Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2021/539 Esas
KARAR NO:2023/446
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 02/09/2021
KARAR TARİHİ: 09/05/2023
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili —- harç tarihli dava dilekçesinde özetle; — tarhinde ——-bedelli toplam – adet fatura düzenlendiğini,Fatura toplamlarının —– olduğu ,borçlu şirketin —tarihinde müvekklilinin fatura alacağına mahsuben müvekkil banka hesabına — ödeme yaptığını. Kalan —-alacağın ödenmediğini. Davalı borçlu şirkete karşı müvekkilin alacağının tahsili amacıyle alacak davası öncesinde dava şartı arabuluculuk kapsamında —– —–sayılı dosya ile başvuruda bulunulduğunu ,görüşme neticesinin anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile ,Müvekkilinin davalı şirkete vermiş olduğu nakliye hizmeti karşılığında ödenmeyen bedelin tahsil amacıyle davalı şirket Unvanına düzenlenen —— fatura alacağının faturaların düzenleme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesi talep edilmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, açık hesap ilişkisine dayalı alacak davasıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK’nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ”Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır”.TTK’nın 21/2.(6762 sayılı TTK’nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı ——–dikkate alındığında her iki tarafın da kabulündedir.
Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir.Yukarıda yer alan bölümde alacağa konu açık hesap ilişkisi ve faturanın delil niteliğine ilişkin açıklamalar yaptıktan sonra eldeki dosyada yer alan uyuşmazlığa konu maddi olaya bakıldığında davacı tarafından davalıya sunulan hizmete yönelik ispat yükü üzerinde olan davacı taraf ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde dava konusu alacağın varlığına yönelik davacı kayıtlarında peşin tahsilat olarak kaydedilmesi sebebiyle aleyhe delil oluşturduğu bu haliyle davalı ticari defterleri ile lehe delil anlamında birbirini doğrulamayacağından davacı tarafın ticari defter ve belgeler ile alacağını ispatlayamadığı bununla birlikte davacı yana delillerinde açıkça dayanmış olduğu yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı yanca sunulan yemin teklifi sonrası mahkememizce yemin konusunun(sorusu) davalı şirket tüzel kişisine usulüne uygun bir şekilde tebliğine rağmen davalı şirket yetkilisinin herhangi bir mazeret bildirmeksizin duruşma da hazır olmayarak yemine konu vakıayı ikrar etmiş sayıldığından davacının iddiasını kanıtladığı anlaşılmakla davanın 12.576,00 TL üzerinden kabulüne dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.Davalı tarafın dava öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair bir tespit olmadığından dava tarihinden itibaren avans faize hükmedilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 12.576,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 859,06 TL harçtan, peşin yatırılan 214,77 TL harcın düşümü ile geri kalan 644,29 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 214,77 TL Peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı 700,00 TL bilirkişi ücreti ve 393,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.367,07 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ye göre 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6- 1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair;6100 Sayılı HMK’nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/05/2023