereği davacının dava dışı … ile imzalamış olduğu Temlik Sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve müvekkili şirket yönünden bağlayıcığının olmadığını, davacının iş bu davada taraf ehliyetinin olmadığını bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeni ile de reddi gerektiğini, davacı … … A.Ş.’nin 07/09/2018 tarihinde kurulmuş olduğunu, dava dışı …’un kendisine olan açıklanmayan borcu sebebi ile 5.896.082,74TL. bedelli alacağı 02/11/2018 tarihinde dava dışı …’tan temlik aldığını, buna ek olarak; 02.11.2018 tarihli temlik sözleşmesine konu ….İcra Müdürlüğü’ nün …. sayılı dosyasından 02.11.2018 tarihinde müvekkili şirkete herhangi bir yasal tebligat yapılmadan, sahte tebligat ile … tarafından hacze gelindiğini, müvekkili şirkete hacze gelinen tarihin 02/11/2018 olup, haciz esnasında tebligatın sahte olduğunun tespit edilip haciz zabtına geçirilmesi ile birlikte dava dışı … tarafından icra dosya alacağının davacıya aynı gün 02/11/2018 tarihinde temlik edilmesinin taraflar arasındaki muvazaalı devrin açık göstergesi olduğunu, aralarındaki muvazaanın o kadar ileri bir boyutta olduğunu, hacze gelmeden önce temliğin yapıldığı varsayıldığında bile davacıya devredilen bir alacak için hak sahibi olmadan … tarafından hacze gelinmesinin izahtan vareste olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde, …’un belirlenen sürelerde işe başladığını ve proje süresi boyunca edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini iddia ettiğini, oysa ki 11.02.2015′ te sözleşmenin imzalandığını, aynı gün yer teslimi yapıldığını, 01.04.2015 tarihinde mobilizasyonun başladığını, 01.05.2015 tarihinde mobilizasyon avans ödemesi yapıldığını, 05.06.2015 tarihinde iş başlangıcı avans ödemesi yapıldığını, fakat 24.03.2015 tarihinde iş programındaki gecikme için …’a ilk yazının yazıldığını, sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 42 gün geçmesine rağmen sözleşmenin gereği yerine getirilmediğinin taraflarından bildirildiğini, 02.04.2015 tarihinde 2.kez yazı yazıldığını ve iş programına uyulmadığının eksik ve tamamlanması gereken işlerin açıkça bildirildiğini, eksiklerin bildirildiği yazılardan açıkça görüleceği üzere, sözleşmenin imza tarihinden itibaren …’un edimlerinin hiçbirini süresinde ve gereği gibi yerine getirmediğini, davacının dilekçesinde sözleşmenin 43-a maddesi gereğince taraflar arasında geçici hakedişlerin her ayın ilk 3 günü içerisinde yapılacağının kararlaştırılmış olmasına rağmen ilk hakedişten itibaren müvekkili şirket kaynaklı gecikmeler olduğunu iddia ettiğini, dilekçesinin 4.maddesinde ve ekte yer alan yazışmalardan gecikmelerin müvekkili şirket kaynaklı olmadığının açıkça görüldüğünü, …’un müvekkili şirket tarafından onaylanmış kesin hakedişi olmadığı gibi hakedişlerin geçici kabulünün de yapılmadığını, davacının ve …’un müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile sözleşme konusu alacakların … tarafından temlik sözleşmesi ile devredildiğinden, temlik yasağına uyulmadığından davacının sözleşme gereği herhangi bir hak ve alacak talebinin olamayacağını beyan ederek dava dışı … sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğinden müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davanın öncelikle belirsiz alacak olarak açılması nedeni ile usulden reddine, devamında açıklanan nedenlerle husumet yokluğu nedeni ile reddine, açıklamalar doğrultusunda davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanağı, ….İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyası hep birlikte incelenmiştir.
… Gıda Ürünleri Fabrikası Elektrik Tesis İşleri Sözlemesi’nin dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sicil dosyası gönderilmiştir.
… İcra Müdürlüğü’ nün … esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; … … şirketi tarafından … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi … Şubesi aleyine 5.008,973,69.-TL tutarındaki toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
… İcra Hukuk Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasının incelenmesinde; … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından … … Anonim Şirketi aleyhine Şikayet (İcra Memur Muamelesi) istemli dava açıldığı, mahkeme dosyasında;”Şikayetin kabulü ile …. İcra Dairesinin … Esas sayılı takip dosyasından şikayetçi borçluya çıkarılan ödeme emri tebligatının tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 02/11/2018 tarihi olarak düzeltilmesine, düzeltilen tebliğ tarihine göre takip kesinleşmeden yapılan haciz işlemlerinin iptaline” karar verildiği görülmüştür.
… İcra Müdürlüğü’nün … sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde ise; … … Anonim Şirketi tarafından … aleyhine 24.500,00.-TL tutarındaki toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
30/09/2022 tarihli celsede dinlenen Davalı Tanığı … beyanında:” … Gıda’da inşaat mühendisiyim, sürecin başından beri olaylara vakıfım, teknik satın alma ve proje yöneticisiyim, … Gıda İle … şirketi arasında elektrik tesisat işleri hususunda bir anlaşma yapılmıştı, … şirketinin yapılan işlerde eksiklikleri mevcuttu, bizde kendileri ile gerekli tüm yazışmaları yaptık, proje yönetimi olarak kendilerine bu olumsuzluklardan bahsederek ve birkaç tavsiye vererek, örneğin işçi sayısının artırılması, malzeme tedarik sürecinin öne geçirilmesi gibi, ancak bu eksiklikler giderilmedi, geçici kabul yapılacağı esnada eksiklikler devam ediyordu, aynı zamanda yapılacak iş hakkında 107 günlük bir gecikme söz konusuydu, kendileri bu eksikleri gidermedikleri için firmamızı mağdur etmişlerdir, eksikler … Şirketinin elektrik tesisatı ile yüklenmiş olduğu edilimlerdi, proje yönetiminde … ile Proplan firmaları bulunuyordu, önce … ile proje yönetimi yapılıyordu, kendisi devam ederken mütehaatlik işlerinin yapımı için ayrıldı ve Proplan şirketi de proje yönetimine dahil oldu, yaklaşık 6 ay boyunca bu 2 firma beraber bu işi yürütürken, sonrasında … proje yönetiminden ayrılmıştı, ancak … ayrılırken kendisinde varolan bütün projeleri, bilgi ve belgeleri Proplan’a teslim etmiştir, asla proje yönetimi ile alakalı bir aksaklık meydana gelmemiştir.” yönünde,
21/11/2022 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı … beyanında: ” Ben … Grubun yönetim kurulu başkanıyım, her iki taraf ile de iş ilişkim olduğu için davacı ve davalı şirketi biliyorum, … Şirketi … Gıdaya ait … fabrikasında 2015-16-17-18 yıllarında elektrik işi yaptım, işe 2016 yılında başladık, işin bitimi 2018 yılına sarktı, çünkü o tarihte elimizde bir çok şantiye vardı, sözleşmeye göre bitirme tarihi 1 yıldı, ancak mal sahibinin proje yönetimi verdiği firma ile ilişkisi iyi olmadığı için bizim işimiz gecikti, bizim işimizin gecikmesinin tek sebebi … ile … proje firması arasındaki iş anlaşmazlığı idi, gecikme bize de zarar verdi, iş yerinin zamanında bize teslim edilmemesi ve işin gecikmesi sebebi ile biz şikayetçi olduk, malzemelerin bir kısmını biz bir kısmını da iş veren tedarik etti, iş verenin tedarik ettiği malzemelerde gecikme yaşandı, işin toplam bedeli 25 milyon TL idi, bize 15 milyon TL civarında ödeme yapıldı, kalan miktar henüz ödenmedi, yaptığımız işte eksik veya ayıplı bir iş yoktur, bize herhangi bir eksik veya ayıp bildiriminde bulunmadılar, hatta fazladan iş verdiler biz onları da yaptık, 3 milyon TL ye yakın imzaladıkları hakkediş bulunmaktadır, imzalanmayan da 5 milyon TL hakkediş bulunmaktadır, biz de iş yapıldıktan sonra hakkediş düzenlenir, biz iş yaptıktan sonra iş veren kontrollerini yaptıktan sonra hakkedişleri imzalar, biz firmayı çalışır vaziyette teslim ettik, tüm makineler kurulu ve çalışır vaziyette idi testleri yapılıyordu, başka bir firmaya işin tamamlatıldığını duymadım, firma içinde çalışanlardan duyduğumuz kadarı ile … firması imzalamadıkları hakkedişlere ilişkin bu tür ödemeleri gelenek haline getirmişlerdir, biz … İnşaat ile aramızdaki iş ilişkisinden kaynaklanan borcumuza karşılık bu alacağımızın temlik etmiştik, biz … ile yaptığımız anlaşmada temlik edilemezlik şartı sözleşmeye koymadık.” şeklinde,
12/04/2023 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı … beyanında: ” Ben … grubun usta başıyım. Dava konusu … fabrikasında elektrik işlerin çalıştım. İşe tam olarak hangi tarihte başlandığını ve işin hangi tarihte bitirildiğini hatırlamıyorum, 1,5-2 yıl arası iş sürdü. İşin gecikmesi söz konusu değildir. Bizi denetleyen iki tane firma vardı. Yapılan işte herhangi bir eksiklik veya ayıp yoktu. Tüm sistem hazır ve çalışır bir şekilde bırakıldı. Hatta makineleri bile biz bağladık. Biz istedikçe malzeme geliyordu. Malzeme tedarikinde herhangi bir gecikme yaşanmadı. Düzenlenen hak edişler ile ilgili bir bilgim yoktur. Ancak duyduklarımı söyleyebilirim. Hakkedişler düzenlendikten sonra … Plus Şirketi tarafından denetleme yapılıyordu. Son zamanlarda hakkedişler eksiklikler olduğu gerekçesi ile ödenmiyordu. Biz eksiklikleri gidermemize rağmen hakkedişlerin tamamı ödenmiyordu. Son zamanlarda şirketin hakkediş alacağı birikmişti. Biz işimiz olmamasına rağmen makineleri bağlanmasında da yardımcı oluyorduk. Başka bir firma tarafından yaptığımız elektrik işlerinin tamamlandığını ya da düzeltildiğini, duymadık. Biz işimizi belirlenen tarihte bitirmiştik. Ancak davalı firmanın makineleri zamanında gelmediği için uzatma oldu. 8-10 kişilik ekibimiz fabrikada bekledi. Bu bekleme 6-7 ay sürdü.” şeklinde,
Yine davacı tanığı … beyanında: “Ben … grubun mali işlerine bakıyordum. … fabrikası elektrik işleri ile ilgili bilgim … firmasında çalışmamdan dolayıdır. İş 2014-15-16 yıllarında devam etti. Proje uzun sürdü. Sözleşmede belirtilen süreden daha uzun sürmesinin nedeni iş veren davalı firmanın ana inşaat firması ile anlaşamaması sebebi ile ana inşaat firmasının değiştirilmesi idi. Daha sonra değiştirilen firma ile de anlaşamadılar. Projede davalının isteği ile revizyon ve değişiklik yapılıyordu. İş artışları oluyordu. … grupta bu değişiklikleri kabul ederek işleri yapıyordu. Hakkedişlerde bu değişiklikler görülmektedir. Hakkedişlerin ödenmelerinde sıkıntılar oluyordu. Davalı firma faturaları geç kestiriyordu. Hakkedişlere onay vermiyordu. Hakkedişlerin onaylanmasına rağmen patronlar burada yok gibi söylemler ile faturaları kestirmiyorlardı. Ara hakkedişlerde onaylama aşamasında eksiklikler olduğunu söylüyorlardı. Son hakkedişte taraflar bedelde mutabık kalmasına ve hakkedişin imzalanmasına rağmen fatura kestirmediler. Kesin hakkedişte bütün kesintiler yapılmıştır. Son hakkedişte mühendis olan proje müdürü … ve … hakkedişlere imzalamasına rağmen davalı firma patronlar burada yok gibi gerekçeler ile fatura kestirmediler. … yapmadığı işler için hakkediş düzenlemedi. Erken düzenlenen hakkedişte yoktu. Hatta fazladan yapılan işlere ilişkin hakkedişler sonradan çıkarıldı. … grupta buna onay verdi.” yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Taraf vekillerince tanık anlatımlarına karşı beyan dilekçeleri sunulmuştur.
Taraflar arasındaki ihtilafın; Dava dışı … İnşaat San. Ve Tic. A.Ş ile davalı … arasında imzalanan 11/02/2015 tarihli … … Tesis işleri sözleşmesi gereğince alacağı temlik aldığı iddiasında bulunan davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin 70. Maddesinin temlik sözleşmesine uygulanıp uygulanamayacağı dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava dışı …’un işleri zamanında ve eksiksiz yerine getirip getirmediği hususlarında toplandığı saptanmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, celp edilen dosyalar ve tüm dosya içeriği birlikte incelenip değerlendirildiğinde; dava konusu sözleşme dava dışı … A.Ş. ile davalı arasında 11/02/2015 tarihinde akdedilmiştir. Sözleşme konusu iş, davalının … fabrikası elektrik işlerine ilişkindir. Davacı ise, dava dışı … A.Ş.’nin bu sözleşmeden doğan alacağını 02/11/2018 tarihli temlik sözleşmesiyle devraldığını ileri sürmüştür.
Alacağın devri TBK md. 183 vd.’da düzenlenmiştir. Buna göre, Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızası aranmadan alacağın devri mümkündür. Alacağın devri ile devreden kişinin alacaklı sıfatının yanında davacı sıfatı da devralana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden doğan yetkilerini kullanabilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekil koşuluna bağlıdır. Borçlu ile alacaklı arasında alacağın devredilmeyeceği kararlaştırılabilir. Bu husus TBK md. 183/2’de “Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.” şeklinde düzenlenen madde yorumundan anlaşılmaktadır. Dolayısıyla alacağı devralan kişinin, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olması zorunludur.
Yargıtay HGK’nun 2018/(15)6-565 Esas ve 2021/1464 Karar sayılı ilamında alacağın iradi devrinin şartları “Alacağın iradî devrinde (sözleşmeye dayanan devir); bu devrin geçerli olabilmesi için sözleşmenin taraflarının fiil ve tasarruf ehliyetinin bulunması, geçerli bir sözleşmenin olması, alacaklı ile üçüncü kişi arasında TBK’nın 184. maddesi gereğince yazılı devir sözleşmesinin yapılması, devredilen alacak hakkının mevcut olması ve devir engeli bulunmaması koşullarının gerçekleşmiş olması gereklidir.” şeklinde belirtilmiştir. Sözleşmede bulunan devir yasağına rağmen alacağın devredilmesi durumunda borçlu, devralana devir yasağı savunmasını ileri sürebilir. Yine aynı kararda bu husus “Tarafların borç ilişkisinden doğan alacağın başkasına devredilmesini yasaklaması hâlinde sözleşmeden kaynaklanan “akdî devir yasağı” söz konusudur. Sözleşmede kararlaştırılan devir yasağına rağmen alacak temlik edilmiş ise; yapılan devir nedeniyle alacağı devralan üçüncü kişi, borçluya başvuramaz. Bu durumda borçlu, alacağı devredene karşı akdî devir yasağı savunmasında bulunabilir.” şeklinde açıklanmıştır. TBK md. 183/2 bu devir yasağının istisnası niteliğindedir. Zira devir yasağına rağmen devir yasağı içermeyen, yazılı bir borç tanımasına güvenen devralanın, alacağından devrinden doğan haklarının korunması gerekir. Devralanın bu maddeden faydalanabilmesi için iyi niyetli olarak devir yasağından haberdar olmaması gerekir.
HMK md. 125 dava konusunun devrini düzenlemektedir. Devir yasağına rağmen alacağın devredilmesi halinde, HMK md. 125 uyarınca usulden doğan haklar kullanılabilir ise de, maddi hukuk anlamında ileri sürülebilecek bir alacağın varlığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, dava dışı … ile davalı arasındaki sözleşmenin 70. maddesinde devir yasağı kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından cevap dilekçesi ile birlikte devir yasağı savunması ileri sürülmüştür. Devir yasağının sözleşmede yazılı olarak kararlaştırıldığı gözetilerek, devralan davacının devir yasağından iyi niyetli olarak haberdar olmadığı söylenemez. Dolayısıyla yukarıda açıklanan TBK md. 183/2 madde ve fıkra hükmünün somut olayda uygulanması mümkün değildir. Davalının, davacı ile dava dışı devreden arasındaki temlik sözleşmesine sonradan onay verdiğine dair bilgi ve belge de dosyaya sunulmamıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle sözleşmede kararlaştırılan devir yasağı nedeniyle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:… sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan …ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın reddine karar verildiği de dikkate alınarak davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 11.320,15.-TL’nin mahsubu ile fazla yatırılan 11.140,25.-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın usulden reddine karar verildiği anlaşıldığından maktu 9.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/06/2023
Başkan …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Üye …
e-imzalıdır
Katip …
e-imzalıdır