Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1037 Esas
KARAR NO : 2023/395
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/12/2022
KARAR TARİHİ : 24/05/2023
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan 23/12/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile davalı firma arasında, 23.07.2018 tarihinde davalı yana ait —– Projesi inşaatı kapsamında—– blok hariç diğer bloklarının ve natamam olarak dükkanların elektrik işlerinin yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, akabinde14.01.2019 tarihinde —- Blok ve —— Blok sosyal tesislerinin elektrik işlerinin de yapılması hususunda ayrıca bir sözleşme daha akdedildiğini, müvekkili gerek ilk sözleşmeye gerekse ikinci sözleşmeye istinaden üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirerek sözleşme konusu işleri 07.12.2019 tarihinde davalıya teslim ettiğini, taraflarca 07.12.2019 tarihinde ”Mutabakatname ve İbraname” adlı kabul tutanağı imzalandığını, iş bu kabul tutanağında —– ile —- için aralarında akdedilen; 23/07/2018 tarihli elektrik İşleri Sözleşmesi ve 14/01/2019 tarihli — Blok ve —- Blok Sosyal Tesis Elektrik İşleri Sözleşmesi ve bu sözleşmelere yapılan ek sözleşmeler ile ek işlerin-siparişlerin tümü gereği ifası gereken tüm işleri yapmış ve —— teslim etmiştir.” şeklinde tutanak tutularak şirket yetkililerince imza altına alındığını, müvekkilinin davalı ile imzaladığı sözleşmeler ile yüklendiği tüm borçlarını zamanında, gereği gibi, kusursuz ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkilinin borçlarını ifa ederken ve sözleşmelerin gereğini yerine getirirken hiçbir kusurlu davranışta bulunmadığını, davalıyı hiçbir biçimde zarara uğratmadığını, sözleşme hükümlerini ihlal etmediğini, hiçbir biçimde temerrüde düşmemiş ticari ahlaka ve iyi niyet kurallarına davranışta bulunmadığını, davalı şirketin borçlarının bir kısmını yerine getirmediğini, sözleşme hükümlerine uygun hareket etmediğini, ticari ahlaka ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğunu, davalının müvekkiline bedel ödeme borcunu gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkile ödemesi gereken 158.553,18 TL cari hesap bakiye borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin gerçekleştirdiği imalatlara karşılık olarak davalının ödemesi gereken bedeli ödememesinin hiçbir haklı ve hukuki dayanağı bulunmadığını, bu güne kadar davalı tarafından müvekkiline hiçbir haklı ve hukuki gerekçe de sunulmadığını, davalının yalnızca resmi olmayan yollar ile gerekçesiz olarak müvekkilinin sözleşme hükümlerine uymadığını ileri sürdüğünü, dayanaksız olarak borcu ödemekten kaçındığını, davalı taraf kötü niyetli olarak söz konusu projedeki eksik işlerin tamamlanabilmesi için gerekli bedelin tespiti adına haksız ve kötü niyetli olarak —— Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —— esas sayılı davasını ikame ettiğini, davalı müvekkili şirkete icra takibindeki miktar kadar borçlu olup alacaklı çıkmak adına ve müvekkili şirkete rücu etme imkanı olmayan gerekçesiz sebeplerle söz konusu hukuka aykırı davayı yönelttiğini, davalının işi teslim aldıktan sonra eseri gözden geçirdiğini ve işi kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından hak ediş talep edildiğinde ise hak edişin ödenmemesine bahane olarak ayıp ve eksik iş iddiasında bulunduğunu, hak edişini ödemekten kaçındığını, kasıtlı olarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalı şirketin, tıpkı müvekkil şirketi olduğu gibi ——-projesinde beraber iş yaptığı diğer taşeron firmaları da mağdur ettiğini, dava konusu takibin başlatıldığı tarih itibari ile müvekkiline 158.553,18 TL tutarında borçlu durumda olduğunu, davalının haksız yere ödemekten kaçındığı alacakların tahsili için—–. İcra Müdürlüğünün—— sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak borçlu vekili 12/04/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile borca itiraz ettiğini, haksız itirazın iptali ile itirazın kötü niyetli yapılması ve alacağın likit olması sebebi ile davalı şirketin alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili tarafından sunulan 23/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 2004 sayılı icra iflas kanununun 67/1 hükmü gereğince itirazın iptali davasının itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması gereken takip hukukuna dayalı bir dava olduğunu, itirazın alacaklıya tebliğ edilip edilmediğinin icra dairesinden sorulmasını, kanunun sarih hükmüne aykırı olacak şekilde tebliği olmaksızın davanın ikamesi halinde ise usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı yanca başlatılan takipte yalnızca borç miktarının belirtildiğini, ancak borcun ispatına yönelik olarak herhangi bir belgenin takip dosyasına eklenmediğini, bu sebeple takip talebinde dayanılmayan belgelere itirazın iptali davasında dayanılması Yerleşik Yargıtay ve HKG kararları gereği mümkün olmadığını, ispat yükü davacıda olan itirazın iptali davasında alacak hakkında herhangi bir yazılı belge bulunmadığını, miktar itibariyle de tanıkla ispatlanamayacağı ve tanık dinlenmesine de muvafakatinin olmadığını, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takip talebinde her ne kadar ” cari hesaptan kaynaklanan ” borç deyimine yer verilmişse de müvekkili ile davacı arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığını, davacının kendi kayıtlarına kaydettiği açık bir hesabın mevcut olabileceğini, müstekar Yargıtay İçtihatları gereği arada bir cari hesap mevzubahis olmadığından alacağın hangi kalemlerden kaynaklandığı tek tek somutlaştırılmasını, ancak davacı yanca yalnızca cari hesap dendiği ve bedel belirtildiği için HMK 190.madde gereği somutlaştırma yükümü yerine getirilmediğini, talep edilen alacağın ilişkin olduğu kalemlerin açıklattırılmasını aksi takdirde usulden ret kararı verilmesini, davacı ile müvekkili arasında 23.07.2018 ve 14.01.2019 tarihli —– Sitesi bir kısım elektrik işlerinin yapımı hususunda sözleşmeler akdedildiğini ancak karşı yanca anahtar teslim olgusu hilafına sözleşme konusu ürünlerin eksik ve ayıplı olarak ifa edildiğini, diğer yandan dava dilekçesinde dayanılan 07.12.2019 tarihli protokolün ise kesinlikle tam mutabakat ve ibraname amacı taşımadığını tek maksadının o ana kadar yapılan işlerin teslim alındığının bildirilmesi ve mali durumunun ortaya çıkarılması olduğunu, bu protokolün kesin kabul tutanağı olarak akdedilmesinin kötüniyet göstergesi olduğunu,—–. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin —— esas sayılı dosyasında dava ikame edildiğini ancak mahkemenin hukuka aykırı olarak davanın reddi yönünde hüküm verdiğini, bu hükmün süre tutumlu olarak istinaf edildiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin yersiz olduğunu, yargılamayı gerektiren bir alacak olarak kesinleşmemiş yargı süreci mevcut olduğunu, müvekkili şirketin—- önde gelen şirketlerinden olduğunu mal kaçırma kastının olmayacağını, ticaret sicilde kayıtlı merkezinde ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu 165.000.000 TL sermayeye sahip uluslararası faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, verilebilecek bir ihtiyati tedbir kararının Müvekkil’in tüm faaliyetlerini tehlikeye düşürecek olup telafisi imkansız zararlara yol açacağını, davacı ile yalnızca elektrik işleri yönünden sözleşmesel ilişki bulunup sözleşme değeri 5.164. 961,74 TL olduğunu, bu bedelin davacıya ödenmiş, davanın usul ve esastan reddi ile yargı giderleri, vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 28/04/2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.Davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 28/04/2023 tarihli dilekçe davacı tarafın feragatini kabul ettiklerini yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.Davacı vekili ve davalı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinden vekillerin feragat yetkilerinin olduğu anlaşılmıştır.Feragat 6100 sayılı HMK nun 307. Vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yasada feragatin dilekçe ile de yapılabileceği, feragatin hüküm ifade etmesinin karşı taraf ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayacağı belirtildikten başka HMK 311. Maddesinde feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağına yer verilmiştir. Feragatin varlığı nedeniyle, davanın feragat nedeniyle reddine dair takdiren aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle reddine,
2-Tarafların karşılıklı yargıma gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gerekli 179,90 TL harcın başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.914,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.735,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.560,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,Dair karar, davalı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde —–Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.